DÜNYA GÜNDEM

23 Haziran İstanbul seçimleri için uluslararası yorumcular ne dedi?

Imamoğlu, photo credit Dilara Açıkgöz
Imamoğlu, photo credit Dilara Açıkgöz

31 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’nun kazanması sonrası iptal edilen Istanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin 23 Haziran’da tekrarlanması ve İmamoğlu’nun 800 bin oy farkla seçimi yeniden kazanması tüm dünyada yankı buldu. Uluslararası basında geniş yer alan seçimlere dair yorumda bulunan uzmanlar da muhalefet ittifakının başarısını, yoğunluklu bir biçimde ‘AKP genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük mağlubiyeti’ şeklinde niteledi.

#dokuz8/Gürkan Özturan

23 Haziran Pazar günü 9 milyona yakın yurttaşın oy kullandığı yenilenen Istanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde Millet İttifakı adına CHP tarafından aday gösterilen ve HDP tarafından da desteklenen Ekrem İmamoğlu iktidardaki AKP tarafından Cumhur İttifakı adına aday gösterilen rakibi Binali Yıldırım’dan 806 bin 426 oy daha fazla alarak Avrupa’nın en büyük kenti olan Istanbul’un tarihindeki en yüksek oy oranıyla seçilmiş başkanı oldu.

NORVEÇ PEN

Norveç PEN,
Kjersti Løken Stavrum

Norveç PEN başkanı Kjersti Løken Stavrum dokuz8haber için yaptığı açıklamada, “sonuçlar Erdoğan için siyasi değişiklikler yapma gerekliliğini gözler önüne seriyor fakat seçmenlerin mesajının anlaşılıp bu konuda adım atılacak mı bunu bilemiyoruz. Türkiye’den beklentiler konusunda dikkat etmek gerekli; beklenmedik bir çok şey olabiliyor. Benim şahsi beklentim bir önceki sonuçların az üzerinde bir fark olmasıydı fakat böylesi bir sonucu beklemiyordum. Sonuçlara bakarak tahminim Erdoğan’ın, Ekrem İmamoğlu’nun itidalli sesini dinleyerek, çıkan sonucu herkes için daha çok şey vaat eden ve hukukun üstünlüğünü temel alan bir yaklaşım sergilemesinin en mantıklısı olacağını söyleyebilirim. Fakat son birkaç yıldır gözlemlediğimiz gelişmeler ışığında, seçim sonuçlarına dair bir intikam ve öç alma girişimi olmasına dair de çekincelerimiz yok değil” açıklamasında bulundu.

ULUSLARARASI BASIN ENSTİTÜSÜ

IPI / Scott Griffen

Uluslararası Basın Enstitüsü IPI Direktör yardımcısı Scott Griffen da dokuz8haber için seçim sonucuna dair değerlendirmelerde bulundu, “İstanbul seçimleri, Mart’taki seçim sonucu ve anketlerin gösterdiği sonuçlar dikkate alındığında beklenilen bir sonuçtu. Ancak, ülkedeki medyanın yüzde 90’ının tek parti kontrolünde olduğu göz önünde bulundurulduğunda ve halkın adaylar hakkında dengeli ve eleştirel bilgiye erişiminin son derece kısıtlı olduğu düşünülünce ise sonuç bir hayli şaşırtıcı. Bu anlamda 23 Haziran sonucu, ana akım medyanın neredeyse tamamının kontrol altında olduğu bir ortamda, hem İstanbul seçmeninin değişim için olan arzusunu hem de yeni haber platformları ve dijital medyanın kamuoyunun oluşumunda etkin rol oynamayı başardığının göstergesi.Umuyoruz ki, bu sonuç Türkiye gazetecilerinin geniş devlet baskısının altında cesaretlenmeleri için bir fırsat, aynı zamanda ülkedeki uzun zamandır süregelen korku ortamında bir rahatlama imkanı doğuracak. Seçim sonucu ayrıca var olan bağımsız medyanın çok önemli ve kritik olan halka çoğulcu haber ve bilgi akışını sağlama görevini sürdürmesi için de yüreklendirecektir.”

AVRUPA BASIN VE MEDYA ÖZGÜRLÜĞÜ MERKEZİ

Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi ECPMF‘den dokuz8haber için yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Basın özgürlüğü ve hukukun üstünlüğünü hedef alan tüm baskılara rağmen, yenilenen Istanbul seçimleri sonuçlarında demokrasi adına Türkiye’den olumlu bir mesaj yayıldı. Fakat bu olumlu görünüme rağmen unutmamamız gereken bir şey var ki halen cezaevinde bulunan 140’ın üzerinde gazeteci var ve ‘cumhurbaşkanına hakaret’ ve ‘terör propagandası’ gibi gerekçelerle yüzlerce habercinin davaları halen devam ediyor. Umuyoruz ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, gücünü kanıtlamak için basına karşı daha da kısıtlayıcı adımlar atmaz. Türkiye’den beklentimiz olumlu bir anlamda değişimdir.”

GAZETECİ ADAM KLASFELD

Courthouse News / Adam Klasfeld

Geçtiğimiz iki yıl içerisinde Reza Zarrab davasını takibi ile Türkiye’de bilinirliğini büyük oranda artırmış olan gazeteci Adam Klasfeld, dokuz8haber’e yaptığı açıklamada “gazeteciler şayet bir şeyi savunacaksa, bu demokrasidir. Demokrasi olmadan yaptığımız iş aksak kalır. Bizler gazeteciler olarak seçmenlerin bilgiye dayalı kararlar vermesi için ve yetkililerin de yaptıkları sonucunda sorumlu olması için çaba sarfederiz. Bunun haricinde ise farklı seslerin yayılmasının önünü açmaya çalışırız. 23 Haziran’da Istanbullu seçmenler Türkiye’de demokrasinin halen oldukça canlı olduğunu ve yurttaşlar, hükümetin kendilerine bir dayatmada bulunmasını kabul etmeyeceklerini gösterdiler. 24-25 Haziran tarihlerindeki Gezi Davası’ndaki 16 kişi ise demokrasi için mücadelenin halen tükenmediğini gözler önüne seriyor.

İSVEÇ SAVUNMA ARAŞTIRMALARI AJANSI

 

FOI / Bitte Hammargren

İsveç Savunma Araştırmaları Ajansı araştırmacısı Bitte Hammargren, Istanbul seçimleriyle ilgili olarak dokuz8haber’e şu açıklamayı yaptı: “bu sonuçlar Türkiye’de siyasi hayatın Haziran 2018’deki meclis ve başkanlık seçimlerinden çok daha renkli olduğunu gösteriyor. Muhalefet AKP karşısında birleşerek zafer kazanmak adına yeni bir strateji buldular ve Kürtler de ‘iktidar belirleyen’ rolü üstlendi. İmamoğlu’nun ayrıştırmacılıktan uzak duruşu, Türkiye’de siyasete uzun zamandır beklenen o taze havayı estirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim sonuçları ardından bir intikam planı yapmayı isteyebilir; fakat kendisinin ‘dünün lideri’ olarak anılmasını sağlar bu. Ayrıca seçimin hemen ardından Türk Lirasının değer kazanması da sonuçların dünyada olumlu kabul gördüğünü gösteriyor. Şu an ben de dahil bir çok kişinin merak ettiği konu, AKP’li önceki dönem Ekonomi Bakanı Ali Babacan ve diğer AKPlilerin yeni bir siyasi parti kurup kurmayacağı. Böyle bir gelişme olursa, siyasi hayat çok daha renkli bir hal alır. Hukukun üstünlüğü konusunda kısa vadede çok olumlu sonuçlar beklemesem de, uzun vadede umudu yitirmek için bir neden görmüyorum. İmamoğlu’nun muhafazakar seçmenlerin yoğun yaşadığı Eyüp ve Fatih gibi semtlerde dahi birinci çıkması şaşırtıcıydı; fakat bir yandan da 31 Mart’ta kendisine oy vermeye çekinen insanları adaletsizlik karşısında mağdur edilmesi üzerinden arkasında toplamayı başardı.”

DR. LISEL HINTZ

Johns Hopkins SAIS / Dr. Lisel Hintz

Johns Hopkins Üniversitesi, İleri Düzey Uluslararası Çalışmalar bölümü Uluslararası İlişkiler Profesörü Dr. Lisel Hintz, 23 Haziran Istanbul seçimini dokuz8haber için değerlendirdi, “Istanbul’da İmamoğlu’nun ikinci zaferinin önemi birçok nedenle hafife alınmamalı. Öncelikle bu zor koşullar altında birleşebilmiş olan muhalefetin büyük payı var. Siyasi söylemde ise İmamoğlu, uzun zamandır ihtiyaç duyulan değişimi getirdi; ayrıştırıcı kutuplaşma yerine birleştiriciliğin gücüne vurgu yaptı. Bu iyimser ve yumuşak sesli CHP adayı karşısında, Erdoğan’ın daima kullandığı kimlik siyaseti çöküşe uğradı. Muharrem İnce’nin aksine, İmamoğlu Erdoğan’ın uzağına düşmedi. Ayrıca 31 Mart gecesi medyanın önünden ayrılmamış olması da AKP’nin erken saatte zafer ilan etmesini boşa çıkardı. Ayrıca geleneksel olarak CHP’ye uzak duran Kürt seçmeni de yine İmamoğlu’nun birleştirici yapısı harekete geçirdi. Öcalan’ın son dakikada açıklanan mektubuna rağmen, Kürtlerin İmamoğlu oyları ya aynı kaldı ya da daha da arttı. Fakat tüm bunlar olurken, Erdoğan’ın bu seçimin sonuçlarına tepkilerini de görmemiz gerekecek. Istanbul Erdoğan için yalnızca siyasi hayatının başladığı yer değil aynı zamanda son on yılda rant sağlayarak kendisine seçim desteği bulduğu kent aynı zamanda. Tekrar seçim sürecinde gördüğümüz şekilde, kolay kolay vermek istemedi. Bu noktada İmamoğlu’nun belediye başkanlığı sürecinde bütçesinin kesilmesi gibi kısıtlayıcı bir önleme maruz kalıp kalmayacağı, veya yerine bir kayyum atanıp atanmayacağını bekleyip görmemiz gerekiyor. Türkiye’nin imajının bu seçim üzerinden düzeldiğine dair söylemler hoşumuza gitse bile, demokrasiye dönüş olmuştur demek için çok erken. Muhalefet zor kazanılmış bu zaferin tadını çıkarmalı; fakat Türkiye’ye dair uluslararası camianın ne şekilde yaklaşacağını AKP’nin seçim sonuçlarına tepkisi belirleyecek. Bugünkü Gezi Davası’nda hakim karşısına çıkan demokrasi ve insan hakları savunucularına yöneltilen absürt suçlamalar, demokrasi adına gidilecek çok uzun bir yol olduğunu gösteriyor.”

İSRAİL ULUSAL GÜVENLİK ÇALIŞMALARI ENSTİTÜSÜ

INSS / Dr. Gallia Lindenstrauss

Israil’de faaliyet gösteren Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü INSS araştırmacılarından Dr. Gallia Lindenstrauss, dokuz8haber’e yaptığı seçim değerlendirmesinde şunları söyledi: “Mart ayında gerçekleştirilen seçime kıyasla gözalıcı bir zafer görünümü veriyor 23 Haziran. Yüzde 1’in altında bir farkla kazanılan seçimi tekrar ettirip yüze 10’a yaklaşan bir farkla kaybetmek AKP açısından büyük bir hataydı. Şu anki sonuçları 2015 Haziran seçimleri sonrasında olanlara bakınca, Erdoğan’ın sonuçları nasıl lehine çevirebileceğini planladığını düşündüm. Fakat bir plan vardıysa da bariz bir şekilde görülüyor ki, bu işe yaramadı. Kısa vadede bu seçim sonucunun Türkiye’nin dünyadaki imajına olumlu bir etki sağladığı açık. Uzun vadede ise uluslararası sistemin bir çok aktörüne göre revizyonist olarak nitelenen Türk dış politikasının ne kadar ılımlı bir değişim yaşayacağı, Ekrem İmamoğlu’nun başlattığı olumlu kampanya ile yerel seçimlerin ulusal siyasete ne kadar etki edebileceğine bağlı olacak.”

İSKANDİNAVYA’DA ‘DEMOKRASİ ZAFERİ’ YORUMLARI

İsveç devlet yayın organı SVT, seçim haberini “muhalefetin zaferi” başlığıyla verirken, Norveç devlet yayıncısı NRK‘da ise “seçmenler demokrasinin son kırıntısını kurtardı” manşetiyle duyurdu. Norveç’te yayınlanan günlük gazete KlasseKampen‘de seçim sonuçları “Erdoğan Istanbul’u kaybetti” başlığıyla haberleştirilirken, haberin detayında iktidardaki AKP’nin yerel seçimlerin ardından Türkiye’nin en büyük metropollerini kaybetmesine dikkat çekiliyor.

Danimarka’nın önde gelen yayın kuruluşlarından Berlingske‘de Istanbul seçimlerine dair yayınlanan haberde “Erdoğan Istanbul’da sonucu değiştirebileceğini düşündü; neyse ki büyük hata yaptı” başlığı kullanıldı. Haberin detayında, son yıllarda muhalefet, sivil toplum ve medya alanında artan baskılara rağmen Istanbulluların demokratik ilkelere sahip çıktığına vurgu yapıldı. Ayrıca haberde, Istanbul seçimlerinin Türkiye’de daha derinlikli demokratik gelişmeler görmek isteyen herkese umut aşıladığı da belirtildi.

YUNAN MEDYASI: ‘İMAMOĞLU ZAFERİ’

Yunanistan’ın en çok okunan gazetelerinden Kathimerini, Istanbul seçimleri sonrası yayınlanan ilk sayısında “İmamoğlu’nun zaferi ardından Erdoğan zorda” başlığıyla sonuçları haberleştirdi. Yine Yunanistan’da Ta New gazetesinin manşeti ise “Istanbul’da İmamoğlu’nun zaferi, Erdoğan için sonun başlangıcı” oldu. Bir diğer Yunan gazetesi Ethnos, seçim sonuçlarını İmamoğlu’nun bir zafer fotoğrafıyla verirken, “Erdoğan için yerelde çöküş, Istanbul’da ikinci defa yenildi” başlığını kullandı. Efimeritha ton Syntakton‘da ise “Istanbul için Ekrem İmamoğlu zaferi; Erdoğan içinse küçük düşürücü mağlubiyet” kullanılırken, Eleftheros Typos gazetesi İmamoğlu fotoğrafının yanına “Erdoğan’a tokat gibi sonuç” başlığını kullandı.

ABD

ABD’de yayın yapan New York Times‘da yayınlanan makalede “Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Istanbul seçimlerinde büyük kayıp yaşadı” başlığı kullanılırken, makalenin içeriğinde ise buna sebep olarak hızla artan işsizlik ve enflasyon gösterildi. Ayrıca, makalede göze çarpan bir diğer kısım ise, seçim güvenliği için iki tarafın da aldığı geniş önlemler ve haftalar boyunca yaptıkları hazırlıklar oldu.

Washington Post gazetesi’nin başlığında “Erdoğan Istanbul’da seçimleri tekrarlatarak kumar oynadı – ve kaybetti” yazıldı. Haberin detayında ise seçim sonuçlarının demokrasi adına bir zafer olmasının yanı sıra, siyasi bir deprem olduğuna vurgu yapıldı. Devamında ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim sürecine dahil olmasının dahi AKP’li seçmenleri ikna etmeye yetmediğini, ve muhalefetin adayı İmamoğlu’nu yüzde 54 gibi tarihi bir rakamla Istanbul’un yeni başkanı yaptığı yazıldı. Haberde ayrıca 24-25 Haziran tarihlerinde Silivri Cezaevi Adliyesi’nde görülen Gezi Davasına da atıfta bulunurken, AKP milletvekili Mustafa Yeneroğlu’nun “iddianameyi okudum fakat Kavala’nın ‘Hükümeti devirmeye yönelik bir kalkışma olarak Gezi olaylarının organizatörü, yöneticisi veya finansörü’ olduğuna dair maddi kanıtlar bulamadım” sözlerine de yer verildi.