EKOLOJİ-ÇEVRE YEREL GÜNDEM

‘’Şirket faaliyetlerine son verene kadar eylemimizi sürdüreceğiz!”

Çanakkale merkeze bağlı Kirazlı köyü Balaban mevkisinde yürütülen altın madeni çalışmalarına karşı başlatılan ‘Su ve Vicdan Nöbeti’’nde 11. güne gelindi. Eylemde yer alan Çanakkale Belediye Başkanı Yardımcısı Mehmet İrfan Mutluay ve Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Pınar Bilir, konu ile ilgili dokuz8HABER’den Fırat Can’a konuştu.

‘’Toprağını, suyunu’’ savunan, destek veren insanlara teşekkürlerini sunarak konuşmasına başlayan Çanakkale Belediye Başkanı Yardımcısı Mehmet İrfan Mutluay, ‘’ Bu yaşam alanına yapılan büyük saldırı sonrası 13 kişiyle başlayan nöbetin kamuoyuna aktarılmasının ardından 10 binlerce kişiyle buluştu. Umarım bu yükselen ses, herkese ‘nefes’ olur’’ dedi.

‘’BELEDİYE OLARAK HEM HUKUKİ HEM FİİLİ BURADAYIZ’’

 

Eylemin 11. gününde talepleri sıraladıklarını belirten Mutluay, ‘’ Şirket faaliyetlerine son verene kadar eylemimizi sürdüreceğiz. Bunun dışında Kazdağları ve Biga Yarım Adası’nda 30 tane maden ruhsatı olan şirket var. Bir şirkete teslim olursak diğerlerin arkasının gelmeyeceğini biliyoruz. Oksijen üreten bir dağ silsilemiz, su kaynaklarımız, endemik türlerimiz ve yaşam alanı bu dağlar olan hayvanlarımız var. Belediye olarak bu duruma sessiz kalamayız. Bu sebeple belediye olarak hem hukuki hem fiili olarak buradayız’’ açıklamasında bulundu.

‘’BELEDİYENİN HUKUKİ ANLAMDA İHMALLERİ OLDUĞUNA KATILMIYORUM’’

 

Belediye olarak her türlü doğa katliamına karşı geldiklerini savunan Mutluay, ‘’Burada hukuki anlamda ihmaller olduğu kanısını doğru bir değerlendirme bulmuyorum. Çünkü Çanakkale Biga Yarım Adası’nda 25 yıldır sürdürülen bir çevre mücadelesi var 60’a yakın dava açıldı. Ben aynı zamanda ziraat mühendisiyim ve bu davaların dava vekillerinden biriyim. Onlarca metalik madencilik, termik santraller, tarım alanlarının tarımsal amaçlar dışında kullanılması gibi konularda davalar açtık, yıllarca köylerde eğitim faaliyetleri düzenledik, insanları bilgilendirmeye çalıştık. Köylerden altın şirketleri bizi köylülerle birlikte kovdu. Biz sadece belediye olarak karşı koyamadık’’ dedi.
Dokuz8HABER’in şirketler bu gücü nereden buluyor sorusuna yönelik konuşan Mutluay, ‘’ Birtakım tahminlerimiz var. Doğu Biga Madenciliğe çıkarılan 865 milyonluk yatırım teşviki bir örnektir. Bu bir 5. Bölge teşvikidir. Ben bugün Çanakkale’ye mandıra kurmak isteseydim, bu teşvikten yararlanabilecek miydim merak ediyorum’’ ifadelerini kullandı.

Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Pınar Bilir ile de nöbetin nasıl başladığı ve sürecin nasıl devam ettiğini Dokuz8HABER’le paylaştı: ‘’Daha önce Çanakkale içinde de yıllarca doğa katliamları ile mücadele ettik, çevremizde doğamızı katleden maden sahalarının oluşacağına dikkat çekmeye çalıştık ama maalesef kamuoyu oluşturamadık. 19 Temmuz’da Ege ve Marmara Çevre Belediyeler Birliği ve birkaç sivil toplum kuruluşuyla birlikte teknik incelemelerde bulunduk ve incelemeler sonucunda şehir merkezinde bir basın açıklaması gerçekleştirdik. Maden şirketinden üç gün içerisinde sahayı terk etmelerini istedik. Üç gün sonra ne yapacağımızı bilmiyorduk, hiçbir sonuç çıkmazsa Kemal Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşüne benzer bir eylem yapmaya karar verdik ancak kamuoyu oluşturmak açısından şu an yaptığımızın nöbetin daha iyi olacağı kanaatine vardık ve buradayız. Şu an bulunduğumuz nokta Çanakkkale Çanyolu’nun her iki tarafından çok iyi görüncek bir yer. Biz tepeden pankartlarımızı astığımız anda burada bir eylem olduğunu görecekler.’’

‘’TOPRAĞIMIZ BU İŞLETMELER İÇİN ‘EKONOMİK DEĞERİ OLMAYAN KAYAÇ VE TOPRAKLAR’ OLARAK GEÇİYOR’’

Yaşanan çevre katliamının nelere yol açtığı ve açabileceği hakkında da konuşmasını sürdüren Bilir, ‘’Kazdağları’na yapılmak istenen altın ve gümüş madeni, şehrin merkezine 30 km ve Çanakkale’nin tek içme suyu olan Atikhisar Barajı’nın da 14 km uzağında bulunuyor. Atikhisar barajının su toplama haznesi bu saha içinde bulunuyor ve buradan geçen derelerle besleniyor. Yapılacak herhangi bir kimyasal işlem ile kimyasal atıkların suya karışması, içme sularımızın yok olması demektir. Ayrıca altın cevherlerini işlemek için tonlarca su tüketecekler. O yüzden onların ihtiyacı olan suyun bizim barajımızdan tüketildiğin düşünürsek ‘ki hiç o suyu kullanmamamız anlamına geliyor’ 3-4 yıllık tam doluluk oranında şirkete feda etmemiz demek. Bizden su almayacaklarını, yeni bir baraj yaptıklarını söylediler. Bu durumda havzada pisletilen su iki ayrı barajı pisletileceği anlamına geliyor. Cevhere ulaşabilmek için patlatılan kaya ve topraklarımız da feda ediliyor. Katledilmiş orman örtüsünden dolayı yakın bir tarihte şehir merkezinde bulunan Sarıçay’dan sadece çamur yığını akıyordu. Milyonlarca yılda oluşan kayaç ve toprağımızı kesilen ağaçlar yüzünden kaybettik. Toprağımız bu işletmeler için ekonomik değeri olmayan kayaç ve topraklar olarak geçiyor’’ dedi.

‘’BURAYA GELİRKEN 4 MADDE BELİRLEDİK’’

Direnişi kazanma umuduyla burada olduklarını dile getiren Bilir, ‘’Buraya gelirken 4 madde belirledik. Hala kesiliyorsa ağaç kesiminin durmasını, şantiyenin durmasını, bu sahanın bu hala gelmesine sebep olan kurumların yargılanmasını, civardaki kaz dağlarının kapasitesini aşan bu yoğun saldırının durmasını ve ruhsatlarının iptal olmasını istiyoruz‘’ dedi.

NE OLMUŞTU?

ÇED’in ‘‘45 bin ağaç kesilebilir’’ raporuna rağmen 195 bin ağacı kestiği öne sürülen Kanadalı Şirket Alamos Gold için Tarım ve Ormancılık Bakanlığı, bu sayının sadece 13 bin 400 olduğunu iddia etti. Çanakkale Belediyesi ve çevreci insanlar, Kazdağları’nda kesilen ağaçlar, suya siyanür karışması gibi durumların çevrelerine zarar verdiği ve Çanakkale doğasını katlettiği gerekçesi ile ‘’Su ve Vicdan Nöbeti’’ başlattılar. Direniş, 11 gündür devam ediyor.