İNSAN HAKLARI

AİHM’de “Hendek operasyonları” duruşması görüldü

AİHM’de 2015-2016 yılları arasında ilan edilen ve çok sayıda insanın yaşamını yitirdiği sokağa çıkma yasaklarına dair yapılan başvurunun duruşması görüldü. Elçi ve Tunç ailelerinin avukatları yasakların anayasaya ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve zaten “hiçbir hukuka dayanmadığını” vurguladı.

[mks_dropcap style=”letter” size=”52″ bg_color=”#ffffff” txt_color=”#000000″]A[/mks_dropcap]vrupa İnsan Hakları Mahklemesi (AİHM) Ağustos 2015-Mart 2016 döneminde Türk güvenlik birimleri tarafından Cizre, Sur ve Nusaybin merkezli gerçekleştirilen operasyonlar sırasında bireysel haklarının ihlal edildiğini savunan yüzlerce kişiyi ilgilendiren kritik bir duruşma düzenledi. Duruşma için, operasyonlar sonrası Ankara’ya karşı şikayette bulunmuş yüzlerce kişiden ikisinin (Elçi ve Tunç davaları) dosyası “pilot dava” olarak seçildi. Bu pilot davalar için bugün Strasbourg’da yedi yargıçlı bir AİHM dairesi önünde duruşma düzenlendi.

AVRUPA İNSAN HAKLARI KOMİSERİ MÜDAHİL OLDU

Davalara Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri de müdahil taraf olarak katıldı. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, 2 Aralık 2016 tarihinde “Türkiye’nin Güneydoğu Bölgesindeki Terörle Mücadele Operasyonlarının İnsan Haklarına Etkileri” başlıklı bir memorandum yayımlamış, Ağustos 2015’te başlayan terörle mücadele operasyonları sırasında “birçok kişinin hakkının ihlal edildiği” görüşünü dile getirmişti.

Fransa’nın Strasburg kentinde görülen duruşmaya avukat Ramazan Demir ve Nevruz Uysal katıldı. Cizre’de yaşamını yitiren Mehmet Tunç’un eşi Zeynep Tunç ve yaşamını yitiren Orhan Tunç’un eşi Güler Tunç’un da katıldığı duruşmada, Türkiye’yi temsilen de avukatlar bulundu.  Mahkeme yargıçları, her iki taraftan iç hukukun kullanılıp kullanılmadığı veya engellenip engellenmediğine yönelik sorular yöneltti.

SAVUNMA HEYETİ: İÇ HUKUK TÜKETİLMEDİ

Türkiye’yi savunan avukatların savunmasında bir bütün olarak dosyanın AİHM tarafından kabul edilmemesi üzerine yürüttü. İç hukukun tükenmediği gerekçesiyle dosyanın Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) görülmesi gerektiği iddiasını dillendiren savunma heyeti, AYM’nin “etkili bir iç hukuk yolu” olduğunu savundu.

‘YASAKLAR ANAYASAYA AYKIRI’

Tunç ve Elçi ailelerinin avukatları ise, ihlallere ilişkin de o dönemde hukuki olarak sokağa çıkma yasağının İl İdare Kanunu’na dayandığına dikkat çektiler. Avukatlar “Zira bu kanunda doğrudan valinin sokağa çıkma yasağı ilan edebileceğine dair bir madde yok, sadece ‘Vali, gerek gördüğünde gerekli tedbirleri alır’ benzeri bir ifade var” dedi. Elçi ve Tunç ailelerinin avukatları bu nedenle yasakları anayasaya ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve zaten “hiçbir hukuka dayanmadığını” vurguladı.

‘İSTENSE ORHAN TUNÇ KURTARILABİLİRDİ’

Cizre’nin 100 bini aşkın nüfusunun olduğuna dikkat çeken avukatlar, tanklarla sivil yerleşimlerin vurulduğunu ve savaş sahnelerinin olduğuna vurgu yaptı. Elektrik, su, gıda ve sağlığa erişim imkanlarının engellendiğini ve insanların dışarı dahi çıkamadığını dile getiren aile avukatları, böyle bir tabloda Türkiye’de iç hukukun uygulanamayacağını ve delil toplama imkanının olmadığına işaret etti. Avukatlar, ambulans gönderilmediği için yaşamını yitiren Orhan Tunç’un istenmesi durumunda kurtarılabileceğini ifade etti.  “Güvenlik gerekçesiyle ambulansın gidemediği” yönündeki hükümetin bu yönlü savunmasının da geçersiz olduğunun altı çizen avukatlar, “Orhan Tunç, yaralı olduğu halde çağrılan ambülans bulunduğu bölgeye ‘güvenlik gerekçesiyle’ gitmemişti. Ambülansın gidişinin engellenmesiyle Tunç yaşamını yitirmişti. Türk hükümetinin bugüne kadar ciddi bir soruşturma açılmadığı da dikkate alınırsa, Türk hükümetinin dayanaklarının oldukça zayıf olduğu görülüyor” dedi.

‘HÜKÜMET HESAP VEREMEDİ’

Duruşmanın ardından avukatlar ve aileler,  HDP Milletvekili Ayşe Acar Başaran ve Şırnak eski Milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın da katılımıyla AİHM önünde basın açıklaması yaptı. Cizre’deki katliam esnasında ve sonrasında AİHM’e yapılan otuzun üzerindeki başvurudan Elçi ve Tunç ailesinin başvurularının pilot olarak ele alındıklarını söyleyen avukat Ramazan Demir, “Bizim temel savunmamız, devletin güvenlik güçlerinin Cizre’de yürüttüğü operasyonların sivil yerleşim yerlerinin savaş araçları kullanılarak vurulmasının hukuka aykırılığı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) tarafından yaşam hakkının korunmasına ilişkin 2’nci madde bağlamında orantılı, elverişli ve sivil kayıpları önleyecek nitelikte olmadığıydı. Aynı şekilde Orhan Tunç hakkında verilen ihtiyati tedbir kararının yerine getirilmemesiyle ilgili olarak belirttik savunmamızı. Orhan Tunç’un ölümüyle ilgili yürütülen (Türkiye) soruşturmanın etkili, bağımsız ve tarafsız olmadığını ileri sürmüştük” dedi.

AİHM’in bugünkü duruşmada Türkiye’yi savunmasına yönelik doğrudan sorular sorduğunu kaydeden Demir, yürütülen “operasyonların” niteliği, sivil kayıpların önüne geçmek için herhangi bir önlem alınıp alınmadığı, Orhan Tunç’un ölümünün nasıl gerçekleştiği ve ihtiyati tedbir kararının neden yerine getirilmediğine ilişkin savunma istendiğini belirtti. Türkiye’nin savunmalarını daha önceden de bildiklerini söyleyen Demir, AİHM’in yanıt istediği sorulara ilişkin “Türk hükümeti bu soruların çoğuna cevap veremedi aslında. En azından mahkemenin istediği nitelikte cevaplar olmadığını düşünüyoruz. Cizre’de meydana gelen hak ihlallerinin hemen hemen hepsi dile getirildi. Ancak mahkemenin verdiği süre kısa olduğu için her şeyden bahsedemedik” dedi.

MAHKEME KARARINI İLERİ TARİHTE VERECEK

AİHM’e sunmak istedikleri tüm kanıtları ve uzman görüşlerini sunamadıklarına dikkat çeken Demir, kendilerine 25 dakikayla sınırlı bir süre verildiğini hatırlattı. Demir, Türkiye’nin bugünkü duruşmada Cizre’de yaptığı katliamların açıklamasını ve hesabını veremediğini gördüklerinin de altını çizdi. Demir, mahkemenin kararının ileri bir tarihte verileceği bilgisini paylaştı.

Kaynak: MA/DW