GÜNDEM

Tecridi protesto için yaşamına son veren Gezen’in mezarına gitmek isteyenlere gaz ve tazyikli su

Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle cezaevinde yaşamına son veren Zülküf Gezen’in cenazesi ailesinden habersiz şekilde Diyarbakır’a getirildi ve polis eşliğinde defnedildi. Bugün mezarına gitmek isteyen HDP, HDK ve DBP Eş Genel Başkanları, milletvekilleri ve halka gaz ve tazyikli suyla müdahale edildi.

Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde hükümlü olarak bulunan 30 yaşındaki Zülküf Gezen’in Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için yaşamına son verdiği açıklandı. Gezen’in 1 Mart’ta açlık grevine girdiği ancak rahatsızlığı nedeniyle 10 gün sonra bıraktığı öğrenildi. Gezen’in cenazesi, ailesinden habersiz şekilde Diyarbakır’a getirildi ve polis eşliğinde defnedildi. Gezen’in mezarını ziyaret etmek isteyenler polis tarafından engellendi.

AMCA AHMET GEZEN: KÜRT HALKININ BAŞI SAĞOLSUN

Zülküf Gezen’in amcası Ahmet Gezen, Medya Haber TV’deki programa katılarak, yeğeninin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldığını ve 12 yıldır tutuklu bulunduğunu anlattı. Amca Gezen, “Kürt halkının başı sağ olsun. Zülküf Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi kırmak için bu eylemi yapmıştır. Tüm Kürt halkının başı sağ olsun” dedi.

ARKADAŞLARI AÇLIK GREVİNDEN VAZGEÇİRDİ

BBC Türkçe’nin haberine göre de Amca Ahmet Gezen, yeğeni Zülküf’ün de 1 Mart’tan itibaren açlık grevine girdiğini ama Hepatit B hastası olduğu için onuncu günün sonunda arkadaşlarının ona eylemden vazgeçirdiğini söyledi.
Gezen, yeğeninin herhangi bir psikolojik sorunu olmadığını ifade etti.

BAŞSAVCILIK “FEDAİ EYLEMİ”Nİ REDDETTİ

Sabah gazetesinin internet sitesinde yer alan habere göre Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, “Sözde ‘tecride karşı fedai eylemi’ söz konusu olmayıp, ilk bulgulara göre bahsi geçen hükümlünün ölümü kendisini asarak intihar etmek suretiyle meydana gelmiştir” diye iddia edildi.

AİLESİNDEN HABERSİZ DİYARBAKIR’A GETİRİLDİ

Mezopotamya Haber Ajansı’nın aktardığına göre; dün yaşamını yitiren Zülküf Gezen’in cenazesinin bu sabah 09.50 uçağı ile Diyarbakır’a getirilerek, Bağlar ilçesinde bulunan Yeniköy Mezarlığı’na defnedilmesi bekleniyordu. Ancak Gezen’in cenazesi, Türk Hava Yolları’nın TK2600 sayılı seferi ile 00.20’de ailesinden habersiz Diyarbakır’a getirildi. Haberi alan Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Pero Dündar, Musa Farisoğuları, Remziye Tosun, Nuran İmir, Feleknas Uca, Saliha Aydeniz ve Ayşe Acar Başaran, cenazeyi almak üzere Diyarbakır Havalimanı’na geldi. Havalimanı yüzlerce polis ve zırhlı araçlarla abluka altına alınarak, HDP’li milletvekillerinin geçişi engellendi. Burada vekilleri kalkanlarla çembere alan polis müdürü, milletvekillerinin cenazeye katılmalarına izin vermeyeceğini belirterek, “Ben devletim, devlet kararı var. Aileye taziyede bulunabilirsiniz ama cenazeye katılamazsınız” dedi.

CENAZE POLİS EŞLİĞİNDE DEFNEDİLDİ

Daha sonra polis, cenazeyi alarak ranger ve sivil araçlar eşliğinde Yeniköy Mezarlığı’na götürdü. Yeniköy Mezarlığı’nı da zırhlı araçlar ve çevik kuvvet ekipleri ile abluka altına alan polis, HDP’li vekiller Saliha Aydeniz, Semra Güzel ve Nuran İmir’i sürükleyerek mezarlığa girişlerini engelledi. Cenaze, polis eşliğinde bazı aile bireylerinin de katılımıyla defnedildi.

“CENAZEMİZİ KENDİMİZ YIKADIK”

Amca Gezen cenazenin defnedilmesini şöyle anlattı: “Gece 23.00’te devlet güçleri Diyarbakır’daki evimize geldi. Cenazeyi getirdiklerini söylediler. Aysun adında birinin refakatçi olduğunu söylediler. Ancak ailede Aysun adında kimse yok. Bize, ‘Eğer gelip cenazenizi havalimanından alacaksanız alın, almayacaksanız yarınki olaylara tedbiren cenazeyi kaldıracağız’ dediler. Mezarı hazırladıklarını, hocayı getirdiklerini, aile katılmazsa cenazeyi kaldıracaklarını söylediler. Ailenin cenazeyi almak için Diyarbakır Havalimanı’na gittiğini ifade eden Gezen, “Havalimanından Yeniköy Mezarlığı’na kadar polis ablukasında gittik. Milletvekillerini de içeri almadılar. Cenazemizi kendimiz yıkadık. Cenaze namazında da dört kişi katıldık” diye konuştu.

“DUALARIN OKUNMASINA MÜSAADE EDİLMEDİ”

Cenaze namazının ardından duaların okunmasına müsaade edilmeyerek, cenazenin derhal defnedilmesi yönünde baskıya maruz kaldıklarını dile getiren Gezen, “Camiden mezarlığa kadar ambulans verilmedi. Ambulansın mesaisinin bittiğini söylediler” diyerek tepki gösterdi.

MEZARLIK ZİYARETİNE BİBER GAZI VE TAZYİKLİ SU

Öğle saatlerinde Zülküf Gezen’in kabrini ziyaret etmek üzere Yeniköy Mezarlığı’na gitmek isteyenlere polis müdahale etti. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Mehmet Arslan ve partinin bölge vekillerinin de aralarında bulunduğu kitlenin önü mezarlık girişinde kesildi. Buraya kalkan ve zırhlı araçlarla barikat kuran polis, kitleye tazyikli suyla müdahale etti.

Polis ile vekiller arasında uzun süren mücadelenin ardından milletvekilleri barikatı aştı. Mezarlık içinde bir kez daha polisler tarafından çembere alınan vekillerin kabrin başına gitmesine izin verilmedi. Milletvekilleri Gezen ailesine taziye ziyaretinde bulunmak üzere Şaklat Yasevi’ne doğru geçti.

KOÇYİĞİT: DEVLET DEVLET OLMAKTAN ÇIKMIŞTIR

Polisin ablukaya aldığı taziye evinde ilk olarak konuşan HDK Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bu ölümler yaşanmasın diye her gün haykırıyoruz, çağrı yapıyoruz. Bütün bu çağrılarımıza karşı kör, sağır kalan bir Adalet Bakanı var. Zülküf Gezen arkadaşımız İmralı tecridini protesto etmek için yaşamına son vermiştir. Bir kez daha söylüyoruz. Dün gece cenazemizi kargoya teslim ettik. Sabah aileyle birlikte buraya gelecektik. Biletler bile alındı. Ama ne yazık ki, bizim ve ailenin haberi olmadan cenazemiz Amed’e getirildi. Zorla, ailenin bile katılmasına izin verilmeden, dini vecibelerin yerine getirilmesine izin verilmeden, dua bile okunmasına izin verilmeden toprağa gömüldü. Bu tutumu kabul etmiyoruz. Bu tutum bir korsanvari tutumdur. Devlet devlet olmaktan çıkmıştır. Devlet yasa dışına taşınmıştır. Devlet kendi hukukunu, yasasını çiğnemiştir” dedi.

ASLAN: YAŞANANLARIN SORUMLUSU İKTİDARDIR

DBP Eş Genel Genel Başkanı Mehmet Arslan ise, “Zulme karşı ses çıkarmak için bugün Kürtler bedenlerini ölüme yatırmış ve ilk şahadeti yaşadık. Bizim özelde Kürdistan halkı olmak üzere tüm Türkiye halkları AKP’nin kirli siyasetine karşı sesini yükseltmelidir. Artık Kürtler dini vecibelerini yerine getiremiyorsa, cenazelerini defin edemiyorsa, acılarının yasını tutamıyorsa bu ülkede artık vicdandan ve insanlıktan söz etmek söz konusu değildir. Kürtler bu acı ve zorlu süreçte belki can veriyor ama Sayın Öcalan üzerinde devam eden ağırlaştırılmış tecride karşı Kürtler canını ödüyor. Buna sessiz kalanlar insanlığını kaybediyor, vicdanını, ahlakını kaybediyor. Bu bir fedai eylemdir. Kürtlerin sesine ses, zulme ses olmak içindir bu eylem. Bu mücadeleye adım atan herkes bizim en değerli varlıklarımızdır. Yaşananların sorumlusu iktidardır. Daha büyük acılar yaşanmadan, cezaevlerinden acı haberler gelmeden hükümet bir an önce adım atmalıdır” diye konuştu.

TEMELLİ: ARTIK BİR BAŞKA İNSANI DAHA YİTİRMEK İSTEMİYORUZ

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli ise, yaptığı konuşmada, “Bugün burada çifte hukuksuzluğu ve adaletsizliği bir arada yaşıyoruz. Uzun zamandır, çok uzun zamandır, Sayın Leyla Güven Türkiye halklarına sesleniyor, büyük bir adaletsizliğe dikkat çekiyor. Tecrit denen bu hukuksuzluk, adaletsizlik son bulsun diye 131 gündür bedenini açlığa yatırmış durumda. Cezaevlerinde ve dünyanın bir çok yerinde insanlar bedenini açlığa yatırmış durumda. En başından Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulunduk. Bu yasal ve hukuki talepleri karşılayın dedik. Biz cezaevlerinde kimse yaşamını yitirsin istemiyoruz. Ama maalesef dün bir arkadaşımız cezaevinde yaşamını yitirdi. Eğer, Adalet Bakanlığı üzerine düşen görevi yerine getirseydi, bugün yaşamını yitiren arkadaşımız yaşamaya devam ederdi. Artık bahane üretilmesin, artık bir başka insanı daha cezaevinde yitirmek istemiyoruz. Leyla Güven’i kaybetmek istemiyoruz. Bu kayıptan, bu ölümden çıkarılacak çok önemli dersler var. Tecrit meselesi, adalet, hukuk meselesi seçimlere, siyasete alet edilemez dedik. İnsan canından daha kıymetli bir şey yoktur. İnsan canı üzerinden siyasi hesap yapmayın. Adalet ve hukuka ses verin ve tecridin kalkması için ne gerekiyorsa onu yapın” dedi.

“NEREDE GÖRÜLMÜŞTÜR MEZARLIĞIN KUŞATILDIĞI?”

Temelli, şöyle devam etti: “Bugün burada bu hukuksuzluğun üzerine çok daha büyük bir hukuksuzluk binmiştir. İnsanların inançları, dinleri vardır. Bu dinlerden, inançlardan gelen hakları vardır. İnsanlar birini yitirdiği zaman dini ve inançlarına göre defin etmek isterler. Bugün, bu hak, burada herkesin gözü önünde gasp edilmiştir. Biz buradayız, bunu teşhir ediyoruz. Sürekli dini istismar edenler bir kez daha dini istismar etmiştir. İnsanların dini duyguları ile oynamışlardır. Gidin şu mezarlığın haline bakın, fotoğrafını çekin. Nerde görülmüştür bir mezarlığın TOMA’larla, polislerle kuşatıldığı, tecritleştirildiğidir. İnsanları tecrit ettiniz, yetmedi şimdi mezarlıkları tecrit ediyorsunuz. Orada insanlar ne yetirdiklerinin dini vecibelerini yerine getirebiliyor ne de sonrasında gidip duasını yapabiliyor. Bu reva mıdır, bu nasıl bir nefret suçudur.”