KÜLTÜR-SANAT

Annelerin destansı başarı öyküleri: Derin Çığlık

“Derin Çığlık” kitabının yazarı Utku Sağılır, “Her gün yeni bir güne aynı kaygılarla uyanan annelerin tarihe altın harflerle geçecek destansı başarı öykülerinden oluşuyor kitabım” dedi.

Utku Sağılır ile “Engelli çocuğum benden sonra ne olacak” sorusuna yanıt aradığı “Derin Çığlık” kitabı üzerine konuştuk.

– Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

– 1970 yılında Adana’da doğdum. 1992’de Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun oldum. Haberciliğe Yeni Adana gazetesinde başladım. Daha sonra çeşitli medya kuruluşlarında muhabirlik, haber müdürlüğü, program yapımcılığı, köşe yazarlığı görevlerinde bulundum. Şu anda Adana Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanlığını sürdürmekteyim.

– Neden “Derin Çığlık”?

– Engelli çocuğu olan annelerin, ebeveynlerin bu çığlığını mümkün olduğunca çok sayıda insana duyurabilmek için yazıldı “Derin Çığlık”.

– Böyle bir kitabı yazmak için sizi etkileyen olayın veya olayların neler olduğunu bizimle paylaşabilir misiniz?

– Engelli çocuğu olan ebeveynler özellikle de anneler, “Allah’ım, çocuğumun canını benden önce al” diye dua ettiklerine bir çok ortamda şahit oldum. Bu sesli düşünüş beni çok etkiledi. Engelli çocuğu olan annelerin bir çoğunun aynı duyguyu yaşadığını gördüm ve gözledim. Annenin, çocuğundan önce vefat edebileceği durumu düşünürken ki yaşadığı korku beni derinden etkiledi.

ANNELERİN DESTANSI BAŞARI ÖYKÜLERİ

– Kitabınızı incelediğimde annelerin takdir edilecek gayretlerini gördüm. Kısaca bunlardan bahsedebilir misiniz?

– Her gün yeni bir güne aynı kaygılarla uyanan annelerin tarihe altın harflerle geçecek destansı başarı öykülerinden oluşuyor kitabım. Çocuğunun engelli olduğunu öğrendiğinde yaşadığı şoku da atlattıktan sonra, onun tedavisi, eğitimi ve hayata tutunabilecek hale gelmesi için harcadığı insan üstü çaba, engelli annelerini evrende çok ayrı yere koyuyor.

– Röportaj yaptığınız ebeveynlerin günlük yaşamlarında ki yarattığı etkilerle ilgili gözlemlerinizi paylaşabilir misiniz?

– Engelli çocuğu olan anneler bir yandan evrene derin endişe çığlıkları atarken, bir yandan da tanrısal bir güçle zorluklara meydan okuyor, çocukları için savaşıyor ve hayatını onlara adıyor. Bu sorunun yanısıra, fiziksel engeli bulunan çok sayıda insanın başarı öyküsü de; uzuvları yerinde, kendisinin ve sevdiklerinin sağlık sorunu bulunmayan, buna rağmen neredeyse yaşamlarının yarısını depresif geçiren ve bu yüzden başarılabilecek onca işten, ulaşılabilecek onca hedeften uzak kalan insanlar için ibretlik, imrenilecek, ilham alınacak örnekler olarak ortada duruyor.

– Kitabınızın bir bölümünde yer alan “Engellilerde Cinsellik ve Tacizden Korunma Yöntemleri” başlığı hakkında bilgi verebilir misiniz?

– Özellikle ergenlik çağına gelen zihinsel engelli erkek çocukların, bu konuda ebeveynleriyle birlikte iyi eğitim almaması durumunda çok derin acılar yaşandığını görüyoruz ve duyuyoruz. Annesine, ablasına saldıran, olur olmaz yerde mastürbasyon yaparak eğitilmemiş içgüdülerine göre hareket eden engelli bireylerin bilimsel yöntemlerle rehabilite edilmesinin önünde ki engeller toplumsal bir sorun olarak varlığını sürdürüyor.

– Son olarak “Derin Çığlık” İle neyi hedeflediniz?

– Öyle bir kitap olsun istedim ki; hem engellilerle ilgili sorunların büyük kısmını içersin, hem de çözüm önerilerini barındırarak umut versin. Umut verirken de yaşanan acıları bütün derinliği, çıplaklığı ve yakıcılığı ile yansıtsın. Bir yandan da bilinçli, farkında ve yapılması gerekeni bilen bir topluma dönüşülmesine katkı konulmasını hedeflemeliydim. Derin Çığlık’ta umut var, mevcut tabloyu ortaya koyan doneler var, yaşanan acılar bütün çıplaklığıyla yansıtılıyor, ülkemizde ki ve farklı ülkelerde ki durum ortaya konuluyor.

– Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

– Kitabı oluştururken amacım üzüm yemekti, bağcıyı dövmekle bir an bile ilgilenmedim. İsveç’li anneler zihinsel engelli çocuklarını bir iki saatliğine, bir iki günlüğüne, bir iki haftalığına, kendileri vefat ettikten sonra da temelli bırakabilecekleri tesisleri hak ediyor da, bizim cefakar annelerimiz böyle çağdaş tesisleri hak etmiyor mu?

– dokuz8Haber olarak zaman ayırdığınız ve katkılar sunduğunuz için teşekkürler.

– “Derin Çığlığı” duyduğunuz için ve bu çığlıkları en ücra noktalara kadar taşıyacağınız için ben teşekkür ederim.