INFOGRAFIK TOPLUM-YAŞAM Veri Haberciliği

Verilerle 10 yıl: 2008’den 2018’e Türkiye’de neler değişti?

Bildiğimizi sandığımız Türkiye ile gerçek Türkiye aynı mı? Araştırma Şirketi KONDA, bu soruya cevap aramak için 10 yıl önce (2008’de) yaptığı gibi, 10 yıl sonra (2018’de) tekrar aynı soruları Türkiye’ye sordu.

Toplumu tüm değerleri, pratikleri, hayat tarzları ve tüketim alışkanlıklarıyla kümelemeyi sağlayan “Hayat Tarzları Araştırması”nın ilki 2008’de, ikincisi ise 2015’te yapılmıştı. Her iki araştırmada 6 binden fazla kişiyle 170 soruluk anketler yapıldı. Araştırma, topluma dair son derece derinlikli bir veri bütünü oluştururken, müşterilerin de ihtiyaçları doğrultusunda tasarlandı, özelleştirilmiş raporlar hazırlandı, taleplere göre veriler bulgulara dönüştü ve strateji önerileri ortaya kondu. Araştırma bulguları topluma dair halen kaynak olma görevi görüyor.

Araştırmayı yapan KONDA, “Toplumu anlayabilmemiz için daha çok bilgiye ihtiyacımız var. Korkularıyla, beklentileriyle, siyasi tercihleriyle, gündelik hayattaki kararları ve hareketleriyle biz, Türkiyeli insanlar, kimiz? Nasıl düşünür, neye inanır, nasıl yaşar, neyi tercih ederiz?” sorusunun cevabını aradı.

Araştırmadan elde edilen bir veriye göre de, çevre, demografi ve değerler; algılar ve korkular tarafından etkilenen karar süreci ile davranışları, fikir ve siyasi tercihleri değiştiriyor.

Kaynak: KONDA

10 YIL ÖNCEKİ CEVAPLARLA KARŞILAŞTIRILDI

Araştırma, bu kez 2018’de yine KONDA tarafından yapıldı. 5793 kişi ile hanelerinde yüz yüze görüşme ile yapılan araştırmalar, toplumun gündelik pratiklerine ve değerlerine daha yakından bakabilmek, farklı hayat tarzlarına sahip toplumsal kümelerin nasıl yaşadıklarını anlamak ve toplumda son 10 yılda değişen veya değişmeyen trendleri yakalamak amaçlanarak değerlendirildi.

Cevaplar, 10 yıl önce verilen cevaplarla karşılaştırıldı. Ortaya çıkan sonuçlarda, toplumdaki değişimler, kutuplaşmalar, farklılaşmalar ve benzeşmeler göründü.

Gidilen mahalle ve köylerin toplamı Türkiye nüfus yapısını temsil edecek parametrelerle belirlenen özel örneklem hesabı ile tespit edildi. 2008’de 41 il, 328 ilçe, 1116 mahalle ve köyde yapılan 6482 görüşme; 2018’de 36 il, 291 ilçe, 951 mahalle ve köyde yapıldı. 2018’de yapılan görüşme sayısı ise 5793 oldu.

EVLERDE AKŞAM YEMEKLERİ YERDE YENİLİYOR

Anket sonuçlarına göre, Türkiye gittikçe daha çok büyükşehirlerde yaşıyor. Metropollerde yaşayan insan oranı 2008’de yüzde 42 iken, 2018’de yüzde 48’e çıkmış halde. İlginç bir sayı da “akşam yemeğini yer sofrasında yiyenler” başlığında dikkat çekiyor. 2008’de yüzde 45 olan akşam yemeğini yer sofrasında yiyenlerin oranı, 10 yılda 7 puanlık bir azalışla yüzde 38’e ulaşıyor. Yani, 2018’de Türkiye’de insanların yüzde 38’i akşam yemeklerini yer sofrasında yemeye devam ediyor.

Sayılara bakarak Türkiye’nin “apartmanlaştığını” söylemek de mümkün. 10 yıl önce yüzde 33 olan apartmanda yaşama oranı, 10 yıl sonra yüzde 59’a çıkmış durumda. Ancak onca yeni apartmana rağmen ev sahipliği artmıyor, aksine azalıyor. Bunun ise sebebi, apartman dairelerinin belli kişiler tarafından daha çok alınıyor olması. Yani başka bir deyişle para belirli odaklarda toplanıyor. Apartmanların sayısının artması az nüfuslu hanelerin artışını da getiriyor. Ancak hala 9 ve daha fazla kişiden oluşan haneler yüzde 2 civarında olsa da mevcutlar.

ANNELERİN 3’TE 1’İ, BABALARIN 6’DA 1’İ OKUYAMIYOR

Anketin çarpıcı sonuçlarından biri de, annelerin üçte birlik bir kısmının okuma bilmediği olarak karşımıza çıkıyor. Babalarda ise annelere göre okuryazarlık oranı daha yüksek, ancak onların da altıda biri okuma yazma bilmiyor.

Okuryazar olmayanların sayısı,  tüm atılımlara rağmen, hem 10 yıl önce, hem de bugün yüzde 6 olarak görünüyor. Anneler ve babalar karşılaştırıldığında ise, annelerin yüzde 36, babaların ise yüzde 17 oranında okuryazar olmadıkları görünüyor.

Üniversite mezunu annelerin sayısı ise yüzde 1’den yüzde 2’ye çıkmış durumda. Babalarda ise bu sayı yüzde 3’ten yüzde 5’e çıkmış.

Üniversite mezunlarının sayısında ise yüzde 7’lik bir artış var. Bu sayıyı değerlendirirken üniversitelerin sayısının son 10 yılda katlanırken eğitim kalitelerinin düştüğünü de hesaba katmak gerekiyor. Bu konuda daha önce dokuz8HABER tarafından yapılmış bir veri haberi de üniversite sayısındaki bu artışın işsizliği desteklediğini ve sadece ertelediğini doğruluyor.

2007’de 30 olan vakıf üniversitesi sayısı, 2015’de 76’yı bulmuş. Devlet üniversitesi sayısı ise 2007’de 85’den 2017’de 120’ye çıkmış.

Ancak, üniversite mezunu sayısındaki artış oranı ise bu rakamların biraz gerisinde. Anketin sonuçlarına göre, üniversite bitirenlerin oranı, (herhangi bir okul bitirenler arasında) yüzde 9’dan ancak yüzde 16’ya kadar yükselmiş.

DAHA AZ İNSAN MUTLU HİSSEDİYOR

Anket sonuçlarına göre, kendini mutlu hissedenler 2008’de yüzde 57’lik bir kesim iken 2018’de yüzde 52’ye düşmüş. Yani, insanlar kendilerini daha az mutlu olarak tanımlıyor.

Hayat tarzlarında ise daha “ortaya çekilme” var. Kendisini “Modern” veya “Dindar Muhafazakar” olarak adlandırılanlar azalırken, ortada duran “Geleneksel Muhafazakarlar” artmış. Yüzde 37’den yüzde 45’e yükselen “geleneksel muhafazakar” kitle, dindar muhafazakarlara göre bir nebze daha çok eleştirellik barındırabiliyor.

GÖRÜCÜ USULÜ İLE EVLENENLER ÇOĞUNLUKTA

10 yıl öncesine göre evli erkekler ile evli kadınların ortalama yaşları ortalama 3 yaş büyüdü. Yani, artık insanlar daha geç evleniyor. Öte yandan toplum yaşı da büyürken, bekarların oranı artıyor. 2008’de yüzde 24 olan bekarların oranı, 2018’de yüzde 27’yi bulmuş durumda.

Karşılıklı anlaşarak evlenme gençlerde artıyor fakat, görücü usulüyle evlenenler hâlâ çoğunlukta. “32 yaş altı görücü usulü evlenenler”in oranı, yüzde 42’den yüzde 32’ye gerilemiş durumda. Ancak görücü usulü evlenenler, yaş sınırı olmaksızın bakıldığında ancak yüzde 52’den yüzde 51’e gerilemiş durumda. Yani, araştırmaya göre evlenen insanların yarısı görücü usulü ile evleniyor.

BAŞINI ÖRTEN KADIN SAYISI AZALDI

Araştırmada “dindarlık” sorusu üzerine cevap verenler kendilerini “dindar”, “inançlı”, “sofu”, “ateist” ve “inançsız” olarak tanımladı. Dindarlık yapısı değişmiyor, ancak, inançsızlar daha görünür olmaya başladı. İnançsızlar yüzde 1’den yüzde 2’ye, ateistler yüzde 1’den yüzde 3’e çıktı.

“Düzenli oruç tutarım” ve “düzenli namaz kılarım” (sık sık ve her zaman) diyenler arasında, “oruç tutarım” diyen yüzde 77 (2008), yüzde 65’e düştü (2013). “Namaz kılarım” diyenler ise yüzde 41’den yüzde 43’e çıktı.

Başörtüsü, türban, peçe gibi aksesuarlarla örtünen kadınlar arasında örtüye “türban” deme oranının gittikçe düştüğü görülüyor (Yüzde 13’den yüzde 9’a). Örtünmeyen kadınların sayısının yüzde 34’ten yüzde 37’ye çıkması da örtünmeden uzaklaşıldığını gösteriyor.

GELİRLER SAYISAL OLARAK ARTIYOR, AMA…

Ortalama hane geliri, neredeyse 3 katına çıkmış durumda. Ancak TCMB Enflasyon Hesaplayıcı modüle göre bakıldığında, bu artışın enflasyondan kaynaklandığı görülüyor. Enflasyona göre ortalama hane geliri 2008’de 1125 TL iken, 2018’de 1400 TL olarak görülüyor.

Her hanede çalışanlar arasında en çok görülen durum “bir kişi”nin çalışıyor olması (yüzde 52). Ailede 4 kişinin çalıştığı durumlar ise oldukça nadir (yüzde 2). Emeklilerin ve öğrencilerin artışıyla kimsenin çalışmadığı haneler artıyor (yüzde 14).

DARBE GİRİŞİMİ İNSANLARIN DARBE ALGISINI DEĞİŞTİRDİ

“Otoriterlik doğru / kesinlikle doğru” diyenler arasında, “Gerektiğinde asker yönetimi ele almalıdır” diyenlerin sayısındaki azalma, darbe girişiminin insanların darbe algısını değiştirdiği olarak yorumlanabilir. Bu sayı 10 yılda yüzde 48’den yüzde 19’a düşmüş.

“Farklılıklara saygı” başlığında farklı etnik kökenden, dinden, mezhepten olan insanlara geçtiğimiz 10 yılda daha çok hoşgörü ile yaklaştığımız görülüyor. “Gelinim/damadım farklı mezhepten olabilir” diyenler 2008’de yüzde 44 iken, bu sayı 2018’de yüzde 56 olarak görünüyor. Benzer şekilde “farklı din”den bir geline/damada “kesinlikle doğru ya da doğru” diyenler yüzde 30’dan yüzde 40’a çıkmış.

TOPLUM 10 YIL ÖNCESİNE GÖRE DAHA ÜMİTLİ

“Hayat şartlarım son 5 yılda daha iyiye gitti” diyenler yüzde 35’ten yüzde 41’e çıktı. Kendi hayat şartlarının daha iyi olacağını düşünen ve Türkiye’de hayat şartlarında 5 yıl sonra kayda değer bir iyileşme bekleyen insan sayısı ise yüzde 13 artmış durumda. Bundan toplumun 10 yıl öncesine göre çok daha ümitli olduğunu çıkartmak mümkün.

Toplumda, bir arada yaşama talebi artıyor. Fakat hâlâ ankete katılan kitlenin yarıdan fazlası “ayrımcılık yaparım” diyor. Öte yandan 10 yıl öncesine göre farklılıklara daha saygılı bir kitle var.

PAZAR ALIŞVERİŞİ IN, İNTERNET OUT

“Gıda alışverişini nereden yaparsınız?” sorusuna genellikle (yüzde 56 ve 57) “semt pazarlarından yaparız” cevabı verilmiş. İnternetten gıda alışverişi yaptığını söyleyenler ise yüzde 3’ten yüzde 2 seviyesine düşmüş. “Büyük marketlerden” gıda alanlardaki değişim ise dikkat çekici. Gıda alışverişini büyük marketlerden yapanlar yüzde 34’ten yüzde 39’a çıkmış durumda. Bu hem birçok büyük marketin açılmasıyla hem de fiyatların hayatı belirlemesiyle açıklanabilir.

BANKALARIN ‘CEP ŞUBELERİ’ POPÜLERLEŞTİ

Bankacılık işlemlerini bankaya giderek yapanlar, 10 yıl öncesinde yüzde 63’ken, 2018’de yüzde 41’e düşmüş durumda. Öte taraftan, internetten bankacılık işlemi yapanlar ise yüzde 6’dan, 3 katına çıkarak yüzde 18’e çıkmış durumda. Bankacılık şubelerden internete kayıyor.

Aynı şekilde internet alışverişi de 2012’de yüzde 16’yken, şimdi yüzde 52’ye ulaşmış durumda. Yani insanların yarıdan fazlası internetten alışveriş yapıyor.

DIŞARIDA YEMEK PRATİĞİ AZALIYOR

Dışarıda yeme – içme pratiği kentleşmeye rağmen azalıyor. Bunun sebebini kötü giden ekonomik durum ile de açıklamak mümkün. Arkadaşlarıyla dışarıda yemek yediğini beyan edenler, yüzde 20’den 17’ye; ailesiyle dışarıda yemek yiyenlerin oranı ise yüzde 14’den 11’e azalmış durumda.

Alkol kullanımında 10 yılda 2 puanlık azalış var. Sigara kullanımı ise tam aksine artmış durumda. Yüzde 40 sigara, yüzde 21 içki içiyor.  Kampanyalar, vergiler, değişen yönetmelikler… Her şey değişirken, alışkanlıklar ise değişmiyor.

Gerçek anlamda “tatil” yapanlar ise üçte birin altında. “Tatil” genellikle (yüzde 34) “memleket, aile yanı” olarak anlaşılıyor. Yurtiçinde deniz kıyısına, dağa, yaylaya giderim diyenler ise yüzde 27 oranında. Çok küçük bir kısım (yüzde 2) ise “yurtdışı” tatili yapıyor.

EN BÜYÜK DEĞİŞİM SOSYAL MEDYADA

Ankete göre, Türkiye’de en büyük değişim sosyal medyada yaşanıyor. Yüzde 38 olan sosyal medya kullanımı yüzde 72’ye çıkmış durumda. Facebook yüzde 31’den yüzde 46’ya çıkarken, 2013’te yüzde 4 olarak görülen Instagram kullanım oranı 5 yılda tam 10 katına çıkarak yüzde 40 olmuş.

Müzik konusunda kentleşmenin de etkisiyle türkü azalıyor, pop artıyor. Ancak, fantezi müziği dinleyenlerin oranı değişmiyor. Yabancı pop dinleyenler de neredeyse 2 katına çıkmış durumda. İnternet teknolojisinin bunda etkili olduğu sanılıyor.

“Haber” izlemek ve okumak da gittikçe internet temelli bir eylem haline geliyor. Ankete katılanların yüzde 98’i 2010’da TV’den haber izlerken, 2018’de bu sayı yüzde 84’e düşmüş durumda. Gazete okuyanlar arasında bu oran daha da fazla değişti. Yüzde 61 olan sayı artık yüzde 26, yarısından da az durumda.  İnternetle birlikte haber takibi klasik mecralarından uzaklaşıyor.

SON TWEET’LER

7 minutes ago
Erdoğan: "Son seçim kimin kazandığından bağımsız olarak, milli iradenin tecellisi ile ilgili tereddütleri kaldırması bakımından başlı başına değerlidir." https://t.co/sbtRZKXTRi
2
10 minutes ago
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan partisinin grup toplantısında konuşuyor:
"Ekrem İmamoğlu'nu bir kez daha tebrik ediyorum. İstanbul halkının kararının başımızın üstünde yeri var." https://t.co/tzKOqnwYO6
1 3
17 minutes ago
İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif:
"Trump, ABD'nin Basra Körfezi'nde Amerikan ordusunun işi yok derken yüzde yüz haklı. Ancak B takımının ABD'nin çıkarları konusunda endişe taşımadığı ortada-diplomasiyi hor görüyorlar ve savaşa susamışlar." https://t.co/rouhygcYuX
1
22 minutes ago
Atalay: Anayasal düzeni beğenmeyebilirim, eşitlikçi özgürlükçü bir anayasal düzen isteyebilirim. Ama mevcut anayasal düzen, Şehir Plancıları Odası neyse Beyoğlu Belediyesi de odur, diyor.
Bu anayasal kuruluşların itirazları, devlet yönetimine katılma biçimleri suçlulaştırılamaz. https://t.co/HA9xkB4MEn
8
27 minutes ago
Amerikan Washington Post Gazetesi Yayın Kurulu, "Suudi Arabistan bir gazeteci öldürdü ve Trump bunu önemsemiş gözükmüyor" başlıklı makalesinde, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti sonrasındaki tutumu dolayısıyla ABD Başkanı Donald Trump'ı eleştirdi. https://t.co/rn0lUbbOjj
1 2