TOPLUMSAL CİNSİYET Veri Haberciliği

Verilerle Türkiye’de toplumsal cinsiyet

KONDA, “Hayat Tarzları 2018” araştırması kapsamında “Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Raporu”nu bu ay (Kasım 2019) yayınladı. Araştırma ile ülke genelinde insanların siyasete, dine, geleneksel değerlere bakış açısı gibi genel değerleri, tüketim alışkanlıkları, korkuları, yemek alışkanlıkları gibi birçok pratik hayatı ilgilendiren davranış biçimleri toplumsal cinsiyet perspektifinden anlaşılmaya çalışıldı.

Ülkede yaşayan kadınların ve erkeklerin değerlerini, pratiklerini karşılaştırmalı olarak incelemeyi amaçlayan araştırmanın raporu birçok farklı alandan veri sunuyor.

Rapor için 31 Mart-1 Nisan 2018 tarihleri arasında Türkiye genelinde; 36 ilde, 291 ilçede, 951 mahallede toplam 5793 kişiyle hanelerinde yüzyüze yapılan araştırmada, (eşit dağılabilmesi için) her mahallede 6 kişiyle görüşülmüş. Aynı araştırma 2008’de 6482, 2015’de 5783 kişi ile yapılmıştı.

TEMİZLİKTEN FUTBOLA, DİNDEN SANATA KADAR

Araştırmaya göre, ev kadınlarının yüzde 93’ü, kadınların yüzde 85’i, erkeklerinse yüzde 17’si sık sık veya her zaman evde temizlik yapıyor. Her 5 kadının 3’ünün tuttuğu bir futbol takımı var. Kadınlar erkeklerden daha dindarlar ama daha az ibadet ediyorlar.

Raporda, 10 ana başlıkta yapılan, onlarca anketin değerlendirmeleri yer alıyor. Başlıklar: Demografi (temel demografi ve kültürel doku), Toplumsal Cinsiyete Bakış ve Roller (toplumsal cinsiyet, hanede cinsiyet rolleri), Kamusal Alan (sosyalleşme araçları, yeme-içme tercihleri, sigara ve içki, tatil tercihleri), Tüketim (sınıf algısı ve sahiplik, ekonomi/tüketim, finansal durum ve bankacılık, alışveriş davranışları), Beden, Spor ve Sağlıklı Yaşam (dış görünüş ve giyim alışkanlıkları, sağlıklı yaşam), Medya ve Müzik (geleneksel medya, dizi tercihleri, internet kullanımı, sosyal medya, müzik tercihleri), Din (dini hassasiyetler, ibadet), Değerler (din, ahlak ve hukuk ilişkisi, algı ve beklentilerde değişim, çoğulculukta değişim, demokratlık /yenilikçilik, korkular, başkalarının görüşleri), Siyasete Katılım, Hayat Tarzları (hayat tarzı kümeleri, kümelerde cinsiyetler arası demografik farklar, algılar, korkular, geleneksel ve dindar değerler, modern değerler, laiklik, farklılıklara saygı ve hoşgörü, muhafazakar pratikler, modern pratikler) olarak sıralanıyor.

GÖRÜŞLER ARASINDAKİ FARK CİNSİYET FARKINDAN DEĞİL

Araştırmanın ortaya çıkardığı iki bulgu, birçok ezberi kıracak nitelikte.

1. Kadınlarla erkeklerin görüşleri arasındaki farklar farklı cinsiyetlere sahip olmalarından kaynaklanmıyor. Bu farkları temelde farklı eğitim seviyelerine, dindarlık seviyelerine, çalışma durumlarına sahip olmaları ve daha genel anlamda toplumsal hayata ne derece katıldıkları veya katılabildikleri yaratıyor.

2. Kadınların toplumdaki yerine ve toplumsal cinsiyet eşitliğine dair bir diğer temel bulgu, kadınlara biçilen rolün muhafazakârlıkla, yani bir yandan geleneklere bağlı kalma ve yeniliklere daha kapalı olma niyetiyle, diğer yandan dindarlık seviyesiyle iyice içiçe geçmiş
olduğu.

TÜRKİYE’DE KADINLAR ERKEKLERDEN DAHA AZ EĞİTİMLİ

Araştırma raporuna göre, Türkiye genelinde kadınların eğitim seviyesi erkeklerden daha düşük görülüyor. Kadınların yüzde 10’u, erkeklerin yüzde 3’ü okuryazar değil. Kadınların yüzde 51’i ortaokul, yüzde 25’i lise seviyesinde eğitim almış. Erkeklerde ise ortaokul seviyesinde eğitim alanların oranı yüzde 45,lise seviyesinde eğitim alanların oranı ise yüzde 33.

Her bir eğitim seviyesi için cinsiyet dağılımında en eğitimsizler ağırlıklı olarak kadın, en eğitimliler ise ağırlıklı olarak erkek.

Okuma yazma bilmeyenlerin yüzde 78 ile büyük çoğunluğunun kadın olması yeni bir bilgi olmasa da, bu kümenin belli bir yaşın üzerindeki kadınlardan ibaret olduğu algısının çok doğru olmadığını gösteriyor. Ancak, sonuçta 10 yıllık dönemde kadınların eğitim düzeyinde bir ilerleme olduğunu söylemek mümkün.

HALA EN GÜVENİLİR KAYNAK TELEVİZYON

Araştırmaya göre, Dünyada ve Türkiye’de olan biteni takip etmek için en güvenilir kaynak hala televizyon. Kadınlarda “haber” için televizyona güvenen oran yüzde 77, erkeklerde ise yüzde 67. Ev kadınlarında ise haber için televizyona güvenme oranı yüzde 89. Yani yaklaşık 10 ev kadınından yaklaşık 9’u “güvenilir haber” için televizyon izliyor.
Sosyal medya ve interneti haberleri takip etmek için kullananlarda, erkekler yüzde 24, kadınlar ise yüzde 17.
Araştırmaya göre, gazeteler artık haber için önemini büyük ölçüde kaybetmiş durumda.


En çok haber seyredilen televizyon kanalı ise Fox TV. Kadınların yüzde 21’i erkeklerin ise yüzde 20’si Fox TV izlemekte. Ev kadınlarına bakıldığında en çok oranda ATV izledikleri, Fox TV’nin ise yüzde 18 ile ikinci sırada yer aldığı görülüyor.

“BİLGİ LAZIMSA ÖNCE İNTERNETE BAKARIM”

Rapora göre, kadınlarla erkeklerin internetle ilişkileri farklı düzeyde. Erkekler bir bilgiye ihtiyaç duyduğunda ilk olarak interneti tercih etmeye, internette yazılmış olan yorumlardan etkilenmeye ve internetten alışverişi güvenli bulmaya kadınlara kıyasla daha meyillidir.

SOSYAL MEDYA TERCİHLERİNDE WHATSAPP, FACEBOOK; İNSTAGRAM ÖNDE

Sosyal medya tercihlerine bakıldığında, Whatsapp, Facebook ve Instagram’ın her grubun ilk üçü içinde olduğunu görüyoruz. Erkekler, daha çok Facebook’da, kadınlar; ev kadını olanlar dahil, Whatsapp’ta. Ev kadınlarının Instagram kullanma oranları (49), erkek ve kadınlara göre çok daha düşük.
dokuz8HABER’in birçok ortamda kullandığı Telegram ise Snapchat, Skype, Periscope ve hatta Tinder’ın bile gerisinde.

ÇALIŞANLAR İÇİNDE KADINLARIN ORANI YÜZDE 22

Kadınlar çalışanların yüzde 22’sini oluşturuyor. İşsizlerin ise yüzde 38’i kadın. Erkeklerde işsizlik yüzde 8,5 oranındayken, kadınlarda yüzde 14,5’e, 18-32 yaş grubu genç kadınlarda ise yüzde 20,8’e kadar yükseliyor.

Hayat Tarzı araştırmasındaki 10 yıllık değişimler arasındaki en çarpıcı bulgulardan biri, birçok alandaki gözle görülür değişime, şehirleşmeye, apartmanlaşmaya, eğitimin, kadın istihdamının artmasına rağmen çalışanların oranının hiç değişmemiş olması. Ayrıca raporda, 2008 yılı Hayat Tarzları araştırması bulgularıyla yapılan karşılaştırmalar sayesinde son on yılda ne yönde değişimler yaşandığı anlaşılmaya çalışılmış.


2008’de oranlar şöyleydi:


Kadınların istihdamı artarken, erkeklerinkinin istihdam oranları da düşüyor. 2008 yılında 15 yaş üstü nüfustaki erkeklerin yüzde 67’si çalışırken, şimdi erkeklerin yüzde 62’si çalışıyor. Bunun en önemli iki nedeni emekli olan ve öğrenci olan erkeklerin artmış olması.

EVLENMEK İÇİN EN POPÜLER YÖNTEM: “GÖRÜCÜ USULÜ”

Nasıl evlendikleri konusuna bakıldığında, “görücü usulü”nün en yaygın yöntem olduğu görülüyor. Kadınların yarıdan fazlası erkeklerin ise yarıya yakını görücü usulüyle evlenmiş. Ev kadınlarında görücü usulü ile evlenme oranı ise yüzde 60’lara ulaşıyor.


Görücü usulü ile evlendiğini belirten kadın ve erkeklerdeki oranın kısmen farklı olması kadın ve erkek arasında görücü usulüne bakışta nispeten bir farklılık olabileceği izlenimini uyandırmaktadır. Burada erkek evlenmeden önce görüp beğenip evlendiği için karşılıklı karar verdiklerini düşünürken, kadın ailesinin ona uygun bulduğu kişiyle evlendiği için önceden görüşse bile görücü usulü ile evlendiğini düşünebilir.

KADINLAR KAMUSAL HAYATA GİTTİKÇE DAHA ÇOK DAHİL OLUYOR

Türkiye’de toplumsal cinsiyete dair KONDA tarafından kaleme alınan raporda, kadınlarla erkeklerin durumları, değerleri, alışkanlıkları ve gündelik pratikleri arasında kısmen demografik özelliklerden kaynaklanan farklar bulunduğunu, cinsiyet rollerine dair temel farkın çalışıp çalışmamak ve dolayısıyla kamusal hayata dahil olup olmamak üzerinden şekillendiğini ortaya koyuyor.

Araştırmaya göre, “Ancak metropolleşme, sosyal medyanın yaygınlaşması gibi dinamiklerle kadınlar kamusal hayata gittikçe daha fazla dahil oluyorlar.”

KADINLARIN EĞİTİM DURUMUNDAKİ İLERLEME

Raporda, en önemli bulgu olarak kadınların eğitim durumunda bir ilerleme görülüyor. 49 yaşından büyük kadınlardan hiç eğitim almamış olanların (okuma yazma bilmeyen ve okuma yazma bilen ama diploması olmayanlar) oranı, 2008’te yüzde 40 iken 2018 yılında yüzde 29’a düşmüş durumda. 15-32 yaş grubundaki kadınlardan üniversite ve lisansüstü eğitim almış olanlar 2008 yılında yüzde 10 civarındayken, 2018 yılında yüzde 22 civarına çıkmış olması bu ilerlemeyi gösteriyor. Hatta bu yaş grubundaki üniversite ve lisansüstü eğitim almış kadınların oranı erkeklerden kısmen yüksek. Son on yılda kadın istihdamında yüzde 13 gibi bir artış gözlemlenmesi, beyaz yakalı olarak çalışan kadın oranının da son 10 yılda artmış olması da eğitim alanında yaşanan kısmi gelişmenin bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Buna rağmen kadınların eğitim düzeyi genel olarak erkeklere göre daha düşük düzeyde seyretmeye devam ediyor. Örneğin 15-32 yaş grubunda yer alan kadınlardan yüzde 5’lik bir kesiminin eğitimsiz olması dikkat çekiyor.

Haber & Grafikler: Onur Metin @onurmetins| dokuz8HABER