dokuz8TV ekranlarında Gökhan Biçici’nin konuğu olan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, bir yıllık pandemi sürecinin emeğin ve emekçinin üzerindeki etkisini değerlendirdi.

dokuz8TV ekranlarında Gökhan Biçici’nin konuğu olan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, bir yıllık pandemi sürecinin emeğin ve emekçinin üzerindeki etkisini değerlendirdi. Dünyanın her yerinde evde kalma çağrıları yapılan bir dönemde işçilerin bu önlemlerin dışında tutulduğunu söyleyen Çerkezoğlu “İşçi sınıfı bu süreçte çalışmak ve bu anlamda da evine ekmek götürmek için hastalıkla, hasta olmakla ve belki hayatını kaybetmekle ekmeği arasında bir tercihe zorlandı” dedi.

ORTAK ÖRGÜTLENME KESK AÇISINDAN ÖNEMLİ”

Pandemi sürecinde mavi yakalı-beyaz yakalı ayrımının ortadan kalktığını ifade eden Bozgeyik ise kamuda da güvencesiz çalışmanın temel istihdam biçimi haline getirilme çabasını olduğunun altını çizdi ve “Bu açıdan da ortak örgütlenme, KESK açısından önemli. İş yerleri, işçi-memur ayrımı yapmadan herkesin ortak, aynı çatı altında örgütlenmesinin de tartışmasını önümüzdeki dönem yürüterek buradan emekçilerim, işçilerinin mücadelesini geliştirmeyi düşündüğümüzü ifade edebilirim” diye konuştu.

“SALGIN YÖNETİMİ YERİNE ALGI YÖNETİMİNİ TERCİH ETTİLER”

İktidarın pandemiyi yönetme politikalarını değerlendiren DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, ‘ülkenin bütün birikimleri’ yok sayılarak sürecin yönetildiğini ve pandeminin hâlâ kontrol altına alınmamış olduğunu söyledi. Vaka sayılarıyla ilgili verilerin gizlenmesiyle ilgili olarak konuşan Çerkezoğlu, “Bir başarı hikayesi oluşturmak adına yapıldı bütün bunlar ve bilimin ve aklın öncülüğünde salgın yönetimi yerine bir algı yönetimini tercih ettiler” dedi.

“KAMUSAL SAĞLIK SİSTEMLERİNİN ZAYIFLATILMASI NIN CİDDİ SONUÇLARI OLDU”

Kamusal sağlık ve sosyal güvenlik sistemlerinin zayıflatılmasının çok ciddi sonuçları olduğunun pandemi sürecinde daha da görünür hale geldiğini söyleyen Çerkezoğlu, “Türkiye’de de dünyada da bu böyle. Türkiye’de özellikle sağlığın ve sosyal güvenliğin piyasaya açılmasını, bu sistemlerin tümüyle zayıflatılmasının sonucu olarak; biz hem sağlık açısından hem de ekonomik ve toplumsal etkileri açısından daha derin yaşıyoruz pandemi sürecini” şeklinde konuştu.

“KADINLAR PANDEMİYİ DAHA DERİN YAŞADI”

Pandemi döneminde kadınların yaşadıklarına da değinen Çerkezoğlu, “Kadınlar tabii pandemiyi daha derin yaşadı. Hem kadınların ev içindeki iş yükü arttı pandemide. Hem kadına yönelik şiddet arttı hem de kadınlar daha fazla istihdamdan çekilmek zorunda kaldı. İş gününden çekilmek zorunda kaldı. Daha fazla işsiz kaldı. Özellikle genç işsizliği ve kadın işsizliği ürkütücü boyutlara ulaştı. Kadın işsizliği yüzde 43’lere kadar çıktı” ifadelerini kullandı.

“İŞÇİ SINIFI HAYATINI KAYBETMEKLE EKMEĞİ ARASINDA TERCİHE ZORLANDI”

Dünyanın her yerinde izolasyonun önemli olduğu ve sürekli olarak topluma evde kalma çağrıları yapılan bir dönemde işçilerin bu önlemlerin dışında tutulduğunu söyleyen Çerkezoğlu “İşçi sınıfı bu süreçte çalışmak ve bu anlamda da evine ekmek götürmek için hastalıkla, hasta olmakla ve belki hayatını kaybetmekle ekmeği arasında bir tercihe zorlandı” sözleriyle durumu ifade etti.

“İŞTEN ÇIKARMA YASAĞININ PRATİKTE KARŞILIĞI YOK”

Görünürde işçi haklarını koruma amacıyla getirilen işten çıkarma yasağı üzerine konuşan Arzu Çerkezoğlu, “Bir işten çıkarma yasağı getirildi ama bununla beraber işçilere ücretsiz izin dayatması getirildi. Yaklaşık altı buçuk milyon işçi hiçbir şey olmadıysa gelirini kaybetti çok ciddi bir biçimde. Bu toplam istihdamın yaklaşık yüzde 44’ü demek, kayıtlı istihdamın Türkiye’de” ifadelerine yer verdi.

“İŞTEN ÇIKARMALAR YASAĞA RAĞMEN DEVAM ETTİ”

KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik de yasağa rağmen işten çıkarmaların farklı isimler altında yapıldığını vurgulayıp kamu emekçilerinin de güvencesiz çalışma koşullarının arttığına dikkat çekti. Bozgeyik, esnek ve güvencesiz çalışmayı hem işçiler hem de kamu emekçileri için temel istihdam biçimi haline gelmesine neden olacak uygulamaların pandemi sürecinde ortaya çıktığını kaydetti.

“İŞÇİ SINIFI ÜZERİNDEKİ GÖRÜNMEZLİK ÖRTÜSÜ KALKTI”

Pandemi sürecinin emek bağlamındaki yansımalarını değerlendiren Çerkezoğlu, “Emek olmadan, insan olmadan gerçekten hiçbir şeyin üretilmeyeceğini çok açık bir biçimde gösterdi. Pandemi, işçi sınıfı üzerindeki görünmezlik örtüsünü kaldırdı” şeklinde konuştu.

“SINIFSAL EŞİTSİZLİKLER GİTTİKÇE DERİNLEŞTİ”

Koronavirüsün herkese bulaşabilmesi sebebiyle bir anlamda insanlığı eşitlediğini söyleyen Mehmet Bozgeyik, sınıfsal eşitsizliklerin ise gittikçe daha fazla derinleşmesine sebep olduğunu kaydederek, “Özellikle bizim gibi, zaten pandemi öncesinde hem toplumsal anlamda hem ekonomik anlamda çok yoğun kriz yaşayan Türkiye gibi ülkelerde, pandemi ile birlikte krizin daha fazla derinleştiğini de ifade edebiliriz” şeklinde konuştu.

“NEOLİBEAL KAPİTALİST SİSTEM ARTIK İSLAF ETMİŞTİR”

“Gezegenimizi, insanlığı, emekçi sınıfları 40 yıldır yok sayan, insanlığın ve toplumun ihtiyaçları üzerinden değil, sermayenin ve piyasanın ihtiyaçları üzerinden bütün tercihleri şekillenen neoliberal kapitalist sistem artık iflas etmiştir” diyen Çerkezoğlu, özellikle emek alanının pandemi sonrası süreç için yeni ve kurucu bir sürecin içine girmiş olunduğunu vurguladı.

“SENDİKALAŞMA ARTTI”

Hem Arzu Çerkezoğlu hem de Mehmet Bozgeyik, pandemi sürecinde sendikalaşmanın arttığını bildirdi. Çerkezoğlu, hayatta kalmak için sendikalı olmanın önemine dair farkındalığın arttığını ve bazı iş yerlerinde örgütlü olunması sebebiyle birtakım önlemlerin alınabildiğini vurguladı. ve “Bu kadar yüksek bir işsizliğin olduğu ülkede sendikaya üye olmak neredeyse işten çıkartılmak anlamına gelse de Türkiye’de, işçi sınıfı, sendikalaşmak ve örgütlenmek ve mücadele etmek, hak mücadelesi vermek açısından özellikle de pandemiyle birlikte daha fazla alanlarda, meydanlarda ve örgütlenme konusundaki kararlılık, irade de daha belirgin bir biçimde artmış durumda” ifadelerini kullandı.

“KORKU DUVARINI YIKAMAMA SORUNUYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

Bozgeyik ise dünya genelinde sendikalaşma oranının arttığını ve KESK’e yönelen emekçi sayısında da yine bir artış gözlemlendiğini ifade etti. Ancak kağıt üzerinde yüzde 65 olarak görünen sendikalı emekçi sayısının önemli bir bölümünün, hükümet yanlısı ve emekçilerin maruz kaldığı haksızlıklara sesini çıkarmayan kişilerden oluştuğunun da altını çizdi. Sendikalaşma konusundaki çekincelere değinen Bozgeyik, “OHAL sürecinden bu yana, çok yoğun baskı, mobbing, işten çıkarma, sürgün uygulamalarının muhalifler üzerinde giderek daha fazla artması nedeniyle de insanlarda hâlâ bir korku duvarını yıkamama sorunuyla karşı karşıya olduğumuzu ifade edebilirim” diye konuştu.

“ÖĞRETMENLERİN AŞILANMASI ÇOK DÜŞÜK SEVİYELERDE”

Yüz yüze eğitime geçilmesine rağmen öğretmenlerin aşılamasının hâlâ çok düşük seviyelerde olduğunu söyleyen Bozgeyik, ne kadar öğretmenin aşılandığına dair ellerinde somut bir veri bulunmadığını ifade etti. KESK sendikası Eğitim-Sen’in çalışmalarına göre köy öğretmenlerinin aşılanma oranının nispeten daha yüksek olduğunu da sözlerine ekledi. Gazi Üniversitesi Enfeksiyon Bölüm Başkanı Profesör Esin Davutoğlu’nun açıklamalarını aktaran Bozgeyik, “Aşı olmasına rağmen, Merkezi Randevu Sistemi açılmadığı için hastaneye aşılamaya gelen kişi sayısında çok düşme oldu, diyor. Doğal olarak bir tedarik sorununun yaşandığını açıkça ifade edebilirim” dedi.

“MAVİ-BEYAZ YAKALI AYRIMI ORTADAN KALKTI”

Pandemi sürecinde mavi yakalı-beyaz yakalı ayrımının ortadan kalktığını ifade eden Bozgeyik ise kamuda da güvencesiz çalışmanın temel istihdam biçimi haline getirilme çabasını olduğunun altını çizdi ve “Bu açıdan da ortak örgütlenme, KESK açısından önemli. İş yerleri, işçi-memur ayrımı yapmadan herkesin ortak, aynı çatı altında örgütlenmesinin de tartışmasını önümüzdeki dönem yürüterek buradan emekçilerim, işçilerinin mücadelesini geliştirmeyi düşündüğümüzü ifade edebilirim” diye konuştu.

1 MAYIS ALANLARDA KUTLANACAK MI?

“1 Mayıs alanlarda kutlanacak mı?” sorusuna cevap veren Çerkezoğlu, “İşçi sınıfının bu koşullarda, 2021’in dünyasında ve Türkiye’sinde, bu Covid koşullarında gelecek dünya düşlerinin, yeni bir toplumsal düzen özleminin net bir biçimde ortaya konduğu bir 1 Mayıs olacak bütün dünyada da Türkiye’de de. Ümit ediyorum en yaygın işyerlerinden alanlara, meydanlara kadar 1 Mayıs’ı kutlamak açısından üzerimize düşen her şeyi yapacağız ve ümit ediyorum ki en geniş biçimde, en yaygın bir biçimde sendikalı, sendikasız bütün işçilerin, emekçilerin kendi iradesini ortaya koyabildiği bir 1 Mayıs olsun” ifadelerini kullandı.

“KİTLESEL 1 MAYISLARI HEDEFLİYORUZ”

1 Mayıs ile ilgili olarak önce aşılamaya değinen Bozgeyik ise Mayıs ayına kadar toplumun büyük bir kesiminin aşılanmasını umduklarını ama Türkiye’de bir aşı sorunu olduğunu dile getirdi. Ardından, “KESK olarak işçi sendikalarıyla birlikte alanlarda, kitlesel olarak kutlamalarla, çalışma düzenindeki kuralsızlık, özellikle güvencesizlik, emekçilerin yaşamış olduğu gelir kayıplarının ve bu ekonomik kriz sürecinde yaşamış oldukları ekonomik kayıpların giderilmesini ve bu neoliberal politikaların özelleştirmede kamusal politikaları ortadan kaldırılacak yaklaşımların ortadan kaldırılmasını şiar edinen kitlesel 1 Mayısları hedefliyoruz,” dedi.

24 MART’TA ANKARA YÜRÜYÜŞÜ

Mehmet Bozgeyik 24 Mart’ta İstanbul’da başlayıp 26 Mart’ta Ankara’da sona erecek bir yürüyüş düzenlediklerini de duyurdu. Yürüyüşün amacının hem pandemi sürecinde hem de OHAL sürecinde işlerinden çıkarılan kamu emekçilerine işlerinin iade edilmesi olduğunu belirtti. Bozgeyik, “Baskıların, sürgünlerin, işten çıkarmaların son bulması, işten çıkartılan kamu emekçilerinin bir an önce işlerine iade edilmesi, barış akademisyenlerinin yeniden üniversiteye döndürülmesi döndürülmesi gibi taleplerimizi de 26 Mart’ta yürüyüşümüz sonunda Ankara’da Çalışma Bakanlığı önünde yapacağımız bir basın açıklamasıyla kamuoyuyla paylaşacağız” diyerek konuşmasını sonlandırdı.