dokuz8Gündem Pandemi Programı’nda bir araya gelen Gazeteci Sibel Hürtaş ve Siyasal İletişim Uzmanı Evren Barış Yavuz,  pandemi sürecinin siyasete etkilerini değerlendirdi. Hürtaş ve Yavuz iktidarın pandemi sürecini fırsata çevirdiğini belirterek, halkın “kutsal devlet” algısının değiştiğine dikkat çekti.

dokuz8TV ekranlarında yayınlanan dokuz8Gündem Pandemi Programı’na konuk olan Gazeteci Sibel Hürtaş ve Siyasal İletişim Uzmanı Evren Barış Yavuz, dokuz8Haber Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici’nin sorularını yanıtladı. Programda pandemi sürecinin siyasete etkileri çerçevesinde ekonomik kriz, genç nüfusun sıkıntıları ve iktidar ve muhalefet bloklarının içinde bulundukları durumlar gibi pek çok konu masaya yatırıldı.

“İKTİDAR SÜRECİ FIRSATA ÇEVİRDİ”

Türkiye’nin geride bıraktığı bir yıllık pandemi sürecini değerlendiren Gazeteci Sibel Hürtaş, iktidar partisinin bu süreci bir fırsata çevirdiğini söyledi. Hürtaş, hem infaz yasası hem de barolarla ilgili değişiklikleri içeren yasaların, “pandemi koşullarında, resmen kaçırarak” meclisten geçirildiğini ve bunun çok büyük bir hak ihlali olarak da tanımlanabileceğini ifade etti. Hürtaş ayrıca, Covid-19 önlemlerinin de muhalif sesleri susturmak için kullanıldığının altını çizdi.

“KUTSAL DEVLET ALGISI PARÇALANDI”

Evren Barış Yavuz ise, iktidarın pandemi sürecini “istismar ettiğini, ciddi bir eşitsizlik, adaletsizliği derinleştirdiğini” belirterek, sürecin onların istediği gibi gitmediğini belirtti. Yavuz, ‘kutsal devlet’ diye adlandırılan, koruyan ve gözeten devlet algısının halkın gözünde ciddi bir darbe aldığını ve bu durumun “20 yıl vergi verdiğim devlet, bana 20 gün bakamadı” şeklinde bir slogana dönüştüğünü söyledi. Yavuz ayruca, vaka sayılarına ilişkin verilerin gizlenmesinin, iktidar medyasının sözlerine inanan kesim tarafından da tepki çektiğini sözlerine ekledi.

“İKTİDAR ELİNDEKİ GÜCÜ KULLANMADI”

Hürtaş ve Yavuz, elinde devletin bütün aygıtlarını tutan iktidarın, toplumun bu süreci nispeten daha rahat geçirmesini sağlayabilecekken, bunu yapmadığına dikkat çekti. Yavuz bu durumun nedeninin iktidarın toplumdan kopması, yabancılaşması olduğu söylerken, Hürtaş kendisinden olmayana yaşama hakkı tanımayan bir öfke politikası yürütüldüğünü ifade etti.
Gazeteci Hürtaş, AKP iktidarının gıda fiyatlarındaki KDV’yi düşürmek gibi önerileri reddederek halka bir yardımda bulunmadığı gibi, yerel yönetimler tarafından açılan aş evlerinin de hesaplarına el koyduğunu hatırlattı: “İktidar partisi önünde ‘yerini doldurabilecek bir şey’ gördü orada ve hemen cezalandırma sistemini de devreye soktu.”
2021 yılı Cumhurbaşkanlığı Faaliyet Planı’nı inceleyen Hürtaş, sağlık bütçesinin şehir hastanelerine ayrıldığını söyledi ve “Sağlığa ayrılan bütçe betona gömülmüş yine” diye konuştu.

YOKSULLUK İNTİHARLARI

Siyasal İletişim Uzmanı Evren Barış Yavuz, bu süreç içerisinde yoksulluğun ve eşitsizliğin iyice su yüzüne çıktığını dile getirerek, şöyle devam etti:
“Eğitim hayatındaki büyük açmazlar ortaya çıktı. Bu ülkede insanların evinde bilgisayar olmadığı, akıllı telefon olmadığı, doğru düzgün internet bağlantısının olmadığıyla yüzleşti (…) Bu ülkede askıda ekmek, askıda fatura konuşuldu. Bu insanların faturalarını ödeyemeyecek noktaya geldiği ilk defa ortaya çıktı.”
Yavuz ayrıca, belediyeden yardım alan insanların ciddi oranda artmasıyla ilgili olarak Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın “Geçmişte kesinlikle yoksulluğu tarif edemeyeceğimiz yeni bir yoksullukla karşılaştık” şeklindeki sözlerini aktardı.
Yavuz ve Hürtaş, ekonomik kriz nedeniyle artan intiharlara da dikkat çekti. Hürtaş, Türkiye’de ‘yoksulluk intiharları’ ifadesinin literatüre girdiğini ve ekonomistler tarafından kullanıldığını belirtti.

SÜRECİN KAZANANI KİM? İKTİDAR MI, MUHALEFET Mİ?

Yavuz, sürece geriden başlamış olan muhalefetin sonrasında toparlandığını ve toplum-devlet arasındaki gerilim sonucu açığa çıkan yarığa iyice yerleştiğini ifade etti. Meral Akşener’in örgütlenme konusunda kademe kat ederek, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ise “insanları dinleyen, rahatlatan, ortak payda inşa etmeye devam eden” rolüyle sürecin kazananları olduğunu söyledi.
Öte yandan Sibel Hürtaş, muhalefetin süreci iyi yönetemediğini ve öncelikle yerel yönetimler olmak üzere “büyük bir dayanışma örneği” ortaya konulmasına karşın, muhalefetin özellikle bütçe görüşmelerinde çok zayıf kaldığını belirterek, şunları söyledi:
“Dayanışmayı sivil toplum yapar, iktidar tercihlerini değiştirebilmeyi ya da buna zorlamayı siyaset yapar. (…) Yerel yönetimler de bence yapması gerekeni yaptı, ana muhalefetin bunun üzerinden bir başarı hikâyesi yazması doğrudur. Ama unutmayalım, burada bir kafa karışıklığı var. Burada siyasetin aktör olabileceği çok farklı konular da vardı.”

“BU BİR KUŞAK KIRIMIDIR”

Z kuşağı adı altında son dönemlere gündemde çokça sözü geçen, Türkiye’deki genç kesimin sorunları ile ilgili konuşan Evren Barış Yavuz, gençliğin ortak paydasının ‘geleceksizlik’ olduğunun altını çizdi:
“Bu bir kuşak kırımıdır aslında, zihinsel olarak, duygusal olarak tamamen koparıp atmaktır. Özgürlük dünyasını karşılamıyor, duygu dünyasını karşılamıyor. Hayal ettiği hiçbir şeye erişemiyor. Ve etrafında sonsuz bir adaletsizlik dünyasıyla kuşatılmış ama tam olarak bu dünyayı tarifleyemeyen, ona temas edemeyen bir zeminle karşı karşıya.”
Hürtaş da genç kuşağın içinde bulunduğu durumu değerlendirirken, iyi bir üniversitede okumanın bir gelecek veremediğini söyledi: “İktidar tarafında olmadığımız sürece bu çocukların hiçbir şekilde güvenli, mutlu bir hayat süremeyeceğini biliyoruz. Hatta tam tersi ezileceğini, bir şekilde sistem dışına itileceğini biliyoruz ve bu çok büyük bir tehdit.”

“MHP SİYASET YAPMIYOR”

Hürtaş ve Yavuz, Erdoğan’ın muhalefet partileri arasındaki ittifaktan rahatsız olduğunu ve bu ittifakı dağıtmak için fezlekeler gibi yöntemlere başvurduğunu söyledi.
Yavuz, “[Erdoğan] son derece başarılı bir siyasetçi ama bu başarılı siyasetçi bir süredir oyunu kuran kişi değil,” sözleriyle MHP-AKP ilişkisine değindi. Ardından MHP ile ilgili olarak “artık İYİ Parti’nin üzerine ve onları eleştiren gazetecilerin üzerine galiz küfürler ve hareketlerle ilerleyen bir apolitizm içerisinde, siyasetin çok uzağında” şeklinde konuştu ve böyle bir MHP’nin AKP’nin de işine yaramadığını ifade etti.

SÜREÇ SONRASI DEĞİŞİM KİMİN ELİYLE OLACAK?

Gökhan Biçici’nin pandemi sonrası süreçte çok hızlı bir değişim olacağını ifade etmesinin ardından Sibel Hürtaş da buna katıldığını ama şu andaki manzaraya bakılacak olursa bu değişimin önderliğini yine AKP’nin yaptığını söyledi.
AKP teşkilatlarındaki değişikliklerin, eylem planlarının ve yeni anayasa tartışmalarının bunu gösterdiğini ifade etti. Hürtaş, “Bu değişimin bayrağını bir şekilde iktidar partisinin çektiğini, sivil bir anayasa diyerek 2023’e kadar da bu süreci götüreceğini söylemek lazım. Böyle bir yol haritası şimdiden kendisine çizmiş ve gidiyor. Tamam belki inandırıcı değil ama uluslararası arenada da ‘sizin kullanışlı bir ortağınızım’ mesajını da vermeye devam ediyor” diye konuştu.

“2023 ÇOK ÖNEMLİ BİR KAVŞAK”

Gökhan Biçici’nin, Türkiye’nin yüzüncü yılına nasıl gireceğine dair öngörülerini sorması üzerine Sibel Hürtaş şu şekilde konuştu:
“2023 hem muhalefet açısından hem iktidar açısından çok ciddi bir kavşak o kavşağı geçen bir şekilde kurumsallaşacak. Eğer AKP o kavşağı geçerse, yani bu siyasi iktidar anlayışı artık ‘tamam ben buradayım’ derse bence artık muhalefetin de o dinamiği kalmayabilir.”
Evren Barış Yavuz da benzer bir şekilde 2023’ün önemli bir dönüm noktası olduğunun altını çizdi. Ayrıca Türkiye’nin sorunlarını çözme konusunda pek yol kat edemediğini söyledi ve yapısal sorunların çözülmesinin gerekliliğini de vurguladı.