Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak için Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri, bugün hakim karşısına çıktı. Dava 12 Temmuz’a ertelendi.

Cumartesi Anneleri’nin 25 Ağustos 2018 tarihindeki 700. hafta buluşmasına yönelik polis müdahalesinde gözaltına alınan ve aralarında kayıp yakını ile hak savunucularının da olduğu 46 kişiye “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet ettikleri” gerekçesiyle açılan davanın ilk duruşması bugün görüldü.
Hak savunucuları, İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılacak duruşma öncesi Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde davayla ilgili basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını, kayıp yakınlarından Jiyan Tosun okudu.
Basın açıklamasına kayıp yakınları ve demokratik kitle örgütlerinin yanı sıra CHP Milletvekilleri Sera Kadıgil, Ali Şeker, Onursal Adıgüzel, Turan Aydoğan, Gülizar Biçer Karaca, Gamze Akkuş İlgezdi, Emine Gülizar Emecan, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve il yöneticileri, MYK üyeleri Yüksel Taşkın ve Gökçe Gökçen, HDP Milletvekilleri Musa Piroğlu, Dilşat Canbaz, Oya Ersoy, Ali Kenanoğlu ile İstanbul İl Eş Başkanı Elif Bulut ve yöneticileri, Bağımsız Milletvekili Ahmet Şık da katıldı.
46 kişinin 6 aydan 3’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.

“HİÇ AÇILMAMASI GEREKEN BİR DAVA İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

Bugünkü duruşmada Maside Ocak, Ali Ocak, Faruk Eren, Deniz Koç, Cüneyt Yılmaz, Murat Koptaş, Adil Can Ocak ve Ali Yiğit Karaca’nın savunması alındı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Av. Öztürk Türkdoğan, söz alarak derhal beraat kararı verilmesi gerektiğini söyledi. Türkdoğan, “Cumartesi Anneleri’nin kayıplarını araması meşrudur. Hiç açılmaması gereken bir dava ile karşı karşıyayız. Cumartesi Anneleri’nin mekanı Galatasaray Meydanı’dır. Yasaklanmasının geçerli bir nedeni yoktur. Anayasa Mahkemesi’nin emsal ihlal kararı var, derhal beraat kararı verilmelidir. Hiç sanık savunmalarına geçmeden beraat verilmelidir.”
Hakim savunmalara geçmeden derhal beraat kararını reddetti.

“BİZ 26 YILDIR ADALET İSTİYORUZ”

Maside Ocak: “Boynumda gördüğünüz fotoğraf gözaltında kaybedilen abim Hasan Ocak’ın fotoğrafı. 26 yıldır abimim ceset fotoğrafını görüyorum, yüzü paramparça olmuş fotoğrafı. Abime bunu yapanlar hiç yargılanmadı. Biz 26 yıldır adalet istiyoruz. Galatasaray Meydanı bizim aile olduğumuz yerdir. Kayıplarını aramak suç nasıl oluyor, bunu aklım almıyor. Adalet bize Cumartesi Anneleri’ne neden hiç gelmiyor? Biz hep oradaydık, OHAL’de de darbede de oradaydık. Biz kimsenin hakkını yemedik, herkesin yanında olduk. Bize yasaklandığı tebliğ edilmedi, son dakikada söylendi. Etrafımız çevrildi annem, abim ve birçok kayıp yakını yerlerde sürüklendi. Biz bırakın karşılık vermeyi, darp edilen yakınlarımıza yardım edemedik. Biz neden yargılanıyoruz anlamıyorum.”
Ali Ocak: “699 hafta boyunca kayıp yakınlarımızı aramak suç sayılmadı, 700 hafta ne oldu ve neden suç sayıldı? Beraatımı istiyorum, tebligatı duymadım. Saldırıya uğrayan bizdik, yaka paça gözaltına alındık.”

“KAYIPLARIMIZI ARAMAKTAN NEDEN VAZGEÇELİM?”

Faruk Eren ifadesine, kayıp yakınının ne demek olduğunu anlatarak başladı. Anne ve babasının gözaltına alınan çocukları Hayrettin Eren’i aramak için verdikleri mücadelede en son kemiklerini bulmaya razı gelmekle bittiğini anlattı:
“Kayıplarımızı aramaktan neden vazgeçelim. O gün bize tebligat yapılmadı şiddete uğradık biz yargılanıyoruz “Anaların öfkesi katilleri bulacak, İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganı attığımızı iddia edilmiş bugün yine atarım bunda suç vasfı yoktur Devlet katilleri, işkenceyi mi savunuyor neden suç olsun. Son olarak şunu söylemek istiyorum kayıplarımızın akıbetini sormaya devam edeceğiz.”
Hakim, Adil Can Ocak’a daha önce bu hakkında dava açılıp açılmadığını sordu. Avukatlar bir kere açıldığını ve beraat verildiğini söyledi. Ocak, “Kayıp yakınıyım, şiddete uğradık. Bize tebligat yapılmadı” dedi.

“GALATASARAY MEYDANI ANALARIN AK SÜTÜ GİBİ HELALDİR”

Cüneyt Yılmaz: “Kayıp yakını değilim insan hakları savunucusuyum kayıplarını aramak suç değildir. Kalkanlarla çevirdiler, gözaltına ters kelepçeyle, küfür edilerek alındım. Burada neden bulunduğumuzu anlamıyorum, suç teşkil edecek birşey yapmadık.”
Ali Yiğit Karaca: “CHP üyesiyim, anayasal hakkımı kullandım. Çocuklarının kemiklerini arayan annelerin yanında olmak, vicdan sorunudur. Elbette orada olacaktım.”
Murat Koptaş: “Bir avuç insanın verdiği demokrasi mücadelesidir, yanlarında olmak vicdani sorumluluktur. Galatasaray Meydanı anaların ak sütü gibi helaldir. Ben ilk gözaltımı burada yaşadım. Yerde otururken yerlerde sürüklenerek, ters kelepçeyle, kaba şiddete maruz kaldık. Bu durumun yargılanması gerektiğini, bunu suç haline getirenlerin suç işlediğini düşünüyorum.”
Deniz Koç: “Destek olmak için gittim, dağılın anonsu yapılmadan gözaltına alındık. Polisler yargılanacakken biz yargılanıyoruz.”

“BARIŞÇIL GÖSTERİNİN KARŞISINDA SİYASİ KARAR VAR”

Av. Kerem Altıparmak: “Bildirim izin değildir. ‘İzin vermiyorum’ diyemezsiniz. İzinsiz toplanma hakkı vardır. 699 haftadır bildirim yapılarak toplanma olmuştur. ‘700 hafta bildirim yapılmadı’ demek kanuni değildir. Bildirim yapanları yargılayamazsınız, kamu güvenliği için sundukları belgeler de Galatasaray Meydanı ibaresi geçmiyor. Anayasa Mahkemesi kararlarında açık ve yakın tehlike oluşturdukları belli olmayan ibare var. Somutlaşmış bir belge yok bu yargılamada. Sizin karşınıza sanık olarak çıkartıldı bu insanlar somut bir delil olmadan. Barışçıl gösterinin karşısında siyasi karar var. Celseler boyu ‘Sen ne yaşadın?’ sorgusu yapılmamalı. Savcı bildirim yapılmadığı gerekçesiyle ceza istemiş. 699 hafta bildirim yapılmış, derhal beraat kararı verilmeli. “
Avukatlar ortak karara uyduklarını belirterek, derhal beraat kararı verilmesini talep etti.
Savcı dinlenmemiş sanıkların dinlenmesini istedi.

12 TEMMUZ’A ERTELENDİ

Hakim, iddianame tebliğ edilmeyen sanıklara tebliğ edilmesine, adreslerinin istenmesine, yazılı dilekçelerin UYAP sisteminden yüklenmesine, yazılı yasaklama kararının tebliği yapılan Gülseren Yoleri’ye yapıldığına dair yazılı belgenin istenmesine, ek savunmaların alınmasına, dinlenmeyen sanıklara davetiye çıkartılması ve en büyük duruşma salonu istenmesine kararı vererek 12 Temmuz Pazartesi saat 10.00’a erteledi.