CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeynel Emre, eski CHP Konya Milletvekili Atilla Kart’ın gazeteci Nevşin Mengü’nün youtube programında "Mühürsüz oyları AİHM'ye götürmeme engel olundu" sözleriyle ilgili açıklama yaptı.

Emre X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "'Mühürsüz referandum’la ilgili her türlü hukuki girişim dönemin parti yöneticilerimiz tarafından yapılmıştı!" ifadelerini kullandı.

Yüksek Seçim Kurulu’nun mühürsüz oy pusulaları ve zarflarının geçerli olduğuna dair kararının ardından Kurula 18 Nisan 2017 tarihinde halkoylamasının iptali istemli başvuru yapıldığını aktaran Emre YSK'nin bu başvuruyu reddetmesinin ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne 4 Temmuz tarihinde başvuru yapıldığını belirtti.

Emre "Başvuru AİHM tarafından 48818/17 numaralı dosya ile incelenmiştir. AİHM 21 Kasım 2017 tarihinde başvuruyu reddetmiştir. AİHM’in kararı, https://hudoc.echr.coe.int/#{%22itemid%22:[%22001-179280%22]} linkinde bulunmaktadır" dedi.

"İddia edildiğinin aksine her türlü hukuksal girişimde bulunduğumuz referandumun iptalinin CHP elindeymiş gibi gösterilmesi en basit ifadeyle çarpıtmadır" ifadelerini kullandı.

Öte yandan Atilla Kart dün konuya ilişkin dönemin CHP Grup Başkanvekili Bülent Tezcan’ın “CHP olarak biz AİHM’e gittik, dava açtık. AİHM, referandum ve yerel seçimler yetki alanında olmadığı gerekçesiyle, talebimizi yetkisizlikten reddetti”  sözlerine yanıt verdi.

"Bilgi kirliliği ve karambol yaratmaya devam ediyor"

CHP Genel Merkezi’nin açtığı davanın referandumdaki hak ihlalleri nedeniyle, referandumun iptali talebiyle açılan bir dava olduğunu belirten Kart "Oysa, AİHM’in, referandumun doğrudan iptaline yönelik olarak yapılan başvuruları reddettiği biliniyordu. AİHM, yasama organı seçimindeki ihlal iddialarına bakacağı yönünde içtihat oluşturmuştu. Genel Merkez, bu durumu bildiği halde dava açtı. Kaçınılmaz olarak bu dava reddedildi” dedi.

Kart’ın açıklaması şöyle:

16 Kasım 2017 (2,5 milyon mühürsüz zarf ve oyun kullanıldığı) Referandumu konusunda, CHP Mv. Bülent TEZCAN bilgi kirliliği ve karambol yaratmaya devam ediyor.

Genel Merkezi’nin, benim dışımda açtığı dava; referandumdaki hak ihlalleri nedeniyle, referandumun iptali talebiyle açılan bir davaydı. Oysa, AİHM’ in, referandumun doğrudan iptaline yönelik olarak yapılan başvuruları reddettiği biliniyordu. AİHM, yasama organı seçimindeki ihlal iddialarına bakacağı yönünde içtihat oluşturmuştu. Genel Merkez, bu durumu bildiği halde dava açtı. Kaçınılmaz olarak bu dava reddedildi. Bülent Tezcan’ın “açtık” dediği dava bu davadır.

Benim CHP adına açtığım dava ise, YSK’nın saat 16:10 civarında tesis ettiği “idari işlemin iptaline” yönelik davaydı. Ben bu dava için ısrarla talepte bulundum ve tarafıma vekaletname verildi. Sayın Sami Selçuk’ un bu konu hakkında özel olarak yaptığı ve “Doğmayan Halk Oylaması” başlığını taşıyan çalışmada da ifade edildiği üzere, YSK’nın bu işlemi hukuksal yönden “yok hükmünde” olan bir işlemdir. En üst düzeyde yaptığım görüşmelere dayanarak söylüyorum; sonuç alma ihtimali yüksek olan bir davaydı.

Soru ve sorun şu; Bülent Tezcan ve diğer failler, CHP adına açtığım bu davayı neden engellediler?