Bakırhan: Kapıları kırarak, yargı sopasıyla muhalefeti dizayn etmenin hiç kimseye yararı yok

Çetin Yılmaz 8 Haziran 2026
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, kapıları kırarak ve yargı sopasıyla muhalefeti dizayn ederek cezaevlerini seçilmişlerle doldurmanın ülkeye ve 86 milyon vatandaşa hiçbir yararı olmadığını belirtti.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisi tarafından Diyarbakır’da düzenlenen Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı’na katılarak gündemdeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. İki gün boyunca devam edecek olan konferansın açılış bölümünde konuşan Bakırhan, “Kapıları kırarak yargı sopasıyla muhalefeti dizayn ederek cezaevlerini seçilmişlerle düşünceyi ve ifadelerini açıklayan insanlarla doldurmanın ne bu ülkeye ne de bu ülkede 86 milyondan hiç kimseye bir yararı olmadığını belirtmek istiyoruz” dedi.

Türkiye'nin en krizli dönemlerinden birisinden geçtiğini ifade eden Bakırhan, durumun bir türlü düzelmediğini dile getirdi. Bakırhan, “Maalesef bir türlü düzelmedi. İktidara gelen muhalefet ile hesaplaşıyor. Bir öncekisiyle hesaplaşıyor. O kadar haksızlık ve ucuzluklar ortaya çıkıyor ki artık yani bunu örtmek zorlaşıyor” şeklinde konuştu.

DEVR-İ SABIK BU ÜLKEYE ÇOK ŞEY KAYBETTİRDİ

Bu ülkede devr-i sabık döneminin artık kapatılması gerektiğini bildiren Bakırhan, “Devr-i sabık bu ülkeye çok şey kaybettirdi. Bu ülkenin demokrasisine çok şey kaybettirdi. Cezaevleri, devr-i sabıklarla dolu. Yargılama dosyalarının çoğu devr-i sabık dosyalarıdır. Artık devr-i sabık yerine demokrasi devrine geçmemiz gereken bir dönemde, bir yüzyılda yaşadığımızı buradan belirtmek istiyoruz. Yine yakın dönemde birlikte izledik. Bu devr-i sabık sürecinin örneklerinden birisiydi” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ne yönelik gerçekleşen polis müdahalesine de tepki gösteren Bakırhan, geçmişte kendilerinin de benzer durumları çokça yaşadıklarını, kapılarını TOMA’ların çaldığını ve kapı kırmalarla karşılaştıklarını belirtti. Bakırhan, şunları kaydetti:

“Geçmişte biz çokça yaşadık. Çokça kapımızı çaldı TOMA’lar, kapı kırmaları. Hemen geçmiş günlerde de ana muhalefet partisinin kapılarına TOMA’lar dayandı. O kapılar işte balyozlarla kırılarak içeri girildi. Biz artık partilerin kapısına TOMA’lar değil, özgür siyasetin gitmesini, o kapıların özgür siyasete açık olması gerektiğini söylüyoruz. Söylüyoruz ama iktidar bildiğini okumaya devam ediyor. Türkiye için çok önemli, aslında kısaca özetlersek Türkiye için güçlü bir demokrasiye ihtiyaç var. Kürtler için de onurlu bir barışa ihtiyaç var. Bu iktidarın bunların yolunu açacak pratikler içerisinde olması gerektiğini bir kez daha buradan Amed’den belirtmek istiyoruz. Kapıları kırarak, yargı sopasıyla muhalefeti dizayn ederek, cezaevlerini seçilmişlerle düşünceyi ve ifadelerini açıklayan insanlarla doldurmanın ne bu ülkeye ne de bu ülkede 86 milyondan hiç kimseye bir yararı olmadığını belirtmek istiyoruz.”

DEMOKRATİK ENTEGRASYON SÜRECİ

Konuşmasında çözüm sürecine dair de açıklamalarda bulunan Tuncer Bakırhan, şu sözleri sarf etti:

"Önemli bir süreç demokratik entegrasyon süreci diyoruz. Bunu demokratik entegrasyon, demokratik bütünleşme olarak da tanımlayabiliriz. Kürtler 100 yıl sonra kendi dili ve kimliğiyle yerel iradesiyle birlikte demokratik bir şekilde bu Cumhuriyeti demokratikleştirerek entegre olmak istiyor. Bunun önünde engeller yok değil. Bunun önündeki engelleri birlikte zaten izliyoruz. Ama bu konuda kararlılığımız devam ediyor. Türkiye bugüne kadar yaşamış olduğu kronikleşmiş sorunlarını ancak bu biçimde demokratik yol ve yöntemlerle aşabilir. Bir taraftan başlayan demokratik toplum ve barış sürecini ilerletmek için gerekli olan yasal adımları atması gerekiyor. Diğer taraftan da eş zamanlı olarak demokratikleşme adımlarının da atılması gerekiyor. Bu kronikleşmiş sorun çözümü için."

Geçmişten itibaren bu tür süreçlere hazır bir siyasi parti olduklarını, en zorlu dönemlerde bile barışı ve demokrasiyi savunduklarını dile getiren Bakırhan, iktidarın bu duruma ne kadar hazır olduğunu kestirmenin güç olduğunu belirtti. Bakırhan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Topluma sorduğumuz zaman iktidarın bu konuda kararlı olmadığını, bu konuda inandırıcı olmadığını belirtiyorlar. Bunun sebepleri olarak da yasal adımları gerektirmeyen sadece bir bakanın iktidar bürokrasisi talimatıyla birlikte hayata geçirilecek olan kimi şeylerin yapılmadığını insanlar belirtiyor. Haklılar. AİHM, AYM kararlarının uygulanmaması gerçekten bir ayıptır artık. Altına imza attığınız uluslararası sözleşmeler, ulusal hukukunuzun bu genel hukukun kararlarına uyacağını zaten belirtmiş. Yani bir hukuksuzluk hala devam ediyor. Selahattin Demirtaş'ların, Figen Yüksekdağ'ların, Selçuk Mızraklı'ların içerideki bütün seçilmiş arkadaşlarımızın bırakılmama sebebi de bu kararların uygulanmamasıdır. Yine söylendi, tekrar etmekte yarar var. Kayyum hukuksuzluğu hala devam ediyor. Bu siyasetin bir ayıbıdır.”

Kayyum uygulamasının halkın hak ile özgürlüklerini engellediğini ifade eden Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:

"Bu 2 ayda bir uzatılan bu kararların bir bakan tarafından uzatılmayarak seçilmiş yöneticilerin görevlerine dönebilecekleri bir zemin varken bunu hala uygulamıyor olmaları da bir ayıp olarak tarafımızdan değerlendiriliyor ve bir an önce AYM kararları ve bu kayyum gasbının da ortadan kaldırılması gerektiğini belirtmek istiyorum. Tekçi, katı merkeziyetçi devlet sadece demokrasiye engel değil, aynı zamanda cumhurun haklarını da engelliyor. Yani halkın hak ve özgürlüklerini de engelliyor. Bir yüzyıl daha biz bu katı, tekçi merkeziyetçi sistemle yaşamayacağımızı artık bu ülkenin bu katı merkeziyetçi sistemle yol almayacağını bir kez daha belirtmek istiyorum. Bu yüzyıl, demokratik Cumhuriyet yüzyılıdır. Sayın Öcalan da bütün görüşmelerinde bunu defaatle dile getirdi. Demokratik krizi aşmak için bu yüzyılda biraz önce söylemiş olduğum gibi demokratikleşme ve demokratik toplum ve barış sürecine ilişkin adımların atılması gerekiyor."

İKTİDARDAN BİR İMTİYAZ BEKLEMİYORUZ

İlk yüzyılda Cumhuriyet'in halktan, Kürtlerden, Alevilerden, farklı inanç ile haklardan ve demokrasiden koparıldığını belirten Bakırhan, bugün burada yaptıkları gibi bu yüzyılda halklar ve inançlarla birlikte Cumhuriyet'in eksik kalan yanını tamamlamaya çalıştıklarını kaydetti. Bakırhan, şunları söyledi:

“Biz iktidardan bir imtiyaz beklemiyoruz. Böyle bir talebimiz yok. Yani buna tenezzül de etmeyiz. Biz sadece iktidarın özellikle bölge belediyeleri, DEM Parti belediyeleri üzerindeki ayrımcı politikalarından vazgeçmesi gerektiğini belirtmek istiyorum. Bu sabah Amed Büyükşehir Belediye Eş Başkanlarımızla sohbet ettik. İşte yani hizmetler gelip bir yerlere takılıyor. Lütfen bu konuda artık siyasi iktidar bu ayrımcı politikaları bu ötekileştiren bu muhalefetin hizmetlerini engelleyen, bence bu durumdan vazgeçmelidir.”

Yerel demokrasinin güçlenmesinin Ankara'yı ve iktidarı da güçlendireceğini ifade eden Bakırhan, bunun Türkiye'nin kronikleşmiş sorunlarından kurtulması adına en önemli demokratik formüllerden biri olduğunu dile getirdi. Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ne yerel demokrasinin güçlenmesi için bir şey yapıyorlar. Ne de gerçekten yerelin iradesini esas alıyorlar. Oysa yerel demokrasinin güçlenmesi aslında Ankara'yı da güçlendirir. İktidarı da güçlendirir. Yerel demokrasinin gelişmesi Türkiye'nin bu kronikleşmiş sorunlardan çıkması için en önemli demokratik formüllerden birisidir. Buradan da aynı zamanda iktidara Bir çağrımız olarak bunu dile getiriyoruz. Yeni dönemde iktidarın hazırlayacağı bütün yasalar yerelin yerel demokrasiyi gözeterek geçirilmelidir. Yerel demokrasinin gelişmesine hizmet etmelidir. Evet belki bunlar çok zor gözüküyor ama biz bunları dillendirmeye, bunları dile getirmeye devam edeceğiz."

Türkiye’nin, Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na yönelik çekincelerini kaldırması yönünde çağrıda bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye, bu Avrupa Yerel Yönetim Özerklik şartına çekince koymuş. Bir kez daha yerel yönetimlerimizle yapmış olduğumuz bu konferansta bir çağrı daha yapmamız gerekiyor. Bir an önce iktidar, Avrupa Yerel Yönetimler Özerlik şartına konulan çekinceyi kaldırmalı. Sadece kaldırmakla yetinmemeli. İçeriğine de uygulayacak bence sözler vermelidir. Yerel demokrasi geliştiği müddetçe Türkiye'yi demokratikleştirebiliriz. Bu içerisinde bulunmuş olduğumuz sorunları aşabiliriz. Yerel demokrasiden uzaklaştığımız müddetçe de Türkiye krizden, kaostan bir türlü kurtulamıyor. Tam da bu konferansın Türkiye'nin içerisinde bulunmuş olduğu yerel yönetimlerle ilişkin krizleri çözmesine dönük eleştirilerin, önerilerin yapılacağı çok önemli sorunların çözümü konusunda çözümle bir çerçeve ortaya çıkaracağına inanıyorum.”

" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }