Dilovası davası öncesinde ailelerden açıklama: Adalet yerini bulana kadar susmayacağız

Çetin Yılmaz 20 Mayıs 2026
Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde 3'ü çocuk 7 işçinin hayatını kaybettiği kozmetik fabrikası yangınına ilişkin davanın ikinci duruşması öncesinde mağdur aileleri Kandıra Cezaevi önünde basın açıklaması yaparak tüm sorumluların yargılanmasını talep etti.

Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde 8 Kasım 2025 tarihinde 3'ü çocuk olmak üzere toplam 7 işçinin yaşamını yitirdiği parfüm dolum imalathanesi yangınıyla ilgili açılan davanın görülmesine Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Kandıra Cezaevi Duruşma Salonu'nda devam ediliyor.

Duruşma öncesinde cezaevi önünde bir araya gelen mağdur aileleri ve sendika temsilcileri, yaptıkları kitlesel basın açıklamasında soruşturmanın eksiksiz yürütülmesini ve tüm sorumluların yargı önüne çıkarılmasını talep etti. Aileler tarafından yapılan ortak açıklamada, adalet yerini bulana kadar sessiz kalmayacakları ifade edildi.

Ruhsatsız ve denetimsiz şekilde işletildiği belirtilen Ravive Kozmetik fabrikasındaki patlama ve yangına ilişkin davada, 7’si tutuklu ve 2’si firari olmak üzere toplam 16 sanık yargılanıyor. Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yürütülen davanın duruşmalarının; ulaşım zorlukları ve çeşitli kısıtlamalar gerekçesiyle ailelerin ve avukatların itirazlarına rağmen Kandıra Cezaevi yerleşkesindeki salonda görülmesine devam edildiği kaydedildi.

Duruşma öncesindeki eyleme Birleşik Metal İş Sendikası Gebze 1 Nolu Şube adına Naz Şakar, Petrol-İş Sendikası Gebze Şube Başkanı Şivan Kırmızıçiçek, Nakliyat-İş Sendikası Gebze Şube Başkanı Erdal Kopal ile Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) Genel Başkanı Neslihan Acar da katılarak destek verdi. Basın açıklaması sırasında DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar, hayatını kaybeden Nisa Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir, babası Vedat Taşdemir, Tuğba Taşdemir’in babası Şahin Taşdemir ve annesi Saliha Taşdemir konuştu.

PENCERE VE BACA OLSAYDI ÇIKARLARDI

Yangında hayatını kaybeden Nisa Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir, kızının fotoğrafını göstererek Kürtçe yaptığı konuşmada, "Toprağın altında bu... İçim yanıyor. Bu nasıl toprağın altına girer? Küçük kızımdı, yanarak toprağın altına girdi... Kızımı bile bile yaktılar. Çocuklarımıza yazık değil miydi? Hayalleri vardı, büyüyeceklerdi. Nisa'nın hakkı yerde kalmasın, Çocuklarımız geri gelmeyecek ama en azından hakları yerde kalmasın, devletten başka bir şey istemiyoruz. Devlet bize yardım etsin. Nisa, babası kanser olduğu için çalışıyordu, babası için çalışıyordu. Parça parça kızımın cesedini topladım, çöp poşetinin içinde verdiler. Çocuğumuz kefensiz toprağın altına girdi, kefeni bile yoktu, bu adalet mi? Diri diri yaktılar. Pencere olsaydı, baca olsaydı çıkarlardı..." ifadeleriyle feryat etti. Hayatını kaybeden işçinin babası Vedat Taşdemir de Adalet Bakanı Akın Gürlek'e seslenerek, "Kızımı bana geri versin onu yapamıyorsa içeridekilere ceza versin. Kızım yanmış, kömür olmuş. Adalet bekliyorum devletten" şeklinde konuştu.

ADALET YERİNİ BULANA KADAR SUSMAYACAĞIZ

Konuşmaların tamamlanmasının ardından mağdur aileler adına ortak basın açıklamasını Hanım Gülek’in kızı Tuba Gülek Laç okudu. "Dilovası Katliamı Aileleri" imzasıyla hazırlanan ve "Adalet yerini bulana kadar susmayacağız" sözleriyle başlayan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası'nda ruhsatsız, denetimsiz ve hiçbir işçi güvenliği önlemi alınmadan çalıştırılan Ravive Kozmetik firmasında meydana gelen patlamada üçü çocuk altısı kadın olmak üzere toplam yedi kişiyi iş cinayetine kurban verdik. Bugün bu katliama ilişkin firma sahiplerinin, İSG uzmanı ve fabrikanın mal sahiplerinin yargılandığı ikinci duruşması görülecek. İlk duruşmada asli sorumlular ne kadar itibarlı ve basiretli iş insanları olduklarıyla, yaptıkları ihracatlarla övünmüş katliamın sorumluluğunu üstlendiklerini gösteren ya da katliamdan dolayı üzüldüklerini gösteren bir tutum almamışlardır. Aksine tüm sorumluluğu cezaevinde ölen Kurtuluş Oransal'a ve katliamda ölen Tuncay Yıldız'a yükleme gafletinde bulunmuşlardır. Katliamı görmezden gelen savunmaların ardından dinlenen müşteki ve tanıklar gerçekleri gün yüzüne çıkarmış üç kuruşa güvencesiz çocuk ve kadın emeği üzerinden edindikleri itibarlarını yerle bir etmişlerdir. Bizler Dilovası İşçi Katliamı Aileleri olarak sorumluları koruyan değil adalet sağlayan bir yargı istiyoruz. Soruşturma süreci bugüne kadar eksik ve taraflı yürütülmüş özellikle kamu görevlileri ile ilgili yürütülen soruşturmada aylar geçmesine rağmen bir adım yol alınmamıştır. Sorumlular hala yargı önüne çıkartılmamıştır. Sadece özel şirket sahiplerinin ve iş güvenliği uzmanlarının tutuklanması bizler için yeterli değildir. Biz biliyoruz ki sorumlular daha fazla; gizli ortaklar ve büyük markalar; Ravive ve Lykke kozmetik ile iş yapan bu sömürü düzeninden kar sağlayan Ali Osman Akat ile Lider Kozmetik ve Rebul Kozmetik gibi firmalar bu can pazarının doğrudan sorumlusudur. Ali Osman Akat, Ravive Kozmetik'in sahipleri olan yeğenleri ile birlikte bu şirketi yönetmiştir. Sadece firma sahipleri ve İSG uzmanları değil Ali Osman Akat, Lider Kozmetik ve Rebul Kozmetik gibi firmanın iş ortağı olan tüm yapılar bu katliamdan yargılanmalıdır."

Sanıkların "olası kastla öldürme" suçundan yargılanmasını talep eden aileler, kaçak binaya yıkım emri vermesine rağmen bunu uygulamayan yerel yöneticilerin, şikayetlere rağmen denetim yapmayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerinin ve belediye yetkililerinin de soruşturulması gerektiğini vurguladı. Açıklamada, yangının çıktığı fabrikaya iki bina mesafede bulunan İŞKUR çalışanları ile Dilovası Belediyesi ve ilgili bakanlıklardaki sorumlular hakkında neden hala soruşturma izni verilmediği soruldu. Davanın peşini yirmi sene sürse de bırakmayacaklarını belirten aileler, katliamın ardından kaçak binanın yıkılmasını sağlayanların delil karartma şüphesi taşıdığını kaydetti. Duruşmanın güvenlik gerekçesiyle adliyeden alınarak cezaevi kampüsüne taşınmasının davayı kamuoyunun gözünden kaçırma çabası olduğunu ifade eden aileler, şehir merkezinden uzaktaki hapishane salonuna gelmenin hasta ve çalışan yakınlar için bir eziyet olduğunu belirtti. Aileler, ruhsatsız ve kayıt dışı çocuk işçi çalıştırılmasına göz yuman belediye başkanlarından zabıtalara, denetim görevlilerinden şirket ortaklarına kadar tüm sorumlular hesap verene dek mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladı.

" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }