DÜNYA

Koronavirüs salgını küresel düzeni yeniden şekillendirebilir

Bugünlerde Batılı politikacılar büyük eşitsizliklere ve sistematik hizmet verilmesinde kesintilere yol açan onlarca yıllık neoliberal politikaları yeniden düşünmeye zorlanıyor.

Koronavirüs salgınının, hâlihazırda değişen uluslararası düzende, bölgesel ve küresel dengeyi etkileyen dinamikleri ve olayları izlemekte ve aynı zamanda dönüştürmekte olduğu görünüyor.

Rusya bir kez daha Türkiye’nin İdlib’in geleceğine karar verme ve Suriye ayaklanmasından payına düşeni alma hırsını frenledi.

Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman, muhtemel bir darbeye karşı erken davranmak veya tahta çıkışını hazırlamak için yahut her ikisi için de yaptığı hareketle, asilleri ve devlet memurlarını daha da yıktı.

Bin Selman ayrıca bir ‘petrol savaşı’ başlatarak, piyasaları fazlasıyla rekabetçi olan Suudi ham petrolüyle doldurdu ve fiyatları tabana önemli seviyede yaklaştırdı; bu sayede de Rusya ve İran’ın piyasadaki üretimi ve pazar payını zor sokarken aynı zamanda ABD kaya petrolü sanayini de muhtemel iflasın eşiğine sürükledi.

SUUDİ PETROLÜ

Suudi petrol üretiminin tek bir darbeyle yarıya indirilebileceğini görmüştük ve şimdi bunun tekrar gerçekleşebileceğine dair riskler yine görülebiliyor. Bin Selman tarafından alınan son iki kararın herhangi bir şekilde bununla alakalı olup olmadığı yahut kararların bin Selman’ın ve ülkesinin aleyhine sonuçlanıp sonuçlanmayacağı henüz belli değil.

Bu sırada, acil koronavirüs durumu, duruşması 24 Mayıs’a ertelenen İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya yeni bir hayat akışı sundu. Hâlâ, Netanyahu’nun mevcut konumunu, koronavirüs güdümlü ulusal acil durum hükümeti aracılığıyla sürdürme ihtimali düşük.

Görünüşe göre virüs İran hükümetini Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) emsalsiz bir yardım çağrısına cebrederek, İran’ın canını onlarca yıllık Batı yaptırımlarından daha fazla yakıyor. Bu salgın İran devesinin belini bükecek saman olabilir mi?*

Rusya’ya bakacak olursak, Vladimir Putin zahiren, çöküşün eşiğinde sendeleyen finansal sistemiyle, Amerika’yı kilit bir anda vuracağı hesaplanan petrol savaşının yaşanacağı 2036 yılına kadar iktidarda kalmaya hazırlanıyor. Geriye dönüp bakınca, Amerika’nın, Rusya’dan Almanya’ya uzanan “Kuzey Akım 2” gaz boru hattına karşı çıkması muhtemelen pek akıllıca değildi. Şans eseri, Rusya bugüne kadar salgından önemli derecede etkilenmedi.

ÇİN VE BATI

Aksine Çin bugüne kadar koronavirüsten oldukça etkilendi, fakat şimdilerde toparlandığı izlenimini veriyor. Çin hükümetince kaç kayıp verdiği ve uğradığı ekonomik zararın ölçeği eksik beyan edilmiş olabilirken, kamuoyu algısı devreye giriyor: Çin virüse karşı bir savaş verdi ve iki aylık bir sürede bu savaşı kazandı. Amerika ve Batı Avrupa aynısını yapabilecek mi? Haydi öyle umalım…

Salgın İtalya’yı ağır bir biçimde etkiledi ve aynı şekilde Avrupa’nın kalanına ve Amerika’ya etki ediyor. En iyimser ifadeyle stoklar alt üst oldu ve ekonomik görünüm korkutucu. ABD Merkez Bankası’nın sisteme kaç trilyon dolar akıttığı farketmiyor, faiz oranının sıfıra nasıl yakın olduğu da veya Avrupa Merkez Bankası’nca söz verilen yardım paketinin nasıl güçlü olduğu, ekonomik döngü hâlâ dibe yuvarlanıyor.

Ve aşı olmadan, sürü bağışıklığıyla virüsle mücadelenin sosyal Darwinizmi, kitlesel ölümlere özellikle kazara Johnson’ın kilit oy bloğunu oluşturan hassas gruptaki yaşlı vatandaşların ölümüne yol açabilecek. Boris Johnson İngiltere’sinin hâlâ gözden kaçmayacak bir istinası bulunuyor.

Böyle şok edici bir sosyal ve ekonomik ortamda, Donald Trump’ın Amerika başkanlığı bir kırılma noktası olabilir. Trump, Kasım seçimini, pek de rahatlatıcı olmayan bir olasılıkla, New York kodamanını 2016’da seri hatalarıyla Beyaz Saray’a sokan aynı kuruluşun tipik ve tövbesiz bileşeni Demokrat Joe Biden’ın yerini alması sonucu kaybedebilir.

MÜTHİŞ FIRTINA

Küresel ekonomi müthiş bir fırtınadan geçiyor: Çin’deki asıl arz zincirlerinin sekteye uğraması, neredeyse tüm dev dünya ekonomilerinin süregelen durağanlığı ve finansal erimeyle, bir arz-talep şoku yarattı.

2008 finansal krizinden sonra ne olduğu önümüzdeki aylarda baş gösterecek krizle kıyaslandığında sönük kalabilir.

Bu müthiş fırtınanın, Kara Veba’nın Avrupa nüfusunu kırıp geçirdikten sonra, altı yüzyıl önce Rönesans’ta oldugu gibi yeni bir çağa eşlik edeceğini söylemek için erken. Koronavirüs hâlihazırda, on yıllardır birlikte yaşadığımız bazı politik ve ekonomik tabuların gözden geçirilmesini teşvik ediyor.

Kemer sıkma politikalarının Avrupa Birliği destekçilerini nihayet sarsmak, ancak bir salgınla mümkün oldu. En azından Avrupa Komisyonu tarafından son on yıl boyunca güney Avrupa’yı kasıp kavuran sağlam istikrar paktı kısıtlamaları sonunda kaldırıldı.

Amerika ve Avrupa’da, politikacılar, büyük eşitsizliklerin yanı sıra halk ve sağlık hizmetlerine daha genelde sosyal güvenceye yapılan büyük ölçekli ve sistematik kesintilere yol açan onlarca yıllık neoliberal politikaları yeniden düşünmeye itiliyor. Bugün bu seçimlerin bir çoğundan pişmanlık duyabilirler; her şeye rağmen, genel olarak bedeli en kırılgan olanlar ödeyecek.

GELECEĞE BAKMAK

Şimdilik yalnızca birkaç ön sonuç ihtiyatla ileri sürülebilir. İlk olarak, koronavirüs küresel bir gerileme yaratmıyor, basit tabirle ona sürat kazandırıyor. Dünya ekonomisi finansal balonlarla ve büyük tüketici borcuyla sürdürülen hassas bir durumdaydı zaten.

İkinci olarak, salgına verilen tepkileri izlemek koronavirüsle yayılan bir diğer virüs: hareket özgürlüğünü ve çalışanlara, iş yerlerine daha önceden tahayyül edilemez devlet yardımını da kapsayan, neredeyse tüm neoliberal politikaların küresel bir yeniden ulusallaştırılması.

Üçüncü olarak, kırk yıllık serbest piyasa ekonomisi politikaları, kontrolsüz küreselleşme, genişleyen eşitsizlik ve sosyal güvenlik kesintileri belki utanç verici bir sona yaklaşıyor. 2008 finansal krizinden affedilemez ve kasti biçimde çıkarılan dersler görmezden gelindi; 2020 derslerine aynı muameleyi göstermek ise bir seçenek değil.

Henüz nasıl ve hangi ölçekte olacağı bilinmiyor ama bu salgından sonra aşina olduğumuz dünyanın ve küreselleşmenin değişeceğini varsaymak makul olabilir.

 

Bu yazının orjinali Middle East Eye yazarlarından Marco Carnelos tarafından yayınlanmış, Ebrar Başyiğit tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir.

*“the straw that broke the camel’s back” İngilizce bir deyimdir. Yazarın ifadesine sadık kalınmıştır ancak Türkçe’de “bardağı taşıran son damla” kullanımıyla karşılanabilir.

Etiketler

dokuz8HABER’i takip edin

Video