Yaşam alanlarının yok edilmesi ve aşırı avlanma nedeniyle tatlı su balığı türlerinin yüzde 30’u yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

Dünyadaki doğal yaşamı ve çevreyi korumayı amaçlayan 16 organizasyonun hazırladığı rapora göre, yeryüzündeki toplam balık türlerinin yüzde 51’ini oluşturan tatlı su balıkları ciddi bir tehlike içerisinde. World’s Forgotten Fishes (Dünyanın Unuttuğu Balıklar) isimli raporda yer aldığı üzere, Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) tatlı su balığı türlerinin yüzde 30’nun neslinin tükenmek üzere olduğunu belirtiyor. Rapor, tatlı su balıklarının her çeşit ekosistemin ve insan yaşantısının üzerindeki “unutulan” etkisi ve önemini vurgulayıp harekete geçilmesi için çağrı yapıyor.

80 TÜRÜN NESLİ TÜKENDİ

WWF’nin (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) de içinde bulunduğu 16 organizasyon tarafından hazırlanan rapora göre, 1970’lerden bu yana göçmen tatlı su balıkları popülasyonu tahminen yüzde 76; ‘mega-balık’ diye adlandırılan 30 kg’dan ağır balıkların popülasyonun ise %94 oranında azaldı.
80 tatlı su balığı türünün nesli ise tamamen tükenmiş durumda. Bu 80 türün arasında Gökçe balığı (Beyşehir Gölü), İznik incibalığı (İznik Gölü), Eğirdir yağbalığı (Eğirdir Gölü) ve Gölcük dişli sazancığı (Gölcük Gölü) gibi zamanında Türkiye coğrafyasında yaşamış olan balık türleri de yer alıyor.

TATLI SU KAYNAKLARI NEDEN ÖNEMLİ?

Dünya yüzeyindeki toplam suyun yalnızca %1’ni oluşturan tatlı su alanları, sadece ev sahipliği yaptığı canlılar için değil insanlar için de hayati önem taşıyor. Raporda belirtiği üzere günümüzde 2 milyar insan içme sularını nehir ve akarsulardan temin ederken, 190 milyon hektarlık alanın sulaması yine tatlı su kaynaklarıyla yapılıyor. Ayrıca turbalık alanlar ormanların iki katı kadar karbon depolayarak iklim kriziyle savaşma konusunda önemli bir katkı sağlıyorlar.
Bunlarla birlikte, 18.075 türün yaşadığı tatlı sular bu canlıların çoğunun yaşayabileceği tek alan konumunda.

NE SEBEP OLUYOR VE NE YAPILABİLİR?

Tatlı sularda yaşayan balık türlerinin tehlike altında olmasının önde gelen nedenleri arasında tatlı su ekosistemlerinin kurutulması ve tarım alanlarına dönüştürülmesi; yapay su akıntıları oluşturulması; kirlilik; aşırı ve düzensiz avlanma; yabancı türlerin ekosisteme dahil edilmesi ve tabii ki iklim krizi yer alıyor.
Raporda sözü geçen “Tatlı Su Biyoçeşitliliği için Acil Kurtarma Planı” ve 5. Küresel Biyoçeşitlilik Görünümü’nde belirtildiği üzere, nehir ve akarsuların doğal bir şekilde akmasına olanak sağlanmalı, kritik durumdaki tür ve habitatlar korunmalı ve su kirliliği azaltılmalıdır. Bunların yanında aşırı ve yok edici avlanmanın, kum madenciliğinin ve yabancı türlerin ekosisteme dahil olmasının da önüne geçilmesi gerekiyor.

TATLI SULAR VE KANAL İSTANBUL

World’s Forgotten Fishes isimli raporda yapılan uyarılar, Türkiye gündemini uzun süredir meşgul eden Kanal İstanbul projesini akla getiriyor. Dr. Akgün İlhan tarafından kaleme alınan ve Greenpeace’de yer alan yazıda da belirtildiği üzere bu projenin hayata geçirilmesi ciddi su kayıplarına neden olacak. “Toplamda 73 milyon metreküpü bulan su kaybı Avrupa yakasındaki tatlı suyun yüzde 13’üne tekabül ediyor. Başka bir ifadeyle tüm İstanbul’un yaklaşık bir aylık tüketimine denk miktarda su doğrudan kaybedilmiş olacak.” Kanal deniz suyu taşıyacağı için Avrupa Yakası’ndaki tatlı su kaynaklarını tehdit ettiğini ifade eden Dr. İlhan, “toprakta yaşayan her canlının faydalanacağı, tarım, içme ve kullanma için herkesin kullanabileceği tatlı su kullanılmaz hale gelecek,” sözleriyle durumun önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.
 
 

Bu haberin orjinali Dünyanın Unutulan Balıkları Raporu’nda yayınlanmış, Büşra Ağaç tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir.