HDP Ekoloji Komisyonu Sözcüsü Menekşe Kızıldere ise iklim krizinin giderek büyüdüğünü belirtti. Kızıldere, Türkiye’nin de iklim krizini pazarlık konusu yaptığını söyledi.

dokuz8GündemPandemi özel programında pandemi döneminde ekoloji ve çevre sorunları konuşuldu. Onur Yılmaz’ın yönettiği programın konukları HDP Ekoloji Komisyonu Sözcüsü Menekşe Kızıldere ve Polen Ekoloji Yazarı Cemil Aksu oldu.
Pandemi’nin ilk dönemlerine dikkat çeken Aksu, “Pandeminin ilk zamanlarında balık ve temiz hava haberleri vardı ancak bu haberler çok fazla umut vermiyor. Pandemi ile birlikte hükümet birçok yasak getirdi ancak şirketler çalışmalarına devam etti. İnsanlar can derdindeyken onlar ihale derdindeydi.

Kaz Dağları’ndaki örnekler gibi ekolojik direnişlere engeller çıkarılırken cezalar verilirken, şirketlere kolaylık sağlandı. Pandemiyi şirketler fırsata çevirdi. Yeni torba yasalar çıkarılıyor. Ekolojik yıkım durdurulması gerekiyor. Çünkü giderek yükseliyor” dedi.

“KİMSENİN İKLİM ZİRVESİNDEN SOMUT BİR BEKLENTİSİ YOK”

ABD’nin yeni başkanı Biden’ın iklim zirvesi için atadığı ismin önemine de değinen Aksu şunları söyledi: “Biden da fosil yakıt şirketlerinden seçim döneminde milyonlarca yardım almış. İklim zirvesi için atadığı isim de bu şirketlerle ilintili. Kimse artık iklim zirvesinden somut bir adım beklemiyor. Geçmişten itibaren yapılan zirveler bunu gösterdi. Bütün bu dönüşüm sürecinde asıl tartışılması gereken iklim adalet ve iklim borcu konularıdır. Ama birçok ülke bu konudan kaçıyor. Kalıcı bir çözüm lazım. İklim felaketlerini biz önümüzdeki yıllarda daha da fazla yaşamaya devam edeceğiz. Müthiş bir eşitsizlik de var. Bu eşitsizliğin nasıl çözüleceği önemli.”

“DÜNYADAKİ EN BÜYÜK KRİZ İKLİM KRİZİDİR”

HDP Ekoloji Komisyonu Sözcüsü Menekşe Kızıldere ise iklim krizinin giderek büyüdüğünü belirtti. İklim krizinin dünyadaki diğer bütün krizlerle ilintili olduğunu belirten Kızıldere, “İklim krizi dünyadaki en büyük kriz olduğu için diğer krizlerle de ilintili. Kadın liderler iklim yönetiminde daha başarılı. Ekolojik mücadelede bir araya gelmek ve ortaklaşmak çok önemli. Dayanışma ile ancak saldırılara karşı direnebiliriz. Dayanışma ile birlikte Meclis’te bazı yasaların geçmesine engel olabildik. Ama maalesef torba yasa geçti. Bu ciddi tahribatları getirecek. Yasalar halkın ve doğanın isteğine göre değil onların kendi iktidarlarına göre şekillendiriliyor. Hazırlanan yasalar şirketler tarafından hazırlanmış gibi” diye konuştu.

“İKLİM KRİZİ KÜRESEL BİR KRİZDİR”

Türkiye’nin iklim anlaşmalarını da pazarlık yaklaşımı ile yaklaştığını belirten Kızıldere şu ifadeleri kullandı:
“Biden da fosil yakıt şirketlerinden seçim döneminde milyonlarca yardım almış. İklim zirvesi için atadığı isim de bu şirketlerle ilintili. İklim krizi bölgesel değil küresel bir sorun. Farklı ülkelerin iklim borcu paylarının da konuşulması gerekir. Bu dönüşümün finansal sorunu var. Kim finanse edecek. Türkiye iklim konusunu da bir pazarlık konusu yapıyor. Paris Anlaşması kabul edilse bile yeni santraller yapmaya devam edecek. Erdoğan’ın AB’ye girme açıklaması var. Ama hem AB’ye girmek isteyip hem de iklim zirvelerinden çıkmayı istemek çok büyük bir çelişki. Paris Anlaşması’ndan hukuki olarak vazgeçebilirsiniz ama ekonomik ve ekolojik olarak vazgeçemezsiniz.”