Gündemimiz yine yanlış yerlere kaydı. Şimdi de başkanlık sistemini konuşuyoruz. Hem de yanlış başkanı. Konuşmamız gereken konu Merkez Bankası (MB) başkanı, çünkü dört ay içinde süresi doluyor ve yerine kimin geçeceği hala belirsiz.

  • Biraz tekrar oluyor ama önemli bir nokta: Reform yapmasak da sıkı maliye (kamu bütçesi ve borcu) ve para politikalarıyla (faiz ve kur) yüzde 3’lük büyümeyle kendi yağımızda kavrulur gideriz. Evet, dünyanın gerisinde kalırız ama kriz olmaz en azından.
  • İşte MB başkanı burda devreye giriyor. Kötü bir başkanla para politikasını yanlış yönetirseniz krize davetiye çıkarırsınız.

Başkan kim olacak?

Şimdilik en güçlü aday mevcut başkan yardımcısı Murat Çetinkaya.
Çetinkaya kötü bir aday değil. Daha doğrusu şöyle: Real Madrid’in başkanısınız ve takıma kaptan seçmeye çalışıyorsunuz. Elinizde Real Madrid’in bütün kadrosu var. Ama siz Ronaldo’yu, Bale’i ve Sergio Ramos’u size tapmıyor diye beğenmiyorsunuz. Bütün A takımı bu şekilde eledikten sonra sizin yetiştirdiğiniz genç takıma bakıyorsunuz. Oradaki en yetenekli elemanı kaptan yapıyorsunuz. Koskoca Real Madrid’in kaptanı Sergio Ramos değil, 18 altı ekibin en yeteneklisi.
Çetinkaya’nın en büyük avantajı mevcut başkan Erdem Başçı’nın yanında pişmiş olması. En büyük dezavantajı ise MB’yi yönetecek donanıma sahip olmaması. Akademik kariyer derseniz MB’nin sitesine göre hala doktora tezini yazıyormuş. İş tecrübesi derseniz hep İslami bankalarda çalışmış. Bu kötü bir şey değil ama Türkiye’de İslami bankalar toplam sistemin yüzde 15’i. Bir MB başkanı bankacılık sisteminin yüzde yüzüne hakim olmalı, kısıtlı bir bölümünü değil.
Dediğim gibi Çetinkaya kesinlikle kötü bir aday değil (Allah korusun adaylar arasında Yiğit Bulut, Cemil Ertem vb. var) ama yine de işi çok zor olacak. Nedeni anlamak için biraz MB tarihine bakmak gerekiyor.

MB başkanlarının kısa bir tarihi

2001 öncesi, MB başkanları hep siyasi tercihlerdi.Ya erken seçim ya da kriz olduğu için başkanlar doğal sürelerini bir türlü dolduramazdı. Bu eğilim ilk kıran Süreyya Serdengeçti’ydi. Serdengeçti belki de MB’nin en başarılı başkanıydı. Kredibilitesini tamamen yitirmiş bir MB devraldı ve beş yılllık başkanlık süresinde enflasyonu yüzde 100’lerden yüzde 5’lere indirdi.
Bizim ülkemizde hiçbir başarı cezasız kalmaz. O yüzden 2006’da süresi bitince Serdengeçti emekliliğe sevk edildi, yerine anlı secdeye varan bir başkan arayışına düşüldü.
İlk aday Erdem Başçı’ydı. Başçı, Ali Babacan’ın sınıf arkadaşıydı. Başarılı bir akademisyendi ama MB tecrübesi yok gibiydi. Zamanın cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer belki de AKP’ye hayatının iyiliğini yaptı. Başçı’nın adaylığını reddetti. Tecrübesiz bir Başçı 2008’de patlak veren finansal krizin ortasında başkan olsaydı belki de Türkiye en büyük krizini yaşayabilirdi. Ama öyle olmadı. Başçı’nın adaylığı reddedilince tekrar arayışa geçildi. Durmuş Yılmaz bulundu. Dindardı, eşinin başı kapalıydı. Yancı değildi ama idare ederdi. Başçı da başkan yardımcılığına getirildi.
Durmuş bey çetin ceviz çıktı. Serdengeçti’den devraldığı bağımsızlığı devam ettirdi. Yeri geldiğinde Erdoğan’a karşı bile sesini yükseltti. Küresel finansal kriz döneminde güven veren bir para politikası yönetti. Sonunda onun da ödülü emeklilik oldu. Sezer engeli de ortadan kalkınca Başçı başkan oldu.
Başçı da çok iyi bir başkandı. Başçı’nın diğer başkanlara göre iki tane çok önemli dezavantajı vardı. Birincisi Erdoğan’dı. Erdoğan artık ‘Bağımsız kurum tanımam’ diyordu. İkincisi ise diğer iki başkan döneminde faizler mecburen aşağı yönlüyken, ilk defa Başçı döneminde faizleri artırmak gerekiyordu ki artan borçlulukla faizlere çok daha duyarlı bir hale gelmiştik.
Başçı dünyada eşi benzeri olmayan karmaşık bir para politikası yarattı. Para politikası ana faizi artırmadan ekonominin genelindeki faizleri arttırdı. Gazetelerde MB faizleri artırdı diye manşet çıkmıyordu ama faizler yükseliyordu. Böylece hem Erdoğan’ı memnun etti, hem de piyasaları.
Nisan ayında süresi bitince Başçı da ödülünü alacak: emeklilik. Peki Başçı yancı olduğu halde neden değiştiriliyor? Bu konuda çok spekülasyon var. Ya Erdoğan’ı yeteri kadar dinlemediği için ya da Başçı paralel yancılardan olduğu için. Çok fark etmez.
Şimdi daha dikey bir başkana ihtiyaç var ve bu Çetinkaya olacak gibi duruyor. Çetinkaya’nın işi zor çünkü ABD’de Fed faizleri artırıyor. Bizim de eninde sonunda artırmamız gerekecek. Başçı, Babacan’ın da desteğiyle Erdoğan’a karşı durabiliyordu. Çetinkaya’nın durması çok daha zor. Eğer olursa, Çetinkaya’nın başkanlığını şu şekilde okumamız gerekiyor: Erdoğan ‘Para politikasını da artık ben yönetiyorum’ diyor.

Neden tehlikeli?

Serdengeçti döneminden beri para politikası çok değişti. Eskiden kuru piyasalar, faizleri MB belirlerdi. Artık piyasalar çok daha güçlü, faizin yönünü ve hatta başkanları bile piyasalar belirliyor.
Piyasaların bu kadar güçlü olduğuna inanmıyorsanız, Güney Afrika’da son günlerde olanlara bir bakın. Başkan Zuma piyasaların sevdiği maliye bakanını kovdu, yerine tanınmamış bir milletvekilini getirdi. G. Afrika para birimi Rand bir günde yüzde 10 değer kaybedince, Zuma  geri adım atıp piyasaların sevdiği birini bakan yapmak zorunda kaldı.
Piyasalar beş yaşında bir çocuğa benzer; yönlendirmek için otorite sahibi olduğunuz göstermelisiniz. Satışlar başladığında, her geçen saniye kur ve faizler elden giderken sizin de eliniz titriyorsa piyasalar bu zaafınızı size karşı kullanır. Serdengeçti ve Yılmaz bunu çok iyi başaran başkanlardı. Başçı zamanla öğrendi. Çetinkaya nasıl davranacak göreceğiz.
Bu yüzden MB başkanı piyasaları çok iyi okuyabilmeli. ‘Ben yüksek faiz istemem’ diye piyasalara karşı durmak intahar olur. Kaldı ki düşük faizle borçluluğu artırırsınız. Kısa vadede büyüme artar, orta vadede kriz yaratırsınız.

Muhalefetin canına minnet…

Muhalefette, gerek siyasi partiler olsun gerekse bireyler bunları okuyup, ‘Oh iyi. Kötü bir başkan gelsin de kriz olsun’ dediğini duyabiliyorum. Bu tavır ne kadar doğru bilmiyorum. Kriz demek yüz binlerce insanın işsiz kalması demek. Sonrasında değiştirmesi çok zor bir algı yaratmak demek. Ayrıca bir ekonomik kriz Erdoğan’ın elini güçlendirebilir. İktidar kim olursa olsun, kriz duacısı olmak çok bencil ve zayıf bir muhalefet politikası.
Tam tersine muhalefetin Meclis başkanlığı fiyaskosundan ders alması gerekiyor. Bir araya gelip kendi MB başkan adaylarını sunmalılar ve bunu şu anda yapmalılar.
Muhalefetin eğer iktidarda gözü varsa seçmeni ekonomiyi yönetebileceğine ikna etmesi gerekiyor. Bunun için de bu tür fırsatları değerlendirmeli; Erdoğan ve AKP’nin yarattığı suni gündemi takip etmektense ekonomiyi gündeme çekip MB başkanlığı gibi konularda görüş belirtmeliler.
Bunu yapmadıkları sürece aynı seçmen kitlesine hitap etmeye devam edip iktidarı AKP’ye teslim ederler.
diken