Ekrem İmamoğlu: Canım partimin başındaki kayyuma sözlerini aynen iade ediyorum
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında yer aldığı, 68’i tutuklu toplam 414 sanığın yargılandığı davanın duruşması, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde bulunan 1 No’lu duruşma salonunda görülüyor.
Duruşmada savunması alınan Urban Medya yetkilisi avukat Ahmet Köksal, BVA Reklam ve Urban Medya şirketlerinde görünen hisselerinin fiili sahibinin kuzeni Hüseyin Köksal olduğunu belirtek, şirketlerdeki görevinin ağırlıklı olarak hukuki süreçleri yürütmekten ibaret olduğunu ifade etti. Köksal, “Her iki şirketin kullandığı kredilerde, teminatlarda ve kefaletlerde Hüseyin Köksal’ın imzası bulunmaktadır. Herhangi bir şeyi gizleme amacıyla hareket edilmemiştir” dedi.
İHALELERİN TEKNİK VE TİCARİ KARARLARINDA YER ALMADIM
Yaklaşık 20 yıldır avukatlık mesleğini icra ettiğini dile getiren Köksal, şirketlerde üstlendiği görevin sözleşmelerin hazırlanması ve hukuki süreçlerin takibi olduğunu kaydederek, “Şirketlerin hangi ihaleye katılacağı, hangi bedelle teklif vereceği benim görev alanımda değildi. Teknik bilgim de bulunmuyordu. Ben yalnızca ihale dosyalarının hukuki uygunluğunu kontrol ediyordum” ifadelerini kullandı. İddianamede yer alan 61 ve 62 numaralı eylemlere ilişkin savunma yapan Köksal, BVA Reklam’ın söz konusu İBB ihalelerine katılmadığını ve teklif vermediğini belirtti. Köksal, “İhaleye katılmayan bir şirketin ihaleye fesat karıştırması hukuken mümkün değildir. Bir an için iddia doğru kabul edilse bile fail değil, mağdur konumunda olurum” şeklinde konuştu.
BVA Reklam ile Urban Medya’nın aynı şirketler gibi gösterilmeye çalışıldığını ifade eden Köksal, söz konusu ihalelerin yapıldığı tarihlerde Urban Medya’nın Hüseyin Seçkin’e ait olduğunu bildirdi. Köksal, “İhalelerin yapıldığı dönemde iki şirket rakip konumdaydı. Bu nedenle muvazaalı teklif verilmesi mümkün değildir” ifadelerini kullandı. İddianamede yer alan kamu zararı hesaplarına da tepki gösteren Köksal, aynı eylem için farklı raporlarda yüz milyonlarca liralık farklar bulunduğunu kaydederek, “Bir raporda 896 milyon lira denilen zarar, iddianamede 27 milyon liraya düşüyor. Başka bir eylemde 1,5 milyar lira denilen zarar daha sonra 61 milyon liraya dönüşüyor. Bu rakamların hangi yöntemle hesaplandığı belli değildir” dedi.
Köksal, kamu zararına neden olunduğu iddialarını reddederek, ihalelerin tamamının muhammen bedelin üzerinde sonuçlandığını belirtti. Köksal, “90 milyon liralık muhammen bedelle çıkılan ihale 97,5 milyon liraya sonuçlanmış, ardından BVA Reklam aynı işi 108 milyon liraya almıştır. Başka bir ihalede ise 217 milyon liralık muhammen bedele karşılık iş 277 milyon liraya verilmiştir. Bu durumda kamu zararından söz etmek mümkün değildir” savunmasını yaptı. İddianamede yer alan 63 numaralı eylem kapsamındaki ihalenin Danıştay tarafından da incelendiğini aktaran Köksal, “İhalenin ilanı, şartları ve muhammen bedeline ilişkin itirazlar yargıya taşındı. Danıştay 13. Dairesi ihalede herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığına karar verdi” dedi.
Aynı bilirkişi değerlendirmelerinde 2019 ve 2021 yıllarında yapılan bazı İBB reklam ihaleleri için de benzer eleştirilerin yer aldığını ancak bunların iddianamede suçlama konusu yapılmadığını söyleyen Köksal, “Aynı değerlendirmeler önceki dönem ihaleleri için de yapılmış olmasına rağmen bunlar eyleme dönüştürülmemiştir” diye konuştu. Örgüt üyeliği suçlamasını da reddeden Köksal, iddianamede yer alan “haftada üç gün gizli toplantı” iddialarının gerçek dışı olduğunu belirterek, “Emrah Bağdatlı’yı hayatımda hiç görmedim. Murat Ongun’u ise yalnızca iki kez, kamuya açık alanlarda uzaktan gördüm. Kendisini tanımıyorum. İddia edildiği gibi gizli toplantılar yapmam söz konusu değildir” dedi.
MAL VARLIĞIMIN BÜYÜK BÖLÜMÜ MİRAS KALAN TARLALARDAN İBARET
İddianamede adına kayıtlı taşınmazların örgüt üyeliği suçlamasına dayanak yapılmasına da tepki gösteren Köksal, “İddianamede 28 aktif tapu kaydım olduğu yazılmış. Oysa 18 tapum var. Bunların 15’i Trabzon’da miras yoluyla intikal eden fındık bahçeleri ve tarlalardır. Geriye kalan iki taşınmaz da yıllar önce satın alınan tarla vasfındaki arazilerdir” şeklinde konuştu. Savunmasını tamamlayan Köksal, hakkında yöneltilen suçlamaların hiçbirinin somut delille desteklenmediğini belirterek, “Ne örgüt üyeliği ne de isnat edilen diğer suçlarla ilgim vardır. Hakkımda somut bir delil bulunmamaktadır. Tahliyeme ve beraatime karar verilmesini talep ediyorum” ifadelerini kullandı.
Ahmet Köksal’ın savunmasının tamamlanmasının ardından mahkeme heyeti duruşmaya ara verdi. İmamoğlu, salondan ayrılırken, doğum gününü kutlayanlara, “Doğumuma vesile olan anneme babama soruşturma açmadılar henüz ama her an açabilirler” diyerek espri yaptı. Savunma yapmak üzere kürsüye geldiği sırada rahatsızlanan Erdinç Çolak’a ilişkin de konuşan İmamoğlu, “Burada büyük bir zalimlik yaşanıyor” dedi.
Ekrem İmamoğlu, salondan ayrılış sürecinde, “Büyük bir zulüm altında onur ve haysiyet mücadelesi veriliyor, hiç kimse tek bir delille yatmıyor. Ama buna rağmen başından beri bu sürecin savcılığını yapan iktidarın başındaki zihniyete ve aynı dili kullanan benim canım partimin başındaki kayyuma, bu insanlara hırsız, rüşvetçi diyen iftira atan insanlara sözlerini bu masum insanlar adına aynen iade ediyorum” ifadelerini kullandı.