Ekrem İmamoğlu: İddialar akıl dışı bir kurgu, kahvehane dedikodusu

Armağan Kabaklı 8 Haziran 2026
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB iddianamesindeki iddiaların "akıl dışı bir kurgu, kahvehane dedikodusu" olduğunu söyledi.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB iddianamesinin kamuoyuna "160 milyar liralık yolsuzluk" olarak duyurulduğunu belirterek, "Bunun yaklaşık 50 milyar lirası, Büyükşehir Belediyesi’nin metrolar için kullandığı yurt dışı kredileridir. İddianamede, dünyanın en saygın finans kuruluşlarından alınan bu kredilerin çeşitli şirketlere aktarıldığı, oradan da örgüte yönlendirildiği gibi akıl dışı bir kurgu oluşturulmuş" dedi. Sayıştay denetimlerine dikkati çeken İmamoğlu, örgüt iddialarını da “kahvehane dedikodusu” olarak nitelendirdi.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 68’i tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşması, 46'ıncı gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda başladı.

Duruşmada savunması alınan tutuklu mimar Kahraman Yeşilyurt, hakkındaki “örgüt üyeliği” suçlamasını reddederek, “CHP’li belediyelere de hizmet verdim, AK Partili belediyelere de hizmet verdim. Ne CHP üyesiyim ne AK Parti üyesiyim. Sayın savcı diyor ki Ekrem İmamoğlu’nun lideri olduğu örgütün üyesiyim. Ben Ekrem İmamoğlu’nu bütün Türkiye’nin tanıdığı kadar tanıyorum. Yaptığım işlerde açılışlara geldiği olmuştur ama bana bir teşekkür dahi etmemiştir” şeklinde konuştu.

İlk kez ağır ceza mahkemesinde savunma yaptığını belirten Yeşilyurt, Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunu olduğunu ve yaklaşık 25 yıllık meslek hayatında Türkiye’nin önde gelen şirketleri için proje ve tasarım çalışmaları yürüttüğünü anlattı. Citroën, Hyundai, DS, Akbank, Siemens, Danone, Herbalife ve İstikbal gibi markalar için stant ve ofis projeleri yaptığını söyleyen Yeşilyurt, uluslararası fuarlarda Türkiye’yi temsil ettiğini ve yurt dışından davetler aldığını kaydetti.

“SAVCILIK SOMUT DELİLLERİMİZE BAKMADI”

Savcılığın yalnızca etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan kişilerin beyanlarına dayandığını savunan Yeşilyurt, soruşturma aşamasında avukatlarının çok sayıda delil sunduğunu ancak bunların dikkate alınmadığını söyledi. Yeşilyurt, “Avukatlarımız, para verildiği iddia edilen yerlerin kamera kayıtlarının incelenmesini istedi. İhalelere ilişkin bilirkişi raporu alınmasını talep etti. Yaptığımız işlerin fotoğraflarını, faturalarını ve tüm evrakları dosyaya sunduk. Savcılık bunların hiçbirini araştırmadı” dedi.

Hakkındaki suçlamalardan birinin bazı kişilerle aynı baz istasyonundan sinyal vermesi olduğunu belirten Yeşilyurt, “Şu an bu salondaki herkesin telefonu aynı baz alanında çalışıyor. Bu mantıkla hepimiz örgüt üyesi oluruz. Bu, suyun aşağısında içen kuzuya ‘suyumu bulandırıyorsun’ diyen kurt hikâyesine benziyor” ifadelerini kullandı.

“İMAMOĞLU'NUN HİÇBİR TOPLANTISINA KATILMADIM”

İmamoğlu ile herhangi bir siyasi ilişkisinin bulunmadığını savunan Yeşilyurt, “Ne toplantısına ne mitingine katıldım. Ben iş yapan bir mimarım. İhalelere davet edilmemin nedeni yaptığım işlerdir. İş deneyim belgelerim ve referanslarım nedeniyle davet alıyorum” diye konuştu.

“İBB’DEN ALDIĞIM TÜM İŞLER GERÇEKTİR”

İBB Kültür AŞ üzerinden aldığı ihaleler nedeniyle yargılandığını belirten Yeşilyurt, dosyada yer alan tüm işlerin fiilen yapıldığını söyledi. İhalelerin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında davet usulüyle gerçekleştirildiğini anlatan Yeşilyurt, “Bu işler açık ihale değildir. Davet gelir, teklif verilir, iş yapılır ve yapılan kadar fatura kesilir. Yapılmayan işin faturası kesilemez. Tüm işlerimiz fotoğraflarla, hakediş raporlarıyla ve faturalarla kayıt altındadır” dedi.

“KAMU ZARARI DEĞİL, BEN ZARAR ETTİM”

Savunmasının önemli bölümünde iş eksilişlerine dikkati çeken Yeşilyurt, sözleşmelerde yer alan rakamların tamamı kadar iş yapılmadığını, belediyenin yıl içinde birçok kalemde iş eksilişine gittiğini anlattı. Bir ihalede 10 milyon 650 bin liralık sözleşme imzalanmasına rağmen yalnızca 1 milyon 827 bin liralık iş yaptığını belirten Yeşilyurt, “İş yapılmayan kısmın faturası kesilmedi. Buna rağmen kamu zararından söz ediliyor. Tam tersine mağdur olan benim. Personel planlaması yapıyorsunuz, malzeme alıyorsunuz, sonra işlerin büyük bölümü iptal ediliyor” dedi.

“DİJİTAL DENEYİM MÜZESİ İHALESİNDE YOKUM”

İddianamede yer alan Dijital Deneyim Müzesi ile ilgili suçlamalara da yanıt veren Yeşilyurt, müzenin hiçbir ihalesine katılmadığını söyledi. Müze projesinde yalnızca güvenlik ve mimari risklere ilişkin görüş bildirdiğini belirten Yeşilyurt, “Bazı koridorların dar olduğunu, yangın güvenliği açısından risk oluşturduğunu söyledim. Çocukların ziyaret edeceği bir alan olduğu için fikir beyan ettim. Bunun dışında projeyle hiçbir ticari ilişkim yok” savunmasını yaptı.

“ÇOCUKLARIN CAN GÜVENLİĞİ İÇİN UYARDIM”

Müze alanında yaptığı uyarıların tamamen mesleki sorumluluktan kaynaklandığını anlatan Yeşilyurt, koridor genişlikleri, yangın tahliyesi ve izolasyon sistemleri konusunda görüş verdiğini belirterek, “Bilginin zekatı verilmelidir. Özellikle can güvenliği söz konusuysa bilgiyi saklamak topluma ihanettir. Ben sadece çocukların güvenliği için gördüğüm riskleri anlattım” diye konuştu.

Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan kişilerin beyanlarına tepki gösteren Yeşilyurt, “Ben ‘duydum’, ‘gördüm’, ‘bana söylediler’ diyen insanların beyanlarıyla değil, faturalar, hakediş raporları, fotoğraflar ve sözleşmelerle huzurunuzdayım. Somut deliller burada. Yapılan işler burada. Kestiğim faturalar burada” dedi. İhalelerde sık sık iş eksiltmeler yapıldığını söyleyen Yeşilyurt, "Madem örgütün kasasıyım, madem Kültür AŞ’yi boşaltıyorum, neden bazı işlerde sözleşmenin yüzde 5’ini, yüzde 10’unu, yüzde 20’sini yapmışım? Neden iş eksiltmeleri olmuş? Bu tablo bile hakkımdaki iddiaların mantıksızlığını gösteriyor" savunmasını yaptı.

İMAMOĞLU: "AKIL DIŞI BİR KURGU"

Mimar Kahraman Yeşilyurt’a soru yöneltmek üzere söz alan Ekrem İmamoğlu, savunmalar sırasında ilk kez Yeşilyurt’un yurt dışı metro kredilerine ilişkin suçlamalar nedeniyle de tutuklu olduğunu öğrendiğini belirterek, dosyanın temelini oluşturan iddiaları eleştirdi. İddianamenin kamuoyuna, "160 milyar liralık yolsuzluk" soruşturması olarak sunulduğunu söyleyen İmamoğlu, bu rakamın yaklaşık 50 milyar liralık bölümünün İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin metro yatırımları için uluslararası finans kuruluşlarından sağladığı kredilerden oluştuğunu ifade etti. İmamoğlu, "Bu dosya kamuoyuna 160 milyar liralık yolsuzluk olarak duyuruldu. Bunun yaklaşık 50 milyar lirası, Büyükşehir Belediyesi’nin metrolar için kullandığı yurt dışı kredileridir. İddianamede, dünyanın en saygın finans kuruluşlarından alınan bu kredilerin çeşitli şirketlere aktarıldığı, oradan da örgüte yönlendirildiği gibi akıl dışı bir kurgu oluşturulmuş" dedi.

"METRO KREDİLERİNİN ÇADIR VE TANITIM İHALELERİNE AKTARILDIĞI İDDİA EDİLİYOR"

Yeşilyurt’un dosyada yer alma gerekçesine dikkati çeken İmamoğlu, metro projeleri için kullanılan uluslararası kredilerin, Yeşilyurt’un şirketlerine aktarıldığının öne sürüldüğünü belirterek, şunları söyledi:

"İstanbul tarihinin en fazla metro üreten dönemini yaşatan, dünyanın en itibarlı kuruluşlarından en uygun koşullarla temin edilmiş kredilerden söz ediyoruz. Şimdi bu kredilerin alınıp İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne çadır ve tanıtım ihaleleri yapan Kahraman Yeşilyurt’a aktarıldığı iddia ediliyor. Kahraman Yeşilyurt bugün burada bu nedenle tutuklu bulunuyor. Bu, iddianamenin ve yaşanan sürecin özeti niteliğindedir."

"BÖYLE BİR SAÇMALIK OLAMAZ"

Sayıştay’ın belediyeyi yıllarca denetlediğini hatırlatan İmamoğlu, "Yaklaşık 2 milyar avroya ulaşan metro kredilerinin usulsüz kullanıldığı iddia ediliyor. Tarihinin en yoğun Sayıştay denetimlerinden geçen İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde bunun fark edilmediği söyleniyor ama iddia makamı bunu fark etmiş oluyor. Böyle bir şey mümkün değildir. Böyle bir saçmalık olamaz. Allah bu ülkede insanları bu iftiralardan korusun" dedi.

"KAHRAMAN YEŞİLYURT'U HAYATIMDA İLK KEZ BURADA DUYDUM"

Yeşilyurt’a kendisini tanıyıp tanımadığını soran İmamoğlu, Yeşilyurt’un "Türkiye'nin tanıdığı kadar" yanıtı vermesi üzerine dosyadaki "örgüt" suçlamalarına değindi. Yeşilyurt ile herhangi bir tanışıklığı bulunmadığını belirten İmamoğlu, "Ben emeğe teşekkür ederim her zaman. Teşekkür ederim emeğinize de. Kahraman Bey’in sesini ilk kez burada duydum. Kendisi beni Türkiye’nin tanıdığı kadar tanıdığını söyledi. Tanışmıyoruz. Buna rağmen benim lideri olduğum iddia edilen bir suç örgütünün üyesi olarak yargılanıyor" diye konuştu.

"ÖRGÜTÜN ÜYELERİ BİRBİRİNİ TANIMIYOR"

İddianamenin temel dayanaklarından birinin suç örgütü iddiası olduğunu söyleyen Ekrem İmamoğlu, yargılanan birçok kişinin birbirini tanımadığını savundu. İmamoğlu, "Burada birçok insanın suç örgütü üyesi ya da yöneticisi olduğu iddia ediliyor. Ama insanların önemli bir kısmı birbirini tanımıyor. Yan salonda görülen davada örgüt yöneticisi olduğu söylenen kişi, beni tanımadığını söyledi. Ben de onu tanımıyorum. Başka bir kişi ise örgüt paragrafını kendisinin söylemediğini, önüne konulan metni bir şablon olduğunu düşünerek imzaladığını ifade etti" diye konuştu.

"GERİYE KALAN SADECE BİR KAHVEHANE DEDİKODUSUDUR"

Dosyada yer alan örgüt suçlamalarının çöktüğünü öne süren İmamoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yöneticiliği kimse kabul etmiyor, üyeliği kimse kabul etmiyor. Üye olduğu söylenen insanların bir kısmını ben tanımıyorum. Bir kısmı ise belediyedeki çalışma arkadaşlarım, genel sekreter yardımcılarım, daire başkanlarım ya da belediye başkanlarıdır. Örgüt diye tarif edilen yapının çatısı budur. Açıkçası geriye kalan şey, sadece ve sadece çok vasıfsız bir kahvehane dedikodusudur."

" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }