Kod-29’a dayandırılarak işten çıkarmalara ilişkin rapor hazırlayan Ankara İSİG Meclisi, bu yöntemin sendikalaşma ve hak aramanın önüne geçmek için kullandığına dikkat çekti.

Ankara İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), Kod-29 maddesine dayanarak işten çıkarmalara ilişkin hazırladığı “İşten çıkarmanın salgın adı: Kod-29” adlı raporu yayınladı. Raporda, Kod-29 ile işten atma imkanının sendikalaşma ve hak aramanın önüne geçmek için kullandığı belirtildi.

İşverenlerin Kod-29 ile işten çıkarmayı genel bir uygulama haline getirdikleri ifade edilen raporda, DİSK-AR’ın tespitlerine göre 2020 yılında günde 500, toplamda 177 bin işçinin Kod-29 ile işten çıkarıldığı vurgulandı.

“KALDIRILDI” KANDIRMACASI

MA’nın aktardığına göre, raporda, İSİG Meclisi’nin ve işçi örgütlerinin çalışmalarıyla kamuoyunda eleştiri ve baskıların artması sonucu SGK Genel Müdürlüğü’nün, 1 Nisan tarihli genelgesi ile işten ayrılış nedenleri tablosunda değişiklik yaparak Kod 29’u kaldırdığını duyurduğunu ancak, bunun patronların işçiyi tazminatsız işten çıkarma hakkının sınırlandırıldığı/yasaklandığı anlamına gelmediği belirtildi.

Öte yandan Kod-29 yerine İş Yasası’nın 25/2 maddesinde yer alan “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan” 9 halin her biri için ayrı ayrı kodlar belirlendiğini ve tek kod yerine 42 ila 50’nci kodlar arası kodların Kod 29’un yerini aldığına dikkat çekilen raporda, şöyle denildi:

“Yani yapılan değişiklik, fesih yasağının ihlali anlamına yine gelmeyecek, tazminatsız çıkarmayı engellemeyecektir. İşten çıkarma yasağının istisnası olan İş Yasası’nın 25/2 maddesinde sayılan ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallerin olduğunu iddia patronlar için tek değişiklik, patronun Kod-29 yerine, yeni belirlenen bir kodu seçerek işçiyi işten çıkarması olacak ve işçiler patronlar lehine bu istisna ile işlerinden edilmeye devam edilecektir.”

“SİSTEMATİK SALDIRI ARACI”

Salgın sürecinde Kod-29’la işten çıkarılanların kaçının sendika üyesi olduğu bilgisine sahip olunmadığı kaydedilen raporda, işçilerin “ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı” davrandığı gerekçesiyle işten çıkarılması, salgında ölümüne çalıştırma koşullarına karşı çıkan, önlemlerin alınmasını isteyen, sendikalaşan işçilere yönelik sistematik bir saldırı ve işçi sınıfını baskılama ve kuralsız, sendikasız çalışma rejiminin oturtulmasının aracı olarak kullanıldığı vurgulandı.

Raporda, Migros Depo, Sinbo, Baldur, Döhler, Ekmekçioğlu, PTT, TÜVTÜRK, Yasin Kaplan Halı ve Güven Boya, Mapfre Sigorta Tur Assist, Bayrampaşa Belediyesi, CPS Otomotiv Tekstil ve Bel Karper, SML Etiket gibi pek çok işyerinde olduğu gibi işçilerin “ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davrandığı” gerekçesiyle işten atma imkanını sendikalaşmanın ve hak aramanın önüne geçmek için kullandığının altı çizildi.

TALEPLER

Raporda, gerek salgın ve ekonomik kriz sürecinde, gerek sendikalaşma ve hak arama önünde engelleyici işlev gören, işverenin kolaylıkla tazminatsız işten çıkarma yapamayacağı, bir kontrol mekanizması ve yaptırımlar içeren genel, her zaman uygulanacak yasal düzenleme zorunlu olduğuna dikkati çekilerek, şu talepler sıralandı:

“*Salgın sürecinde hangi işkolunda kaç işçinin Kod-29’la işten çıkarıldığı açıklansın.

*İşten çıkarılan işçiye kıdem ve ihbar tazminatının her koşulda işten çıkarma anında peşin olarak ödenmesi zorunlu olmalıdır. Ödeme, fesih işleminin ön koşulu olmalıdır.

*İşverenin işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uygun davranmadığını iddia etmesi halinde dava açıp bunu ispat etmesini zorunlu kılan bir düzenleme getirilmelidir.

*İşverenin iddiasını ispat edemediği durumda ihbar tazminatının üç katı tutarında tazminat ödeme yükümlülüğü getirilmelidir.

*İşten çıkarılan her işçi işsizlik sigortası ve sağlık haklarından yararlandırılmalıdır.

*İşe iade davaları için aranılan 6 aylık çalışma koşulu ve işyerinde en az 30 işçinin çalışması koşulu kaldırılarak iş güvencesinin kapsamı genişletilmeli, boşta geçen süre hakları ile işe başlatmama halinde ödenecek tazminata esas süreler caydırıcı olacak şekilde artırılmalıdır.

*Patronların ‘haklı nedenle fesih hakkı’ taciz, hırsızlık gibi durumlarla sınırlandırılmalı ve objektif koşullara bağlanmalıdır.”