Yılın ilk 6 ayı için maaşlarına yüzde 3 oranında zam uygun görülmesine karşı birçok merkezde sokağa çıkan KESK üyeleri, maaş bordrolarını yaktı ve “Sefalet ücretini kabul etmiyoruz” dedi.

Hükümetin yüksek enflasyon rakamlarına rağmen kamu çalışanlarının maaşlarına yılın ilk 6 ayı için yüzde 3 oranında maaş uygun görmesi üzerine Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) üyeleri sokağa çıktı.
KESK üyesi kamu çalışanları birçok merkezde yaptıkları açıklamalarla yüzde 3’lük zamma yönelik tepki gösterdi.
İstanbul’da KESK Şubeler Platformu Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda bir araya geldi. Basın açıklamasını KESK Şubeler Platformu Dönem Yürütmesi Eğitim-Sen 9 Nolu Şube Başkanı Hüseyin Özev okudu.

“NEFES ALMAK BİLE ZORLAŞTI”

Nefes almanın bile zorlaştığını vurgulayan Özev, şöyle devam etti:
“Gericilik, kutuplaşma, kayyum politikaları, OHAL uygulamaları, pandemi, hayat pahalılığı, geçim derdi, işsizlik ve daha saymakla bitmeyecek sorunlar yumağı ile kuşatıldık… Siyasal iktidar halkın, emekçilerin yaşadığı dertleri, sıkıntıları çözmek yerine attığı her adımda sorunlar yumağını büyütüyor. Acı reçete yine emekçilerin, yoksullaştırılan halkın payına düşüyor. Milyonlarca kamu emekçisi, işçi, emekli çarşıda pazarda yaşanan gerçek enflasyonu TÜİK’in perdeleyen rakamlarıyla, sahte verilerle açlığa mahkûm edilmek isteniyor.
Son bir yıl içinde doğalgaza %32, elektriğe %31, baklagillere %60, peynire %27, yumurtaya %80, ayçiçeği yağına %50, köprü ve otoyol geçiş ücretlerine %26 zam yapıldı. Açlık sınırının 2.600, yoksulluk sınırının 8.600 TL’yi aştığı bugünün koşullarında sıra emekçilere gelince ‘kaynak yok’ diyorlar. Ama 5’li çeteye vergi muafiyetleri ve istisnalar adı altında bütçeden devasa paralar aktarırken kaynak sıkıntısı çekmiyorlar. Varlık affı, prim destekleri vb. adlarla sermayeye kaynak bulmakta zorlanmıyorlar. ‘İtibardan tasarruf olmaz’ diyerek Saray’a günlük 59 milyon TL bütçe ayırırken işini kaybedene günlük 39 TL’yi reva görüyorlar. İşsizler ordusuna her gün on binler katılırken eş, dost, akrabalarını işe yerleştirmede adeta birbirleriyle yarışıyorlar.”

“KAMU EMEKÇİSİ VE EMEKLİSİNİN DAHA FAZLA FEDAKÂRLIK YAPACAK HALİ KALMADI”

TÜİK’in verilerinin çok uzun süredir emekçi kesimlerin maaşlarını, ücretlerini baskılamanın, düşük maaş-ücret politikasının aracı haline getirildiğine dikkat çeken Hüseyin Özev, şu ifadeleri kullandı:
“Son olarak birkaç gün önce açıklanan işsizlik verileri de göstermektedir ki, TÜİK iktidarın politikalarını aklama ve yaşanan durumu gizleme görevi yapmaktadır. En çok işten atmaların yaşandığı bu dönemde dahi TÜİK’e göre işsizlik rakamlarında düşüş yaşanarak 12,7’ye gerilemiştir! Ancak Ali Cengiz oyunları ile rakamlara takla attırmaya, Saray medyası aracılığıyla gerçek gündemleri unutturmaya, anti demokratik baskı politikalarıyla tepkileri önlemeye çalışsalar da, ‘asgari ücretliyi işçiyi, memuru, emekliyi enflasyona ezdirmedik’ nutukları atmaya devam etseler de artık mızrak çuvala sığmıyor.
Sadece son bir yıl içinde ortalama kamu emekçisi maaşı ile alınan dolar 114 dolar, çeyrek altın 3 adet, gram altın ise 4,5 adet azalmıştır. Siyasal iktidarın memur kolları gibi faaliyet gösteren sözde konfederasyon ve bağlı sendikaları ise her defasında sahte enflasyon rakamlarının altına imza attıkları, kamu emekçilerinin hiçbir temel sorununu çözmedikleri mutabakatları “tarihi başarı” olarak yutturmaya çalışıyorlar. Sonuçta hangi sendikanın üyesi olursa olsun kaybeden her defasında tüm kamu emekçileri ve emekliler oluyor! Biliyoruz ki, ‘Artık bıçak kemiğe dayandı’ diyorsunuz! Biliyoruz ki, emekçilerin, yoksul halkın daha fazla dayanacak gücü kalmadı. Biliyoruz ki, vatandaşlarımızın bizlere insanca yaşayacak bir maaşı dahi fazla görüp kendilerine en yükseğinden 5 maaş alanlara, bizlere kuru ekmek almaya yetecek % 3, kendilerine 3 asgari ücret tutarında artış yapanlara tahammülü kalmadı. Adaletsiz Gelir Vergisi Tarifesi ile bu artışlar dahi cebine girmeden el konulan, sonuçta her yıl yoksulluk sınırından daha fazla uzaklaşıp açlık sınırına daha fazla yaklaşan beş milyonu aşkın kamu emekçisi ve emeklisinin daha fazla fedakârlık yapacak hali kalmadı.”

“TOPLU SÖZLEŞME DERHAL YENİLENMELİ”

Kamu çalışanlarının hayat pahalılığı, adaletsiz vergi sistemi, yoksulluk, yolsuzluk ve israf düzenine karşı çağrıda bulunan Özev, taleplerini şu şekilde sıraladı:
*“Çoktan hükmünü yitiren, kamu emekçilerine 2021 yılı için yüzde 3 + yüzde 3 maaş artışı dayatılan ‘toplu sözleşme’ derhal yenilenmelidir.
*Hiç vakit kaybetmeden yapılacak toplu sözleşme ile maaşlarımız yaşanan gerçek enflasyon oranında, satın alma gücümüzdeki azalma ve ekonomik büyüme oranları dikkate alınarak artırılmalıdır
*Asgari ücret vergi dışı bırakılmalıdır.

“KDV SIFIRLANMALI”

*Birinci vergi dilimi yüzde 15’ten, yüzde 10’a düşürülerek, yoksulluk sınırına kadar olan maaşlardan yapılan kesinti birinci vergi diliminde sabitlenmelidir.
*Emekçilerin sağlık, eğitim, gıda, barınma, giyim, elektrik, ısınma giderleri için ödediği vergiler gelir vergisi matrahından mahsup edilmelidir.
*Yoksulluk sınırı altında geliri olan hanelerin elektrik, doğalgaz, su, internet giderleri pandemi tehdidi tamamen ortadan kalkıncaya kadar hazineden karşılanmalıdır.
*Bebek maması, bebek bezi ve ekmek, süt ürünleri, elektrik, doğalgaz, su başta olmak üzere temel tüketim maddelerinde KDV sıfırlanmalıdır.”
Açıklama, iktidara yöneltilen üstünde “Artık yeter” yazılı kırmızı kartların gösterilmesi ve maaş bordrolarını yakılmasıyla son buldu.