KESK İstanbul Şubeler Platformu, 15 Temmuz’un ardından kurulan OHAL Komisyonu’nun süresi 1 yıl daha uzatılmasına yönelik basın açıklaması düzenledi.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İstanbul Şubeler Platformu, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilenlere dair işlemleri inceleyen Olağanüstü Hal (OHAL) İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun süresinin 1 yıl daha uzatılmasına yönelik İstanbul’un Kadıköy ilçesinde bulunan Beşiktaş İskelesi’nde basın açıklaması düzenledi.

“BU SUÇA ORTAK OLMAYIN”

Duruma tepki gösteren KESK, “Bu vesile ile ihraç edilen üyelerimizin çalıştıkları kurumların yetkililerine bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; bu hukuksuzluk sürecinin bir parçası olmayın. Haklarında herhangi bir yargı kararı, soruşturma ve kovuşturma olmasa da sizlerin görüşlerinin esas alınacağını Komisyon Başkanı bizzat ifade etmiştir. Dolaysıyla başvurusu ret edilen her bir üyemizin vebali ve hukuki sorumluluğunun bir parçası olmak istemiyorsanız komisyonun işlediği suça ortak olmayın!” çağrısında bulundu.

Basın açıklamasının tamamı ise şu şekilde:
“Bir yandan sürekli mutasyon geçirerek daha saldırganlaşan, daha otoriterleşen, daha baskıcı rejimin yönelimleriyle bir yandan da covid-19 belasıyla mücadele ediyoruz. Her yeni güne yeni bir hukuksuzlukla, yeni bir keyfilik ve yeni bir sınır tanımazlıkla uyanıyoruz.
Düşünce ve ifade özgürlüğünün sadece iktidar için geçerli olduğu, daha da ötesi her türlü hakareti etmeyi, tehdidi savurmayı kendine hak gördüğü bir rejim ile yönetiliyoruz.
AKP+MHP iktidarı OHAL sürecini kendi iktidarı, siyasal hedef ve amaçları ile rant için fırsata çevirirken 19 Temmuz 2018 tarihi itibariyle kalkmış olsa da fiilen devam eden OHAL uygulamalarını adım adım yasal duruma kavuşturma adımlarını hayata geçirmeye devam etmektedir.
OHAL’in devamını sağlayan düzenlemelerden biri 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26’ncı maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35’inci maddedir. Düzenleme ile keyfi ihraçların devamı sağlanmış, uygulama sürekli hale getirilmiştir. OHAL kalkmış olmasına rağmen bu maddeye dayanarak sendikamız TÜM BEL-SEN’in en az 36, SES’in 10, EĞİTİM SEN’in 4, HABER-SEN’in 3 ve BES’in 1 üyesi Bakanlık onayı ile hukuksuzca ihraç edilmişlerdir. KHK ile ihraçlarda olduğu gibi burada da “seni irtibatlı ve iltisaklı kabul ederek ihraç ediyoruz, suçlu olmadığını kanıtlamak bizim değil senin sorunun” mantığıyla hareket edilmektedir.
Bilindiği üzere; ‘kişiye özgü çıkarılan’ KHK’ler eliyle Resmi Gazete’de isimlerinin yayınlanmasıyla on binlerce kamu emekçisi ihraç edilmiştir. Kamu emekçilerinin hukuka uygun olarak kazanılmış sosyal ve ekonomik hakları, masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı, savunma hakkı da ihlal edilerek idari tasarrufla hukuka aykırı olarak ellerinden alınmıştır.
Öte yandan eğitim görme hakları, bankaların hesap dahi açtırmak istememesi, çalışma ruhsatlarının ve diplomalarının kısıtlanması, sigorta şirketlerinin ihraç edilenlere ödeme yapmaması gibi baskılarla medeni kanundaki temel hakları gasp edilmiştir. Seçilen Belediye Başkan ve belediye meclis üyelerinin mazbatalarının verilmemesi, sendika yönetim kurullarına seçilen sendika üyelerine yönetici olamayacakları gerekçesiyle davalar açılması, oturdukları apartmanlarda yönetici dahi olamayacaklarına dair KHK hükmü vb uygulamalar ile seçme seçilme hakları ellerinden alınmıştır. Yüzbinlerce kişi fiilen vatandaşlıktan çıkarılmış, sosyal ölüme terk edilmek istenmiştir. Çok ileri düzeyde engelli raporu bulunanlardan engelli yakını aylığı başvurularının dahi “eşinin KHK’li olmasından dolayı” reddedilmesinin hukuken en ufak bir karşılığı olmadığı, büyük bir hınç, kin ve insanlık dışı intikamcı bir zihniyeti barındırdığı açıktır.
O günden bugüne “ağaç kökü yesinler”den, “kuru ekmek yiyiyorlarsa aç değildirler”e gelinmiş, ülkenin en az yarısını vatandaş görmeme zihniyetinde bir değişim yaşanmamıştır.
23 Ocak 2017 günü 685 sayılı OHAL KHK’si ile iki yıllık süre içinde kamudan ihraç edilmiş yüz binlerce kamu emekçisinin ihraç başvurularını değerlendirmek ve karar altına almakla görevlendirilmiş olmasına rağmen aradan neredeyse 4 yıl geçmiş, Komisyon hala 16.050 dosyayı karara bağlamamıştır. Karara bağladığı dosyaların %88,5’ini ise ret etmiştir.
Komisyon, son resmi açıklamasını 2 Ekim 2020 tarihinde yapmıştır. Hala karara bağlanmayan 16.050 başvurunun 2.630’u KESK’ lilere aittir.
Komisyon 2 Ekim 2020 tarihli açıklamasında tüm başvuruların %87’sini karara bağladığını ifade etmektedir. Ancak KESK’lilerin dosyalarının (4267 ihraç dosyası) sadece %38’i karara bağlanmış, %62’si ise 4 yıldır hala karara bağlanmayı beklemektedir! Komisyonun son aylarda çok bariz şekilde oldukça az sayıda dosyayı karara bağlaması ise manidardır ve iktidardan buna dair talimat aldığı şeklinde yorumlanmaktadır.
Karara bağlanmayı bekleyen dosyaların çoğunluğunun barış akademisyenlerinden ve haklarında istihbarat raporları, mahkeme kararları, savcılık soruşturmaları vb. herhangi en ufak bir isnat bulunmayanlarda
n oluştuğu bilinmektedir. Komisyon ve iktidar oyalamayı uzatabildikçe uzatmayı, mağduriyeti işkenceye dönüştürmeyi, bu arada üniversitelerde ve kamuda kadrolaşmasını tamamlamayı düşünmektedir.
Bu konuda her gün yeni bir kanıt da ortaya çıkmaktadır. Son ve önemli örneğini iki gün önce Cumhuriyet Halk Partisi İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca açıklamıştır. Sayın Biçer Karaca, görüşmede Komisyon Başkanının “OHAL İnceleme Komisyonunun kuruluş kanunu gereği yargı kararları bizi bağlamaz, komisyon idari karar verir. Mahkemelerden daha geniş araştırma ve soruşturma yapma yetkimiz var ve biz bu yetkiyi sonuna kadar kullanacağız… Haklarında hiçbir delil bulunmaz ise kurum görüşü istenecek, gelen kurum görüşlerine göre de görevlerine iade edilip edilmeyeceğine ilişkin karar vereceğiz’ dediğini belirtmiştir.
Komisyon Başkanı bizim başından itibaren söylediğimizi teyit etmiş, doğrulamıştır: Ortada bir yargı süreci değil idari süreç işlemekte, mahkeme kararları yok sayılmakta, kurum yöneticilerinin görüşleri ve istihbari bilgiler esas alınmakta, son noktada ise iktidarın idari organı olan komisyon karara bağlamaktadır. Komisyon başkanı AYM kararlarının derhal uygulanma zorunluluğunun dahi Komisyon tarafından yok sayıldığını görüşmede açıkça ifade ederek anayasızlaşma sürecinin bir parçası olduklarını da itiraf etmiştir.
Bu vesile ile ihraç edilen üyelerimizin çalıştıkları kurumların yetkililerine bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; bu hukuksuzluk sürecinin bir parçası olmayın. Haklarında herhangi bir yargı kararı, soruşturma ve kovuşturma olmasa da sizlerin görüşlerinin esas alınacağını Komisyon Başkanı bizzat ifade etmiştir. Dolaysıyla başvurusu ret edilen her bir üyemizin vebali ve hukuki sorumluluğunun bir parçası olmak istemiyorsanız komisyonun işlediği suça ortak olmayın!
Başvurusu ret edilenlerin itiraz ettiği İdare Mahkemeleri de Komisyonun hızıyla hareket etmekte ve çok büyük oranda komisyonun ret kararlarını onaylayarak süreci yıllara yayma görevini devam ettirmektedirler. İhraçların ağırlıkta olduğu dört sendikamıza ait veriler idare mahkemelerinin yaklaşımını da gözler önüne sermektedir.
920 başvurudan şu ana kadar 62’si karara bağlanırken, 57’si başvurunun reddi şeklinde olmuştur. İdare mahkemelerinin ret kararları sendikalarımız tarafından İstinaf Mahkemelerine götürülürken oralardaki sürecin ne kadar süreceği ise bilinmemektedir.
Görüldüğü üzere OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu ve mahkemelerin oyalama ve idarenin kararlarını onama politikası işkenceye, cezalandırmaya dönüştürülmüştür.
Komisyonun defalarca uzatılan görev süresi 23 Ocak 2021 tarihinde sonra erecektir. Ancak gerek komisyonun hala karara bağlamadığı dosyalar düşünüldüğünde ve gerekse de iktidarın OHAL’i kalıcı hale getiren politikalarda ısrar ettiği gözetildiğinde komisyonun görev süresini bir kez daha uzatacağı anlaşılmaktadır.
Oysa komisyonun kurulması için teşvik eden, bu noktada iktidarla işbirliğine giden AİHM’in tüm yetersizliğine, eksikliğine ve dengeci kararına rağmen, ihraçlara ilişkin kısa süre önce açıklanan ilk kararında önemli tespitler bulunmaktadır. Basına yansıdığı kadarıyla kararda; Türkiye’deki yerel mahkemelerin işten atılmaya itirazla ilgili temyiz başvurusunu esaslı bir şekilde incelemediği ve kanunda kendisine verilen yetkiyi yeterince kullanmadığı, işten atılmaya gerekçe gösterilen Kanun Hükmünde Kararname’de (KHK) herhangi bir usul güvencesi getirilmediği, bu nedenle, işverenin çalışanı, üstünkörü, kişiselleştirilmiş akıl yürütmeye bile gerek görmeden kararnamede tanımlanan yasa dışı yapılardan birine ait, bağlantılı veya bağlantılı olarak kabul etmesinin yeterli görüldüğü vurgulanmıştır.
Dolaysıyla hukuki niteliği bu kadar tartışmalı olan OHAL Komisyonu’nun, hala görevini sürdürüyor olması gerek anayasamız ve gerekse de uluslararası hukuk açısından suçtur, hukuk tanımamazlıkta ısrardır.
AKP+ MHP iktidarın kukuk tanımamazlık tutumu AHİM ‘in HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ‘’ derhal serbest bırakılması için Türk Hü
kümetinin gerekli tüm tedbirleri almasını’’ talep eden kararına karşı almış oldukları tutum kabul edilemez. Mahkeme kararları uygulanmalı ve Sayın Demirtaş tahliye edilmelidir.
Bu nedenle buradan bir kez daha çağrıda bulunuyoruz:
Hukuka ve uluslararası sözleşmelere aykırı, etkin olmayan, denetlenemeyen, kendisini anayasa ve yasalar üstü gören, hükümetin noteri gibi çalışan ve idari bir mekanizma olan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun görev süresi kesinlikle uzatılmamalı, aksine lağvedilerek aldığı ret kararları yok hükmünde sayılmalıdır.
Haklarında memuriyeti engelleyen herhangi bir kesinleşmiş yargı kararı bulunmayan, hukuken suç olmayan gerekçelerle ihraç edilen tüm kamu görevlileri bütün haklarıyla birlikte derhal görevlerine iade edilmelidir.
Hukuksuz ihraçlardan dolayı mağdur olan tüm kamu emekçilerinin maddi, manevi hak kayıpları karşılanmalıdır.
Mağdur olan ihraç kamu emekçilerinin mağduriyet giderilinceye ve hukuksuz ihraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilinceye kadar mücadele etmeye devam edeceğimizi buradan bir kez daha ilan ediyoruz.
KHK ‘ler gidecek biz kalacağız!
Yaşasın Örgütlü Mücadelemi!
KESK İSTANBUL ŞUBELER PLATFORMU”