Ruhsat Gaspına Karşı Koordinasyon üyeleri, “Ruhsat gaspına karşı mücadele, meslek onurunu savunma mücadelesidir” diyerek basın açıklaması gerçekleştirdi.

Ruhsat Gaspına Karşı Koordinasyon üyeleri, “Ruhsat gaspına karşı mücadele, meslek onurunu savunma mücadelesidir” diyerek basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasına HDP Milletvekili Musa Piroğlu ve avukatlar destek verdi.

“MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Basın açıklamasını Ruhsat Gaspına Karşı Koordinasyon adına okuyan Viyan Kınalı, “Ruhsat gasplarının yakıcılığı ve yaygınlığı herkes tarafından kabul edilene kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu vesileyle, sessiz kalan baroları öznesini merkezine almaları ve dayanışma göstermeleri için bir kez daha destek vermeye çağırıyor, ruhsat gasplarına karşı mücadele etmenin en başta meslek onurunu savunmak oldugu konusunda kendilerini uyarıyoruz” ifadelerini kullandı.

“ADALETİN TEHDİT EDİLMESİ ÜLKEDE HUKUKUN YOK EDİLMESİDİR”

Basın açıklamasında konuşan HDP Milletvekili Musa Piroğlu ise şunları kaydetti:
“Adalet Bakanlığı’nın avukatların ruhsatına engel olması, var olan ruhsatları iptal etmesi aslında savunma hakkının yok edilmesine dair bir uygulamadır. On binlerce hukuk fakültesi öğrencisinin tehdit edilmesidir. On binlerce avukatın tehdit edilmesidir. Ayrıca avukatlar üzerinden hakkını arayan herkesin, adaletsizliğe uğrayan herkesin tehdit altına alınmasıdır. Adaletin tehdit edilmesi aslında ülkede hukukun yok edilmesi demektir.”

“ADALET BAKANI, BAKAN OLDUĞUNU HATIRLAMALI”

“Bu uygulama Adalet Bakanlığı tarafından ısrarla devam ettiriliyor. Yeni bir söz olarak her gün kürsülere çıkıp var olan hukuk sisteminden şikayet eden Adalet Bakanı, bakan olduğunu hatırlamalı ve bir an önce avukatların ruhsat hakkına yönelik iptallerden vazgeçmeli ve savunmanın önündeki engelleri kaldırmalıdır. Adaletsizliğin ortadan kalkması için var olan her çeşit baskıcı uygulamaya son vermelidir. Bilinmelidir ki adalete yönelik saldırı hakkını arayan işçiye yönelik saldırıdır.”

“AVUKAT RUHSATLARININ ÖNÜNDEKİ ENGELLER DERHAL KALDIRILMALIDIR”

“Adalete yönelik saldırı erkek saldırısına uğrayan kadınlara yönelik saldırıdır. Tecavüze uğrayan çocuğun hakkını aramaya yönelik saldırıdır. Ve aslında bu ülkede iktidarın baskısına uğrayan herkese yönelik bir saldırıdır. İktidar hukukun önünde, savunmanın önünde engel olmaktan çıkmalı, bu hukuksuzluğa bir an önce son vermeli, avukatların ruhsatları derhal iade edilmeli engeller ortadan kaldırılmalıdır. Biz bunun için mücadelemizi yürütmeye devam edeceğiz.”
Bizler biliyoruz ki; bakanlığın 30 yıl boyunca uygulanması olmayan bir kanun hükmüne bu denli sarılması hukuki değil, siyasi bir tercihtir. Avukatlık Kanunu m.5/3’e göre Adalet Bakanlığı, hakkında belirli suçlardan ya da 2 yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan kovuşturma yürütülen avukat adaylarının ruhsat başvurularının kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesi yönünde görüş bildirmektedir. Hatta Bakanlık kanun hükmünü de aşar şekilde soruşturması olan ya da hakkında HAGB, takipsizlik kararı verilmiş avukatlar için de olumsuz görüş bildirerek ruhsat iptali davaları açmaktadır.
Avukatlık Kanunu’nun bu hükmü, henüz hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmayan bir avukat adayının mesleğe adım atmasını engelleyerek masumiyet karinesini hiçe sayıp çalışma hakkını gasp ettiği gibi hukuk güvenliği ve hukuki belirlilik ilkelerini de ihlal etmektedir.”
Daha önceki basın açıklamalarımızda da belirttiğimiz gibi son yıllarda yargının bağımsızlığına ve özellikle savunmaya yönelik gerçekleştirilen birçok Saldırı Türkiye de avukatlık mesleğinin niteliğine, itibarına, savunma hakkına ve bir bütün olarak adil yargılanma hakkına ciddi hasarlar vermiştir. Son birkaç yıl içerisinde yapılan kanun değişiklikleriyle avukatların; belirli suçlara ilişkin dosyalarda müdafilik yapması keyfi olarak yasaklanmış, müvekkilleriyle gizli ve özel olarak görüşme hakkı ihlal edilmiş, avukatlar, müvekkillerine isnat edilen suçlardan dolayı yargılanmış, İşkence görmüş, tutuklanmış ve ağır hapis cezalarına çarptırılmıştır.
Savunma hakkının sindirilmeye çalışıldığı bu siyasi atmosferde stajını tamamlamış ve avukatlık ruhsatı almaya hak kazanmış avukat adayları olarak bizlerin ruhsatlarının Adalet Bakanlığınca gasp edilmeye çalışılması da tam da bu nedenle şaşırtıcı değildir.

  • Bizler biliyoruz ki; bir tür tehdit mekanizmasına dönüşen ruhsat gaspı, iktidarın savunmayı kendi himayesinde bulundurma hayalinin tezahürüdür.
  • Bizler biliyoruz ki; bakanlığın 30 yıl boyunca uygulanması olmayan bir kanun hükmüne bu denli sarılması hukuki değil, siyasi bir tercihtir.
  • Bizler biliyoruz ki; ruhsat gaspları, muhalif avukat adaylarını, dayanaksız ve uzun yıllar süren yargılamalarla sindirme amacı taşımaktadır.

Hukuki belirlilik ve kazanılmış haklara ilişkin güvenin ortadan kaldırıldığı, mesleği yapıp yapmayacağımıza yönelik tayin edici kararın politik olarak iktidarın yanında olup olmadığımıza göre belirlenir olduğu, “Ağaç yaşken eğilir” mantığıyla mesleğimizi icra edip etmeyeceğimize siyasal iktidar tarafından karar verildiği böylesi bir haramiliğe karşı baş kaldırıyoruz. Tam da bu nedenle bir kez daha buradayız.
Geçen süreçte, Çağlayan da ve İstanbul Barosu önünde basın açıklamaları yapmış, milletvekillerine ve barolara dayanışma çağrısında bulunmuştuk. Birçok milletvekili tarafından çağrımız karşılık bulmuş ve mecliste soru önergeleri verilmiş ve ruhsat gaspları meclis gündemine de taşınmıştır. Yine yaklaşık iki hafta önce koordinasyonumuz Ankara’da da basın toplantısı düzenlemiştir.
Ruhsat gasplarının yakıcılığı ve yaygınlığı herkes tarafından kabul edilene kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu vesileyle, sessiz kalan baroları öznesini merkezine almaları ve dayanışma göstermeleri için bir kez daha destek vermeye çağırıyor, ruhsat gasplarına karşı mücadele etmenin en başta meslek onurunu savunmak oldugu konusunda kendilerini uyarıyoruz. Destek veren tüm kişi ve kurumlara, milletvekillerine ve barolara teşekkürlerimizi iletiyoruz.
Ruhsatlarımızı geri alacağız!
Cadı avına son verdireceğiz!
Avukatliık Kanunu m.5/3’ü iptal ettireceğiz!
Çünkü bizler avukatlık yapmak istiyoruz!”
Metine imza atan kurumlar şu şekilde: Adalet İçin Hukukçular, Çağdaş Avukatlar Grubu, Çağdaş Hukukçular Derneği, Demokrasi İçin Hukukçular, İnsan Hakları Derneği, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı, Toplumsal Hukuk.