SES Adana Şubesi, “Maskeler Konuşuyor” sloganıyla başlattıkları eylemler kapsamında yaptığı basın açıklamasında, aşılama sürecinde yaşanan eksiklere dikkat çekildi ve sağlık çalışanlarının talepleri yinelendi.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Adana Şubesi, “Maskeler Konuşuyor” sloganıyla başlattıkları eylemler kapsamında basın açıklaması yaptı.
KESK Adana Şubeler Platformu’nun da destek verdiği açıklamayı SES Şube Eş Başkanı Dr. Mürşit Enis Akyüz okudu. Akyüz, sağlık çalışanlarının taleplerini dile getirdi ve yetkililere adım atma çağrısı yaptı.

“ASM’LERDE AŞIYA ÖZEL DOLAP YOK”

Halk sağlığının hiçe sayıldığını ve aile sağlığı merkezlerinin aşılama konusunda yetersiz olduğuna dikkat çeken Akyüz, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Pandemi süresince halkın sağlığını değil de sermayenin kârını düşünen iktidar, aşıyı da halka peyderpey verirken ayrıcalıklı zümre oluşturdu. Öncelikte olmayan ama iktidara yakın olanların nasıl aşılandığını hep beraber izledik. Aşı yaşam kurtaran bir keşiftir. Ülkemize gelen aşı, aşının tedariki gibi konularda sadece kendi bildiğini okuyan iktidar, süreci şeffaf yürütmeyerek, TTB, SES gibi toplumda güven oluşturmuş kurumları dahil etmeyerek aşıya karşı tereddüdün oluşmasına katkı sağladı. Ülkemiz, dünyada ilk aşı üreten kurumlar arasında iken; Refik Saydam Hıfzıssıha Enstitüsünü kapatanlar bugün ‘aşı çalışması yapıyoruz’ demekte. Üniversitelere bilimsel araştırma için ayrılan payların komikliği ise ortada.
Adana’da Kasım – Aralık aylarında kâbusu yaşadık. Değil yatacak yer, hastalar için sedye bulmakta zorlandık. Birçoğumuz sevdiklerini kaybetti. Bu süreçte sağlık emekçileri bu kayıplara maruz kaldı ve kendi yakınlarını da ya kaybetti ya da korkulu bir süreçte izledi. İktidara ısrarla ‘önlem al’ derken, yetersiz alınan önlemlerin bile vaka sayılarını düşürdüğünü görüyoruz. O zaman soruyoruz, neden önlem almakta gecikildi ve bir sürü insanımız kaybedildi?
Dünyanın birçok yerinde, önlem sebebiyle maddi zarara uğrayan emekçilere yardımlar yapılırken ülkemizde herkes kendi başının çaresine bakmaya bırakıldı. Esnaf ve çalışanlar, aç kalmak ile virüs kapmak arasında tercih yapmaya zorlandı. Adana’nın yoksul kesimlerinde, önlemlere uyulmadığını bu yüzden gözle görebiliyoruz. Artan vakaların korkusu ve hafta sonu/ akşam yasakları sonucu azalan vaka sayısının tekrar yükselişe geçme eğiliminde olduğunu üzülerek görüyoruz.
Birinci basamakta taşerona benzer sisteme geçilmeye çalışılmasının tehlikesini hep beraber gördük. Aile Sağlığı Merkezlerinde aşıya özel dolap yok, soğuk zincir ile ilgili önlemleri sağlık emekçilerinin alması bekleniyor. Aşının ASM’lere nasıl getirileceği muamma: İdare diyor ki, ‘Günlük randevu kadar siz gelip aşıyı alacaksınız’. Her gün yüzlerce sağlık emekçisini aşı biriminin önünde kuyruğa mı sokmak istiyorlar anlaşılmış değil. Çoğu ASM, bina yapısı olarak bir salgına hazırlıklı değil. Zaten halk sağlığı değil ‘müşteri memnuniyeti’ni öne çıkaran piyasacı sağlık anlayışı neyse ki tam yerleşmeden salgına yakalandık. Birinci basamağın da tüm sağlık hizmetleri gibi tamamen kamuya ait olması, nüfus tabanlı olması ve ekip anlayışı içinde atamaların yapılması gerektiğini tekrar söylüyoruz.”

“SOSYAL HİZMET EMEKÇİLERİNİN ÖNEMLİ BİR KISMI AŞILANMADI”

Taleplerini dile getiren sağlık çalışanlara yönelik baskılara dikkat çeken Dr. Akyüz, aşılama sürecine ilişkin ise şu bilgileri aktardı:
“Hastanelerde yoğun emek gücü ile çalışan sağlık emekçilerine salgında ‘daha çok çalışın, izin almayın, hasta olan arkadaşınızın da yerine bakın, istifa bile etmenizi istersek engelleriz’ denildi. Bazı hastanelerde havalandırması bile olmayan birimlerde çalışmak zorunda kalıyor sağlık emekçileri. Televizyonda teşekkür edip, güya verdikleri ek ödemeleri halkın gözünde abartırken ses çıkarmaya çalışan emekçileri susturmaya çalışıyorlar. Sosyal hizmet emekçilerinin önemli bir kısmı aşılanmadı. Evlere bifiil giden, sahadaki emekçilerden önce isim alındı, sonra ‘siz aşılanmayacaksınız’ denildi, bu durumu kabul etmiyoruz. Çocuk kuruluşlarında çalışan sosyal hizmet emekçilerinin bir kısmı, ek ders karşılığı çalışanlar aşılanmadı.
Bizler, halkın sağlığı için mücadele etmenin, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin hak mücadelesinin bir parçası olduğunu biliyoruz. Bu mücadelede toplumun tüm örgütlü kesimleri ile birlikte hareket ettiğimiz, mücadeleyi ortaklaştırabildiğimiz oranda ‘herkese sağlık, güvenli gelecek’ olarak sloganlaştırdığımız talepleri kazanabileceğimizi biliyoruz. Bu nedenle tüm halkımızı, halkın örgütlü yapılarını sağlık ve sosyal hizmet hakkı mücadelesinde birlikte davranmaya davet ediyoruz.”