EMEP'li Karaca, kanser hastalarının ilaca erişim sorununu Bakan Memişoğlu'na sordu
Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, meme kanseri tedavisinde kullanılan hormon baskılayıcı iğneler başta olmak üzere çeşitli kanser ilaçlarına erişimde tecrübe edilen ciddi sorunları Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıyarak konuyu meclis zeminine aktardı.
Milletvekili Karaca, Ekmek ve Gül isimli yayın organında yayımlanan "Meme kanseri geçirmiş kadınlar endişe içinde: 'Ya iğnemi bulamazsam?'" başlıklı haberde yer alan detaylara dikkati ederek, meme kanseri sonrası uygulanan tedavi süreçlerinde hayati öneme sahip hormon baskılayıcı iğnelere ulaşımda hastaların çok ciddi mağduriyetler ve engellerle karşı karşıya kaldığını belirtti.
Sunulan soru önergesinde, Sağlık Bakanlığı tarafından 24 Nisan tarihinde yayımlanan ruhsatlı beşeri tıbbi ürünler listesindeki verilere işaret edildi. Söz konusu resmi listeye göre; meme, prostat ve over kanseri gibi kritik hastalıkların tedavisinde yoğun şekilde kullanılan Zoladex isimli ilacın ruhsatının 7 Kasım 2025 tarihinde bakanlık tarafından askıya alındığı bilgisi hatırlatıldı.
TEDAVİLER AKSIYOR
Sevda Karaca, Türkiye genelinde yaklaşık olarak 30 bin civarında hastanın düzenli olarak kullanmak zorunda olduğu bu hayati ilacın piyasadan tamamen çekilmesinin arkasında yatan temel nedenlerin, uluslararası faaliyet gösteren ilaç şirketlerinin ticari kaygıları ve Sağlık Bakanlığı'nın uygulamakta olduğu mevcut ilaç politikaları olduğunu belirterek, hastaların söz konusu ilaca erişim sağlayamadıkları için kritik tedavi süreçlerinin aksadığını ifade etti.
Meclis Başkanlığına sunulan önergenin devamında, uzman hekimler tarafından hastalara muadil ilaç olarak tavsiye edilen ve aynı zamanda kız çocuklarında görülen erken ergenlik vakalarının tedavisinde de yaygın biçimde yararlanılan Lucrin isimli ilacın da ecza depolarında bulunmadığı, bu tedarik sıkıntısı yüzünden hastaların ve hasta yakınlarının reçetelerindeki ilaçları temin edebilmek adına eczane eczane dolaşmak mecburiyetinde kaldıkları aktarıldı.
Karaca, düzenli biçimde ve zamanında kullanılmadığı takdirde kanser hastalığının nüksetme yani yeniden tekrarlama riskini ciddi oranda artırabilecek bu tip hayati ilaçların piyasadaki yokluğunun, özellikle kadın hastalar üzerinde çok ağır psikolojik yıkımlara sebebiyet verdiğini vurguladı. EMEP'li Karaca, bazı hastaların ilaca hiçbir şekilde erişememe ve bunun neticesinde hastalıklarının geri dönmesi korkusuyla, henüz genç yaşta olmalarına rağmen yumurtalıklarını ameliyatla aldırma seçeneğini dahi düşünmek zorunda kaldıklarını kaydetti.
BAKANLIK SÜRECİ OYALIYOR
Sağlık Bakanlığı'nın tutumunu eleştiren Sevda Karaca, "Vatandaşını uluslararası ilaç tekellerinin kar hırsına terk eden Bakanlık, sistemik çözüm üretmek yerine sürekli ileri tarihler vererek süreci oyalıyor" ifadelerini kullandı.
Tıbbi çevrelerde erken teşhisin ve tanının hayati önemine sürekli olarak dikkat çekilmesine karşın, teşhis aşamasından sonra uygulanması gereken en temel ve hayati tedavi ilaçlarına piyasada erişilemiyor olmasının kamusal sağlık sisteminde kronikleşen büyük sorunları açıkça gözler önüne serdiğini belirten Karaca, ilaç yokluğu sorununun kamu sağlığı açısından son derece ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
Karaca, Bakan Memişoğlu’na şu soruları yöneltti:
"Hormon pozitif kanser hastalarının tedavi sonrasın kullanmak zorunda olduğu hormon iğnelerinden tedavide en etkin olanı hangisidir? Bu iğneye Türkiye’den erişim mümkün müdür? Türkiye’de ortalama 30 bin meme ve prostat kanseri hastasının hayati bağımlılığı olan Zoladex isimli ilacın ruhsatının askıya alınmasının ve Türkiye piyasasından çekilmesinin asıl gerekçesi nedir? Bakanlığınızın ilaç kur politikası nedeniyle firmaların kar oranını gözeterek ilaçları piyasadan çekmesine karşı somut bir yaptırımınız olacak mıdır?
Zoladex’in muadili olarak sunulan ancak onun gibi piyasada bulunmayan, kanser hastası kadınların yanı sıra erken ergenlik tedavisinde kullanmak zorunda olduğu Lucrin isimli ilacın tedarik krizi ne zaman çözülecektir? Hastalara her arandığında farklı tarihler verilerek süreç neden geçiştirilmektedir?
Kanserin nüksetmesini önlemek adına bu ilaçları günü gününe vurulmak zorunda olan kadınların, ilaç yokluğu nedeniyle yaşadığı psikolojik yıkım ve hayati risk Bakanlığınızın gündeminde midir? İlaca erişemediği için erken yaşta yumurtalıklarını aldırmayı düşünen kadınların yaşadığı bu mağduriyetin sorumluluğunu üstleniyor musunuz? Bakanlığınız kanser hastalarını ve ailelerini eczane eczane gezmekten, uluslararası ilaç tekellerinin insafına mahkum olmaktan ne zaman kurtaracaktır? İlaç yokluğuna kalıcı çözüm getirmek adına, kapatılan eski SGK ilaç fabrikaları gibi kamusal ilaç üretim tesislerinin yeniden açılması ve hayati ilaçların kamusal olarak üretilmesi yönünde bir planlamanız var mıdır?
Son bir yıl içerisinde, kanser tedavisinde kullanılan kaç hayati ilacın ruhsatı askıya alınmış veya döviz kuru/fiyat anlaşmazlığı gerekçesiyle Türkiye’ye girişi durdurulmuştur? Bu ilaçlara erişemediği için tedavisi yarım kalan hastaların akıbetine dair bakanlığınız bünyesinde tutulan bir veri mevcut mudur?"