10 Ekim Ankara Katliamı’na dair firari sanıkların yargılandığı dava 9 Haziran’a ertelendi. Duruşmada, ilk kez salon önüne barikat kuruldu. Mahkeme, MASAK raporunun yeniden istenmesine ve gönderilmezse suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

Ankara Garı’nda 10 Ekim 2015’te IŞİD’in bombalı saldırısı sonucu gerçekleştirilen katliama ilişkin firari sanıklar ve insanlığa karşı suçtan yargılanan sanık Erman Ekici’ye açılan davanın 10’uncu duruşması başladı.
Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya avukatlar ve Halkların Demokratik Partisi (HDP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan’ın yanı sıra Türkiye’nin dört bir yanından gelen 10 Ekim aileleri, demokratik kitle örgütü temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı. Sanık Erman Ekici ise duruşmaya tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandığı.

MAHKEME BAŞKANI TEHDİTLE SÖZE BAŞLATTI

MA’nın aktardığı habere göre, katılımın yoğunluğundan kaynaklı iki duruşma salonu açıldı. Her iki salonun izleyicilerle dolduğu duruşma, kimlik tespitinin ardından başladı. Duruşmaya yarım saat geç gelen mahkeme başkanının ilk sözü, “Kimse söz almadan konuşmasın. Tanık dinlenirken kimse araya girmesin. Araya giren birilerini tespit etmemiz durumunda bundan sonraki celselere alınmayacak” oldu. Bir önceki duruşmada, “Adalet istiyoruz” diyen müştekiyi salondan çıkarmaya çalışan mahkeme başkanı, ardından duruşmayı keyfi bir şekilde ertelemişti.

“MAĞDURLARIN KORUNMASI ÖNCELİKLİDİR”

Söz alan 10 Ekim Ankara Katliamı Avukat Komisyonu’ndan Avukat Senem Doğanoğlu, “Söz almadan konuşanları duruşmadan çıkaracağınız ve bir daha almayacağınızı söylediniz. Bu usulen mümkün değil. Bu dosyada insanlığa karşı suçtan yargılama yapılıyor. Bu nedenle diğer dosyalarda farklı. Suçun mağdurlarının korunması önceliklidir. Tanığın sorgusunun kesintisiz olması bizim için önemli. Sanık vekili tarafından engellendi. ‘Çıkaracağım’ şeklindeki ikazınız uyarı olabilir. Ama AİHM’in bu konuda içtihatları var. Sizin başta söyledikleriniz, mahkemeye erişim hakkını engelleyecek bir açıklama” dedi.

10 EKİM BARIŞ DERNEĞİ’NDEN KATILIM TALEBİ

Tunceli Baro Başkanı Kenan Çetin de “Barolar olarak, insanlığa karşı işlenmiş bu dosya ve benzer dosyalarda burada olacağız. Talebimiz bundan sonrada yargılamanın bağımsız yürümesi ve sizler açısından da hiçbir şüpheye yer vermemesi yönündedir” dedi. 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nin kapatılması üzerine 10 Ekim Barış Derneğini kurduklarını belirten dernek başkanı Avukat Mehtap Sakinci, dernek olarak katılma talebinde bulundu.
Sanık avukatı ise katılma talebinin reddedilmesini, “duruşmanın düzenin bozulması” durumunda salonun boşaltılmasını istedi.

EŞİ DIŞINDA HİÇBİR SANIĞI TANIMADI

Ardından bir önceki duruşma ifadeleri yarıda kalan Muhammet Zana Alkan’ın eşi Büşra Şahin tanık olarak dinlendi. Dava avukatlarından Eylem Sarıoğlu’nun beyanlarıyla sorguya geçildi. Sarıoğlu, tanık Şahin’e tabletten sanıkların fotoğraflarını gösterdi. Şahin, kendisine gösterilen kişilerden sadece eşi Alkan’ı tanıdığını diğer hiçbirini tanımadığını iddia etti. Sarıoğlu’nun “Alkan’ın çalıştığı kişileri hatırlıyor musun?” sorusuna Şahin, “Hayır Araplarla çalışıyordu. En önde savaşanların grubundaydı. Alkan’ın savaşmayı kendi talep etiğini biliyorum” dedi. Sarıoğlu’nun “Yerleşimleri kim belirliyordu” sorusuna Şahin, “Ben eniştem ablam aynı evde oturuyorduk. Onlar nerede kalacağımızı buluyordu. Tam olarak bilmiyorum” şeklinde yanıtladı. Sarıoğlu’nun “Roj kampından hatırladığın kimse var mı?” sorusunda Şahin, “Hayır tam hatırlamıyorum. İsim olarak bilmiyordum. Biz normalde hapisteydik. PKK’nin hapsinde 9 ay kaldık” yanıtını verdi. Sarıoğlu’nun kendisine Roj kampında bulunan olası kişilerin ismini sordu. Şahin, hiçbirini tanımadığını ya da hatırlamadığını ileri sürdü.

YARGILAMADAKİ EKSİKLERİ SIRALANDI

Tanık ifadesinin ardından 10 Ekim Ankara Katliamı Avukat Komisyonu’ndan avukatlar, değişen mahkeme heyetine katliamın nasıl örgütlendiğine, 5 buçuk yıldır süren soruşturma kapsamında yaşananlara ilişkin bilgi verdi. İlk olarak söz alan avukat İlke Işık, “10 Mart’ta da duruşmaya devam edebilseydik, adalet dediğimiz şeyin ne olduğunu anlatacaktık. Bu duruşmada yapamadığımız talepleri şimdi yapmamız gerekiyor. 5 buçuk süren bir dosyanın yargılaması yapılıyor” dedi.
Işık, 10 Ekim 2015 ve sonrasında yaşananları şöyle anlattı: “Bugün buradaki herkes o katliamın tanığı aynı zamanda. Bu katliamın tüm yönleriyle soruşturulmasını istiyoruz. Savcılık doğru düzgün inceleme yapmadılar, bizlerin destek ve çabalarına izin vermediler. Canlı bombalardan birinin hala kimliğini tespit etmediler. Yunus Emre Alagöz birinci canlı bombacı. Her şey o kadar beliydi ki bu canlı bombacıların mitinge gelebileceği bile biliniyordu. Yargıtay incelemesi devam ediyor 19 sanığa ceza verildi. Antep’te örgütlendi bu katliam.”
10 Ekim öncesi yaşanan katliamları da aktaran Işık, ardından savcılık soruşturması ve yargılama sürecinden bugüne kadar süren eksikleri tek tek saydı.

“ZİNCİRLEME SORUMLULUK VAR”

Firari sanıklar yönünden yargılamanın boş sanık sıralarıyla devam ettiğini vurgulayan Işık, “Nerede olduklarına dair hiçbir şey yapılmadı. 5 yıldır yaptığımız tüm talepler sorumluların yargılanmasıyla ilgili. Yıllardır bu ülkede bir İŞİD örgütlenmesi var ama en kötüsü kimse bunlar hakkında hiçbir şey yapmamış. Bu sanıkların emniyet müdürleri tarafından kim oldukları biliniyor. Yıllarca takip edilmişler. Kurdukları dernekler biliniyor. Genç Ensar Derneği en bariz örneği. Bu dernek hakkında soruşturma var ama kimse dokunmuyor. Yunus Durmaz’ın kendisini öldürdüğü söyleniyor. Katliamı gerçekten kimin planladığını da soruşturmamız gerekiyor. Bu katliamı aydınlatmadan ‘elimizde bunlar var’ diyerek geçebileceğimiz bir şey değil. Ankara Emniyeti görevini yapmadı. Bu İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı soruşturmada da ortaya çıktı. Zincirleme bir sorumluluk var. Bunlar için taleplerde bulunmak zorundayız” ifadesinde bulundu.

SANIKLARIN ÖRGÜTSEL POZİSYONLARI

Avukat Eylem Sarıoğlu da dosya kapsamında sanıkların örgütsel pozisyonuna dair bilgileri paylaştı. Heyetin değişmesinden dolayı tekrardan anlatmak zorunda olduklarını belirten Sarıoğlu, “Katliamın ortaya çıkan kayıp klasörleri, katliam emrin veren kişinin dosyada sanık dahi yapılmayan Ebu Zeynep olduğunu gösteriyor. Firari sanık İlhami Balı ise İŞİD’in Türkiye emiri olarak nitelendiriliyor. Oysa bu belgelerden sadece emir olduğu anlaşılıyor. Bu sanıklara ilişkin taleplerimiz olacak bu nedenle bu sanıkları size anlatmak istiyoruz. Ve bu sanıkların neden sadece üyelikten yargılanmamalı gerektiğini anlamanızı istiyoruz” dedi.

MAHKEME BAŞKANI’NDAN GÜLDÜREN SORU

Sarıoğlu’nun Suriye’deki kamplarda oldukları emniyet tarafından tespit edilen firari sanıkların hala Türkiye’ye teslim edilmediğini söylemesi üzerine mahkeme başkanının “Onlar neden teslim etmiyor” sorusu gülüşmelere neden oldu. Sarıoğlu, “Biz de bunu talep ediyoruz zaten” dedi. Sarıoğlu, “Sanıkların eşleri olan kadınların da dinlenmesini istiyoruz. Hem iki gün sonra serbest bırakılmaları, hem de yeni acıların yaşanmaması için daha etkili bir arama mekanizmasıyla firari sanıkların ve kamplarda bulunan sanıkların getirilmesi yönündeki taleplerimizin yerine getirilmesini istiyoruz” talebinde bulundu.

MASAK RAPORU TALEP EDİLDİ

Avukatlar bazı firari sanıkların Suriye’deki kamplarda bulunmasına ilişkin emniyetten rapor gelmesinden bu yanda, sanıkların alınması için yazı yazılmasını talep etti. Mahkeme davayı 9 Haziran saat 09.30’a erteledi. Ayrıca MASAK raporunun yeniden istenmesine ve gönderilmezse suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.
Fotoğraf: Sibel Tekin