Ankara Barosu’nun 65’inci Olağan Genel Kurulu’nda 15 bin 633 avukatın katılımıyla yapılan seçimlerde, oyların 7 bin 227’sini alan Demokratik Sol Avukatlar Grubu’nun adayı Erinç Sağkan, yeni başkan oldu.
[mks_dropcap style=”letter” size=”52″ bg_color=”#ffffff” txt_color=”#000000″]A[/mks_dropcap]nkara Barosu 65’inci Olağan Genel Kurulu’nu Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirdi. İki gün sürecek baro seçimlerinde 3 aday yarıştı. Baroya kayıtlı 15 bin avukatın oy kullandığı d, Demokratik Sol Avukatlar grubu adına Erinç Sağkan, Özgürlükçü Çağdaş Avukatlar grubu adına Murat Kemal Gündüz, Baroda Birlik ve Milliyetçi Avukatlar grubu adına Gencer Özdemir yarıştı.
İki yılda bir gerçekleşen baro seçimlerinde uzun yıllar Demokratik Sol Avukatlar grubu adına seçime giren aday kazanırken, baro seçimleri öğleden sonra imzaların toplanması ardından başladı. Genel Kurula tutuklu avukatlar adına çelenk gönderilmesi dikkat çekti.
‘BU DÖNEMDE ADAY OLMAK BÜYÜK CESARET’
Divan oluşumu 3 baro başkanı adayının ortak listesiyle gerçekleştirildi. Divan oluşumu ardından Divan Başkanı Sami Kahraman söz alarak şunları söyledi: “Türkiye’nin tek sesliliğe gittiği şu günlerde aday olmak büyük cesaret ister. Yeni oluşan Başkanlık Sistemi ile parlamenter sistem terk edilmiş, yürütme ve yasama da Cumhurbaşkanlığı’na intikal etmiştir. Bir ülkede demokrasiden söz edilebilmesi için yargı bağımsızlığı olmaz ise olmazdır. Türkiye, güdümlü yargı ile çok ağır bedeller ödemiş ve ödemeye devam etmektedir.”
Divan Başkanı Kahraman, “Tutuklu avukat arkadaşlarımız tarihe altın harflerle yazılacaktır” dedi.
‘ELÇİ VE COŞGUN’U RAHMETLE ANIYORUM’
Baro seçimlerinin ilk gününde Ankara Baro Başkanı Hakan Canduran’ın açılış konuşmasıyla başladı. Canduran, “Gazetecilerin, avukatların tutuklandığı bir dönemde yönetime geldik. Ülkemizin demokrasiden uzaklaştığı bir dönemde OHAL’de hukuku, doğruları savundu. Halkın yanında olmaya çalıştık” dedi. Akabinde iki yıl boyunca yaptıkları faaliyetleri anlatan Canduran, “10 Ekim Katliamı’nda, Aladağ Davası’nda, Selçuk Kozağaçlı ve arkadaşlarının yargılandığı davalarda müdahil olduk toplumun ve arkadaşlarımızın yanında olduk. 10 Ekim Ankara Gar katliamı’nda yaşamını yitiren meslektaşımız Uygar Coşgun’u ve Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’yi rahmetle anıyorum. Unutmadık, unutmayacağız“ dedi.
‘OHAL’DE İKİ SEÇİM ATLATTIK’
OHAL dönemi içerisinde iki büyük ve önemli seçimler atlattıklarını hatırlatan Canduran, “Anayasa referandumu ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi seçimlerini yaşadık. Çıkarılan KHK’lerle yasal düzenlemeler yapıldı. İptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuruldu ancak AYM’nin kendi içtihatlarını hiçe sayarak, bunları denetlemeyeceğini söyledi. OHAL kararnameleri iktidar tarafından araç haline getirilerek, yeni rejim inşa edildi. Çıkarılan 657 sayılı KHK ile hak arama özgürlüğünü kısıtlayacağını ve ihlali saptanmasını istedik. Temel yasaların ve anayasanın yok edildiği dönemde seçimlerin yapılmayacağını her zaman söyledik. Seçimlerinde nasıl yapıldığını hep beraber gördük” ifadelerinde bulundu.
‘SAVUNMAYI SAVUNMAK ZORUNDA KALDIK’
“Yargının adalet değil kumpas davaları ürettiğine tanıklık ettiklerini” sözlerine ekleyen Canduran, gözaltına alınan meslektaşlarına yapılanları kınayarak, her alanda avukatların üstlendiği davalar ve müvekkilleri yüzünden yargılanamayacağını dile getirdiklerini söyledi. Savunmayı savunmak zorunda kaldığını dile getiren Canduran, “Adalete olan güven ülkemizde yerle bir olduğunu gördük. Savunmayı savunmadan yılmıyoruz. Demokratik, laik, sosyal hukuku savunuyoruz ve çoğulcu demokrasiden yanayız. Hiçbir iktidar ve partinin baromuzu arka bahçe olarak kullanmasına izin vermedim. Adaletten, hukuktan, insan haklarından yana oldum. Ülkenin demokratikleşmesi ve adaletin her alan da geliştirilmesi için çaba sarf ettim” diye konuştu.
Baronun iki yıldaki faaliyetleri ve bütçe raporları okunarak, delegelerle paylaşıldı.
‘AKP’DEN VEKİL OLURUM’
Gündem tartışmalarının ardından adayların konuşmasıyla devam eden baro seçimlerinde ilk olarak Milliyetçi Gruplar adına seçime giren Gencer Özdemir söz aldı. Özdemir, avukatlık mesleğinin adaletin tam ortasında olduğunu söyleyerek, “Bizler neden Sıhhiye, İcra daireleri arasında neden mekik dokuyoruz” sorusuna avukatlardan “AKP” cevabı gelmesi dikkat çekti. Özdemir’in “50 bin TL’niz olsa ne yaparsınız” sorusuna da “AKP’den milletvekili adayı olurum” cevabı gelmesi de salonda gülüşmelere neden oldu.
Göreve geldiğimizden itibaren Ankara Adliyesi’ni 8 ay içerisinde istifa edeceğini söyleyen Özdemir’e “göreve gelmeseniz de söz veriyor musunuz” diye karşılık geldi.
‘TUTUKLU AVUKATLARI SELAMLADI’
Özgürlükçü Çağdaş Avukatlar grubu adına söz alan başkan adayı Murat Kemal Gündüz ise, tutuklu avukatların isimlerini tek tek sayarak, onların şahsında tutuklu bulunan meslektaşlarına selam gönderdi. Tutuklu meslektaşlarımızın özgürlüklerine kavuşmalarını dileyen Gündüz, “Gereken mücadeleyi yapmaya devam edeceğiz. Savunma görevlerini yaparken gerçek dışı tanık beyanları, savundukları müvekkilleriyle, söyledikleri sözleri yüzünden tutuklanan arkadaşlarımız var. Bugün gelinen noktada savunmaya yapan avukatlar savunmaya ihtiyaç duyar hale gelmiştir” dedi.
‘YARGI BAĞIMSIZLIĞI ORTADAN KALDIRILDI’
İktidarın adalet, hukuk kavramlarını itibarsızlaştırdığı gibi avukatlığı da itibarsızlaştırdığını dile getiren Gündüz, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Siyasi iktidarın güdümüne girmiş mahkemelerde avukatlar bunları boşa çıkarmaktadır. Avukatlar devletin memuru haline getirilmeye çalışılmaktadır. Soruşturma da avukata kısıtlılık, avukatın dosyaya ulaşamaması ile karşı karşıyayız. Çanta aramasında eşitsiz, muameleye maruz kalmaktayız. Gözaltı merkezlerinde avukatlar saatlerce kötü koşullarda beklemektedir. Başkanlık rejimi ile yargı bağımsızlığı ortadan kaldırıldı. OHAL KHK’leriyle başkanlık kalıcı hale getirilmiştir. Otoriter rejim uygulanırken, karşı çıkanlar ise ihraç ve gözaltılarla karşı karşıya kalmıştır.”
‘LÜTUF DÜZENİNDE YAŞIYORUZ’
Gazeteci Kemal Can’ın “Lütuf düzeni” yazısına atıfta bulunan Gündüz, şunları söyledi: “Lütuf düzeni krizlere ihtiyaç duyuyor, üretiyor ve bunları kullanıyor. Yargı üzerinde yapılan vesayet ile yargıya müdahale edilmekte. Alman vatandaşı gazeteci Deniz Yücel ve ABD’li Rahip Andrew Brunson serbest bırakılması üzerinden yargı bağımsızlığı ifade ediliyor. Tabi ki bunlar bırakılmalıydı ancak yapılan pazarlıklarda kullanılmasını eleştiriyoruz. Tutuklu avukatların arkasında ise böyle bir destek yok o yüzden lütuf düzeninden yararlanmıyorlar. Lütuf peşinde değiliz. Temel hak ve özgürlüklerin getirilmesi, mahkeme üzerindeki vesayetin kaldırılmasını istiyoruz. “
Baro başkan adayı Gencer Özdemir’in yeni bir adliye yapacağı yönündeki vaadine de Gündüz, “Adliye sorununu mevcut iktidar çıkardı ve bu hale getirdi. En son beklenen reisimiz lütfedecek, adliye sorunu çözülecek maalesef” diye cevap verdi.
‘BAROLAR SESSİZ KALDI’
Savunma hakkına darbe vurulan bir dönemden geçildiğine dikkat çeken Gündüz, konuşmasını şöyle tamamladı: “Savunma görevini yerine getirirken baskı ve saldırıya uğramakta, tutuklanmaktadır. Adalet mücadelesini bastırabilmenin bir yolu da avukatları teslim almaktan geçiyor. Barolarımız bu süreçten olumsuz etkilendiler. İktidarın saldırılarından etkilenmemek için sessiz kaldılar. Sessiz kalmak haklarımızın gasp edilmesine neden oldu. Barolarımız dışında hiçbir meslek kuruluşu bu saldırılara dur diyemezdi ama denilmedi. OHAL’de anayasa askıya alındı. Binlerce kişi işinden edildi. Rejim 24 Haziran seçimleri sonrasında kurumsallaştı baskı dozu arttırılarak, adaletsiz ve hukuksuz uygulamaları eleştiren herkes düşman edildi. Yargıya güven yok olmuş. Toplumun güveni sarsılmıştır.”
“EZBERLENMİŞ İÇİ BOŞ SÖZLERE İHTİYACIMIZ YOK”
Son olarak söz alan Demokratik Sol Avukatlar adına Ramiz Erinç Sağkan, şöyle konuştu: “Sindirilmeye çalışılan avukatların yargı bağımsızlığının dili geçmiş bir coğrafyada adalet savaşı veriyoruz. Bölünmüş adliye sorunu içi boş bir propaganda ve gösteri malzemesi yapılmaya çalışmaktadır. Biz buna izin vermeyeceğiz. 50 yıldır izin vermedik, izin vermeyeceğiz. Bizim ezberlenmiş içi boş sözlere ihtiyacımız yok. Mesleğimizin itibarının tekrar tesisinin, belirli kişilere ve zümrelere tahsis edilen adaletin yeniden sağlanması için geliyoruz.”
Bölünmüş adliye sorununun siyaset malzemesi yapıldığını savunan Sağkan, milliyetçi avukatların şiddete uğrayanların davasına müdahil olmadığını eleştirisine “Ben ziyaretlerine de gittim, duruşmalarına da ama sizi göremedim” şeklinde yanıt verdi. Sağkan Baroda Birlik ve Milliyetçi Avukatlar Grubu’nun kast ederek, siyasetteki ittifakın baro seçimlerine de taşınmasını eleştirdi.
Sağkan, bu sözlerinden dolayı ayakta alkışlandı.
ERİNÇ SAĞKAN YENİ BAŞKAN
15 bin 633 avukatın kayıtlı olduğu Ankara Barosu seçimlerinde 3 aday yarıştı. Yenimahalle Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen seçimde,  Demokratik Sol Avukatlar grubu adayı Erinç Sağkan aldığı 7 bin 227 oy ile baronun yeni başkanı seçildi.Baroda Birlik ve Milliyetçi Avukatlar grubu adayıGençer Özdemir2 bin 283 oy, , Özgürlükçü Çağdaş Avukatlar grubu adayı Murat Kemal Gürbüz de bin 256 oy aldı.