Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan ile birlikte 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, 68 kuşağının önemli isimlerinden biriydi. Deniz Geçmiş adı işçi direnişlerinden gençlik mücadelesine, Filistin’den Nurhak’a uzanan ömrüyle bir kuşağın simgesine dönüştü.

(Fotoğraf: Erol Olgundemir / Renklendirme: Enver Gezmiş)

İLK GÖZALTISI BELEDİYE İŞÇİLERİNE DESTEK EYLEMİNDE

Gençlik lideri, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu kurucu üyesi Deniz Gezmiş, lise yıllarındayken 11 Ekim 1965’te Türkiye İşçi Partisi’ne üye oldu. İlk gözaltısını Ağustos 1966’da Çorum Belediyesi temizlik işçilerinin Taksim’deki eylemine destek olduğu esnada yaşadı. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başladı. Gençlik hareketinin öncü isimlerinden biri haline geldi. 6. Filo, Kıbrıs ve diğer konulardaki protestolar esnasında defalarca gözaltına alındı, tutuklandı. Filistin halkına destek için FHKC saflarında savaştı.

İÇİŞLERİ BAKANI MENTEŞEOĞLU İLE YÜZLEŞTİ

12 Mart Muhtırası’nın ardından Yusuf Aslan ile birlikte Nurhak’a doğru giderken yakalandı. Dönemin İçişleri Bakanı Haldun Menteşeoğlu’nun makamına götürüldü. Sonrasında Tuğgeneral Ali Elverdi’nin başkanlığında Baki Tuğ savcılığında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 No’lu Mahkemesi’nde yargılandı. Deniz Gezmiş ve arkadaşları, THKO davasında Türk Ceza Kanunu’nun 146. maddesini ihlâl ettikleri gerekçesiyle idam cezasına çarptırlıdı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan 6 Mayıs 1972 günü Ulucanlar Cezaevi’nde asılarak idam edildi.

“OĞLUN ÖLÜM KARŞISINDA ACİZ VE ÇARESİZ KALMIŞ DEĞİLDİR”

Deniz Gezmiş son mektubunda şöyle yazdı: “İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler. Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de tereddüde düşmeyeceğimden şüphen olmasın. Oğlun ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir. O bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu.”

Şair Atilla İlhan, Denizlerin idamını duyduktan sonra onlar için ünlü “Mahur Beste” şiirini yazdı:

“Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı”

Atilla İlhan, Mahur Beste

Can Yücel’in “Mare Nostrum/Bizim Deniz” şiiri de Denizlerin anısını yaşatan şiirlerden biri olarak tarihe not düşüldü:

“En uzun koşuysa elbet Türkiye’de de devrim
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak…
En hızlısıydı hepimizin
En önce o göğüsledi ipi…
Acıyorsam sana anam avradım olsun
Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!”

Can Yücel