GÜNDEM KÜLTÜR & SANAT

Deniz Faruk Zeren’in Yeni Kitabı Zerya: “Uzun Bir Kısa Öykü”

Yazar Deniz Faruk Zeren öykü ile yol almaya, hayatın ve kavganın insani hallerine dokunmaya Zerya ile devam ediyor. Öykü tekniği, estetiği ve dili açısından arayışlarını sürdüren Zeren, Zerya için “uzun bir kısa öykü” diyor. İkinci öykü kitabı ile okuyucu karşısına çıkan yazar Dokuz8HABER muhabiri Metin Yoksu’nun sorularını yanıtladı.

Kitaptan

“Dayı” dedi yaşlı adama, “Kaşkol Dağı’na, dağın eteğindeki o köye niye varamadım ben, ne tarafta kaldı ora?” diye sordu. Yaşlı adam Selim’in ekmeği dişlerinin arasına alıp koparışını izledi, ekmeğe saygılıydı bu çocuk, dişlerinin arasında kırmızı ipek gibi toprağı gördü, sevindi, “Orda öyle bir dağ yok, öyle bir köy yok” dedi. “Askerler kendileri uydurup, kendileri inanıyorlar olduğuna” dedi.

Yasak kitap ve şimdi Zerya ile okuyuculara merhaba dedin. ”Zerya” nasıl ortaya çıktı?

Merhabalar. Teşekkür ederim öncelikle. Zerya’ya ilgi duyduğunuz için. Yazı ile edebiyat ile olan ilişkim devam ediyor. Saydığını çalışmalar bu ilişkinin yoğunlaşması sonucu ortaya çıktılar. Zerya’da öyle. Edebiyat yapmak, edebiyatla, öykü ile konuşmak isteği zirve yapınca ortaya çıktı. Zerya –Serhat’ta Bir Gün- uzun bir zamandır tasarladığım bir öyküydü. Defalarca yarım bıraktım ya da öyle olduğunu düşündüm, tamamlanma sürecine çok etki edemedim, o kendisini bitirdi. Benim isteklerimle öykünün istekleri uzun süre çatıştı bu çatışmanın sonucu bu öykü ortaya çıktı diyebilirim.

Yasak kitap ile Orhan Kemal ödülü de almıştın o zamandan bu yana öykü de senin için değişen ne oldu?

Yasak Kitap’ın üzerinden uzun zaman geçti. Cesaretlendirici eleştiriler aldım. Uyarıcı, geliştirici eleştiriler de aldım elbette. Yasak Kitap’tan bu yana benim açımdan öyküde değişen pek bir şey olmadı. Ama zaman değişti, hızlı aktı, ben gerisinde kaldım, kendimi yeterince geliştiremedim, toplumsal olayların, gelişmelerin gerisine düştüğüm zamanlar oldu, hayatla boğmaya daha öncelik vermek durumunda kalabildim ve böylelikle kendi açımdan özeleştirilik bir durumun doğduğunu söyleyebilirim. Özeleştirim Zerya –Serhat’ta Bir Gün- dür.

Zerya önceki öykülere göre daha uzun romana doğru bir yolculuk mu bu veya roman çalışman var mı?

Zerya esas olarak kısa bir öyküdür. Teknik, taktik ve nitelik açısından öyle. Nicelik olarak kısmen uzun sayılabilir. Ama uzun bir kısa öyküdür kendisi. Yani romana doğru bir gidiş yok henüz. Olur mu? Bunu zaman gösterir. Halihazırda bir roman çalışmam da yok, tasarı olarak vardır belki ama.

Çocukların bu kadar çok katledildiği dönemde çocuklar için mücadele eden karakterler var gerçek hayatta da aynıları var. Bu sistem çocuklardan ne istiyor?

Sistem saflık ve savunmasızlık kabul etmiyor. İnsanoğlunun en saf ve savunmasız hali çocukluk halidir. Sistem doğası gereği çocuğun ve çocukluğun üstüne gidiyor, ucuz iş gücü olarak kullanmak için gidiyor, cinsel istismardan  tutun her türlü felaketi çocuklara kondurabiliyor. Çocukları koruyacak güçlü bir toplumsal mekanizma yok. Toplumsal çürümenin en bariz göstergesi çocukların durumudur. Bu yüzden o bildik toz pembe çocuk edebiyatı dışında da bir edebiyat olmalıdır.

Önümüzdeki dönemde ki çalışmaların nelerdir?

Yeni öyküler yazıyorum. Yazmak istiyorum. Yazmak için çaba harcıyorum. Herhalde onlar da belli bir olgunluğa erişirler. Belki şiir imdada yetişir…

Deniz Faruk Zeren Kimdir?

1977 yılında Urfa’nın Siverek ilçesinde doğan yazar İzmir’de yaşıyor. İlk kitabı ‘dört mevsim ilk bahar’ isimli şiir kitabı. Daha sonra Patika yayınlarından çıkan ‘Yasak Kitap’ ise yazarın dergilerde yayınlanan öykülerini içeriyor. Zeren, 2014 yılında bu kitapla Orhan Kemal öykü ödülüne layık görüldü. Bunun yanı sıra Sancı, Güney dergisi ve Gezite.org gibi yerlerde öyküleri ve yazıları yayınlanan Deniz Faruk Zeren, Sancı Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi’nde danışma kurulu üyesi olarak görevini sürdürüyor.

(dokuz8HABER/ Metin Yoksu)

dokuz8HABER’i takip edin

Video