CHP Adana Milletvekili ve TBMM Deprem Araştırma Komisyonu Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, deprem paralarının amacına uygun kullanılmadığını, vergisinde de sürekli artış yaşandığını kaydetti.

CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, iletişim vergisi adı altında toplanan deprem paralarının nereye harcandığının bilinmediğini ancak vergide sürekli bir artışa gidildiğini vurguladı.

36 MİLYAR DOLARLIK DEPREM VERGİSİNİN AKIBETİ BİLİNMİYOR

Cumhurbaşkanlığı kararıyla ‘Özel İletişim Vergisi’ adı altında toplanan deprem vergilerinin yüzde 7.5’ten yüzde 10’a çıkarılmasının ardından açıklama yapan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Deprem Araştırma Komisyonu Üyesi, CHP Adana Milletvekili, Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Müzeyyen Şevkin, özel iletişim vergisi adıyla bugüne kadar 36 milyar dolarlık deprem vergisi ve 23.5 milyar lira imar affından kaynaklı para toplandığını ancak bu paraların akıbetinin bilinmediğini kaydetti.

“VERGİYİ YÜKSELTMEYİ BİLİYORLAR”

Deprem ve imar affı paralarının nereye harcandığına dair defalarca hükümete sorular yönelttiklerini, uyardıklarını ancak bu konuda herhangi bir açıklama yapılmadığını dile getiren Dr. Şevkin, “Cevap veremiyorlar ama vergi oranlarını yükseltmeyi biliyorlar. Depremlerde insanların ölmemesi için deprem öncesi, deprem anı ve sonrasında herhangi bir kaynak aktarılmıyor, depremlerde önce iletişim çökmesine rağmen bu alana da herhangi bir kaynak aktarılmıyor ama her nedense vergisini almayı, bununla yetinmeyip vergiyi yükseltmeyi biliyorlar” dedi.

VERGİ TAM GAZ!

Yapılan son vergi artışının ardından her türlü mobil elektronik haberleşme, radyo ve televizyon yayınları, kablolu-kablosuz internet servis sağlayıcılığı hizmetlerinden alınan vergi oranlarının yüzde 7,5’ten 10’a çıkarıldığını, bu hizmetleri alan vatandaşın yüzde 33 oranında daha fazla para ödeyeceğini dile getiren Dr. Şevkin, “Bir taraftan vatandaşa yük üstüne yük bindiriliyor, diğer taraftan kentsel dönüşümler çok katlı, rantı yüksek binalar olarak topluma dayatılıyor. Bugün ülkemizde 18 il, 81 ilçe ve 502 köy veya mahalle doğrudan fay hatları üzerinde yer alıyor. Türkiye, Kuzey Anadolu, Güneydoğu ve Ege Bölgesi’ndeki fay sistemi olmak üzere tehlikeli bir tektonik hareketliliğin olduğu fay hatları üzerinde yer alıyor. Bu yüzden depremler sürekli olacak. Yani yağmurun, şimşeğin engellenememesi gibi deprem de doğal bir olay ve dolayısıyla depremle yaşamayı öğrenmek gerekiyor. Depremler önlenemez ancak yarattığı hasar ve kayıplar önlenebilir. Bunun için de fay hatları üzerine, alüvyal toprakların üzerine, ovalara yerleşmemek gerekiyor. Sağlam temel, sağlam bina, sağlam zemin ve kaliteli inşaat malzemesi çok önemli. Tüm bu gerçekler ışığında hükümetin topladığı vergileri depremi önlemek için kullanması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz” diye konuştu.
Türkiye’nin deprem ve doğal afetlere karşı önlem almak yerine deprem veya doğal afetler sonrası yaraları sarmaya çalışmakla meşgul olmasının ekonomik açıdan daha pahalı olduğuna işaret eden Dr. Şevkin, “Bu şekilde hareket ederek insanlarımızın canlarını kaybetmesinin önüne geçemeyiz. Maddi kayıpların dışında hiçbir insanımızın yaşamı paha biçilemez.

“FAY YASASI ÇIKARILMALI”

Başka ülkelerde ciddi boyutlarla depremler olmasına rağmen can kaybı olmadığına dikkat çeken Dr. Şevkin, Türkiye’de maalesef yüksek sayıdaki can kayıplarıyla karşılaşıldığının altını çizdi. Dr. Şevkin, “Fay yasasının çıkarılmasına yönelik 3 kanun teklifimiz, 10’a yakın soru önergemiz var. Ama bunlar İzmir depremine kadar gündeme dahi gelmemişti. Yapı denetimlerinin, zemin etütlerinin mutlaka kontrol edilmesi; zemin temel yapı tasarımının çok iyi irdelenmesi gerekiyor. Kentsel dönüşümün de ada bazlı olması gerekiyor. Kentsel dönüşüm yapacağınız zaman bir adanın tamamının jeolojik ve jeoteknik etütleri yapılmalı. Nitelikli, yetkin kadrolara görev verilmeli. Mimar, mühendis ve şehir plancıları sürece dahil edilmeli. Yapı denetiminde çok daha sağlıklı bir şekilde zeminden başlayarak yapılması gerektiği konusunda çalışmalarımız da oldu. Meclise sunduğumuz soru önergeleri ve kanun teklifleri ile gündeme getirdik ama maalesef bu konuda henüz bir adım atılmadı” şeklinde konuştu.

“SİZ AFFETSENİZ DE, DOĞA AFFETMEZ”

Heyelanlı bir bölgede oturan kişinin ruhsat alamadığı için ‘İmar Affı’yla, hazineye belli bir miktar para ödeyip yasal olarak oturma hakkı kazanabildiğini vurgulayan Şevkin, “36 milyar dolarlık deprem parasıyla birlikte ‘İmar Affı’ adı altında 23.5 milyar lira para toplandı. Bu paralar için vatandaşın yaşamı hiçe sayılıyor. Tüm bu usulsüzlükleri doğa affetmiyor. Eğer toplanan bu paralar riskli bölgeler için harcanmış olsaydı sadece geçen yıl 268 kişi çığ, heyelan gibi doğal ama insan eliyle afete dönüşen olaylarda yaşamını yitirmezdi. Ayrıca Türkiye’deki riskli ve kaçak yapı stokunun büyük bölümü depreme ve doğal afetlere karşı hazırlıklı hale getirilirdi” dedi.