İHD İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu, 445’inci F Oturumu eyleminde hasta tutuklu Halil Güneş’in tahliyesini istedi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu, 445’inci F Oturumu eyleminde Diyarbakır 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde bulunan hasta tutuklu Halil Güneş’in durumuna dikkati çekti.

“BİRÇOK TUTUKLU ÖLÜME TERKEDİLDİ”

Komisyon üyesi Meral Nergis Şahin, devletin koronavirüs salgının bahane ederek içeride ve dışarıda yaptığı hak ihlallerinin artarak devam ettiğine işaret ederek, hapishanelerde sağlıksız koşullar, yetersiz beslenme ve tedavi hakkına erişimin durma noktasına geldiğini söyledi. Temel hakların askıya alınmasıyla bir çok tutuklunun ölüme terk edildiğini belirten Şahin, cezaevi yönetimlerinin açıklamalarının aksine tutukluların ve yakınlarının anlatımlarının endişelerini arttırdığını belirtti.

“HASTALIKLARI İŞKENCE SONRASI ORTAYA ÇIKTI”

Ardından konuşan Komisyon üyesi Mehmet Acettin, Güneş’in 2 Ocak 1993 yılında 23 yaşında iken tutuklandığını ve yaklaşık 28 yıldır cezaevinde bulunduğunu söyleyerek, uzun zamandır akciğer ve kemik kanseri hastalığıyla mücadele ettiğini hatırlattı.
Güneş’in tutuklandığından bu yana 15 farklı cezaevine sürgün ve ya da sevk edildiğini vurgulayan Acettin, şöyle devam etti: “Halil Güneş’in hastalıkları, gözaltında gördüğü ağır işkenceler sonrasında ortaya çıkmıştır. Başlangıçta, kaburgalarında oluşan kırıklar kalp ve akciğerini baskı altında tutarak nefes almada zorluklar yaşamasına sebep olmuş, hapishanelerdeki kötü sağlık koşulları, kötü beslenme ve kötü barınma koşulları ile rahatsızlıkları zamanla daha da artmıştır. 2007’de çekilen akciğer tomografisinde; akciğerinde yaklaşık 1 cm boyutlarında onlarca tümör olduğu tespit edilmiş, kırılan kaburgalarının ameliyatı sırasında ise ayrıca kemik kanseri olduğu tespiti yapılmıştır. İki kere bu nedenle ameliyat edilen Halil Güneş’e,  2009 yılında ağır derecede KOAH ve Uyku Apnesi teşhisi konulmuş, doktorları; ömür boyu solunum cihazıyla uyuması ve gündüzleri de oksijen maskesi takması gerektiğini söylemiştir.”

ADLİ TIP VE AYM’DEN OLUMSUZ KARARLAR

Acettin, Güneş’in kullanmak zorunda kaldığı yüksek dozdaki ağrı kesiciler nedeniyle ağır stres bozukluğu, epilepsi,  her iki gözde Glokom hastalığı, boyunda fıtıklar ve böbreklerinde taşlar oluştuğunu belirterek, “Avukatlarının başvurusu sonucu, Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından ‘Cezaevinde Kalamaz’ raporu verilmesine rağmen, Adli Tıp Kurumu (ATK) 29 Ocak 2014 tarihinde yeni bir rapor hazırlayarak Güneş’in tek başına hayatını idame edebileceği ve hapiste kalabileceği sonucuna varmış, serbest kalması engellenmiştir. 2014 Temmuz ayında yapılan tetkiklerde kanser hastalığının daha da ilerlediği tespit edilince,  serbest bırakılması ve tedavisinin dışarıda sürdürülmesi için avukatları Anayasa Mahkemesi (AYM) ‘ne başvuruda bulunmuş ancak olumlu bir sonuç alınamamıştır” diye belirtti.

“AĞABEYİME DAYATILAN ÖLÜMDÜR”

Acettin, Güneş’in kız kardeşinin son görüşmede yaşananlara ilişkin aktarımlarını şöyle dile getirdi: “Sevk adı altında işkence ile, yapım aşaması bile tamamlanmamış olan Diyarbakır F Tipi Hapishane’ye sevk edilen abim, sağlıksız koşullar içinde yaşamını devam ettirmeye çalışmaktadır. Pandemi bahane edilerek abim 6 aydır kontrollerine götürülmüyor. Abime ölüm dayatılıyor. İnsanlık onuruna ve siyasi kimliğine yönelik bu saldırıları abimin kabul etmesi mümkün değildir. Koşulları bir an önce düzeltilmediği sürece abim ölüm orucuna başlayacağını söylemektedir ki, abimin sağlığı buna uygun değildir. Sorunlar aktardıklarımla da sınırlı değildir. Koşullarının acilen düzeltilmemesi halinde abimin sağlığındaki bozulma tedavi edilemez hale gelecektir. Abime dayatılan ölümdür ve bunu kabul etmemiz mümkün değildir.”
Acettin, son olarak Güneş’in yaşam hakkını koruyucu acil önlemler alınmasını ve tüm ağır hasta, yaşlı ve risk grubunda bulunan tutukluların serbest bırakılmasını istedi.