HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, camiye çevrilen Ayasofya ile ilgili, “Belli bir yerinde de kilise olarak biz ibadet edebilelim, biz Hıristiyanlar olarak gidelim orada duamızı edebilelim, bir yanda ezan okunsun, diğer yanda çan çalsın” önerisinde bulundu.

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, T24’ten Şirin Payzın’ın sorularını yanıtladı. Paylan burada, Ayasofya’nın Danıştay kararı sonrası AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla ibadete açılması konusunda açıklamalar yaptı. Garo Paylan, açıklamasında “Ayasofya’nın belli bir yerinde kilise olarak biz Hristiyanlar ibadet etsin. Bir yanda ezan, bir yanda çan çalsın” önerisinde bulundu.

“DEMEK Kİ ŞİMDİ POLEMİĞE İHTİYAÇ VAR”

Programda Şirin Payzın’ın Ayasofya’nın ibadete açılması konusundaki sorularına HDP’li Paylan şöyle cevap verdi:
“Bakınız Ayasofya ile Sultan Ahmet Camiyle 200 metre uzaklıktadır, Sultan Ahmet camiine ben çok sık giderim, inanın çok da huzur bulurum orada. Oradaki vakit namazlarında 100 kişi 150 kişi namaz kılar binlerce kişinin namaz kılabileceği bir camide… Cumhurbaşkanı Erdoğan şunu söylemişti “önce Sultanahmet dolsun da sonra Ayasofya’yı açarız böyle polemiklere gerek yok” demişti, demek ki şimdi polemiğe ihtiyaç var.”

“BARIŞ KİLİSESİNE, BARIŞ CAMİSİNE VE BARIŞ MÜZESİNE DÖNÜŞSÜN”

“Benim önerim şu aslında: Ayasofya tabii ki ibadete açılsın, benim hiçbir itirazım yok. Şöyle bir formül olabilir belki, illa isteniyorsa, Ayasofya çok büyük bir yer, biliyorsunuz belli bir yerinde namaz kılınıyor, zaten ibadete açık. Belli bir yerinde de kilise olarak biz ibadet edebilelim, biz Hristiyanlar olarak gidelim orada duamızı edebilelim, Ayasofya’nın belli bölümleri var, orada bir de çan olsun. Düşünün bir yanda ezan okunsun, diğer yanda çan çalsın, orta alan da müze olarak herkesin buluşabileceği, Hristiyanların buluşabileceği bir barış kilisesine, barış camisine ve barış müzesine dönüşsün. Buna ihtiyacımız var. Çünkü 1000 yıl bakın çan çalmış, 500 yıl ezan okunmuş bir mabetten bahsediyoruz. Burası kutuplaşmanın, kamplaşmanın, ötekileştirmenin değil, barışın yeri olabilir.”