İzmir depremi Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini bize yeniden hatırlattı. Türkiye’de ve Uşak’ta olası büyük bir depremin etkileri ve bundan sonra neler yapılması konusunda konuşan İMO Uşak Şube Başkanı Ali Osman Doruk, “Deprem master planlarını yaparsak depremden önce hasarlı ve riskli olan binaları tespit edip yıkarak ya da güçlendirerek bu binaları depremin yıkmasını beklemeden kaliteli yapılara dönüştürebiliriz” dedi.

İzmir’de 30 Ekim’de saat 14.51’de merkez üstü Ege Denizi’nde Seferihisar-Doğanbey açıklarında olmak üzere 6,9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremde birçok bina yıkılmış, onlarca insan hayatını kaybetmişti. Özelikle Ege Bölgesi olmak üzere birçok ilde sarsıntılar meydana geldi. Bu şehirlerden birisi ise  Ege Bölgesi’nde bulunan Uşak ili oldu.

“UŞAK’TA HERHANGİ YIKIM VEYA ÇATLAK GİBİ BİR BAŞVURU OLMADI”

İzmir depreminin Uşak ilini nasıl etkilendiğini anlatan Doruk: “ilimizde yüksek katlı binalarda sarsıntıyı hissettik ancak şu ana kadar binasında bir çatlak, ağır hasar, orta hasar ya da hafif hasar oluşumuna dair herhangi bir başvuru yapan olmadı”  dedi.

“2000’DEN SONRAKİ BİNALARIMIZ EN AZ HASAR ALACAK ŞEKİLDE YAPILDI”

Uşak’taki binaların büyük bir depreme hazır olup olmadığını değerlendiren Doruk, “Uşak’taki yapı stoğundan bahsetmek için önce Türkiye’deki yapı stoğuna bakmak gerekir. Özellikle de 2000 yılından sonra yapılan yapılarda hazır beton ve nervürlü demir kullanımının zorunlu hale getirilmesi ile birlikte deprem dayanımlarında çok ciddi bir artış sağlandı. Bu nedenle rahatlıkla 2000 yılından sonra yapılan binalarımız depremden en az hasar alacak şekilde yapılmıştır’’ dedi.

“SADECE  BİNALARIN DAYANIKLI YAPILMASI YETERLİ DEĞİLDİR”

Öte yandan sadece binaların dayanıklı yapılmasının yeterli olmadığın kaydeden Doruk şöyle devam etti:
“Zemin dayanımı kötü, yer altı su seviyesi yüksek yani yapılaşmaya uygun olmayan bazı mahallelerin de mevcut olduğunu ve deprem açısından riskli olduğunu söyleyebilirim. Tüm bunların haricinde bir de  imar barışından ya da imar aflarından yararlanan binalar var.”

“İMAR BARIŞININ KİMSEYE FAYDASI YOK’’

İmar barışı hakkında da açıklamalarda bulunan Doruk, “İmar barışının aslında kimseye bir faydası yok çünkü imar barışı ile imar mevzuatına aykırı, ruhsatsız eklentisi olan, izinsiz; tadilat görmüş ya da kaçak yapılmış yapıların yasal hale dönüşmesi sağlanmıştır ancak bu yapılar deprem güvenliği açısından herhangi bir inceleme yapılmamış yapılardır.”

“BU YAPILARDA YAŞAYAN İNSANLAR DEPREMDE CİDDİ RİSK ALTINDA”

Uşak’ta 20.000 tane imar barışı başvurusu yapıldığının ve bunun ciddi bir rakam olduğunun söyleyen Doruk, “Bu yapıların deprem davranışlarının nasıl olacağını bilmiyoruz. Belki kaçak katları var belki kolonları kesilmiş ve de imara aykırı projesiz, kaliteli mühendislik hizmeti almamış aynı zaman da denetimi yapılmamış yapılardır. Bu nedenle öncelikli olarak bu yapılarda yaşayan insanlarımızın depremde ciddi risk altında olduğunu düşünüyorum. Kısacası bu tip uygulamaların insanlara ancak zararı olabilir’’  dedi.

“2013’TE YASADA YAPILAN DEĞİŞLİKLE BİR ÇOK YETKİ ELİMİZDEN ALINDI”

“Yapıların ve projelerin denetleme yetkisi İnşaat Mühendisleri Odası’na veya yerel yönetimlere verilseydi İzmir de yine de böyle bir yıkım olur muydu?” sorusunu yanıtlayan Doruk, “Aslında odamız proje denetimlerini 2013 yılına kadar kendi bünyesinde yapıyordu. Ancak 2013 yılında yasada yapılan bir değişiklikle proje denetleneme yetkisiyle birlikte bir çok yetkide elimizden alındı. Bu işin  destek noktasında meslek odalarında yer almasının herkes için daha faydalı olacağını düşünüyoruz” dedi.
Ayrıca denetim işinin sadece kamunun yapmasının daha iyi olacağını desteklemediğini ifade eden Doruk, “Bu yıl yapı denetim yasasında yapılan değişiklikle binalar artık çok daha etkin denetlenebilecek. Zaten denetim firmalarının getirilmesindeki en büyük amaç buydu’’  dedi.

“DEPREM MASTER PLANINLARI YAPILMALI”

Bundan sonra ilk yapılması gerekenin şehirlerde “deprem master” planının oluşturulması olduğunu belirten Doruk, “Bir deprem olacağı zaman şehrin riskli bölgeleri nerelerdir, zemin özellikleri açısından riskli olan bölgeler nerelerdir, 2000 yılından önce el ile dökülen beton kullanılan, plansız yapılaşan ya da imar barışlarından yaralanan binaların öncelikli tespit edilmesi gerekmektedir. Eğer biz deprem master planlarını yaparsak depremden önce hasarlı ve riskli olan binaları tespit edip yıkarak ya da güçlendirerek bu binaları depremin yıkmasını beklemeden kaliteli yapılara dönüştürebiliriz. Ancak bu sayede depremin verdiği zararlarla daha olmadan başa çıkmamız mümkün olabilecektir” diyerek konuşmasını sonlandırdı.