CHP Ankara Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu Üyesi Ali Haydar Hakverdi, ÇHD üyesi Av. Özgür Yılmaz’ın görüşçü hakkının tamamen ve süresiz şekilde yasaklanmasını Meclis gündemine taşıdı.

CHP Ankara Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu Üyesi Ali Haydar Hakverdi, ÇHD üyesi Av. Özgür Yılmaz’ın görüşçü hakkının tamamen ve süresiz şekilde yasaklanmasını Meclis gündemine taşıdı.

“3 GÖRÜŞÇÜ HAKKININ KALDIRILMASI AÇIK BİR İNSAN HAKKI İHLALİDİR”

Hakverdi, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün cevaplaması talebi ile TBMM Başkanlığına sunduğu yazılı soru önergesinde “Son süreçte cezaevlerinde keyfi olarak verilen ve amacını aşan süresiz görüş yasakları ve yılları bulan mektup cezaları çok ciddi mağduriyetlere neden olmaktadır. Son olarak Tekirdağ 2 no’lu F tipi cezaevinde tutuklu bulunan Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi Av. Özgür Yılmaz’ın, 3 görüşçü hakkının kurum güvenliği gerekçe gösterilerek sınırsız, süresiz ve tamamen kaldırılmış olması açık bir insan hakkı ihlalidir. Bu yasak Anayasamız tarafından güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin de ihlali niteliğindedir. Tutuklu ve hükümlülerin görüşçü hakkı, Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 86. Maddesi ile düzenlenmiştir. Bu kanuna göre “görüşme hakları, kurumun en üst amirince bir aydan bir yıla kadar kısıtlanabilir.” Görüşçü yasağının süresiz olarak uygulanması bu kanuna da aykırıdır” dedi.

“AĞIR HAK İHLALİNE NEDEN OLMAKTADIR”

Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi tutuklu Av. Özgür Yılmaz’ın, cezaevine ilk getirildiğinde, keyfi bir şekilde 45 gün boyunca tel kafeste tecrit edildiği bilgisini veren Hakverdi; “Görüşçü ve mektup hakkı, cezaevlerinde tecrit altında tutulan tutuklu ve hükümlülerin dış dünya ile bağlantı kurmalarını sağlayan en önemli araçlardır. Tecrit altındaki kişiyi uzun süreli veya süresiz bu haklardan mahrum bırakmak, kişiye tecrit içinde tecrit yaşatarak ağır hak ihlaline neden olmaktadır. Daha önce bu yönlü hak ihlalleri, amaçlanan hedefler açısından orantısız olup, demokratik toplum gereklerine uygun düşmediği, anayasa mahkemesi kararlarına da yansımıştır.” İfadelerini kullandı.