İHD Adana Şubesi tarafından Kahramanmaraş Türkoğlu 1 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşanan hak ihlalleri dair hazırlanan rapor, tutukluların sistematik baskılara maruz kaldığını ve haklarını aradıklarında disiplin soruşturmalarıyla karşı karşıya kaldığını ortaya koydu.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi Hapishane Komisyonu, Kahramanmaraş Türkoğlu 1 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’ne ilişkin hazırladıkları hak ihlali raporunu, dernek binasında yapılan basın açıklaması ile duyurdu.
Raporu paylaşan Şube Başkanı Avukat İlhan Öngör, ailelerinden derneklerine gelen hal ihlali başvuruları üzerine 3 Mart tarihinde buradaki tutuklular ve cezaevi idaresiyle görüştüklerini belirtti.
Güngör, görüştükleri tutukluların aileleri ile yaptıkları telefon görüşlerinde telekonferans yaptıkları bahanesiyle kendileri hakkında cezaevi yönetimi tarafından tutanaklar tutulduğunu aktardığını söyledi. Öngör, cezaevinde yaşanan hak ihlallerini ailelerine aktarmaları suç sayılıp birçok tutukluya haklarında başlatılan soruşturmalar sonucunda disiplin cezaları verildiğini de aktardı.

“PEK ÇOK HAKTAN MAHRUM EDİLİYORLAR”

Av. Öngör, cezaevinde tespit ettikleri hak ihlallerini ise şöyle sıraladı:
“*Açlık grevlerinin 103. Günde süresiz dönüşümlü 5’er gün olarak devam ettiği, her koğuştan 1’er kişinin açlık grevine girdiği, açlık grevine giren mahpusların kendi koğuşlarından alınarak farklı bir odaya götürüldükleri, kendilerine yalnızca tuz ve şeker verildiği, gerekli olan diğer malzemelerin örneğin; sıcak su gibi verilmediği, semaveri olan mahpusların sıcak su temini için semaverlerinin dahi kendilerine verilmediği, sorunun çözümü konusunda 1. müdürün insancıl yaklaşmadığı ve infaz koruma memurlarına ‘1 damla su verenin insanlığından şüphe ederim’ söylemlerinde bulunarak talimat verdiği,
*Hapishanede çok sayıda hasta mahpusun olduğu, yeni gelen revir hekiminin mahpusların hastalıkları konusunda taleplerini çok fazla karşılamadığı, hapishane idaresi ile ortak hareket ederek bağımsızlığı ve tarafsızlığını yitirdiği, yine mahpusların özel hastalık durumlarına ilişkin özel önlemlerin alınmadığı, örneğin; egzaması olup vücudunda kabarma ve kaşıntıları olan mahpusun tüm taleplerine rağmen kendisine yeni ve tüysüz nevresim ve battaniye verilmediği, verilen malzemelerin kullanışsız oldukları ve ihtiyaçlarını karşılamadığı, mahpusların sevk edildiği Necip Fazıl Devlet Hastanesinde mahpus koğuşlarının hijyenden oldukça uzak olduğu, pis koktuğu, yatakların kan ve irin lekeleriyle bezeli olduğu, oda ve yatakların temizlenmediği, değil yatarak tedavi olmaya oturmaya bile uygun olmadığı, tedavi sürecinde mahpusların kelepçeli olduğu, hemşire ve hekimlerin kendileriyle yeterince ilgilenmedikleri,
*Hapishanede yaşanan hak ihlalleri telefon ya da kapalı görüşlerde ailelerine aktaran mahpuslarla ilgili derhal dışarıya bilgi verdikleri, kurumu kötüledikleri vs gibi gerekçelerle disiplin soruşturmalarının başlatıldığı, mahpuslardan savunmalar istendiği, neticede mahpuslara disiplin cezaları verildiği, iletişim vs. gibi pek çok haktan böylelikle mahrum edildikleri,
*Mahpuslara karşı infaz koruma memurlarınca özellikle psikolojik baskıların yoğun olarak uygulandığı, yakın zamanda yaşanan bir olaydan kaynaklı sayıları 20’yi bulan çok sayıda infaz koruma memuru tarafından fiziksel müdahalede bulunulduğu, çok sayıda mahpusun darp edildiği, kimilerinin vücudunda kemik kırıklarının yaşandığı, revire çıkarılmadıkları için darp raporu alamadıkları, haftalar sonra revire çıkan mahpuslarda da darp izlerinin iyileşmiş olduğundan kaynaklı rapor temin edemedikleri, konuyla ilgili suç duyurusunda bulundukları ancak aradan 1 ay geçmesine rağmen herhangi bir gelişme yaşanmadığını, kendilerine ise yine disiplin soruşturmalarının açıldığı,
*Hapishanede yaşanan en küçük olaydan kaynaklı infaz koruma memurlarınca derhal tutanak tutularak disiplin soruşturması başlatıldığı, bu durumun mahpusların iyi halli olma durumlarının önüne geçme maksatlı infaz yakma amacını gerçekleştirmek için bilinçli olarak yapıldığı,
*Pandemi süresince maskenin yeterli sayıda verilmediği, dezenfektan ve kolonya gibi temizlik materyallerin ise hiç verilmediği, infaz koruma memurlarının haftada 1 gün koğuşlara gelerek koğuşun yalnızca bir köşesine bir miktar ilaç sıkarak geri gittikleri,
*Yemeklerin besin kalitesinin düşük olduğu ve miktar olarak az verildiği, koğuşta kalan mahpus sayısı kadar yemek verilmediğinden gelen yemeklerin mahpusların kendi aralarında paylaştıkları ve bu sebepten dolayı herkesin yeterince beslenemediği ve kimi mahpusları aç kaldığını, kantin fiyatlarının pahalı olduğu, yine sürekli su kesintilerinin yaşandığı, yine çeşmeden akan sıcak suyun üç dört mahpusun banyo yapmasıyla derhal tükendiğini beyan etmişlerdir.”