İNSAN HAKLARI

Pir Zeynel Kete: Asıl hedef toplumu tekçi zihniyetin kurallarına göre şekillendirmek

Demokratik Alevi Dernekleri Adana Şube Başkanı Pir Zeynel Kete, Alevi yurttaşların, yoğun bir şekilde insan hakları ihlaline uğradıklarını söyleyerek, “asıl hedef toplumu tekçi zihniyetin kurallarına göre şekillendirme, bundan hareketle eğitim alanını kamusal alanı farklı inançları din çerçevesi içerisine alıp asimile etmek denetim altına almak istemektir” dedi.

Pir Zeynel Kete, ‘10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’ nedeniyle Alevilerin hakları ve hak ihalleriyle ilgili dokuz8HABER’e konuştu. Kete, 1948 yılında 10 Aralık gününün ‘İnsan Hakları Günü’ ilan edilmesinin ve uluslararası niteliği olan bir metin olmasının kendilerini için önemli olduğunu belirtirken, “Madem hak insanda tecelli ediyorsa; kişileri, hakları, dilleri, dinleri, farklılıkları zenginlik olarak kabul ediyoruz. 72 millete bir nazardan bakarız, kainata. Bu çerçevede insan hakları denildiğinde sadece canlı bir insanı değil hakkı esas alırız, Alevi inancında en kutsal kavramlardan birisi de ‘Hak’ kavramıdır. İnancımız gereği Vardan Doğuş esastır. Kadın hak kapısıdır madem cümlecan o kapıdan var olduysa o zaman kadın işin içine girmeden insanın hakkı olmaz hak kadında mevcuttur” dedi.

Pir Zeynel Kete, Alevi yurttaşların hem imparatorluklar hem de Cumhuriyet Dönemi’nde hak ihlallerine uğradığını vurgularken, ”Aleviler kutsal olarak bütün haklara saygı ile bakarlar, Alevi yurttaşlar olarak hem imparatorluklar döneminde hem de Cumhuriyet döneminde yoğun bir şekilde insan hakları ihlaline uğradık. Belki de en fazla mağdur olan yaşanan süreçlerin hem sanığı hem tanığı hem mağduru olan bizleriz. Özellikle 1924 Anayasası devlet anlayışının tekçi zihniyetini görünür kılan bu anayasaya göre devletin resmi dini islam mezhepi Hanefi olarak belirlenmiştir” ifadelerine yer verdi.

“KÖYLERDE CEMEVİ İSTENDİĞİNDE YASAL OLMADIĞI SÖYLENİYOR”

“Alevi köylerine Cemevi istendiğinde ‘Köy Kanunu’ gösterilerek Cemevlerinin yasal olmadığı söylemektedir” diyen Kete sözlerine, “Maturidi yorumu esas alınmıştır. Anayasada tekçi zihniyetin dışındaki inançlar, mezhepler kabul edilmemesi bizim için insan hakları ihlalidir. Yıllarca devrim yasası olarak Alevi çocuklarına kabul ettirilen ‘Tekke ve Zaviyeler Yasası’ bizim için bir insan hakları ihlalidir. Bu yasaya göre dede, pir, baba, çelebi, şıh, seyit kavramları yasaklanmış üfürükçülükle özdeş tutulmuştur. Böylelikle Hanefi mezhebinin dışında kalan Alevi, Bektaşi ve Şafii inançları kabul edilmemiştir. Yine 442 sayılı köy kanuna göre Alevilerin kutsal mekanı olan cem evleri de kabul edilmemiştir, bu kanuna göre köyün ortak malları sıralanırken öncelikli sırasına göre Cami, mera-otlaklık ve baltalık şeklinde belirlenmiştir. Cemevleri köyün ortak malları sayılmaması en büyük engeldir günümüzde. Biz Alevilere göre başta ‘Tekke ve Zaviyeler Yasası’ ve ‘Köy Kanunu’ bir an önce değiştirilmelidir” şeklinde devam etti.

“DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI İSLAMİYET’İN DEMOKRATİK RUHUNA AYKIRIDIR”

Kete ‘tekçi zihniyet’ vurgusu yaparak,“90 yıllık Emevi Abbasi Selçuklu ve Osmanlı çizgisinden süregelen ve Cumhuriyetle beraber Ulus-devlet anlayışı ile devam eden bir şekilde devam mevcut yasalara bakıldığında asıl hedef toplumu tekçi zihniyetin kurallarına göre şekillendirme, bundan hareketle eğitim alanını kamusal alanı farklı inançları din çerçevesi içerisine alıp asimile etmek denetim altına almak istemektedir” ifadelerine yer verirken, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın İslamiyet’in demokratik ruhuna aykırı olduğu vurgusuyla sözlerine; “Emevi İslam anlayışının Ulus-devlet anlayışının varlığına, tekliğine uygun fetvalar vermekten geri kalmamaktadır. Diyanet İşleri Başkanı aynı zamanda erildir. Biz de biliyoruz ki İslamiyet’in içerisinde hakikati bir çizgi vardır, bu çizgi bizim de rıza gösterdiğimiz çizgidir. İbni Ruşt Muhiddin El Arabi, El Cezire, Şeyh Bedrettin, Ahmet i Xane bu gelenekten gelmişlerdir. Hatta ve hatta Alevilerin kutsal saydığı ulu ozanlarından Mansur Nesimi İslami geleneğin, ‘Tasavvuf Hak ve Hakikat’ yürüyüşünü Alevi inancına taşımışlardır” şeklinde devam etti.

“DİN DERSLERİ İNSAN HAKLARI İHLALİDİR”

Aleviler eşit yurttaşlık temelinden yaşamayı talep ettiklerini söyleyen Pir Zeynel Kete, “Eşit yurttaşlık ise demokrasiyi ve özgürlüğü esas almalıdır. Sorgulayan, bilimsellik ile mutlak adalet ve insan hakları arasında ilişki vardır. İnancımıza göre tekçilik evrenin ruhuna aykırıdır. Evrenin dili çokluk üzerinedir. Sonsuz çeşitlilik içerisinde yaşamını devam ettirmektedir. Alevi inancında rızalık esastır. Rızalık alınmadan yapılan etkinlikler ve sözleşmeler hak ihlali anlamına gelir. Özellikle Alevi çocuklarının din dersine mecbur ettirmeleri bizim açımızdan bir insan hakları ihlalidir” ifadelerini kullandı.

Kete, “Mescide gitmeyen camiye gitmeyen farklı inanç mensupları vardır. Bu çerçevede okullar politik insan merkezleri haline getirilmiştir. Bizler din derslerinin kaldırılması talebimiz vardır. Sözleşmeler bu hakkı tanımıştır. Özellikle İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları vardır. Bu kararların uygulanması gerektiğine inanıyoruz en donanımlı okullar, imam hatip okulları olarak düzenlendi. Aleviler olarak elbet isteyen inanan imam hatiplere gidebilir diyoruz ama vergilerimizle bizim rızamız alınmadan özgürlük karşıtı tek tipli anlayışı yetiştiren öğrenciler söz konusu olduğunda vatandaş olarak sorumluluklarımız vardır. En son üniversite giriş sınavlarında imam hatipte okuyan öğrencilerin ölçme ve değerlendirmede sonlarda yer aldığı devlet kurumlarınca da kabul edildi. Hatta ve hatta İslam tarihi derslerindeki sorulara cevaplandırmadıkları görüldü” dedi.

ALEVİ İNANCINI İSLAMİYET ÖNCESİ KAYNAKLARINI YOK ETMEYE ÇALIŞIYORLAR

Kete, devlet yetkililerinin kurumlarını ziyaret etmelerinden rahatsız olmadıklarını belirtirken, “Diyanet İşleri Başkanı’nın elinde Kur’an’la Alevi kurumlarını gezmesi dikkate alınmalıdır. Aleviler olarak devlet erkanının kurumlarımızı ziyaret etmesine karşı değiliz. Edep, erkan çerçevesinde bir iletişim ağı oluşturulacaktır ama Diyanet İşleri Başkanı’nın elinde Kur’an’la kurumlarımızı gezmesi Alevi inancını İslamiyet öncesi kaynaklarını yok etmeye yöneliktir. Biz bunu asla kabul etmeyiz Sıffın Savaşında Kur’an sayfalarının mızrak uçlarına takıldığı bir dönemde Hz Ali’nin ‘Kur’an’ı natik artık benim’ demesi bizim için son derece önemlidir” ifadelerine yer verdi.

ÇOCUKLARA BİAT KÜLTÜRÜ ÖĞRETİLİYOR

Kete, “Başta İmam hatip okulları, Diyanet İşleri Başkanlığı, Alevi köylerinde zorla rızasız bir şekilde yapılan camiler ve asimilasyon insan hakları ihlali anlamına gelmektedir. Çeşitli yurtlarda vakıflarda, imam hatiplerde çocuklara yönelik istismarlar sürekli gündemde, bu kurumlarda çocuklara biat kültürü verilmektedir. İktidar en açık şekilde hissettirilir ergen kontrol altına alınır. Farklı inançlara mezheplere etnik yapılara hoşgörülü davranmayan vatandaşlar inşa edilir” ifadelerini kullanırken, Alevilerin çok yoğun bir şekilde insan hakları ihlaline uğradıklarına dikkat çekti.

“ALEVİ EVLERİNİN İŞARETLENMESİ HAK İHLALİDİR”

Alevi evlerinin işaretlenmesine de değinen Kete, “Yakın zamanda birçok Alevi yerleşkesinde Alevi evlerinin işaretlenmesi hak ihlalidir. Kapıların üzerine işaretlenen ya da ‘sizi tanımıyoruz’ anlamına gelen işaretin yapılması aynı zamanda iktidarın hissedilmesidir. Bizler biliyoruz ki İbrahim de Nemrut için öteki idi, Hz Muhammed Ebu Cehil için bir öteki idi, Hz Hüseyin de Yezit için bir öteki idi, Pir Sultan ve takipçileri de öteki idiler. Özellikle evlerinin üzerine işaret konulması şu anlama gelmektedir. Alevi inancında hane hakkın göründüğü mekanın ismidir. Alevi inancının erkanı o hanelerde yürütülür kapı geçilerek bir halden bir hale gidilir” dedi.

Kete sözlerini, “Demokratik Alevi derneği olarak, eşit yurttaşlık temelinde anayasal vatandaşlık, Aleviler için kabuldür. Yolumuz tanımlıdır. Kimse bizi tanımlamasın, barış-kardeşlik çerçevesinde bu ülkede el ele vererek ihtiyaç olan yaşamanın imkanları var ederek yaşamalıyız. İnancımız buna müsaittir bizim inancımızda düşman kavramı yoktur. Hak kavramı vardır. Buradan hareketle inancımız gereği rızalık alınmadan bizim adımıza yapılan etkinlikleri insan hakları ihlali olarak kabul ediyoruz. İnsan hakları haftasında emek, barış, demokrasi, insan hakları, hak ve hakikat mücadelesi veren canları aşk-ı niyazda selamlıyoruz” ifadeleriyle tamamladı.