Küresel terörle mücadele adına oluşturulmuş ve yasama ve yürütme organlarına dair bir düzenleme gerektiren, 18 Aralık 2020 tarihine kadar yasalaşması için Türkiye’ye bir son tarih verilen “Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Yasa Teklifi” toplam 43 madde ile Adalet Komisyonu aşaması tamamlanarak, meclis genel kuruluna geldi. İktidar milletvekillerinin terör, şiddet ve “dijital terörizm” gerekçeleriyle savunduğu tasarıya, muhalefet milletvekilleri ve 600’den fazla sivil toplum kuruluşu örgütlenme özgürlüğü, avukatların faaliyetleri ve toplumsal barışa dair yıkıcı maddeler içerdiği gerekçesiyle karşı çıkıyor.

Kanun teklifi, adı ve gerekçesiyle bağı olmadığı halde dernek ve vakıfların yardım toplama faaliyetlerine dair yeni kısıtlamalar getirmesi ve İçişleri Bakanlığına sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerini durdurabilme yetkisi tanıması nedeniyle sivil toplum örgütlerinin sert tepkisiyle karşılaştı. Teklife karşı siviltoplumsusturulamaz.org  adresinde bir bildiri yayınlayan sivil toplum örgütleri, 23 Aralık 2020 günü, Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Halkların Demokratik Partisi grup başkan vekilleri ve Deva Partisi Milletvekiliyle görüşerek, sivil toplumun taleplerini iletti. Teklif TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlandığı sırada 620 sivil toplum örgütünün desteğini alan bildiri, kanun teklifinden sivil toplumla ilgili maddelerinin çıkarılmasını talep ediyor.
Teklifin aynen yasalaşması durumunda, başta insan hakları dernekleri olmak üzere, kadın hakları, mülteci hakları, engelli hakları, çocuk-gençlik hakları ve LGBTİ+ hakları alanında faaliyet gösteren dernek ve vakıflar, çeşitli hukuk dernekleri, sosyal mücadele yürüten dernekler ile sosyal yardım için fon kaynakları kullanan dernekleri, hemşeri dernekleri,  spor kulüpleri, farklı inanç gruplarının dernek ve vakıflarının tümü tek imza ile kapatılma riskiyle karşılaşacak, bu konuda açılacak idari davalar yıllarca süreceği için pratikte “hızlı kapatma” prosedürü yaratılmış olacak.

YASA TEKLİFİNİN KAYNAĞI

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 2001 yılında uluslararası barış ve güvenliğe terör tehditlerine karşı bir karar aldı, bu kararın ardından da Mali Eylem görev Gücü (FATF) 2019 yılında Türkiye’ye dair yayınladığı raporda ülkede yetkililerin geçtiğimiz yıllarda yasal düzenlemeleri kuvvetlendirdiğini, bankacılık sektöründeki uygulamaların organize suç şüphelilerinin finansmanını önleyebilecek anlayışa sahipken, terörün finansmanının önlenmesi sorununa yanıt vermede yetersiz kaldığını, buna ek olarak da emlak ve madencilik alanlarında faaliyet gösteren acentelerin sektörlerindeki açıkları yeterince değerlendirmediğine değinilmiştir.
Kara para aklama ve farklı sektörler aracılığıyla küresel terör faaliyetlerinin desteklendiği, bu nedenle de bu alanda bir düzenleme yapılmasına dair çağrılar dile getirilmişken, Türkiye’de hazırlanmış olan Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Yasa Teklifi, geçtiğimiz hafta TBMM Adalet Komisyonu’nda hızla görüşülerek kabul edilmiş ve Genel Kurul’a sevk edilmişti. Muhalefet partileri milletvekillerinin, torba yasa tasarısından ancak komisyon aşamasında haberdar edildiklerini, bu sürecin olabildiğince kapalı bir biçimde yürütüldüğü için toplumsal tartışmaya mahal bırakmadığını söylediği tasarının detaylarında ise, örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere sivil toplum alanına dair bir dizi katı kısıtlama öngörülüyor.
6 kanunda toplamda 43 maddelik değişiklikler içeren torba yasanın gerekçelendirmesinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları bulunurken, içeriğinde sivil toplum kuruluşlarına ağır bir denetim ve kontrol, temel hak ve hürriyetleri kısıtlayıcı öneriler ve özellikle de örgütlenme özgürlüğüne büyük oranda ket vuracak maddeler göze çarpıyor.

STK’LARIN KİTLE İMHA SİLAHLARI BAĞLANTISI VAR MI?

Yasa teklifinin adında geçmesine rağmen, sivil toplum alanında düzenlemeler öngören torba yasa, STK’larla kitle imha silahlarının nasıl bir bağlantısı olduğu açık görünmüyor. Mali Eylem Görev Gücü’nün (Financial Action Task Force) yönergelerine bakıldığında, kurumun sivil toplum kuruluşlarını ilgilendiren tavsiyeleri de dikkate alınarak ülkelerin yapmış olduğu düzenlemelere bakıldığında da düzenlemelerin oluşturulduğu fakat hiç birinin Türkiye’deki gibi oluşturulmadığı görülebilir. Hali hazırda, 2019 yılında T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığı, terör ve terörün finansmanıyla ilgili konularda bilgilendirilmeleri ve konuya karşı duyarlılıklarının ve farkındalıklarının artırılması amacıyla “Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluşların Terörün Finansmanı Amacıyla Suistimalinin Önlenmesine Yönelik Rehber” yayınlamıştı. Sivil toplum kuruluşlarının yardım toplayabilmesi, bağış kabul etmesini de BMGK kararları kapsamında değerlendirerek, adeta STK’ları terör örgütlerinin destekçisi gibi gösterildiği torba yasa teklifinde, hali hazırda oldukça kısıtlayıcı hükümlerce çevrelenmiş olan sivil toplum alanını tümden kuşatan bir ortama doğru sürüklüyor gibi görünüyor.

KALKINMA PLANI DIŞINDA

11. Kalkınma Planı, “sivil toplum bilincinin gelişmesi, örgütlü sivil toplumun güçlenmesi, STK’ların saydamlık ve hesap verebilirlik ilkelerine uygun bir yapıya kavuşması ve devletin karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanması temel amacı” şeklinde bir ifadeyi barındırıyordu. Bununla birlikte, meclis genel kuruluna getirilen düzenleme, sivil toplumdan hangi temsilciler taslak aşamasında bu yasanın hazırlığına danışmanlık vermiş olabilir?
Son günlerde dokuz8TV’de yapılan yayınlara katılan sivil toplum kuruluşu temsilcilerine sorulduğunda, kendilerinin bu tür bir danışma sürecinden haberdar olmadıklarını belirtmişlerdi. Buna ek olarak, CHP Aydın milletvekili ve Adalet Komisyonu üyesi Süleyman Bülbül “biz muhalefet milletvekilleri olarak, bu yasanın varlığından komisyona geldiği gün haberdar olduk” dedi.

Meclis genel kurulunda devam eden görüşmeler esnasında HDP milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki de, “bu yasa tasarısına dair muhalefetin de görüşlerini alıyoruz diye bizi haberdar ettikleri görüşme esnasında, torba yasa taslağını Meclis Başkanı makamına teslim etmişler. Toplam 9 madde olması gereken düzenleme, özellikle dernekler kanunu, avukatlar kanunu ve bağış toplama kanunu olmak üzere 6 kanunda toplam 43 maddeden oluşuyor” diyerek sürecin asıl amacından bağımsız yürütüldüğüne dikkat çekti.

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI TEPKİLİ

Torba yasa tasarısıyla ilgili olarak bir araya gelen yüzlerce sivil toplum kuruluşu, ortak bir basın açıklaması yayınlayarak bir bildiri imzaya açtılar. İlk andan itibaren hak temelli faaliyet gösteren örgütlerce yaygın destek gören imza kampanyası, 25 Aralık itibariyle 620 kurum tarafından imzalanmıştır.
dokuz8TV’de yayımlanan Gündem Özel programına katılan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Kampanyalar ve İletişim Direktörü Tarık Beyhan konuya ilişkin, “Bu kanun sivil dayanışma ve desteği ortadan kaldırmak için oluşturulmuş bir kanun. Düzenlemeye göre tüm kamu çalışanları dernekleri istediği gibi denetleyebilecek. Devlet terörle Mücadele yasasını kullanarak STK’ların gücünü düşürmek istiyor. Bu teklifin elle tutulur bir yanı yok. Derhal geri çekilmeli ve STK’lar ile birlikte bir yasal düzenleme yapılmalı.” açıklamasını yaptı.
Beyhan’ın sözlerine ek olarak, Özgürlük Araştırmaları Derneği Genel Sekreteri İsrafil Özkan “İçişleri Bakanlığı bu yasa ile istediği zaman bir denetleme şansı elde ediyor. Bu yasa masumiyet karinesini yok etmekte.” derken, Medya ve Hukuk Çalışmaları eş-direktörü Barış Altıntaş ise, “Bu yasaya yakın bir yasa Rusya’da çıktı ve birçok küçük ölçekli STK kapandı. Bu teklifin hukuka uygun olup olmadığını tartışmıyoruz bile, hukuksuz bir zemindeyiz artık. Şunu belirtmek gerekli, hükümeti rahatsız etmeyecek olan dernekler de bu yasanın geçmesini istemiyor.” dedi dokuz8TV yayınında.

Denge ve Denetleme Ağı Genel Koordinatörü Hayriye Ataş da, 24 Aralık tarihli dokuz8TV programında “Şu an getirdikleri kötü sistemi bile uygulayamıyorlar. Bizim istediğimiz daha demokratik bir ülkede yaşamak. Başkanlık sisteminden bahsedemeyiz, o da keskin bir kuvvetler ayrılığına dayanır. Bu dönemde gelen torba yasa, OHAL döneminde yapılan baskının aslında yasalaştırmaya çalışılmasıdır. Bu denetim hangi kapsamda olacak yasal sınırları nelerdir? Bilmiyoruz ve tam olarak tanımlanmadı, muğlak olan birçok alan var. Terör için çıkartılan yasaların STK’lar için uygulanması şu anki politik hava hakkında da bize bilgi veriyor. Yürütme, hem yasamayı hem de yargıyı domine etmeye çalışıyor. STK’lar dışarıda bırakılmaya çalışılıyor.” diyerek eleştirilerini dile getirdi.

SİVİL TOPLUMDAN SOSYAL MEDYA KAMPANYASI

Üç gün içinde 600’den fazla sivil toplum kuruluşunu bir araya getiren imza kampanyası, torba yasa tasarısının meclis genel kurulunda görüşülmeye başladığı 25 Aralık tarihinde bir sosyal medya kampanyası da yürütmeye başladı. “Siyasi Vesayet Sağlayacak Yeni Düzenlemeleri İstemiyoruz. “Hızlı Kapatma” Prosedürü Olarak Kullanılacak Bu Düzenlemeyi Kabul Etmiyoruz! Yardım Toplama Faaliyetlerini Kısıtlayan Bu Düzenleme Kabul Edilemez! Örgütlenme Özgürlüğünü Kısıtlayan Bu Teklifi İstemiyoruz!” mesajlarıyla paylaşılan sosyal medya kampanyasının amacı olarak iktidar ittifakına dahil olan AKP ve MHP’li milletvekillerine erişip, yasaya karşı itirazı gündemlerine getirebilmek olarak belirlendi.