Çalıştığı iş yerinin penceresinden düşerek hayatını kaybettiği iddia edilen 26 yaşındaki Aysun Yıldırım’ın kapanan dosyası yeniden açıldı. Dosyanın açılma nedeni, Yıldırım’ın tırnaklarının arasında ulaşılan DNA örnekleri.

Yıldırım, 28 Şubat 2018 günü Sefaköy’de çalıştığı iş yerinin önünden yaralı halde kaldırıldığı hastanede kaybetmişti.

‘CEP TELEFONU DELİL LİSTESİNDE YOKTU’

Yıldırım ailesi, savcılığın ve mahkemenin ‘intihar’ diyerek davayı kapatmasının ardından Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na başvurdu.
Dosyayı inceledikten sonra öncelikle Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğunu söyleyen Yıldırım ailesinin avukatı Rukiye Leyla Süren sözlerini şöyle bitirdi: “Dosyanın içine daha çok girdiğimizde örneğin Aysun’un cep telefonunun delil listesinde olmadığını, savcılığın listesinde olmamasına rağmen maalesef karakol tarafından aileye kırık bir şekilde, sivri bir cisimle kırılmış bir şekilde iade edildiğini fark ettik. Yeni delil sebebiyle tekrar dilekçe vererek tekrar dosyanın açılmasını talep ettik. Adalet Bakanlığı da bu konuya sessiz kalmayarak dosyayı yeniden açtı, yeni bir savcı atandı. Son birkaç aydır yapılan incelemelerle, HTS ve baz istasyon kayıtları geldi. En sonunda da Aysun’un üç tırnağının içinde bizim ve ailenin şikayetçi olduğu terk ettiği erkek arkadaşının DNA örnekleri eşleşti.”

YAKALAMA KARARI ÇIKTI

Yıldırım ailesi, olay anına ve sonrasına yönelik delil saklayan, orada bulunan kişilerle ilgili de suç duyurusunda bulundu. Aysun Yıldırım’ın üç tırnağında DNA’sı bulunan O.T hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı.

‘İNTİHAR ETTİĞİNE HİÇBİR ZAMAN İNANMADIK’

İki yıldır hukuk mücadelesi verdiklerini ifade eden Yıldırım’ın annesi Hüsniye Yıldırım, “Dosyamız tekrar açıldıktan ve detaylı bir araştırma yapıldıktan sonra DNA sonuçları çıktı. Kızımın üç tırnağında DNA bulundu. Bu DNA, Aysun’un patronun arkadaşı ve aynı zamanda müşterisi olan kişiye ait. Biz ailesi olarak intihar ettiğine hiçbir zaman inanmadık. Büyük bir mücadeleden sonra gerçekler su yüzüne çıktı” diye konuştu.
“Kasten adam öldürmekten aranan şahıs yurt dışına çıkamaz ama Türkiye’de bir yerlerde” diyen ailenin avukatı Rukiye Leyla Süren, dosya incelediğinde durumun intihar vakası olmadığının net bir şekilde görüldüğünü kaydetti.

‘ŞULE ÇET İLE ÇOK ORTAK NOKTASI VAR’

Süren şöyle devam etti: “Olayın oluşuyla Aysun’un bulunduğu şekil, vücudundaki izlerbirbiriyle örtüşmüyor. Bir intihar vakasıyla örtüşmüyor. Zaten bu sebeple ben dosyada bu kadar ısrarcı oldum. Dosyayı bir hukukçu olarak incelediğinizde zaten bunun bir intihar vakası olmadığını görürsünüz. Düştüğü yerde kan izi yok. Telefonla bir insan intihar etmez. Şule Çet ile çok ortak noktası var. Örneğin; pencerede parmak izleri yok. Hiç tutunmadan o dar pencereden Aysun kendini nasıl aşağı atacak? Bütün bu soruları sormak lazım.”