GÜNDEM TOPLUMSAL CİNSİYET

Kadına şiddet uygulayan ve ölümle tehdit eden avukata İstanbul Barosu hiçbir şey yapmamış

İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat Muhittin Köylüoğlu tarafından cinsel saldırıya uğradığını Twitter üzerinden duyuran bir stajyer avukatın ardından aynı kişinin daha önce birlikte yaşadığı ve çocukları olan avukata şiddet uyguladığı ve ölümle tehdit ettiği ortaya çıktı. Bodrum Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Figan Erozan, “İstanbul Barosu Yönetim Kurulu da bu suça ortak olmuştur. Çünkü İstanbul Barosu 2018 yılında yaptığımız şikayet sonucu avukat Köylüoğlu’na yaptırım uygulamış olsaydı belki bugün Öykü ve Öykü gibi birçok kadın taciz edilmeyecekti” dedi.

Bir stajyer avukat Twitter üzerinden @MerhabaOyku isimli kullanıcı adı ile yanında çalıştığı İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat M.K. tarafından tacize uğradığını açıkladı. #ÖykülerinSesiOl etiketi ile gündeme gelen olayın ardından birçok kadın avukat da M.K.’nın tehdit ve tacizlerine maruz kaldığını yazdı.

Öykü isimli Hukuk Fakültesi öğrencisi, yanında çalıştığı ve babasının da avukatı olan M.K.’nın cinsel saldırısına uğradığını dün sosyal medya platformu olan Twitter üzerinden açıklamıştı. Öykü’nün @MerhabaOyku isimli Twitter hesabından yaptığı açıklamaların ardından yine aynı avukatın birçok kadın avukata cinsel saldırıda bulunduğu, avukatların paylaşımları ile ortaya çıktı. Birçok kadının yaptığı paylaşımlar ile İstanbul Barosu’ndan açıklama talep etmesinin ardından, Baro Başkanı Mehmet Durakoğlu, “Şikayetler hakkında soruşturma açıldı. Yapılan soruşturma sonuçlandırıldı ve disiplin kuruluna sevk edildi. Öykü’nün anlatımı için de re’sen soruşturma açılacaktır. Burası İstanbul Barosu… Burada bu tür olguların görmezden gelinmesi söz konusu olamaz” dedi.

MUHİTTİN KÖYLÜOĞLU TUTUKLANDI

Köylüoğlu’nun birçok kadına cinsel saldırı ve taciz uyguladığının ortaya çıkmasının ardından gözaltına alındı. Gözaltındaki işlemlerinden sonra Bakırköy Adliyesi’ne getirilen Köylüoğlu, sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği’nce ‘nitelikli cinsel saldırı suçu’ndan tutuklandı.

“BARO ŞİKAYETLERİ YANITSIZ BIRAKMIŞ”

Bodrum Kadın Dayanışma Derneği, Twitter’dan yaptığı açıklamada, 2017 yılında eşine şiddet uygulayan ve ardından ölümle tehdit eden avukat Muhittin Köylüoğlu’nu  stajyer avukat Öykü’nün tweetlerinde bahsettiği kişi ile aynı isim olduğunu ifade etti.

Konuyla ilgili dokuz8HABER olarak görüştüğümüz Bodrum Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Figan Erozan, İstanbul Barosu’na bundan iki yıl önce avukat Muhittin Köylüoğlu’nun beraber yaşadığı partneri ve aynı zamanda meslektaşı avukat H.Ö.’ye şiddet uyguladığını, ardından müşterek çocuklarını ve avukat H.Ö.’yü ölümle tehdit etmesine rağmen yapılan şikayetleri yanıtsız bıraktığını ifade etti. Erozan, “İstanbul Barosu Yönetim Kurulu’da bu suça ortak olmuştur. Çünkü İstanbul Barosu 2018 yılında yaptığımız şikayet sonucu avukat Köylüoğlu’na yaptırım uygulamış olsaydı belki bugün Öykü ve Öykü gibi birçok kadın taciz edilmeyecekti bu kişi tarafından” diye konuştu.

“ŞİKAYETİ GERİ ÇEK YOKSA ÇOCUKLARI VE SENİ ÖLDÜRECEĞİM”

Avukat Muhittin Köylüoğlu’nun 2017 yılında uzun yıllardır birlikte olduğu avukat H.Ö’ye şiddet uyguladığını ve sokağa attığını belirten Figan Erozan, “Olay sırasında H.Ö. şiddet görmesinin ardından ambulans ile hastaneye kaldırıldı. Köylüoğlu sonrasında kadın arkadaşımızı ölüm ile tehdit etti” dedi. Yaşanan olaylar üzerine H.Ö.’nün Köylüoğlu’nu şikayet ettiğini kaydeden Erozan,  “Bunun üzerine Köylüoğlu, ‘Şikayeti geri çek yoksa çocukları ve seni öldürürüm’ diyerek kadın arkadaşımızı sistematik olarak tehdit etti. Kadın arkadaşımız da şikayeti geri çekti. Ancak biz biliyoruz kadınların hangi koşullarda şikayetlerini geri çektiklerini. Baronun Kadın Hakları Komisyonu ve Baronun Yönetim Kurulu bunu bilmiyor mu?” dedi.

BARO 5 AY SONRA DÖNEBİLDİ

Tehditlerin devam etmesi üzerine H.Ö’nün Bodrum Kadın Dayanışma Derneği’nden yardım talep ettiğini kaydeden Erozan, “Bunun üzerine biz de harekete geçtik. Köylüoğlu, İstanbul Barosu’na kayıtlı olduğu için buraya ölüm ile tehdit etmekten ve uyguladığı şiddetten dolayı 2018 yılının Eylül ayında şikayette bulunarak gereğinin yapılmasını istedik. Ancak İstanbul Barosu beş ay sonra yanıt verme zahmetinde bulunup, şikayete ilişkin bir soruşturma numarası verildiğini ifade etmiştir. Şiddete dair şikayet üzerine beş ay sonra sadece bir evrak işlemi yapılması, İstanbul Barosu’nun ne kadar duyarlı olduğunun göstergesidir. Kasım 2019 tarihinde Baro’nun sürece yaklaşımını kamu ile paylaştıktan sonra, soruşturma dosyasının Disiplin Kuruluna sevk edildiği bilgisi tarafımıza ulaştırılmıştır. Bu arada şikayetin üzerinden tam 14 ay geçmiştir ve konuya vakıf olan Kadın Hakları Merkezi’nin de hiçbir şey yapmadığı söyleyebilirim. Bir fiil bu mağduriyeti yaşayan kadın avukat ile görüşüldü. Herkes duydu fakat kimse çıkıp bu sürecin içinde olmak istemedi” dedi.

“KADINA YÖNELİK ŞİDDETTE DEVLET İLE AYNI TUTUM SERGİLENİYOR”

Bodrum Kadın Dayanışma Derneği’nin 2019’da olayı kamuya açık olarak Sığınaklar Kurultayı’nda açıklayınca Kadın Hakları Merkezi’nin harekete geçtiğini söyleyen Erozan, “Dosya numarası verin müdahil olalım’ çağrısında bulundular. Dosya numarası verilince de ‘Kişi gelmiyor, yapabileceğimiz birşey yok’ bahanesine sığınıp, ardından dosyanın disiplin kuruluna sevk edildiği bilgisi aktarıldı. Köylüoğlu’nun ifadeye gelmemesini gerekçe saydı ama ifadeye gelmeyen Köylüoğlu ile panel, toplantı, konferans gibi beraber iş birliği yapıldı. Sorunumuz buydu zaten. Bunlar olurken biz de Twitter üzerinden ‘İstanbul Barosu erkek şiddetine erkekten yana taraf oluyor’ diyerek bir eylem başlattık. Tüm bu süreçte İstanbul Barosu ‘Aman onların işlerine karışmayalım, bulaşmayalım vs. gibi çok açık bir tutum sergiledi. Devlet nasıl kadınlara yönelik, ya da kurumlar nasıl kadınlara yönelik hak ihlallerini sürüncemeye bırakıyor ve ‘soruşturma sürüyor’ diyerek yanıt veriyorsa aynı şeyi İstanbul Barosu’da yaptı. Bunu Baro’nun Yönetim Kurulu yaptı” diye konuştu.

“FACEBOOK PAYLAŞIMLARI İLE KADINLARI AŞAĞILADI”

İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu’nun mağdurun kendisi ile görüştüğünü bildiren Erozan, “Herkes ‘Tamam Gerekeni yapacağız’ dedi. Şimdi biz bir senedir en azından şunu biliyoruz. Biz onlar harekete geçmeden kamuoyuna anlattık durumu. Fakat buna rağmen bir şey yapmadılar” dedi. Köylüoğlu’nun sosyal medya hesabı olan Facebook üzerinden yapılan paylaşımların bile bir hukukçu için bağlı bulunduğu Baro’nun soruşturma başlatmasına yeterli olduğunu vurgulayan Erozan, “Köylüoğlu kadınları ve feministleri aşağılayan birçok paylaşımda bulundu ve buna rağmen Baro harekete geçmedi. Biz tüm bu olanları belgeleyerek ayrıca Muğla Barosu’na yolladık. Muğla Barosu’da M.K. bizim avukatımız değil diyerek hiçbir şey yapmadı. Dediğim gibi bu olayda herkesin şiddet gören arkadaşımızdan beklediği şey susması ve itaat etmesi oldu” diye açıklama yaptı.

“UZUN YILLAR BİRLİKTE YAŞADIĞI AVUKAT H.Ö.’NÜN YAŞAM TARZINI SORGULADI”

Baro’nun iç mevzuatı gereği kendisine ulaşan dilekçeyi 1 yıl içerisinde tamamlamakla yükümlü olduğunu kaydeden Erozan, “Aslında herkes kadınlara yönelik suç meselesinde devletten farklı yöntem kullanmıyor, ismi ne olursa olsun; ne kadar demokratik katılımcı olursa olsun, özgürlük ve eşitliği savursa savunsun fakat bunu aynı devletin kendisi ve kurumlarının işlettiği sistem üzerinden yapıyor. Kısacası kadını yalnızlaştırıyor ve kadının yaşam tarzını sorguluyor. Öyle ki başvuran kadın arkadaşımızla ilgili Köylüoğlu tarafından kamuya açık alanda hakaretler yapıldı, ‘üçkağıtçı, paragöz, yalancı, seks düşkünü’ vs. diye Ayrıca 30 yıldır birlikte yaşadığı ve iki çocukları olduğu bir kadını bir de nikahsız yaşamak üzerinden vurdu ki bu hakkı kazanalı kadınlar yıllar oldu. Gayri meşru bir ilişki olarak tanımlamıyoruz biz çiftlerin birlikte yaşamasını. Erkek olunca kadına kullanılan dil de yöntem de tek. Kısacası kadını aşağılamak, baskılamak ve şiddeti meşrulaştırmak” dedi. Köylüoğlu’nun bu ifadelerini her yerde paylaştıklarını ancak kimsenin konuyla ilgilenmediğini belirten Erozan, “Dolayısıyla Öykü’nün başına geleni ve onu nasıl tehdit ettiğini çok iyi anlıyoruz. Erkeklerin kadınlara kullandıkları yöntem baskılama ve şiddet sağcı da olsa solcu da olsa aynı. Bizim başımıza gelen özellikle de kadın arkadaşımızın başına gelen buydu” dedi.

“İSTANBUL BAROSU YÖNETİM KURULU BU SUÇA ORTAK OLMUŞTUR”

Dünden itibaren kadın hareketi ve feministler sayesinde ciddi bir kampanya başladığını söyleyen Erozan, “Sadece bizim 2 yıl önce kamuoyuna duyurduğumuz metin bile şimdiden 10 bin kişi tarafından okunmuş. Öykü’nün hikayesinde bir dolu kadın da olduğu ortaya çıktı. Acı olan, hiçbir kurumun bundan muaf olmadığı. Ayrıca İstanbul Barosu Yönetim Kurulu’da bu suça ortak olmuştur. Çünkü İstanbul Barosu 2018 yılında yaptığımız şikayet sonucu avukat Köylüoğlu’na yaptırım uygulamış olsaydı belki bugün Öykü ve Öykü gibi birçok kadın taciz edilmeyecekti bu kişi tarafından. Aslında bu olayda şunu gördük; şiddette taraf olduğunu söyleyen barolar bile kendi içindeki şiddete erkekten yana taraf. Dolayısıyla kadınlar için hiçbir güvenli alan yok. Bu kurumları böyle kullananlar yönetimler adı ne olursa olsun, kimler bulunuyorsa bulunsun açığa çıkartmak ve deşifre etmek gerekiyor. Çünkü aynı devlet gibi davranıyorlar. Dolayısıyla kimse şiddeti durdurmaktan yana değil ve kimsenin ayrımcılığı önleme gibi bu noktada bir derdi yok. Sadece itaatkar kadın istiyorlar ve İstanbul Barosu’da böyle kadınları istiyor. Acı olan İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi’nin de bunu bu şekilde yorumlayarak yol yürümesi. Herkes failden korkuyor ve mağdurları ortada bırakıyor. İyi ki kadın hareketi var, feminist hareket var. Onlar bir şekilde mücadele ederek bu suçları görünür kılmaya çalışıyorlar. Ama Köylüoğlu’nun bu kadar pervasız olması, bu tür bir Baro tarafından desteklenip kollanması ve suçunun meşrulaştırılmasının bir sonucudur” dedi.

“İSTANBUL BAROSUNA SORUYORUM: İKİ SENEDİR NE YAPMIŞLAR?”

Baroların yapması gerekeni, kendi yönetmeliklerindeki maddeleri hayata geçirmediklerinin üzerinde duran Erozan, “Bu da kadınlara yönelik ikinci bir şiddet. Oysa biz bu olayda Baro’ya başvurduk, devletin bir kurumuna başvurmadık” dedi. İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu’nun sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşıma dair konuşan Erozan, “Sosyal medyada konuya dair tepki olunca bildiğiniz klasik yapılan açıklamalar bunlar. Bir kadın cinayetinde nasıl kamunun bütün üst düzeyleri çıkıp ‘Bu son olacak’ diye kadınlara mesaj veriyorlar, bu da aynısı. Peki soruyorum iki senedir ne yapmışlar?” diye sordu. Baro’ya yaptıkları şikayeti değerlendiren Erozan, “Biz bu olayda ‘bize inanın’ demedik Baro’ya, ‘Eşit uzaklıkta durup soruşturun bu olayı’ dedik. Buna rağmen yapmadılar ve erkeğin yanında yer alıp şiddet gören kadının karşısında durdular. Dolayısıyla Durakoğlu’nun duyarlı olup olmamasını değil yazdıkları yönetmelikleri uygulamakla yükümlü olduğunu ve süreci işletmelerini bekledik. Yapmıyorlarsa da o koltuktan inecekler o zaman. Biz duyarlılık istemiyoruz” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

“AVUKAT H.Ö. UZUN SÜRE MUHİTTİN KÖYLÜOĞLU’NDAN SAKLANMIŞ”

Şiddete uğrayan H.Ö.’nün uzun bir süre saklandığını kaydeden Erozan, “Saklanmak zorunda kaldı çünkü çok ciddi öldürme tehditi altındaydı. Evinde nöbet tutulduğunu biliyorum” dedi. Ayrıca Köylüoğlu’nun H.Ö.’yü işsiz bırakma üzerinden de bir süreç işlettiğini vurgulayan Erozan,”Köylüoğlu yanında çalışan avukatları vasıtasıyla yeni davalar açtı H.Ö.’ye çünkü bir hukukçu olarak hukukun her türlü açmazını bildiği için resmen kadın arkadaşımızı parasız bırakma noktasına getirdi.

Cinsel saldırıya maruz kaldığını açıklayan stajyer avukat Öykü ise maruz bırakıldığı tacizi ve sistematik tehdidi dün böyle anlatmıştı:

“Herkese merhaba ben öykü. İstanbul barosu avukatlarından av. M.K.’nın ben ve benim gibi birçok çalışanına cinsel saldırıda bulunduğunu ve tehditlerle bizi şikayetten vazgeçirmeye çalıştığını sizlere anlatacağım. Şu an yapacağım şey umarım daha fazla kadının yapmak zorunda kalmayacağı bir şey olur. Babamın avukatı, hukuk öğrencisi olduğum ve de okulumun masraflarını karşılayamadığım için bana iş teklifi yaptı ve çalışmaya başladım. Her şey bu şekilde başladı. kendisi bana babacan tavırlarla yaklaşarak meslekte ilerlemem için bana her şeyi öğreteceğini, gerçek manada avukat olmamı sağlayacağını söyledi ve bir süre sonra ofis işleri dışındaki işleri için beni her yere sürüklemeye başladı.

İlk kez çalıştığım için başlangıçta bunları çalışan olarak yapmam gerektiğini düşündüm. Daha sonra bana karşı tavırları değişti ve tacizleri başladı. İşi bırakmama, kendisini her yerden engellememe rağmen, sabaha karşı ailemle yaşadığım evin kapısına dayandı. Korkup aşağı indim. Beni arabasından inmeme izin vermeyip zorla evine götürdü. Kendisine karşı koymama ve açıkça hayır dememe rağmen bana cinsel saldırıda bulundu. Baronun eski başkan adaylarından, paneller ve istanbul barosunda konuşmacı olan, hukuk camiasında sevilen ve sayılan her yerde tanıdığı olan hep bununla övünen CMK sisteminin kurucusu olarak kendisini tanıtan, patronum olan av. M.K. bana cinsel saldırıda bulundu. Beni daha öğrenciyken mesleğimi yapamaz hale getirmekle, rezil etmekle, bana kimsenin inanmayacağı, inansa da güçlü olduğu için kendisine bir şey yapılamayacağını söyleyerek tehdit etti.

30 yıllık ceza avukatı karşısında kimsenin bana inanmayacağını yanımda kimsenin durmayacağını düşünerek hiçbir yere başvuramadım. Zaten av. M.K. her yerde adamı olduğundan ve ona ne devletin ne de baronun bir şey yapamayacağından, hakimlerden savcılardan daha zeki olduğundan, herkesin bir açığını bildiğinden sürekli bahsediyordu. Telefonumu saklayıp kapıyı üzerime kilitleyip beni o halde bırakıp cmk görevine gitti. yapabildiğim tek şey ofiste saatlerce ağlamak oldu, kimseyi arayamadım bile. Sınavım olduğu için aklıma gelen tek şey okula gitmekti ve ağlayarak sınavıma girdim. Çaresizdim.

Saldırı sonrasında tehditler devam etti. Psikolojik rahatsızlıklarım başladı artık kaldıramıyorum dayanamıyorum. Beni saldırı sonrasında da bir ceza hukuku etkinliğine davet etme cesaretini bile gösterdi. Yanında çalışan stajyere ve avukata beni aratmaya devam etti. Tacizleri halen devam ediyor. Beni tehdit ediyor. Av. M.K.’nın cinsel saldırısının yalnızca bana olmadığını ofisindeki birçok kadın çalışana bunu yaptığını, senelerdir bu cinsel tacizleri ve saldırıları sürdürdüğünü öğrendim. Av. M.K.’nın başka çalışanlarına da cinsel saldırıda bulunduğunu tesadüfen karşılaştığım eski çalışana sana bir şey anlatacağım demem üzerine direkt “taciz mi etti” demesi ile birçok kişi olduğumuzu fark ettik. Herkes benim gibi av M.K.’dan korkuyor. hepimizi tüm türkiye’de tanıdıkları olduğu, ceza hukukunu çok iyi bildiği için kavga etmeyi çok iyi bildiğini asla delil bırakmadığını sürekli olarak beyan ettiği için kimsenin şikayet etmeye cesaret edemediğini fark ettik.

Lütfen yanımızda olun, benim gibi patronunun cinsel saldırılarına maruz bırakılan tüm kadınlar, bunu birlikte durduralım. daha fazla öykü olmasın. Kim bilir kaç kişiye daha saldırdı. eminim, o bürodan yolu geçen birçok kadın av M.K.’nın taciz ve saldırılarına maruz kaldı. Lütfen kendinizi ve beni yalnız bırakmayın. ben sizlerin de yaşadıklarını anlatacağı inancıyla bunları yazabiliyorum. Benim gibi bu cinsel saldırılara maruz bırakılan başka öykü’ler olduğunu biliyorum. Av. M.K. kendi oğlunu bıçakla öldürmeye çalışmış bir insan. 30 yıllık ceza avukatı, eşlerine şiddet uygulamış ve ölüm tehditlerinde bulunmuş ve bulunmaya devam eden bir adam. Can güvenliğimden endişe ediyorum. arkamda durabilecek sizlerden başka kimsem yok. lütfen sessiz kalmak istemiyorum. ölmek istemiyorum. lütfen sesimi herkese duyurun! artık daha fazla öykü olmasın.”

dokuz8HABER’i takip edin

Video