Yaklaşık 3,5 yıldır tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala’nın avukatları, AİHM ve Avrupa Konseyi Bakanları Komitesi kararlarına rağmen müvekkillerinin salıverilmemesini endişe verici bulduklarını açıkladı.

Avukatlar Köksal Bayraktar, Tolga Deniz Aytöre, İlkan Koyuncu’nun imzasıyla yayınlanan açıklamada, istinaf mahkemesi olarak görev yapan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 3. Ceza Dairesi’nin aralarında Osman Kavala’nın yer aldığı tüm sanıkların beraat ettiği Gezi Davası’nın yeniden görülmesine yol açacak 22 Ocak tarihli kararı da eleştirildi.
Avukatlar açıklamada “İstanbul İstinaf Mahkemesi, beraat kararını bozmuş ve bunu yaparken birbirleriyle ilişkisi olmayan insanların farklı eylemlerden dolayı suçlandıkları davaların birlikte görülmesi gerektiğini belirtmiştir. Bunun sonucunda, yıllarca sürecek ve siyasi nitelikteki iddiaların gündemde kalmasına hizmet edecek yeni bir hukuki tartışmaya zemin hazırlanmıştır” ifadelerine yer verdi.
AİHM’nin 10 Aralık 2019 tarihli Kavala’nın tutukluluğu hakkında verdiği hak ihlali kararı ile bu karar doğrultusunda Türkiye’nin kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin Bakanlar Komitesi’nin Kavala’nın serbest bırakılması için adım atılması yönünde aldığı üç ayrı kararı hatırlatan avukatlar, şu değerlendirmeyi yaptı:

KAVALA HAKKINDA ALINAN KARARLAR YOK SAYILDI

“Anayasa Mahkemesi’nin Osman Kavala hakkında yürütülen ‘casusluk’ suçundan verilen tutuklama kararında ‘hak ihlali olmadığı’ yönündeki kararı, AİHM kararlarının uygulanıp uygulanmadığını denetleyen Bakanlar Komitesi’nin ‘tutuklamanın derhal sonlandırılması’ gerektiğini belirten kararına rağmen alınmış bir karardır. 7’ye karşı 8 oyla alınan bu kararla, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası teminatı altındaki ‘özgür yaşama hakkı’nın tek bir oyla göz ardı edilerek hiçe sayılması son derece endişe vericidir.”

AİHM kararında, Osman Kavala’nın tutukluluğuyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin üç maddesinin ihlal edildiğinin, tutukluluğun hak savunuculuğunu sessizleştirmek gibi bir niyet içerdiğinin belirtildiğini anımsatan avukatlar, “Görüleceği üzere, Osman Kavala hakkında alınan tüm kararların ortak noktası, bu kararların, AİHM ve Bakanlar Komitesi kararlarına rağmen, bu kurum ve kararlar ‘yok sayılarak’ alınmış olmasıdır. Bu gelişmeler, yeni yargı reformu paketi konusunda ne ölçüde umutlu olunabileceğini gösterecek niteliktedir” açıklamasını yaptı.