Covid-19 salgınına rağmen kayıplarının akıbetlerini sormaya devam edeceklerini belirten İHD Kayıp Komisyonu üyesi Hasan Yalçın, hakikatlerin ortaya çıkarılması için “Geçmişle Yüzleşme ve Hakikatleri Araştırma Komisyonu” kurulmasını talep etti.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eyleminin 588’inci hafta açıklamasını dernek binasında gerçekleştirdi. Covid-19 salgını nedeniyle eyleme sadece İHD Kayıp Komisyonu üyesi Hasan Yalçın katıldı. Yalçın, küresel olarak etkisini sürdüren Covid-19 salgın hastalığına rağmen kayıpların akıbetlerini her koşulda sormaya devam edeceklerini belirtti.
Zorla kaybettirme uygulamalarının, devletin ve devlet adına hareket eden bir takım oluşumların belli muhalif kesimleri sindirmek için ortaya koyduğu sistematik bir şiddet yöntemi olduğuna dikkat çeken Yalçın, “Türkiye’de ve özelde bölgemizde 35 yılı aşkın yaşanan savaş ve yoğun çatışmalar ortamında devlet ve devlet ile bağlantılı bir takım güçler tarafından gözaltında zorla kaybedilmeler, faili meçhuller ve yargısız infazlar gerçekleştirildi. Bu ağır insan hakları ihlallerine dair kayıp yakınlarının devlet nezdinde yapmış olduğu tüm başvurular sonuçsuz bırakıldı, zorla kaybedilenlerin akıbeti ortaya çıkartılmadı ve failler cezasızlık zırhıyla korunup yargı erki tarafından tüm kamuoyunun gözü önünde aklandı” ifadelerini kullandı.

“SİSTEMATİK CEZASIZLIK POLİTİKASI”

Devlet ve siyasal iktidarların, bugüne kadar kayıp yakınlarının barışçıl eylemlerini “güvenlik” gerekçesiyle engellediğini anımsatan Yalçın, şöyle devam etti:
“Türkiye’de gözaltında zorla kaybetmeler bu kadar yaygın ve sistematik bir biçimde işlenmesine rağmen, yargı makamları tarafından bugüne kadar etkili soruşturmalar yapılmamış, kasıtlı olarak dosyalar raflarda bekletilmek suretiyle sürüncemede bırakılmış, birçok kayıp dosyası da zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle kapatılmıştır. Bu haliyle Türkiye’de adeta yargı marifetiyle sistematik bir cezasızlık politikası yürürlüğe konulmuştur.”

“MEYDANLARDA OLMAYA DEVAM”

Zorla kaybettirme uygulamalarının, Türkiye’nin yüzleşmesi gereken bir gerçeklik olduğunun altını çizen Yalçın, Cumhuriyet’in kuruluşundan evvel başlayan zorla kaybettirme fiillerinin yakın tarihe kadar bilfiil devam ettiğini dile getirdi.
Hakikatler ortaya çıkarılana ve geçmişle yüzleşme sağlanana kadar sokakta, meydanlarda, adliye önlerinde olmaya devam edeceklerini belirten Yalçın, İHD olarak taleplerini şu şekilde sıraladı:
“Her şeyden önce zorla kaybettirilenlerin akıbetleri ortaya çıkarılmalı ve zorla kaybedilenlerin bulunması, faili meçhul cinayetler sonucu katledilenlerin faillerinin ortaya çıkarılması için devletin tüm arşivlerini açması gerekmektedir. Hükümeti, ‘BM Kişilerin Gözaltında Kayıptan Korunmaları ile İlgili Uluslararası Sözleşme’yi imzalamaya ve sözleşme gereklerini yerine getirmeye davet ediyoruz. Türkiye’nin Uluslararası Ceza Mahkemesini kuran Roma Statüsüne taraf olması gerektiğini hatırlatıyoruz. Yargı mensuplarını, sistematik cezasızlık politikasından vazgeçmeye ve uluslararası belgelere göre insanlık suçu olan tüm kayıp vakaları konusunda etkin bir yargılama yürütmeye, uluslararası sözleşmeler uyarınca bu suçlar için zaman aşımı hükümlerini dikkate almamaya çağırıyoruz. Bu topraklarda bir daha benzer acıların yaşanmaması, hakikatlerin ortaya çıkarılması ve toplumsal barışın tesisi için ‘Geçmişle Yüzleşme ve Hakikatleri Araştırma Komisyonu’ kurulmasını talep ediyoruz.”