108 kişinin yargılandığı Kobane Davası’nın 2’nci duruşması 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Mahkeme heyetinin AİHM kararını aleyhe kullanabilmek için çeviride sahtecilik yapıldığını söyleyen Selahattin Demirtaş, “Hakim koltuğunda Erdoğan, Bahçeli, Soylu; savcı koltuğunda ise yandaş medya ve trol ordusu oturmaktadır” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu 28’i tutuklu 108 ismin yargılandığı ve Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin baktığı Kobane Davası’nın 2’nci duruşması Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görüldü. Duruşmayı Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu’ndan uzmanların yanı sıra AB üyesi ülkelerin diplomatik temsilciliklerinden kişiler de takip etti.

20 MAYIS’A ERTELENDİ

HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 108 kişinin yargılandığı Kobanê davasının ikinci duruşması bugün Ankara’da görüldü. Demirtaş ve Yüksekdağ’ı dinleyen mahkeme, avukatların taleplerini açıklamasının ardından duruşmayı 20 Mayıs Perşembe gününe erteledi.

Mahkeme heyetinin AİHM kararını aleyhe kullanabilmek için çeviride sahtecilik yapıldığını söyleyen Selahattin Demirtaş, “Hakim koltuğunda Erdoğan, Bahçeli, Soylu; savcı koltuğunda ise yandaş medya ve trol ordusu oturmaktadır” ifadelerini kullandı. Öte yandan duruşmada savunma yapan eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ise “Bir adil yargılama davası ile karşı karşıya değiliz. Reddi hakim talebimizin temel gerekçesi budur. Burada gerçekler çarpıtılıyor. Çarpıtılan gerçekler üzerinden bu süreç yürütülemez. 4,5 yıldan beri binlerce savunma yaptım. Kurgular yaparak içerikler yeniden önüme konuluyor. Bütün dava süreçlerinde savunmalarımızı bir hesap verme süreci olarak görmedik” diye konuştu.

YÜZLERCE AVUKAT KATILDI

Duruşma öncesi yoğun bir hazırlık içinde olan avukatlar da geniş katılım sağladı. Türkiye’nin birçok il ve ilçesinden Ankara’ya gelen 200’e yakın avukat, duruşma öncesi son toplantılarını dün akşam yaptı. Toplantıda savunma stratejilerini belirleyen avukatlar, planlamalarını tamamladı. Duruşmaya aralarında Şanlıurfa, Diyarbakır, Van, Mardin, Muş ve İzmir’in de bulunduğu çok sayıda barodan temsilciler ve başkanlar katıldı.

HDP’DEN YOĞUN KATILIM

MA’dan Zemo Ağgöz’ün haberine göre, davaya HDP’den çok sayıda milletvekili, partinin il ve ilçe yöneticileri ile kadın örgütleri katıldı. Duruşmanın görüleceği Sincan Cezaevi Kampüsü’ne HDP Genel Merkezi tarafından Sıhhiye’de bulunan Ankara Adliyesi önünden otobüs kaldırıldı. Basın için de HDP Genel Merkezi önünden ayrıca araç kaldırıldı.

DEMİRTAŞ: “DAVA TAMAMEN SİYASİDİR”

Duruşmaya Edirne F Tipi Cezaevi’nden SEGBİS ile bağlanan Selahattin Demirtaş, geçen duruşma yaptıkları reddi hakim talebinin gerekçelerini anlattı ve şöyle konuştu:

“Türkiye’nin barışı demokrasisi ve özgürlüğü için fedakarlık yapmış siyasetçilerin sanık sandalyesinde oturmasından üzüntü duyuyorum. Bu dava Kobane Davası değil, HDP’ye dönük kumpas ve siyasi intikam davasıdır. Günün birinde Kobanê Davası da açılacak ve gerçek sorumlular, katliam yapan ve yaptıranlar ortaya çıkacaktır ama herkes emin olsun o zaman sanık sandalyesinde biz olmayacağız. Bize bu kumpasın kurulmasının nedenlerini tüm çıplaklığı ile ortaya çıkaracağız.

Davanın kendisi hedefleri ve amaçları tamamen siyasidir. İddianamenin esasının hiçbir kıymeti yoktur. Bu davada usul esastan daha önemlidir. Tarihte ilk defa bir parti, AKP-MHP başka bir partiyi, HDP’yi yargılamaya çalışıyor. En faşist dönemlerde bile bir parti hakim cübbesi ile salona girmemiştir. Biz halkın iradesini bu kumpas davasında ezdirmeyeceğiz. Merak etmeyin diyorum Türkiye toplumuna, bu devran dönecek.

Çizim: Ercan Altuntaş

“ERDOĞAN’IN TALİMATINI UYGULUYORSUNUZ”

Yanımda avukat olmadan savunma yapmaya zorlanıyorum. Şu an SEGBİS salonunda avukatsız savunma yapıyorum. Kronik rahatsızlıklarım nedeniyle de mahkeme salonuna gelemiyorum. İddianame ise bana tebliğ edilmedi.

İddianame size 30 Aralık 2020’de gönderilmiş. Sonraki resmî tatil günlerinin ardından 3 iş günü boyunca mahkemeniz başka bir yargılama yapmışken, 3530 sayfa iddianameyi incelediğini söylüyor. 24 saat kesintisiz okunsa 9 gün sürüyor. Mahkemeniz göz göre göre çarpıtıyor. Bu iddianamenin bu sürede incelenmesi ve tutanak hazırlanması imkansız. Mahkemeniz hakkında soruşturma açılmasını isteyeceğiz. Burada bir şaibe var.

Erdoğan daha AİHM kararı açıklanmadan 40 gün önce “Bizim yargımız gereğini yapacak” dedi. Siz iddianame elinize ulaştığından beri bu talimatı uyguluyorsunuz. Tensip tutanağı UYAP’a kaydedildikten 18 saat sonra MHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Yıldız tweet attı, Türkiye böyle duydu. UYAP’a yalnızca dava avukatları ve mahkeme heyeti girebilir. Peki Fethi Yıldız nasıl bildi? HSYK’ya suç duyurusunda bulunacağız.

“MAHKEME HEYETİ ÇEVİRİDE SAHTECİLİK YAPMIŞ”

Mahkeme heyeti sadece korsan çeviri yapmakla yetinmemiş çeviride sahtecilik yapmış. AİHM kararını aleyhime kullanabilmek için hile yapmış, AİHM kararındaki en kritik cümle tutanağa yanlış geçmiş. Bu ağır bir suçtur ve belgelerle kesinleşmiştir. AİHM kararı 12 Kasım’da imzaya çıktı 22 Aralık’ta açıklandı. AİHM kararı 40 gün sonra açıkladı ama kararı birileri duymuş olacak. AİHM’deki Türk yargıcın abisi AKP MKYK üyesidir. Kararın açıklanmasına 20 gün varken Erdoğan ve Bahçeli bana dair sert açıklamalar yaptı.

AİHM kararının resmî çevirisi hala dosyada yoktur. Nereden okudunuz A Haber’den mi ATV’den mi dinlediniz de AİHM kararına atıf yaptınız? AİHM derhal tahliye kararı verdi. Türkiye tarihinin en ağır ihlal kararı verildi bu da mı sizi bağlamaz? Siyasi amaçla tutuklamışsınız deniyor, çoğulcu demokrasiye kast edilmiştir deniyor. Siz dosyaya bakmamışsınız.

Anayasa’yı Erdoğan da Soylu da heyetiniz de tartışamaz. MYK toplantımızın ardından atılan tweeti suç sayamazsınız. Anayasaya, hukukun üstünlüğüne bağlı olmayan bir mahkeme bizi yargılayamaz. Bizi suçlamadan önce sizin aklanmanız gerekir. Benimle ilgili verilen AİHM kararını tanımayan mahkemeniz, tensip tutanağında başka AİHM kararlarına atıf yapmış. Dosyada Demirtaş kararı yok! Şaka gibisiniz.”

FİGEN YÜKSEKDAĞ: ADİL YARGILAMA DAVASI İLE KARŞI KARŞIYA DEĞİLİZ

Duruşmada savunma yapan eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ şöyle konuştu:

“Bir adil yargılama davası ile karşı karşıya değiliz. Reddi hakim talebimizin temel gerekçesi budur. Burada gerçekler çarpıtılıyor. Çarpıtılan gerçekler üzerinden bu süreç yürütülemez. 4,5 yıldan beri binlerce savunma yaptım. Kurgular yaparak içerikler yeniden önüme konuluyor. Bütün dava süreçlerinde savunmalarımızı bir hesap verme süreci olarak görmedik. Biz burada gerçekleri ifşa ediyoruz. 4,5 yıldan beri binlerce savunma yaptım. Kurgular yaparak içerikler yeniden önüme konuluyor. Bütün dava süreçlerinde savunmalarımızı bir hesap verme süreci olarak görmedik. Biz burada gerçekleri ifşa ediyoruz.

“İKTİDARIN BAKANI TEŞHİR OLMUŞ MAFYA İLİŞKİLERİNE DAİR EN UFAK BİR SORUŞTURMAYA UĞRAMIYOR”

Bu iddianame ile HDP’ye yönelik tasfiye operasyonu sonuca ulaştırılmak isteniyor. Bu zamana kadar tasfiye hareketini çok farklı yollarla yaptılar ama bugün sonuca ulaştırmak istiyorlar. Siyasi iktidar bu dava ile bir seçim kampanyası yürütüyor. Bütün meşruiyetlerini yitirdiler. Meşruiyetlerini sağlayabilecek tek yapı yargıdır. Bu nedenle siyasi anlamda iktidarda kalma stratejilerini yargı üzerinden hayata geçiriyorlar. Bizler yitirdiğiniz canlarımızın, yoldaşlarımızın katili olmakla yargılanırken diğer taraftan bu siyasi iktidarın bakanı teşhir olmuş mafya ilişkilerine dair en ufak bir soruşturmaya uğramıyor.

“BİZE CEZA VERMEK ÜZERİNE KURGULANMIŞ BİR MEKANİZMA İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

Savcı Kamuran Yüksek’in konuşmasını almış Figen Yüksekdağ diye iddianameye koymuş. 5 konuşma var böyle iddianamede benim olmayan. Savcı “Yüksek”leri karıştırmış. Yükseklerle muhatap olunca demek ki böyle oluyor.” Buradan gerçek bir yargılamanın çıkmayacağını anlamak için kahin olmaya gerek yok. Bize ceza vermek üzerine kurgulanmış bir mekanizma ile karşı karşıyayız. Bizim dışımızda herkes konuşurken biz tek söz söyleme hakkına sahip olamadık. Konuşurken ses sistemi kapatıldı. Siyasi iktidarın acelesi var. HDP’nin kapatılmasına gerekçe olması için bu davadan karar çıkması gerekiyor.

BU MEMLEKETTE DARBE VAR

Yitirilen canların ölümünü kullanmanın dışında hiçbir şey yapmadınız. Biz bugün dediğimizi 6 yıl önce de söyledik. Bağımsız mekanizmaların bu suçları araştırması gerekiyor. Türkiye tarihinde Anayasa’nın çiğnendiği ikinci örnektir bu dava. Birinci örnek Yassıada davasıdır. Yassıada davası, sözde kendisini Yassıada mağduru olarak gören Saray iktidarı tarafından şu an kopyalanıyor. Biz diyoruz ki “Kral çıplak” Bu memlekette darbe var.

YARGI İKTİDARIN DUBLÖRÜNE DÖNÜŞMÜŞ

Yargı, iktidarın dublörüne dönüşmüş. İktidar diyor ki yargıya “arabaya sen çarpacaksın”. Biz bu davada asla yargılanan olmayacağız! Halkımız, haklarımız ve hakikat için duruşumuzu koruyacağız. Heyetiniz de iktidarın dublörü olma rolüne reddetmelidir.

SEBAHAT TUNCEL: TOTALİTER REJİMLER YALAN VE ŞİDDET ÜZERİNDEN İNŞA EDİLİR

Eski HDP Milletvekili Sebahat Tuncel’in ifadeleri şöyle:

“26 Nisan’daki mahkemede bir kez daha erkek devlet ve erkek yargının ne olduğunu gördük. Bir erkeklik gösterisi ile karşı karşıya kaldık. Sözümüzü kesme, iktidarı kullanarak eş başkanlarımızın sesini kesme yaklaşımı bir güç gösterisidir.”

“NİYE BURADAYIZ?”

Niye buradayız? Kürt kadınları, Türkiye devrimci hareketi, HDP’nin çok kimlikleri neden burada? Çünkü totaliter bir rejim kuruluyor. Totaliter rejimler bir yalan, iki şiddet üzerinden inşa edilir. Yasaları tarih boyunca erkekler yaptı, patronlar yaptı, kapitalistler yaptı. Yasa kimi koruyor? Almanya’da Führer, Türkiye’de Reis kendi yasalarını yapıyor.”

GAZETECİLERİN SALONA ALINMASI TALEBİ

Avukatların da hazır bulunduğu duruşma, mahkeme heyetinin geç gelmesi nedeniyle gecikmeli başladı. Kimlik tespitinin ardından avukatlara söz verildi. Avukatlar salona alınmayan gazeteciler ve milletvekili danışmanlarının salona alınmasını talep etti.

Mahkeme heyeti, reddi hakim talebinin Ankara 23’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildiğini ve itiraz yolu açık olduğundan bu duruşmada esasa ilişkin savunma yapılmayacağını söyledi.

Duruşma dosyaya gelen evrakların okunmasıyla devam ediyor.

 İLK DURUŞMADA NELER YAŞANDI?

İddianameyi kabul eden Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’ne 26 Mart’ta ikinci bir heyet atandı ve mevcut heyet, sadece Kobane Davası ve sonrasında gelebilecek bağlantılı davalara bakmakla görevlendirildi. Kobane Davası için özel olarak görevlendirilen mahkeme heyeti, ilk duruşmada sürecin nasıl işletileceğini de belli etti. Avukatların protesto ederek salonu terk etmelerine, hakimin reddini talep etmelerine rağmen yargılamayı sürdüren mahkeme heyeti, iddianamenin özetini okutturdu. Mahkeme heyeti, avukatların bulunmadığı salonda hakimin reddine yönelik taleplerini ret ederek itiraz için 7 günlük süre verdi ve duruşmayı 3 Mayıs’a erteledi. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu’na (CMK) göre, belirlenen 7 günlük itiraz süresinin bitimine bir gün kala duruşma günü belirlenmiş oldu. Öte yandan ilk duruşmada yapılması gereken tutukluk incelemesi de yapılmadı ve itirazlar beklenmeden dosya üst mahkemeye gönderildi. Ardından pandemi gerekçesiyle getirilen kısıtlamalar nedeniyle duruşma 18 Mayıs’a ertelendi.

 İTİRAZ SÜRESİ DOLMADI

Dava avukatları, reddi hakim taleplerini içeren dilekçeleri, 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmek üzere 22. Ağır Ceza Mahkemesi’ne 3 Mayıs’ta sundu. 23. Ağır Ceza Mahkemesi ise avukatların, hakimin reddine ilişkin taleplerini “itiraz etme yolu açık olmak üzere” reddetti. 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği 7 günlük itiraz süresi bugün doluyor. CMK’ye göre itiraz süresi dolmadan yargılamaya devam edilemez. Ancak 22. Ağır Ceza Mahkemesi, 7 günlük sürenin dolmasını beklemeden yine CMK’ya aykırı duruşma günü belirlemiş oldu.

Dava avukatlarından edindiğimiz bilgiye göre, gün içinde talebin reddine ilişkin itiraz dilekçelerini 24. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmek üzere 22. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunacak.