GÜNDEM

Mızraklı’dan mektup: Ortada ne yaşanmış bir olay ne de bir tanık var

Görevden alınarak tutuklanan Diyarbakır Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, tutuklanmasıyla ilgili “ortada ne yaşanmış bir olay ne de bir tanık vardır”diyerek, “Demokrasi güçlerini Türkiye’de Kürtlerin seçme ve seçilme haklarının gasp edilmesine karşı somut adımlar atmaya” çağırdı.

31 Mart 2019 tarihinde yapılan yerel seçimlerde Halkların Demokratik Partisi’nden aday olarak Diyarbakır Belediye Başkanı seçilen Adnan Selçuk Mızraklı seçimden 4 ay sonra yerine kayyum atanmıştı. 22 Ekim 2019 tarihinde “ terör örgütüne üye olmak” suçundan tutuklanarak tutuklu bulunduğu Kayseri Bünyan Cezaevi’nden mektup yazarak uluslararası kamuoyuna çağrıda bulundu.

“DARBE KÜRTLERİN SEÇME VE SEÇİLME HAKLARINA”

Mızraklı mektubunda “İktidar, seçim ile alamadığı Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir belediyelerini bir kez daha hukuksuzca gasp etmiştir. 19 Ağustos 2019 günü yerel demokrasiye indirilen bu darbe, AKP iktidarı tarafından kamuoyunda yaratılmak istenen ‘terör’ algısının aksine doğrudan Kürtlerin seçme ve seçilme haklarına yönelik olmuştur. Yaşanan irade gaspı, gerekçeli bir hukuk kararı değil, Kürtlerin yaşadıkları kentleri yönetecek kişileri seçemeyeceğine yönelik açık bir beyan olmuştur” dedi.

“KAYYUM ATAMA YAZILARI MAZBATAMIZI ALMADAN HAZIRLANDI”

Mızraklı açıklamasında “Kürt kimliğimiz nedeniyle bizlere dayatılan bu baskı politikası inanılmaz derecede bir hukuk garabetini de beraberinde getirmektedir. Anayasanın belediye başkanlarının görevden alınmasını ‘görevleri ile ilgili suçlara’ bağlayan 127. maddesini çiğneyen AKP iktidarı, OHAL sürecinde 5393 sayılı belediyeler kanununda KHK ile yaptığı hukuksuz değişikliğe dayanarak bizleri belediye başkanlığı dönemimizle hiçbir ilgisi olmayan kovuşturma ve soruşturmalardan dolayı görevden almıştır. Hatta kayyum atama yazıları seçimlerden 1 gün sonra 1 Nisan 2019 tarihinde bizler henüz mazbatalarımızı dahi almadan hazırlanmıştır” ifadelerine yer verdi.

“TÜRKİYE’DE HUKUK KATLİAMI YAŞANIYOR”

Mektubunda “Türkiye’de bir hukuk katliamı yaşanıyor. Masumiyet karinesi uzun zamandır bir istisnaya dönüşmüş durumda” diyen Mızraklı, “Örneğin, 22 Ekim 2019’da tutuklanmış olmamın gerekçelerinden biri 2016 Mayıs ayında Mardin’in Nusaybin ilçesinde tutuklanan H.B.A. isimli kişinin yerel seçimlerden sadece 11 gün önce 20 Mart 2019 tarihinde aleyhimize verdiği kurmaca bir ifadedir. H.B.A. isimli şahıs 3 yıl boyunca tutuklu olmasına rağmen pişmanlık yasasından faydalanmak için 20 Mart 2019’da ‘itiraf’ ta bulunarak benim cerrah olarak çalıştığım hastanede bir ‘örgüt üyesi’ni gece nöbetinde ameliyat ettiğimi, bağırsaklarını kestiğimi ve sabah taburcu ettiğimi söylemektedir. Böyle bir olayın yaşanmayışı bir yana, bunu iddia eden H.B.A. adlı kişi bu olayı bir arkadaşından duyduğunu iddia etmektedir. Dolayısıyla ortada ne yaşanmış bir olay ne de bir tanık vardır” ifadelerine yer verdi.

“KRİTİK AMELİYAT SONRASI ERTESİ GÜN TABURCU OLAMAZ”

Mızraklı “Yine bahsi geçen tarihlerde bir cerrah olarak gece nöbetim olmadığı gibi, neredeyse 40 yıllık bir doktor olarak şunu söyleyebilirim ki gece bağırsaklarını kesmek gibi kritik bir ameliyat yaptığınız birinin sabah hastaneden taburcu edilmesi veya çıkıp yürüyerek hastaneyi terk etmesi tıbba aykırıdır” dedi.

“TUTUKLULUK GEREKÇELERİMDEN BİRİ PARTİMİN FAALİYETLERİNE KATILMAK”

Tutuklanma sürecinin üyesi olduğu partiyle ilişkili olduğunu belirten Mızraklı “ Tutuklanma gerekçelerinden biri de üyesi olduğum siyasi partinin faaliyetlerine katılmış olmamdır. Üyesi olduğum siyasi parti HDP, 6 milyon oy almış Türkiye’nin 3. büyük partisidir ve siyasi partinin gerçekleştirdiği faaliyetlere katılmak bir suç olamaz. Ben 24 Haziran 2018’de HDP’den Diyarbakır milletvekili seçildim. Milletvekilliğini 2019 yılında belediye başkanı seçilmem ile birlikte bıraktım. Bununla birlikte vekil olduğum süre içerisinde hakkımda başlatılan soruşturmalar belediye başkanlığından alınmamda gerekçe olarak önüme konulmuştur. Ne kürsü dokunulmazlığı olan bir milletvekilinin, ne bir siyasi parti çalışanının ne de bir kentin yurttaşının siyasi parti faaliyetleri kendini demokratik olarak niteleyen hiçbir ülkede suç sayılamaz. Türkiye hariç!” dedi.

“YALAN HABERLER DELİL OLARAK KULLANILIYOR”

Açıklamalarına kendisi hakkında çıkan haberlere de değinen Adnan Selçuk Mızraklı “ Yandaş basında çıkan ve bizleri hedef gösteren yalan haberler dava dosyalarında ‘delil’ olarak kullanılmaktadır. Kayyum atamalarını kamuoyu önünde meşrulaştırmak için her türlü dezenformasyon meşru görülmektedir. 19 Ağustos 2019’dan bu yana 15 HDP Belediyesine (Diyarbakır, Van, Mardin, Kulp, Karayazı, Nusaybin, Hakkari, Yüksekova, Kocaköy, Kayapınar, Bismil, Erciş, Cizre, Saray, Kızıltepe) AKP Hükümetinin İçişleri Bakanlığı tarafından kayyum atanmış ve 12 belediye eşbaşkanı tutuklu bulunmaktadır” dedi.

MÜCADELE ETMEYE ÇAĞIRDI

Açıklamasının sonunda Adnan Selçuk Mızraklı “ Cezaevinde bulunan seçilmiş bir belediye başkanı ve siyasetçi olarak uluslararası kamuoyunu, hak örgütlerini ve demokrasi güçlerini Türkiye’de Kürtlerin seçme ve seçilme haklarının gasp edilmesine karşı somut adımlar atmaya, muhalif siyasi partiler ve hareketler üzerinde baskının kaldırılması için ses çıkarmaya ve adaletin tesis edilmesi için mücadele etmeye çağırıyorum” ifadelerine yer verdi.