29 Kasım 2020, Pazar

Çözüm Süreci nasıl bitti? Davutoğlu ve Demirtaş’ın o döneme ilişkin sözlerini karşılıklı olarak derledik

Bekir GüneşBütün yazıları

Eski Başbakan ve şimdiki Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, 2015 yılında çözüm sürecinin bittiği dönemi ve HDP’li Selahattin Demirtaş ile yaptığı görüşmelere ilişkin konuştu.

Karar gazetesinden Ahmet Taşgetiren, Elif Çakır ve Yıldıray Oğur’un sorularını yanıtlayan Davutoğlu, söyleşide çözüm sürecinin bittiği döneme ilişkin Demirtaş’ın açıklamalarına da cevap verdi. HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, özelikle 6-7 Ekim Kobani olaylarının yaşandığı dönemde Davutoğlu’nun PYD Eş Başkanı Salih Müslim ile de görüşüp bir çözüm getirecekleri yönünde söz verdiklerini ancak bu sözlerinde durmadığını açıklamıştı. Demirtaş, 6 Ekim 2015 akşamı HDP Genel Merkezi’nde MYK toplantısı yaptıkları sırada IŞİD’in Kobani’de çok ilerlediğini ve acil bir şekilde Davutoğlu’nu arayarak sözlerini hatırlattığını ancak Davutoğlu’nun kendilerine “Bizsiz Ortadoğu’da yaprak kımıldamaz, bakın gördünüz mi biz olmadan hiçbir şey yapamıyorsunuz” dediğini aktardı.

Davutoğlu, Karar Gazetesi yazarlarına verdiği demeçte, Erdoğan’ın Başbakanlığı kendisine verirken FETÖ ile mücadele ve Çözüm Süreci’ni devam ettirme ’emanetlerini’ verdiğini belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanı (Erdoğan) bana başbakanlığı devrederken yani kongrede ‘iki emanetim var’ dedi. Emanetlerinden birisi FETÖ ile mücadeleydi. İkincisi çözüm süreciydi. ‘Ne olursa olsun çözüm sürecini terk etmeyin’ dedi. Ve ’emanetçi başbakan istemiyorum’ dedi. Şimdi bu parametreler açısından bakıldığında 1 Ekim’de başbakanlığı devralmışsınız çözüm sürecini devam ettireceksiniz. FETÖ ile mücadele zaten devam edecek. Ve düzeni de koruyacaksınız” dedi.

1 Ekim 2015’de Demirtaş’ı Başbakanlık’ta kabul ettiğini belirten Davutoğlu, “1 Ekim’de Demirtaş’ı Başbakanlık’ta kabul ettim. Bu ilk defa olan bir şeydi. Ve aynı gün Tayyip bey döneminde çözüm sürecini yasalaştıran paketi Meclis’te kabul ettik. Çözüm sürecinin bir legal zemini vardı ve yürüyordu. Bu Cumhurbaşkanı’ndan bana intikal eden bir şeydi, yeni bir durum değildi. 1 Ekim’de görüşme yaptık. ‘Çözüm sürecinin gereği olarak PKK’nın silahları bırakması ve sizin de terörle aranıza bir mesafe koymanız gerekir’ diye olumlu bir görüşmeydi. Demirtaş’ı Başbakanlık’ta kabul ettim diye eleştirildim. Legal bir partiyi Başbakanlık’ta kabul ederim dedim” dedi.

DAVUTOĞLU: SURİYE’DEKİ OLAYLAR BAHANE EDİLDİ

İyi niyetli bir şekilde sürece yaklaştığını ifade eden Davutoğlu, “Bunu konuştuktan ve çözüm süreci yasalaştıktan sonra 6 Ekim’de Suriye’deki olaylar bahane edilerek Türkiye’nin şehirleri kana, ateşe boğuldu, insanlar hayatını kaybetti. O telefon görüşmesi o zaman yapıldı. Sayın Demirtaş’a telefonda ‘bu konuda insanları tahrik eden konuşmalardan kaçının’ dedim. Öyle bir zaaf ortaya çıktı ki sanki Türkiye’nin belli bir bölgesinde kamu otoritesi devletin elinde değilmiş gibi gösterildi. Bunun sorumlusu ben miyim tabii ki hükümet üyesi olarak başkasının üstüne atmam. Ama çözüm sürecinin kamu düzeni aleyhine bozulduğu bir dönemi devralmıştık. Onun üstüne ilgili kamu güvenlik birimlerini topladık, söyledim de çözüm sürecine şans vereceğiz. Sonuna kadar şans vereceğiz. ‘Efendim şimdi operasyonu durdurun.’ Öyle bir talep olur mu? Orada Batman alevler içerisinde, kameralardan ben görüyorum. Ve kurban bayramında yapılıyor bu. Şimdi onların bu eylemleri yapma hakkı var, şehirleri kana ateşe boğma hakkı var, devletin kamu düzenini korumak için tedbir almak için hakkı yok öyle mi? Bu gelişmelerden sonra bütün güvenlik birimleri ve çözüm sürecini yürüten arkadaşlarla oturduk dedim ki ‘2015 Mart’ına kadar çözüm sürecine sahip çıkacağız. Ne yapılması gerekiyorsa yapacağız ama mart ayında silahları bırakmaları şartıyla. Artık bu silahsızlanma yani ta 2013’de verilen bir sözdü eğer çözüm süreci başarıya ulaşmaz ve bu terör eylemlerine benzer 6-8 Ekim olaylarına benzer olaylar yaşanır ve vatanımızın bir köşesinde şehirler ateşe kana bulanırsa bir daha böyle bir kamu düzeni zaafı görmek istemiyorum. Gerekeni yapacaksınız ve hazır olacaksınız’. Bu talimatı verdim” diye konuştu.

DEMİRTAŞ’IN KONU HAKKINDAKİ SÖZLERİ

O döneme ilişkin Selahattin Demirtaş’ın duruşmalarda telaffuz ettiği sözlere bakarsak, Demirtaş’ın farklı bir tabloyu anlattığı görülüyor:

12 Nisan 2018’deki 6-7 Ekim olaylarından yargılandığı davanın duruşmasında konuşan Demirtaş, çözüm süreci devam ettiği için hükümetle farklı diyaloglarının olduğuna dikkat çekmişti. Demirtaş, “Şimdi bizim o dönem, çözüm süreci devam ettiği için hükümetle şöyle bir diyaloğumuz vardı; diyorduk ki, ‘Bu IŞİD Kobani’de katliam yaparsa, Türkiye, hükümet buna sessiz kalırsa, bu büyük bir kırılmaya yol açar. Dolayısıyla buna izin vermeyin. Sizler hükümet olarak hem insani yardım konusunda destek sunun, hem de o dönem uluslararası koalisyon IŞİD’e karşı mücadele koalisyonu kurmuş, Türkiye de onun bir parçası, uluslararası koalisyonu da IŞİD’e karşı askeri açıdan harekete geçmek için zorlayın.’ Hükümet bu konularda adım atmıyordu. Hükümetin yaptığı şey aşağı yukarı şuydu: Özgür Suriye Ordusu adı altında bir grup besleniyor, destekleniyordu, ama o dönem ağırlıklı olarak El-Nusra, Ahrar-üş Şam gibi El-Kaide ile bağlantılı örgütler, sonradan IŞİD’e dönüşen örgütlerin bir kısmı el altından destekleniyordu. Bunlar savunmamın ilerleyen aşamasında, bütün açıklamalarımda belirttiğim şekilde, hükümetin bir Suriye politikası olarak hayata geçiriliyordu” dedi.

1 Ekim’deki görüşmeye ilişkin ise Demirtaş aynı duruşmada şunları söyledi:

“Davutoğlu, 1 Ekim’e randevu verdi. 1 Ekim’e bir gün kala Kobani’ye geçtim ben. Mürşitpınar Sınır Kapısı’ndan pasaportumla Kobani’ye geçtim. Yerinde her şeyi göreyim, Başbakan’la görüşeceğim, olup bitenleri kendisine izah edeyim, anlatayım. PYD Eş Başkanı, yöneticileri de oradaydı. Görüştüm, hepsi basına yansıdı. Birazdan anlatacağım. Türkiye’ye döndüğümde, ki zaten yürüyerek geçiyorsunuz, mahallenin öbür tarafı hemen Kobani, bu tarafa geçtiğimde basına açıklama yaptım. Basın benimle birlikte de geldi oraya, görüntüler aldı. Açıklama yaptım. Döndükten sonra, yanımda o dönemin DTK Eş Başkanı Selma Irmak ile birlikte, Başbakanı kendisinin verdiği randevu üzerine ziyarete gittik. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, bir de danışmanları toplantıdaydı, beş kişiydik. Uzun uzadıya gözlemlerimi anlattım. Uluslararası alanda olup bitenler, Kobani’de olup bitenler, ne yapılması gerektiği, önerilerimi, tek tek sıraladım. Kobani’ye niye Türkiye’nin destek olması gerektiğini anlattım. Kendisi de özetle şunu ifade etti: ‘Bizim hakkımızda, öyle IŞİD’e destek olan hükümet algısı oluştu, bunu düzeltmemiz lazım.’ Dedim ki, ‘Bu algıyı oluşturan biz değiliz, bütün dünya bunu bu şekilde algıladı artık, bu algıyı yaratan HDP değil’. ‘Doğru’ dedi, ‘Siz değilsiniz, ama bu algının kırılması lazım, bizim böyle bir IŞİD’e desteğimiz yok, Kürtler bizim kardeşimiz. Kobani’ye her türlü desteği yapmaya hazırız ne istiyorlarsa’ diye ifade etti.”

DEMİRTAŞ: O GÖRÜŞMEDEN SONRA BİR UZLAŞIYA VARDIK

Demirtaş duruşmanın devamında, Davutoğlu ile yaptıkları görüşmenin ardından ortak bir karar ile açıklama yaptıklarını belirterek şunları anlattı:

“Karşılıklı gerilimlerin de olduğu bir toplantıydı, ama nihayetinde şöyle bir uzlaşıya vardık o dönem Ahmet Davutoğlu hocayla: ‘Ben’ dedim, ‘Başbakanlık çıkışında bir açıklama yapacağım, diyeceğim ki, görüşme çok olumlu geçti, teşekkür edeceğim ve hükümetin yaklaşımı çok olumludur, inanıyorum ki, bütün bu krizler, sorunlar çözülecek’. Çünkü çözüm süreci bitmek üzere, öyle bir tıkanmış ki, Kobani’ye kilitlenmiş. Hükümet gerekli duyarlılığı gösterecek, oradaki Kürtlerle de diyaloğa geçecek ve bu sorun kısa sürede çözülecek. Bütün mesele şudur: Kobani IŞİD’in eline geçebilir sonuçta, ama Türkiye buna göz yumdu ve öyle oldu şeklinde bir realiteyi biz kamuoyunun huzurunda gerçekleştirmemeliyiz. Türkiye destek olsun, IŞİD yine orada Kobani’yi ele geçirirse bilemeyiz. Ama nihayetinde Ankara’nın göz yumması hatta dolaylı destekleriyle oldu denmesin.

DEMİRTAŞ: “DAVUTOĞLU, NE GEREKİYORSA YAPACAĞIZ” DEDİ

‘Tamam, biz iki şey yapacağız’ dediler. ‘Birincisi Salih Müslüm’ü hemen davet edeceğiz Türkiye’ye, kendisiyle görüşeceğiz, talepleri nedir, beklentileri nedir? Kendileriyle tartışacağız.’ İki gün sonra Salih Müslim Türkiye’ye geldi. Ankara veya İstanbul’da, hatırlamıyorum basında vardır, görüşme gerçekleştirdi Dışişleri Bakanı Müsteşarı’yla. Detaylarını ben bilmiyorum, fakat beklentilerini ifade ettiler. Ahmet Davutoğlu aynen şu şekilde, o görüşmemizde de bana ifade etmişti, bizim de onlardan taleplerimiz var, onların da bizden talepleri var, daha önce de görüşmüştük, uzlaşacağımızı düşünüyorum, biz ne gerekiyorsa yapacağız.

Talep şu: Türkiye’den silah istemiyorlar, askeri destek istemiyorlar, o sırada Nusaybin’in karşısındaki Qamişlo’da kendilerinin 20-30 araçlık bir konvoyu var, yardım konvoyu. IŞİD o ara bölgeyi kontrol altına aldığı için Suriye topraklarından Kobani’ye ulaşamıyorlar, Türkiye’den bir koridor açmasını istiyorlar. Yani o konvoy Qamişlo’dan Nusaybin’e girecek, Türkiye sınırları içerisinden yaklaşık 100-150 km yol katederek Suruç’a gelecek, Suruç’tan Mürşitpınar sınır kapısından Kobani’ye gidecek. Talepleri bu, başka bir talepleri yok.

Bunun üzerine Ahmet Davutoğlu bana aynen şunu söyledi. Dedi ki, Selahattin Bey, ‘Bu devlet Kürtlerin de devletidir, bunu gösterin, buna ihtiyaç var, tam zamanı’ dedi. Dedi ki, ‘Ben Hakan Fidan’a talimat vereceğim, bu konvoyun geçişi için ne gerekiyorsa derhal yapsınlar, sizin de parti arkadaşlarınız bu konuda yardımcı olsunlar.’ Ben de dedim ki onun yanında, Sırrı Süreyya Önder arkadaşımı görevlendireceğim. Kendisi Suruç’a geçsin, Urfa milletvekillerimiz ile birlikte, sessiz sedasız bu yardım konvoyunun Türkiye üzerinden Kobani’ye geçişini planlasınlar.

DEMİRTAŞ: UZLAŞTIK VE TEŞEKKÜR KONUŞMASI YAPTIM

Uzlaştık, tamam. Çıktıktan sonra hükümete teşekkür açıklaması yaptım, partiye döndüm. Hatta partide gerilim o kadar fazlaydı ki, partideki birçok arkadaşım beni eleştirdiler, MYK üyeleri, eş genel başkan yardımcıları dediler ki, ‘Ya sen niye hemen teşekkür açıklaması yaptın, ne oldu da hükümeti bu kadar eleştirirken’. Selma hanımla birlikte anlattık, dedik ki ‘Siyaset risk almayı gerektirir. Biz bir uzlaşma arıyoruz, uzlaşma dili kullanmamız lazım. Sonuçta bu krizin çözülmesi, çözüm sürecinin devam etmesi lazım. Şöyle şöyle uzlaşmalara vardık, onlar PYD ile görüşecekler, ama biz de hükümetin zora girmeyeceği şekilde o konvoyun geçişine yardımcı olalım. Basın huzurunda davul zurnayla olmasın, hükümeti zora sokacak bir şey olmasın’. Yanılmıyorsam arkadaşlarım dört gün Urfa’da beklediler, her gün mütemadiyen beni aradılar, arayan yok hükümetten, soran yok, valiyle kaymakamla görüşüyoruz kimsenin bilgisi yok.

6 Ekim akşamı olağanüstü MYK toplantımız vardı. Tek gündem Kobani değildi, başka gündemlerimiz de vardı. Fakat biz o toplantıyı sürdürürken Suruç sınırındaki arkadaşlarımız aradı. Kimler vardı isim isim hatırlamıyorum, ama MYK’nın karar alma çoğunluğu vardı. Zaten resmi alınması gereken kararları deftere yazarız. Toplantı halindeyken Suruç’ta bulunan arkadaşlarımız bir MYK üyemizi aramış, demiş ki, Mürşitpınar sınır kapısı düşmek üzere, şimdi ne yapacağız? Başbakan konvoyun Türkiye topraklarından geçmesini kabul etti, ama Mürşitpınar kapısı düşerse o konvoyun artık geçme ihtimali de kalmayacak. Orada birkaç bin sivil kalmıştı, büyük bir çoğunluğu Türkiye tarafına alınmıştı. Onlar da birkaç saat sonra katledilmiş olacaktı.

12 dakika boyunca Başbakana durumu anlatmaya çalıştım. Tabii Ahmet Davutoğlu Hoca, öyle dinlemeyi çok seven, bilen biri değil. Daha çok konuşur. 12 dakikanın herhalde 3-4 dakikası ben konuştum, geri kalanında onu dinledim. Bana verdiği mesaj şuydu, aşağı yukarı, mealen: ‘Aldınız mı boyunuzun ölçüsünü? Bizsiz ne yapabilirmişsiniz? İşte böyle bize muhtaç olursunuz. Ortadoğu’da bizsiz yaprak kımıldamaz. Kürtler bizsiz hareket ederse, başlarına bu gelir. Hadi bakalım şimdi ne yapıyorsunuz.’ Mealen buydu.

DEMİRTAŞ: DAVUTOĞLU ORTADOĞU FATİHİ EDASINDAYDI

İnanamadım. 6 gün önce konuştuğum Davutoğlu bu muydu, inanamadım. ‘Ya ne diyorsunuz Sayın Başbakan’ dedim. ‘Biz ne konuştuk, nereden nereye geldik, siz 6 gündür ne tartıştınız kendi içinizde? O konvoyun oradan geçmesini beklerken, siz bana neler söylüyorsunuz?’ ‘Böyle Selahattin Bey’ dedi. ‘Yarın olsun, bir bakarız, yarın değerlendiririz’ dedi. Dedim ki, ‘Basite alıyorsunuz. Bakın, insanlar sizden destek bekliyor. Ben çıktım, size teşekkür ettim. Destek olacağınızı açıkladınız. PYD Eşbaşkanı’nı çağırıp burada görüştünüz, bir uzlaşmaya vardınız. Yapmayın. Mesele çok kritik, bu kadar basite almayın. Lütfen bu akşam, boş bir kamyon bile olsa oraya gönderin, orada olacak şeylerin sorumluluğu çözüm sürecini berhava etmesin.’ Ahmet Davutoğlu, Ortadoğu fatihi edasıyla ne haliniz varsa görün havasındaydı. Telefon görüşmesi bitti ve moralim bozuk bir şekilde toplantıya geri döndüm, arkadaşlara anlattım. ‘Budur’ dedim. Arkadaşlar da dedi ki, ‘Biz de bu arada yazılı kısa bir açıklama yapmışız.’ Davaya konu açıklama budur. Bir anayasal haktır, demokratik protesto hakkı. Bunun kullanılması konusunda, daha doğrusu hükümete siyasi olarak tavır koyduğumuz konusunda.”

DAVUTOĞLU: 7 HAZİRAN SONRASI HDP’NİN TAVRI DEĞİŞTİ

6-7 Ekim olayları öncesi ve sonrasında Davutoğlu ile Demirtaş’ın karşılıklı anlattıkları bu şekilde.

Davutoğlu, 7 Haziran seçimleri sonrası HDP’nin tavrında büyük bir değişiklik olduğunu öne sürüyor. Kendilerinin iktidardan düşmesi ile birlikte HDP’nin farklı bir politika hayata geçirmeye çalıştığını belirten Davutoğlu dün akşamki yayında şunları söyledi:

“7 Haziran (2015) sonrasında ise açık söyleyeyim HDP kanadında tam bir küstahlık hâkim oldu. Nasıl olsa AK Parti’nin Meclis’te çoğunluğu yok. Kırılgan bir yapıdalar diye. Arka arkaya gelenlere bakın. 11 Temmuz’da PKK açıklaması var, ‘çatışmasızlık dönemi bitmiştir’ diye. 13 Temmuz’da halkı direnişe çağıran açıklamaları var. Ve HDP bunlara karşı bir şey söylemiyor, bu terör çağrılarıyla arasına mesafe koymuyor. Yine de 15 Temmuz’da ben HDP’yi ziyaret ettim. CHP ve MHP’yi ziyaret ettiğim gibi. Ve orada da kendilerine söyledim, ‘bakın bu gidiş gidiş değil’ diye… ‘Eğer bu hükümetin çoğunluğu yok dolayısıyla biz istediğimizi yaparız diye düşünüyorsanız, 6-8 Ekim olayları gibi şeyler yaşatmayı düşünüyorsanız bakın ben bir dakika bile bu ülkede başbakanlık yaparsam onun hakkını veririm ve bir daha bu ülkede kamu düzeninin bozulmasına izin vermem’ dedim kendilerine. Baktım ki HDP’de istediğimizi yaparız havası var. 15 Temmuz’da bunu konuştuk. 20 Temmuz’da Suruç saldırısı oldu, 21 Temmuz’da Adıyaman’da bir askerimiz şehit edildi PKK tarafından. 22 Temmuz’da DEAŞ bir askerimizi şehit etti sınırda. 22 Temmuz’da Ceylanpınar’da iki polisimizin şehit edilmesi sonrasında o tarihte terörle mücadele talimatı verdik. Ve o mücadeleye katılan herkes bilir ki talimatım açıktı: ‘Demokratik hukuk devleti içinde mücadele verilecek ve hiçbir sivile zarar verilemeyecek’ dedim.”

O tarihin üzerinden 5 yıl gibi bir süre geçti ancak Davutoğlu ve Demirtaş’ın o sürece ilişkin söyledikleri kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. Özelikle Davutoğlu’nun Gelecek Partisi’ni kurmasından sonra HDP ve Demirtaş’ın bu yönde Davutoğlu’na ilişkin eleştirileri de artarak devam etti.

Son Haberler

CHP’li Altay, TSK üzerinden CHP’li Başarır’a gösterilen tepkilere cevap verdi: Çaresizliğin son hali

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır'ın Tank Palet'in Katar'a satılmasına ilişkin olarak "Cumhuriyet tarihinde ilk kez devletin ordusu Katar'a...

Sancar: Reform açıklamaları ile baskılar da arttı

Mithat Sancar, “Bir iktidar, Kürt sorununu şiddet ve güvenlik politikalarıyla çözmeye niyetlenirse, her şeyden önce kendisi çözülmeye başlar” dedi. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar,...

İBB, kayıp eşyaları sahiplerine e-Devlet üzerinden ulaştıracak

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı İETT, toplu taşıma ve duraklar unutulan eşyaları e-Devlet sistemine kaydedecek, eşyaları sahipleriyle buluşturacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), toplu taşıma araçlarında, durak...

Akar’dan CHP’li vekile tepki: Bu açıklamaların hesabını soracağız

CHP’li vekilin TSK'ya ilişkin sözleri ile ilgili bir açıklama da Milli Savunma Bakanı Akar'dan geldi. Akar açıklamasında 'Şahsi ihtiras ve hevesleri için kahraman, fedakar...

Çok Okunanlar

Akar’dan CHP’li vekile tepki: Bu açıklamaların hesabını soracağız

CHP’li vekilin TSK'ya ilişkin sözleri ile ilgili bir açıklama da Milli Savunma Bakanı Akar'dan geldi. Akar açıklamasında 'Şahsi ihtiras...

Bilim Kurulu Üyesi Kayıpmaz: Ben inaktif aşı olmayı tercih ederim

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, “Hangi kan grubu olursa olsun, her ne kadar...

“Koronavirüs aşısı ücretsiz olsun” önergesi AKP ve MHP tarafından reddedildi

HDP'nin dün komisyonda koronavirüs aşısının ücretsiz olması için verdiği önerge, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. HDP, koronavirüs (Covid-19) aşısının herkese...

Din görevlileri, Diyanet’in ‘maaş genelgesi’ne tepki gösterdi

Diyanet İşleri Başkanlığı, personeline maaş ve ücretlerini faizsiz finans kurumundan alma şartı getirdi. Görev yaptıkları şehirlerde katılım bankası olmayan...

Maradona’nın servetiyle ilgili açıklama

Dünya futbolunun gelmiş geçmiş en iyi '10 numarası' Arjantinli Diego Armando Maradona'nın neredeyse hiç parasının kalmadığı öne sürüldü. Arjantinli efsane...

DEÜ Rektörü, AKP’li eski belediye başkanını müdür olarak atadı

Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Nükhet Hotar'ın 2014- 019 yılları arasında Selçuk ilçesinde belediye başkanlığı yapan AKP’li Dahi Zeynel Bakıcı’yı...

22 yaşındaki hemşire koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti

Kütahya'da 22 yaşındaki hemşire Hasan Baştuğ, koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Kütahya'da özel bir hastanede çalışan 22 yaşındaki hemşire Hasan Baştuğ,...

İçişleri Bakanlığı’ndan hafta sonu uygulanacak sokağa çıkma kısıtlamasına dair açıklama

İçişleri Bakanlığı tarafından hafta sonu uygulanacak olan sokağa çıkma kısıtlamasına yönelik yapılan açıklamada "28 Kasım Cumartesi günü saat 20:00’den...

İranlı bilim insanı Muhsin Fahrizade, suikast sonucu öldürüldü

İran’ın nükleer alanındaki en önemli bilim insanlarından biri olan Muhsin Fahrizade Mahavadi öldürüldü. İran'ın nükleer programının mimarlarından olduğu söylenen İranlı...

2020-KPSS ortaöğretim soru kitapçığı ve cevap anahtarı yayılandı

ÖSYM, 2020 Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) ortaöğretim oturumunun temel soru kitapçığı ve cevap anahtarının yayınlandığını duyurdu. Ölçme Seçme ve...

Gözden Kaçmasın