23 Ekim 2020, Cuma

Demirtaş: İttifak olmadan seçim kazanılır ama demokrasi kazanılmaz

HDP’nin tutuklu eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, gazeteci Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtladığı mektubunda, “İttifak olmadan seçimi kazanabilirsiniz ama demokrasiyi kazanamazsınız” ifadelerini kullandı.

HDP’nin tutuklu eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Ruşen Çakır’ın sorularına verdiği yanıtlarda, demokrasi için ittifakın bir gereklilik olduğunu belirtti.

SEÇİM BELKİ KAZANILIR AMA DEMOKRASİ KAZANILAMAZ

Tutuklu siyasetçi Selahattin Demirtaş, cezaevinden gazeteci Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtladı. Bir önceki mektubunda bahsettiği ittifak modeline dair konuşan Demirtaş, “Demokratik bir topluma ulaşabilmenin ilk adımları bunu kimlerle, hangi yöntemlerle, hangi ilkelerle yapacağımızı belirleyip hayata geçirmektir. Yani demokrasi ittifakı olarak sunduğum tartışma taslağı, gelecekte bir demokrasi kurmanın ön koşuludur, olmazsa olmazıdır. Benim sözünü ettiğim ittifak ve mücadele birliği kurulmadan da seçim kazanılabilir belki ama demokrasi kazanılamaz. Ben seçim kazanmanın tek başına demokrasiyi getirmeyeceğini anlatmaya çalışıyorum. Seçimi, hangi ilkeler ve amaçlar etrafında yürüttüğünüz mücadeleyle kazandığınız da önemlidir” dedi.

“AKP’DEN SONRA EN DEMOKRATİK SEÇENEĞİ ÇIKARMAK ÖNEMLİ”

Ruşen Çakır’ın AKP sonrasına dair bir önceki mektubundaki sözleri hatırlatması üzerine cevap veren Demirtaş, “Her iktidarın bir ömrü vardır. Zamanla yıpranırlar ve halkın desteğini kaybederek iktidardan düşerler. Bu durum AKP için de geçerlidir. Ama önemli olan, AKP’nin siyasi miadını doldurmasını beklemek, bu zaman içinde de zulümlere ve tahribatlara seyirci kalmak yerine, demokrasi mücadelesini büyüterek iktidar değişimini zorlamaktır. Yani sandıktan sadece AKP’nin yerine herhangi bir iktidar çıkarmak yerine, olabilecek en demokratik seçeneği çıkarabilmektir, asıl başarı. Ayrıca demokrasi mücadelesi, geniş toplumsal kesimlerin desteğini alır ve kitleselleşirse seçim de bir an önce yapılır ve değişim daha erken başlar. Böylece zulmün yaratacağı daha fazla tahribatın da önüne geçilmiş olur. AKP’nin kendiliğinden gitmesini beklemek yerine, mücadeleyi ve demokratik güç birliğini, ittifakı büyütelim diyorum” ifadelerini kullandı.

“TÜM MUHALEFET YAN YANA GELMELİ”

İttifak için bir araya gelecek olan öznelerin siyasi farklılıklarının ayrışmaya neden olmaması gerektiğini söyleyen Demirtaş, “Ben muhalefet cephesinde hiçbir ayırım yapılmadan, ön şart ve ön yargılara teslim olunmadan herkesin demokrasi ilkelerinde buluşması gerektiğine inanıyorum. Yoksa bagajı, eleştirel geçmişi olmayan siyasetçi ya da parti var mı ki? Bence tüm siyasetçiler olarak geçmişimize özeleştirel yaklaşarak geleceğe odaklanmamız dışındaki her türlü yol, muhalefete kaybettirir. Yaşanan sorunların büyüklüğünü, yakıcılığını, aciliyetini görerek her siyasetçi, demokrasi için yan yana durmak zorundadır. Bunu yapmayan veya yapamayanları halk da tarih de affetmez” şeklinde konuştu.

“İLKESEL İŞBİRLİKLERİNE AÇIK OLMALIYIZ”

Çakır’ın Ahmet Davutoğlu ile Demirtaş arasındaki ayrıma işaret etmesi üzerine cevap veren Demirtaş, “Sayın Davutoğlu ile siyasi duruşumuz, birçok meseleye bakış açımız elbette ki farklıdır. Hiçbir zaman da aynı olmayacağından eminim. Fakat şu yaşadığımız derin trajediden çıkmak için demokrasi ilkeleri etrafında yan yana gelinip konuşulması, halkın özgür yarınları için, huzuru ve refahı için kesinlikle katkı sağlayıcı olacaktır. Ben bu gibi durumlarda, acı çeken, bedel ödeyen kesimleri düşünerek hareket etmeyi tercih ediyorum. Eğer bir çözüm imkanı varsa onu değerlendirmek ve halkın acılarını dindirmek siyasetçinin görevidir. Yoksa siyasetçiler kişisel kin veya intikam duygularıyla hareket ederlerse bu sadece halkın ödediği bedelleri arttırır. Bunu söylerken, geçmişle yüzleşmeyi bir kenara atalım demiyorum, bunu kişiler üzerinden yapmayalım diyorum. Zulme karşı en büyük intikam; demokrasiyi, barışı ve özgürlükleri kazanmaktır. Siyasetçi de bunu başardığı oranda temsil ettiği kitlelere karşı ahlaki sorumluluğunu yerine getirmiş olur. Ben halkımızın çok fazla acı çektiğini, çok bedel ödediğini düşünüyorum. Tüm sorunlarımızı adım adım hal yoluna koymanın zamanı çoktan geldi. Bunun için de ilkesel iş birliklerine, diyaloglara açık olmak zorundayız” dedi.

“HER CÜMLEMDE KÜRT İFADESİ GEÇMEK ZORUNDA DEĞİL”

Demirtaş’ın T24’te kaleme aldığı yazıda 19 kere ‘palementer’ kelimesinin geçtiğini fakat ‘Kürt’ kelimesinin hiç geçmediğini ve bu yönde eleştiriler olduğunu hatırlatan Çakır’a cevap veren Demirtaş, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem önerisi doğrudan Kürt sorununun çözümüne dair bir rapor ya da yol haritası değil ki. Tüm sorunların ve elbette Kürt sorununun da demokrasi içinde çözümüne imkan sunacak bir “devlet yönetimi modeli” önerisidir. Dolayısıyla bu eleştirileri çok da anlamlandıramadım. Ben Kürt bir siyasetçiyim diye veya Kürt sorununun çözümünü en çok benim de içinde bulunduğum siyasi çizgi dillendiriyor diye yazıp konuştuğum her şeyde ille de Kürt sözcüğü geçmek zorunda mı? Kürt demem gerektiğinde bunu yazmaktan da söylemekten de çekinecek değilim herhalde. Bu bir utanç olurdu. Bununla birlikte, ayırımsız herkes için yararlı olacağına inandığım bir öneriye de sırf “Kürt” kelimesi geçsin diye “Kürt” yazacak da değilim. Kürt halkının dil, kültür, yönetim, ekonomik tüm sorunları hem Türkiye’nin genel demokrasi sorununun bir parçasıdır hem de devletin resmi politikalarında köklü bir değişim gerektiğinden, siyasal bir sorundur. Demokrasinin gelişmesi siyasal sorunların çözümünü kolaylaştırır. Mesele budur” ifadelerini kullandı.

“AKŞENER’İN KAPISINI ÇALAR ‘KAHVALTIYA GELDİK’ DERDİM”

Önerdiği parlementer sisteme dair derdinin bir model sunmak değil tartışma başlatmak olduğunu söyleyen Demirtaş, “Ben, hapishanedeki siyasetçi bir rehine olarak dışarıya bir tartışma metni sundum sadece. Bunu eksiğiyle, gediğiyle tartışıp geliştirmek, hayata geçirmek dışarıdakilerin işidir. Ben buradan kimse adına karar da veremem pratik siyasete müdahale de edemem. Bunun için pozisyonum da imkanım da yok. Dolayısıyla “nasıl” sorusunun pratikteki cevabını dışarıdaki siyasetçiler bulacak. Ben elimden gelen desteği sunarak kolaylaştırıcı olabilirim ancak. Örneğin, siyasi amaçla bir araya gelmeden önce tüm liderler, sırf aile ziyareti kapsamında ve insani ilişki çerçevesinde, bir kahvaltı için herhangi bir liderin evinde buluşarak birbirlerini daha yakından tanımaya, daha iyi anlamaya gayret edebilirler. Mesela ben dışarıda olsaydım bir sabah Başak ile birlikte Meral Hanım’ın kapısını çalar ve “Kahvaltıya geldik” derdim” dedi.

“HDP’Yİ DİNLEDİKLERİNDE BİR ŞEY KAYBETMEZLER”

HDP’ye yönelik ‘terörle arana mesafe koy’ baskısını da ele alan Demirtaş, “Askeri yöntem dışında bir yol önermeyenler barışa nasıl katkı sunabilirler ki? “HDP terörle arasına mesafe koysun, terörü kınasın” dayatması yerine bence, “Şiddetin nihai olarak sonlanması için HDP’nin önerilerini dinlemek ve değerlendirmek istiyoruz” demeliler. Bundan bir şey kaybetmezler. Aksine, Türkiye toplumunun yararına olur bu. Çünkü HDP siyasi gücünü, halktan aldığı siyasi desteği siyasi çözüm ve barış için kullanmak istiyor ama ısrarla HDP’yi “kınama, mesafe koyma” kıskacında tutmaya çalışıyorlar. Bunun kimseye yararı yok, hiçbir sorunu da çözmüyor. HDP’nin şiddetle, silahla hiçbir bağı yok, olamaz da. Ancak HDP’nin “terörle mücadele” yöntemi dışında başka bir çözüm önerisi var, o da siyasetçiler olarak yan yana gelip sorunu konuşarak çözmek, parlamentoda çözmektir. Diğer siyasi partilere düşen şey HDP ile diyaloğa açık olmak ve barış siyasetine kulak vermektir. HDP’ye de barış konusunda daha ikna edici, daha somut, daha kucaklayıcı bir politikayı hayata geçirmek ve bunun dilini, pratiğini kurmak düşer. O zaman farklı siyasetlerin toplumun geleceği için yan yana gelmesi daha mümkün, daha kolay olur” şeklinde konuştu.

“HDP GÜCÜNÜN FARKINDA DEĞİL”

HDP’nin kendi politik gücünü çözüm için daha etkili kullanabileceğinin altını çizen Demirtaş sözlerini şu şekilde sonlandırdı:

“Buna, en başta kendimi de dahil ederek katılıyorum. HDP olarak gücümüzün farkında değiliz. Gücümüzü çözüm siyaseti için yeterince kullanamıyoruz. HDP yönetimi barış için de, tüm sorunlara siyasi çözümler için de daha fazla inisiyatif geliştirebilmelidir, kendilerine güvenleri tam olmalıdır. Halk onlardan, öncelikle barış siyasetini büyütmelerini ve mutlaka bir çözüm yolu açmalarını bekliyor. Türk’ü de Kürt’ü de HDP’den haklı olarak bunu istiyor ve bekliyor. HDP yönetimi de bunu başaracak birikime, deneyime ve kadroya sahiptir. Barış siyaseti; şiddeti, ekonomik sorunları, adaletsizliği, demokrasiyle ve özgürlükle ilgili sorunları birbirleriyle bağlantılı, ama adım adım çözmeyi hedefleyen, ilgili aktörleri ve muhatapları en gerçekçi çerçevede çözümün parçası haline getiren bir yol haritası içermelidir. Görebildiğim kadarıyla HDP, zorlansa da bunu yapmaya çabalıyor, bunun için büyük emek harcıyor. Tüm saldırılara, kışkırtmalara ve provokasyonlara rağmen HDP’nin bundan vazgeçmemesi son derece değerli ve önemlidir. Bu noktada HDP’nin hakkını teslim etmek gerekir.”

Son Haberler

2021 yılında vergi ve ceza yağacak

Hükümet sadece trafik cezalarından 2021’de 6 milyar 23 milyon lira toplamayı hedefliyor. Toplam 19 milyar 206 milyon liralık cezanın 7.6 milyar lirasını vergi cezaları...

Çukurova Belediye Başkanı Çetin koronavirüse yakalandı

Adana'da Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, koronavirüs testinin pozitif çıktığını duyurdu. Koronavirüs salgınının ilk görüldüğü günden bu yana aralıksız çalışmalara ve vatandaşlarla görüşmelerine devam ettiğini belirten...

İstanbul’da fabrika ve servis araçları denetlendi

İstanbul Valisi Yerlikaya, kentte 2 bin 610 fabrika ve işletme ile 1113 personel servisinin denetlendiğini duyurdu. İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, 21...

“İmamoğlu, İstanbul için düzenlenen koronavirüs toplantısına davet edilmedi”

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın salgının İstanbul'daki seyri için yaptığı toplantıya İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun davet edilmediği aktarıldı. CHP ise, "Fahrettin Koca, sağlığı...

Çok Okunanlar

İstanbul için yeni salgın tedbirleri kararlaştırıldı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, İstanbul'daki Covid-19 vaka sayısının Türkiye genelinin yüzde 40'ına, Ankara'nın 5 katına ulaştığını açıkladı. Sağlık Bakanı Fahrettin...

Çocuğa cinsel istismarda bulunan Metro Turizm muavini tutuklandı

Metro Turizm'in yolcu otobüsünde seyahat eden 17 yaşındaki E.H. isimli çocuğu istismar eden muavin Hüseyin Ç., Keşan ilçesinde polis...

Koronavirüs aşı deneylerine gönüllü katılan doktor hayatını kaybetti

Oxford koronavirüs (Covid-19) aşı denemelerine katılan Brezilya'dan bir gönüllü doktorun yaşamını yitirdiği açıklandı. Brezilya Ulusal Sıhhi Gözetim Ajansı, Oxford koronavirüs...

Erdoğan karar verdi: Dokuz ilde ‘acele kamulaştırma’ kararı

Ankara, İstanbul, Hatay, Gaziantep, Mersin, Kilis, Kastamonu, Diyarbakır ve Amasya'da gerçekleştirilecek enerji projeleri için bazı taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar...

Kardeşi tarafından öldürülen Melek Aslan’ın cenazesini ailesi reddetti

Diyarbakır'da kardeşi Mustafa Aslan tarafından öldürülen Melek Aslan'ın cenazesi ailesi tarafından teslim alınmadı. Diyarbakır'da kardeşi Mustafa Aslan tarafından öldürülen Melek Aslan'ın cenazesi ailesi...

Ermenistan ordusu Serdar Ortaç’ı “öldürdü”

Ermenistan Kamu Radyosu internet sitesinde yayınlanan 'Günlere göre öldürülen Azerbaycan askerlerinin sayısı' başlıklı haberinde popçu Serdar Ortaç'ın fotoğrafını kullandı. Azerbaycan...

Metro Turizm’de 17 yaşındaki çocuğa cinsel istismar

Metro Turizm’e ait otobüste seyahat eden 17 yaşındaki çocuk, yan koltukta kendisini izleyerek cinsel istismarda bulunan muavini cep telefonuyla...

Bakanlıktan “Türkiye’de sokağa çıkma yasakları gelebilir” iddialarına yanıt

İçişleri Bakanlığı Sözcüsü ve Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, "Bugün Reuters kaynaklı 'Türkiye'de sokağa çıkma yasakları gelebilir' haberi tamamen asılsızdır"...

Bilal Erdoğan radyoculuk günlerini anlattı: Devam etseydim radyoculara ekmek kalmazdı

Erdoğan'ın oğlu ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, radyo programcılığı yaptığı günleri anlattı. Erdoğan, kendisine "Devam etseydiniz" diyen...

İspanya’da sağlık çalışanlarından çıplak protesto

Madrid ve Barcelona'da sağlık çalışanları, koronavirüs salgınından dolayı çalışma şartlarının zorlaşmasını protesto etti. Sağlık çalışanlarının bağlı olduğu 4 sendikanın çağrısıyla,...

Gözden Kaçmasın