İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin yaptığı açıklamalarda, “Eğer devlet akılla, liyakatle yönetilirse, eğer devleti çalmayan, çaldırmayanlar yönetirse, eğer devleti yönetenler, eşi dostu yandaşı kenara bırakıp, 83 milyon için ter dökerse, Türkiye’nin büyük bir kalkınma yaşaması kaçınılmazdır” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Akşener, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin yaptığı açıklamalarda, “Eğer devlet akılla, liyakatle yönetilirse, eğer devleti çalmayan, çaldırmayanlar yönetirse, eğer devleti yönetenler, eşi dostu yandaşı kenara bırakıp, 83 milyon için ter dökerse, Türkiye’nin büyük bir kalkınma yaşaması kaçınılmazdır” ifadelerini kullandı. Akşener’in konuşmasından öne çıkan başlıklar şu şekilde:

MARAŞ KATLİAMI ANMASI: “BİZ HER DAİM BİR ARADA YAŞAMAYI SAVUNACAĞIZ”

“Bu hafta, Maraş katliamının yıldönümü. Yitirdiğimiz vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. Yani insan hafızası unutur ama bazı şeyler asla unutulmamalıdır. Ülkeyi felaketin eşiğine getiren olaylar, asla unutulmamalıdır. Bu olaylara sebep olan süreçler, asla unutulmamalıdır. Çünkü, biz kavgalardan yana değiliz. Çünkü, biz bu kavgalardan artık bıktık, bu kavgalardan artık usandık. Siyasi rant için kavga çıkaranlardan artık tiksindik! İsteyen istediğini söylesin. Nefret ve düşmanlığa karşı, Biz her daim, saygıyı ve dostluğu savunacağız. Ayırmaya, ayrıştırmaya çalışanlara karşı, biz her daim, bir arada yaşamayı savunacağız.”

DIŞ POLİTİKA: “VİZYONSUZLUĞUN SONUCUDUR”

“Devlet yönetmek ciddiyet ister. Şartlara göre pozisyon almak başkadır, dayatılan her şartın şekline girmek başkadır. Hep uyardık, ‘Diplomasi kurumsal bir disiplinle yürütülmelidir’ dedik. ‘Eşi dostu büyükelçi yapmakla bu işler yürümez, işi ehline, liyakatli kadrolara bırakın.’ dedik. ‘Büyükelçilik, şahsa sadakatin karşılığında dağıtılacak bir ödül değil, tecrübe isteyen, ilim-irfan isteyen kıymetli bir makamdır’ dedik. Dinlemediler. Bildiklerini okumaya devam ettiler. Nitekim, bugün geldiğimiz noktada Amerika Birleşik Devletleri’nin, S-400’ler nedeniyle aldığı yaptırım kararı. İşte bu vizyonsuzluğun sonucudur. Bizim için milli bir mesele olan İdlib’deki gözlem noktalarımızın, iktidar ve küçük ortakları tarafından, sessizce terkedilmiş olması. İşte bu beceriksizliğin sonucudur.”

“YÖNETME SORUMLULUĞUNU ASLANLAR GİBİ ALACAĞIZ”

“Doğu Türkistanlı kardeşlerimize zulmeden Çin’e, tek bir söz söyleyememek, işte bu kifayetsizliğin sonucudur. Tepeden tırnağa haklı olduğumuz Doğu Akdeniz’de ,’Sana ne?’ diye posta koydukları Avrupa Birliği’nden, arabuluculuk istemek zorunda kalmak. İşte bu cehaletin, bu iş bilmezliğin sonucudur. Ülkemizi yönetenlerin yetersizliğinin sonucu da olsa, İYİ Parti olarak, Türkiye’ye yöneltilen her tehdidin, her yaptırımın, her düşmanca adımın karşısındayız. Çünkü Ak Parti iktidarının, haklı olduğumuz konularda bile, bizi haksız duruma düşürmeyi becerebilen akılsızlığının faturasının, milletimize ve kurumlarımıza çıkarılmasına göz yumamayız. Darbe meraklısı, vesayetçi Dışişleri Bakanı inanmak istemese de; Milletimiz, sandıkta yetkiyi bize verdiği vakit, yönetme sorumluluğunu aslanlar gibi alacağız.”

2021 BÜTÇESİ: “İÇİNDE MİLLET OLMAYAN BU BÜTÇEYE ‘HAYIR’ DEDİK”

“İYİ Parti olarak, mecliste milletvekillerimizle, memleketin dört bir yanında, iyi ve cesur kadrolarımızla, içinde Millet olmayan bu bütçeye “hayır” dedik. Hayır demekle kalmadık, kalem kalem, doğrusunun ne olması gerektiğini söyledik. Milletimizin dertlerine derman olacak, esnafımıza, çiftçimize, emekçimize nefes aldıracak somut öneriler getirdik. Bütün önerilerimiz, Tek önceliği sefa sürmek, eşi dostu zengin etmek olan iktidarın, bir kulağından girdi, diğerinden çıktı. Ülkemiz açısından çok zorlu geçen bir yılı geride bırakıyoruz.”

“KENDİLERİNE BALLI BÖREK, VATANDAŞA KURU EKMEK”

“2020’de en çok ne yaptınız diye sorsalar? İlk söylenecek sözlerden biri “Tasarruf yaptık.” olurdu. Hepimiz tasarruf yapmak zorunda kaldık. Ev kadınlarımız tasarruf yaptı. Gençlerimiz tasarruf yaptı. Çalışanlarımız, emeklilerimiz tasarruf yaptı. Esnaflarımız tasarruf yaptı. En küçüğünden en büyüğüne, tüm işletmelerimiz tasarruf yaptı. İşini kaybedenler, iş bulamayanlar, tasarruf etmenin yanında, desteklerle ayakta kalmaya çalıştı. İşte o nedenle, benim de 2021 yılı bütçesinden en büyük beklentim oydu: Tasarruf. Çünkü; Bütçe millet için yapılır. Milletin refahı için yapılır. Millet tasarruf ediyorsa, hükümetin de tasarruf etmesi gerekir. Olması gereken budur. İşte o nedenle;83 milyon tasarruf ederken, Hükümetin de, 18 yıldır yaptıklarını yapmaktan, har vurup harman savurmaktan vazgeçeceğini ümit ettim.83 milyondan utanacaklarını ümit ettim. Utanmadılar. Önümüze böyle bir bütçe koymaktan zerre sıkılmadılar. 2021 yılı bütçesinin özeti şudur: ‘Kendilerine ballı börek, vatandaşa kuru ekmek’ Yazıklar olsun!”

“BU DÜZEN BÖYLE DEVAM EDEMEZ”

“Evine ekmek götüremeyen kardeşime, alay eder gibi, ‘al keyif çayı iç’ diyorlar. Bütçe yapmanın formülü aslında basittir. Ya gelirini artırırsın,Ya da harcamalarını kısarsın. Şirketlerimiz yıllardır giderlerini kısarak ayakta durmaya çalışıyor. Asgari ücretli çalışanlarımız, enflasyona karşı kemer sıkarak ayakta durmaya çalışıyor. Milletimiz, doğalgaz faturası vermemek için evde montla oturuyor, gece 2 kat yorganla yatıyor. Ev kadınlarımız, et yerine nohut alıyor, bulgur alıyor. Memlekette herkes, bir şekilde masraflarını kısıyor, ama bir tek, devleti yönetenler masraflarını kısmıyor. Mesela saray mensupları, lüks araç kiralamaktan vazgeçmiyorlar. Mesela, saray inşaatlarını, yazlık inşaatlarını, ballı yandaş ihalelerinin ödemelerini ertelemiyorlar. Mesela bakanlarımız, Kıbrıs’a 7 ayrı özel uçakla gitmekten utanmıyorlar ama iş milletimize geldiğinde, hep bir ağızdan, “acı reçete” diyorlar. Yandaşları zarar etti mi, devlet bankalarından kredi veriyorlar. Beş müteahhidin işleri ters gitti mi, borçlarını ödüyorlar. İcap etti mi, ihale arsızı adamların vergi borcunu bile siliyorlar ama iş milletimize geldiğinde, “kapat dükkanını, ne halin varsa gör.” diyorlar. Evine ekmek götüremeyen kardeşime, alay eder gibi, ‘al keyif çayı iç’ diyorlar. Böyle olmaz! Bu düzen böyle devam edemez!”

“SAYIN ERDOĞAN, MİLLET TASARRUF EDİYORSA SEN DE EDECEKSİN”

“Buradan Sayın Erdoğan’a sesleniyorum. Millet tasarruf ediyorsa, sen de tasarruf edeceksin. Millet zorluk çekiyorsa, sen de zorluk çekeceksin. Millet kemer sıkıyorsa, sen de kemer sıkacaksın. Bu kadar basit. 2021 yılı bütçesinde, tasarruf tedbirleri olmadığı gibi, ciddiyet de yok. Hedeflenen bütçe açığı 245 milyar lira. Yani bütçenin yüzde 18’i kadar açık var. Ayıptır. Hangi akla hizmet böyle bir bütçe yapabiliyorsunuz? Devlet yönetmekten bu kadar mı acizsiniz? Gerçeklikten bu kadar mı koptunuz?”

“DÜNYADA EN FAZLA KAMU İHALESİ ALAN ON ŞİRKETİN BEŞİ TÜRKİYE’DEN”

“Eğer devlet akılla, liyakatle yönetilirse, eğer devleti çalmayan, çaldırmayanlar yönetirse, eğer devleti yönetenler, eşi dostu yandaşı kenara bırakıp, 83 milyon için ter dökerse, Türkiye’nin büyük bir kalkınma yaşaması kaçınılmazdır. Bu şartlarda, İYİ Parti olarak biz bir bütçe yapabilseydik, emin olun, ortaya bambaşka bir Türkiye tablosu çıkardı .Bize bazen soruyorlar, “Bu 5 müteahhitten ne istiyorsunuz?” diyorlar. Oysa asıl sorulması gereken, onların bizden ne istediğidir. Dünya Bankası’nın bir raporu var. 2002-2020 yılları arasında, 137 ülkede, 6400 kamu ihalesini incelemişler. Dünyada en fazla kamu ihalesi alan, on şirketin beşi Türkiye’den. İşte bu beşli, memleketin hala peşini bırakmayan, o malum beşli. İşte bu beşli, 2021 yılında, milletin hazinesinden, en az 30 milyar lira ödenecek olan, o utanmaz beşli.”

“MİLLETİN PARASINI PEŞKEZ ÇEKMEZDİK”

“Eğer bütçeyi biz yapsaydık milletin parasını, Kamu Özel İşbirliği projeleriyle eşe dosta peşkeş çekmeyeceğimiz için, bu şirketlere, 30 milyar lira ödemek zorunda kalmazdık. Onun yerine, 24 buçuk milyar lirasıyla, 10 milyon evladımıza tablet dağıtır, eğitimden geri kalmasınlar diye, internet imkanı sağlardık. Yani, beş kodamanı değil, 10 milyon evladımızı düşünürdük. Kalan 5 buçuk milyar lirayla da, çiftçimizin, Tarım Kredi Kooperatifleri ve bankalardaki, takibe düşmüş borcunu öderdik. Böylece hem eğitimdeki uçurumu biraz olsun azaltırdık, hem de, çiftçimize kısa dönemde, biraz olsun nefes aldırırdık. Başka ne yapardık? Bakın, son açıklanan destek paketinde, esnafa reva görülen yardım, 4 milyar lira civarında. Bu para ne biliyor musunuz? Bu para, 2021’de, devletin faiz harcamalarına ayırdığı paranın 40’ta biri. Bu para, ülkemizin milli gelirinin binde biri bile değil. Bu para, bizi kıskandığı söylenen Almanya’nın, esnafı için ayırdığı paranın 70’te biri bile değil. Hatta bu para, sarayın yeme, içme ve danışman masrafı bile değil.”

“SARAYIN MASAFLARINI DÖRTTE BİRE İNDİRİP BU PARAYI ESNAFIMIZA DAĞITIRDIK”

“Biz olsaydık; Sarayın masraflarını dörtte bire indirip, bu parayı esnafımıza dağıtırdık. Sayın Erdoğan da bu dönemde, bir zahmet, daha az israf edip, daha az danışırdı ama esnafımız, biraz olsun nefes alırdı. Biz olsaydık; Doğru bir borçlanma stratejisi izleyeceğimiz için, faize 180 milyar lira ödemek zorunda kalmazdık. Faiz harcamamız, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçtiğimiz 2018 yılındaki gibi, en fazla 70 milyar lira olurdu. Böylece, aradaki farkın 70 milyar lirası ile, net 3 bin lira asgari ücret önerimizi gerçekleştirirdik. Hem çalışanlarımız daha çok kazanır, hem de işverenin sırtındaki yük azalırdı. Kalan 40 milyar lirayla da, çiftçilerimize yapılacak olan desteği iki kat artırır, bir milli güvenlik meselesi olarak gördüğümüz tarıma, daha fazla destek verirdik.”

“TÜRKİYE’NİN POTANSİYELİNE İNANIN”

“Tüm bunları gerçekleştirmek mümkün. Pandemi şartlarında dahi, bunları gerçekleştirmek mümkün. Buna inanın. Türkiye’nin potansiyeline, Türkiye’nin kudretine inanın ama her şeyden önce kendinize inanın. Çünkü biz, en zor şartlarda zincirlerini kırmayı başarmış, en zor zamanların üstesinden gelmeyi bilmiş, büyük bir milletiz. Çünkü biz, dünyanın en değerli topraklarıyla ödüllendirilmiş, kutlu bir milletiz. Güçlü, zengin ve mutlu bir Türkiye’yi inşa etmek için, ihtiyacımız olan her şeye sahibiz. Kaynaksa kaynak, insansa insan. Tek yapmamız gereken, bize verilen bu ödülün hakkını vermek. Hepsi bu. Allah’a, bu toprakları bize bahşettiği için, sadece duayla değil. Aynı zamanda çalışarak şükretmeliyiz. Her türlü hırsızlıkla, ahlaksızlıkla, yolsuzlukla mücadele ederek şükretmeliyiz. Hak yolunda, hakikat yolunda yürüyerek şükretmeliyiz.”