HDP’den 8 Şubat açıklaması: Yeni bir mücadele kampanyası başlatıyoruz

HDP Yerel Yönetimler Kurulu’nun düzenlediği eşbaşkanlarla online toplantıda konuşan HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, 8 Şubat tarihini işaret ederek yeni bir kampanya başlatacaklarını açıkladı.

HDP basın bürosu tarafından paylaşılan bilgilendirme notunda HDP Eş Genel Başkanları Buldan ve Sancar’ın açıklamalarına yer verildi. Pervin Buldan ve Mithat Sancar, 8 Şubat tarihini işaret ederek yeni bir kampanya başlatacaklarını açıkladı.

Açıklamada, “Önümüzdeki sürece ilişkin bir mücadele süreci programı hazırlanıyor. 8 Şubat’ta yeni bir mücadele programı ilan edeceğiz. Haklılığımız sürekli çeşitli alanlarda tescil edilmektedir. Bunların son örneği AİHM’in Demirtaş şahsında aldığı kararıdır, iktidar bunu uygulamayacağını belirtiyor ama bizler bu kararın gereğinin yerine gelmesi için hem içeride hem uluslararası alanda çeşitli faaliyetler yürüteceğiz” ifadeleri yer aldı.

Sancar, toplantıda şu başlıkları ele aldı:

“Kobanî davası diye bilinen yeni bir dava açtılar. 6-8 Ekim olaylarının faturasını partimize ve yoldaşlarımıza kesmek istiyorlar. Bu siyasete, bu geleneğe katkı sunmuş bütün değerli arkadaşlarımıza yönelik bir operasyondur. Bunu da boşa çıkaracağız. 26 Nisan’da ilk duruşması yapılacak olan bu davada da bizler hem iktidarın 6-8 Ekim politikalarını açığa çıkaracağız hem de orada sorumluluklarından dolayı bizzat iktidarın kendisini tarih önünde yargılayacağız. O mahkeme salonlarında yargılayacağız. Bize sanık sandalyesini işaret eden iktidara tamda o sandalyeden birer tarih yargıcı olarak halkın vicdanında mahkûm olduklarını göstereceğiz.

Benzer davaları geçmişte de gördük. İktidarın kaybettiği gerçeğinden, çaresiz saldırılarından başka bir anlam ifade etmiyor bu hamleler. Bu iktidarın çökmesine, erimesine ya da sonunun yaklaşmasına en büyük katkıyı HDP yapıyor. HDP var oldukça, bu yolda kararlı bir şekilde devam ettikçe iktidar ne yaparsa yapsın tutunamıyor. Daha önceki dönemlerde iktidarların çöküşünün en önemli nedeninin Kürt Sorununda şiddete dayalı inkarcı tutumları olduklarını biliyoruz. İktidar da buna tutunmuştur ve 2015’ten beri sürekli kaybetmektedir. Kendilerini çok güçlü sandıkları yerde, güçleneceklerine inanarak yaptıkları değişikliklere rağmen kaybettiler. Kaybettiren en önemli güç de bizleriz, sizlersiniz, halkımız, Türkiye halklarıdır. HDP etrafında toplanan iradedir. Onlara nasıl kaybettirdiğimizi gösterdik. 2019’dan itibaren kaybettiklerinin tescilini kendileri de gördüler. Bize düşen kararlı bir şekilde yolumuza devam etmektir.

Önümüzdeki sürece ilişkin bir mücadele süreci programı hazırlanıyor. 8 Şubat’ta yeni bir mücadele programı ilan edeceğiz. Haklılığımız sürekli çeşitli alanlarda tescil edilmektedir. Bunların son örneği AİHM’in Demirtaş şahsında aldığı kararıdır, iktidar bunu uygulamayacağını belirtiyor ama bizler bu kararın gereğinin yerine gelmesi için hem içeride hem uluslararası alanda çeşitli faaliyetler yürüteceğiz. Kampanyamız var bunları genişleteceğiz. Geçen hafta hem Fransa hem Almanya büyükelçileri ile görüşmeler yaptık. Dün AB Türkiye Delegasyonu Başkanı bir heyetle partimizi ziyaret etti. Bir önceki gün Avrupa Parlamentosunda büyük bir çoğunlukla bizim haklılığımızı teyit eden çok önemli bir karar çıktı. İçeride mücadelemizi yoğunlaştırıyor, dışarıda diplomatik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Başaracağımızı biliyoruz, bu zorlu yolda kazanacağız. Türkiye’ye Demokratik Cumhuriyetin gelmesi için yolumuza devam edeceğiz. Bunların gerçekleşmesi için hepimizin kararlılıkla yola devam etmesi gerekiyor.”

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ise kampanyanın dört ana konusunun tecrit, açlık grevleri, Kobani davası ve AİHM kararı olduğunu belirtti:

“Bütün bu meseleler sadece Kürtleri ilgilendiren meseleler değil. Bir bütün olarak Türkiye’yi ilgilendiren meselelerdir. O yüzden her kesimi, genişleye bildiğimiz kadar bizim dışımızdaki insanları katabildiğimiz oranda başarılı olabileceğimizi düşünüyoruz. Sadece bizimle sınırlı kalmayan bir süreci başlatacağız. Yanımıza demokrasi güçleri başta olmak üzere siyasi partileri, STK’leri, demokratik kesimleri alabileceğimiz bir süreci başlatacağız. Her kentin kendi özgününde yanına alabileceği mutlaka farklı kesimler vardır. Bu süreci birlikte ortaklaştırıp eylem ve etkinlikleri birlikte yapıp sonuç alıcı bir şekilde tamamlayacağımıza inanıyoruz.”