CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde yeni yıla ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu basın toplantısında, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Toplantıda Kılıçdaroğlu’na parti sözcüsü Faik Öztrak, Grup Başkanvekili Özgür Özel ve Genel Başkan Başdanışmanı ve İzmir Milletvekili Tuncay Özkan da eşlik etti.

“MAĞDURUN YANINDA OLACAĞIZ”

CHP Lideri, yeni yılın ilk günlerinde yaşanan sert tartışmalara dikat çekerek, “Hiçbir zaman haksızlığın yanında olmadım. Mağdurun hakkını korumak bize düşer. Çünkü mağdur vatandaş sesini çıkarttığında ya savcı çağırıyor ya da sosyal medyada linç ediliyor. Bu mağdurların hakkını biz savunacağız” dedi.
Kısır tartışmaların kimseye yararı olmadığını kaydeden Kılıçdaroğlu, “Mutfaklarda yangın var. İnsanlar gerçekten de perişan. Böyle bir ortamda, kısır tartışmaların içine girmek yerine, vatandaşların var olan sorunlarını çözmeye siyaset kurumunun kilitlenmesi gerekmez mi? Her soruna çözüm ürettik ve her sorun için hükümetin önüne çözüm koyduk. Eksik ya da yanlış bulabilirler ama onlar da çözüm koysunlar. Çözemiyorlarsa demeliler ki biz Türkiye’yi yönetemiyoruz” ifadelerini kullandı.
İktidarın ülkeyi yönetemediğini belirten Kılıçdaroğlu, ekonomide alınan birbirine zıt kararların bunu ortaya koyduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
” Soruyorum, 18 yıldır ülkeyi yönetiyorsun, 19. yıla girdik. Nasıl olur da 83 milyon vatandaşı Londra’daki bir avuç tefeciye teslim ettin. Dünyanın en yüksek faizini ödüyoruz, neden? Almanya’ya bakın, negatif faizle borçlanıyor. Yani borç verenler, ayrıca para veriyorlar. Parayı işlettiği için. Biz de faiz ödüyoruz. Neden? Bütün bunların tartışılması lazım… Bütün bu işler halktan yana mı, halktan yana mı yoksa bir avuç tefeciden yana mı davranacak ülkeyi yönetenler? Halktan yana yönetseler işsizlik olmazdı, tefecilerin kucağına oturmazdı hükümet, kimse adalet sorunu var mı diye sormazdı. Sokaktaki çocuk bile adalet sorunu olduğunu biliyor. (…) Biz 2021’de sorunu çözecek insanların siyasette yükselmelerini istiyoruz. Vatandaşın da artık yeter demesini bekliyoruz. Bu kadar acı, bu kadar göz yaşı, hak ettiğimiz acı ve göz yaşı değil. Her alanda ciddi sorunlarımız var. Biz bunları aşmaya kararlıyız, aşacağız. Birlikte aşacağız. Bu ülkenin insanlarıyla aşacağız.”

“ERDOĞAN’IN ÇARESİZLİĞİ OLARAK DEĞERLENDİRİYORUM”

Kılıçdaroğlu’nun gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlar ise şöyle:
Sözcü gazetesi ile ilgili Erdoğan’ın çıkışı oldu, “Okumayın, almayın” noktasına geldi, nasıl değerlendirirsiniz?
Bunu Erdoğan’ın çaresizliği olarak değerlendiriyorum. Almayın, okumayın ne demek? Benim söylediklerimi okuyun ne demek? Farklı düşüncelere tahammül edememek demek. Doğrular anlatıldığında bunu kabul edemeyen bir ruh haline sahip olmak demek. Hükümetin yanında gazeteler de var, bunlar niye kapatılmıyor diye aklımızdan geçmedi. Herkesin bizi beğenme, düşüncelerimizi paylaşma zorunluluğu yok. İsteyen haberlerini yapar. Medyadan istediğimiz haberi objektif verip, yorumu istediği gibi yapmasıdır. Eleştirirler. Eleştirinin olmadığı bir Türkiye, bir felaket tablosu içinde yaşayan Türkiye demektir.

ERDOĞAN İLE KENAN EVREN’İ KARŞILAŞTIRDI

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un 27 Mayıs’la ilgili açıklaması oldu, dünden beri darbe konuşuluyor, bu tartışmaya nasıl değerlendirirsiniz?
20 Temmuz’dan sonra Türkiye bir sivil darbenin zaten içindedir. Biz hiçbir darbeyi savunmadık. Demokrasinin bu noktaya gelmesinin temelinde darbeler vardır. Darbelere karşı çıkmak hepimizin ortak görevidir. Ama biz hem askeri, hem sivil darbelere karşıyız. 12 Eylül’de Kenan Evren ve arkadaşları ne yaptıysa, 20 Temmuz’dan sonra bunlar da yaptılar. 15 Temmuz’u fırsat bilip OHAL ilan ettiler, anayasayı değiştirdiler. Erdoğan’ı eleştirmeye kaç kişi cesaret ediyor, (Kenan) Evren’i kaç kişi eleştirebiliyordu. O zaman da parlamento askıya alınmıştı, şimdi de buna yakın bir tablo var. Hem sivil, hem askeri darbeye karşıyız.

“TÜRKİYE SİVİL BİR DARBENİN İÇİNDEDİR”

Boğaziçi Üniversitesi kampüsüne neden kelepçe takılmıştır? Ana muhalefet ya da toplumsal muhalefetin nasıl bir desteği ya da eleştirisi olacaktır?
Türkiye, sivil darbenin içindedir. YÖK, 12 Eylül darbe hukukun sonucudur. Bugün devam ediyor. 12 Eylül darbecilerinin yasal düzenlemeleri hala yürürlükte. O dönem rektör nasıl atanıyorsa, bugün de aynı şekilde atanıyor. İstediğini Erdoğan rektör atıyor, tek şartı var, partili olması lazım, Erdoğan’ı alkışlaması lazım. Görevi bu. Bu niteliklere sahipse rahatlıkla rektör atanabilir. Akademik özerklik çok önemli. Bilim üretilen yerlerde akademik özerklik vardır. Özgürce düşünülen yerlerde vardır. Akademisyenlerin bildiri yayımlaması sonucu o akademisyenler üniversiteden atılıyorsa, Türkiye’de bir darbe yaşandığını gösterir. Bir üniversitenin bir bilimsel özerkliğinin, yönetsel ve mali özerkliğinin olması lazım. Bunlar varsa üniversite diyoruz, yoksa üniversite demek zor. Darbe döneminin o kelepçeden daha güzel fotoğrafı olabilir mi? 20 Temmuz darbesinin fotoğrafı. Erdoğan, yoktur diyecek ama onunla her yerde her ortamda tartışmaya hazırım. Tabi cesaret edebilirse….
Erdoğan, iktidara geldiğinde üniversiteler seçiyordu rektörleri. Üç adaydan birini cumhurbaşkanı seçiyordu. Ne oldu 20 Temmuz’dan sonra, seçim kaldırıldı. 12 Eylül darbesi ile 20 Temmuz darbesi arasında hiçbir fark yok.

“TÜRKİYE ARTIK BORCUN BORCUNU ÖDÜYOR”

Emekli ve memurlara yapılan zam oranı açıklandı. Değerlendirmeniz nedir?
18 yılın sonunda Türkiye, ekonomik ve sosyal buhranla karşı karşıya. Türkiye, öyle bir noktaya geldi ki, borcun faizini ödemek için de borçlanmak zorunda. Ana para değil. Borcun faizini ödemek için de borçlanmak zorundasınız. Peki, bu borçların ödenmesi hangi toplumsal sınıflar üstlenecek? Bakıyorsunuz, kimlere veriliyor hak ettiği paralar? Memura, emekliye, işçiye verilmiyor. Milyonlarca işsizimiz var. Toplumun alın teri ile geçinen kesimi, fatura ödemek zorunda kalıyor. Siyasi tercih böyle. Geniş kitleler, bu tercihe karşı çıkıyorlarsa, oylarını ve tercihlerini değiştirmek zorundadırlar, demokrasi budur. Kendilerini yokluğa mahkum eden bir partiye mahkum etmeliler. Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumuna talimat veriliyor, enflasyonu o oranda açıklıyor. Bakanlardan biri yüzde 5’e indirebiliriz demiş. E kolay, talimat verilecek, öyle açıklanacak. Merkez Bankası Başkanı’nı “Dediğimi yapmadı” diye görevden alıyorsanız, TÜİK’i de alırsınız. Gerçek enflasyon, yüzde 36,7. Uzmanların açıkladığı. TÜİK’in açıkladığı yüzde 14,6. Vatandaşın yüzde 51,4’ü, yüzde 30’un üzerinde diyor. Bilim insanlarının rakamıyla, vatandaşınki aynı. Farklı olan TÜİK’in rakamı. Ezilen sınıflar biraz daha ezilecek, görünen tablo o. Fatura oraya çıkacak. Önümüzdeki dönemde vergi açısından da bütün yük sırtlarında kalacak.

“BANA KALSA MÜLAKATI KALDIRIRIM”

İşe alımlarda sözlü sınavlar CHP’li belediyelerde de yapılıyor. Ankara’da itfaiyeci alımında ilk 100’e girenlerin yüzde 80’i elendi…
Rakamları sizden duyuyorum, sorarım, varsa kesinlikle doğru bulmam. Bana kalsa mülakatı kaldırırım, KPSS’den kim yüksek aldıysa ona göre ihtiyaç karşılanır. O konuda Seyit (Torun) Bey’e söyleyelim, gerekirse biz bir genelge yayımlarız. Kadro sorunu, büyük bir sorundur. KPSS’yi genelge ile yürürlüğe koyan Bülent Ecevit’tir. Ama maalesef sözlü sınavlarla bunlar bir şekilde torpilin kurbanı oldu.

SAĞLAR TARTIŞMASINA DEĞİNDİ

Fikri Sağlar’ın türbanlı hakim açıklamaları konuşuluyor. Sağlar da parti yönetimini kastederek, “Benden kurtulmaya çalışıyorlar” açıklaması oldu…
Gereksiz bir tartışma, herhangi bir değerlendirmem de yok. Türkiye’nin gündeminde olmayan bir tartışmayı Türkiye’nin gündemine getirmenin hiçbir mantığı yok.
Biraz önce konuşmanızda “sorunu çözecek kişi”den söz ettiniz. Cumhurbaşkanlığı için sorunu çözebilecek kişi siz misiniz, yoksa bu kişi nasıl belirlenecek?
Önce şunu ifade edeyim. Kendimizi bir kişiye kilitlersek en büyük yanlışı yaparız. O bir kişi yönetecek demek. Ama devlet bir kişiden oluşmuyor. Devleti bu çerçevede yöneteceksiniz. Bu algı yaratılmaya çalışıyor, tehlikeli. Bir kişi gelecek, bizi kurtaracak. Biz Ortaçağ’da mıyız? Bizi kurtaracak olan istişare, akıl, bilgi, ahlak, erdemdir. Bir felsefe bizi kurtaracak, bir kişi değil. O felsefeye kimler sahipse, birlikte çözülecek bu sorun. Ben olaya böyle bakıyorum. Birlikte çözüm. Neden üniversitelerde bu kadar bilim alanı var. 21. Yüzyılın gelişmişlik tanımı var, küçük ayrıntılarda iş bölümüne giden ülke, gelişmiş ülkedir.

“UMUDUN ÖNÜNE PARA KONULAMAZ”

SMA hastası için bir kampanya başlatıldı. Sağlık Bakanı buna, “kirli bir kampanya” dedi. İktidarın bu tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Umut her zaman değerlidir. Umudun önüne para konulamaz. Para, umudu desteklemek zorundadır. Acaba karşı çıkanlar, kendi çocukları aynı pozisyonda olsa karşı çıkarlar mı? Başkasının çocuğunu kendi çocuğu gibi görmeyen insan, devleti sağlıklı yönetemez. O annelerin durumunu o beyler biliyor mu? Para her şey değil, insandır esas olan. Parayı öncelerseniz, insanın sorunları ikinci sıraya düşer. Acı olan ise bunun bir hekim tarafından dillendirilmesidir.

“GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLEMENTER SİSTEM ÇALIŞMAMIZ VAR”

2021’de muhalefetle, parlamenter sisteme ilişkin bir çalışma yapacak mısınız?
Güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili olarak, çalışmamız var. Ön çalışmalar yapılıyor. Parti içinde de dışında da görüşlere başvuruyoruz. Sadece biz değil. Gelecek Partisi yaptı, Millet ittifakını oluşturan diğer partiler de çalışmalarını yapıyorlar. Belli olgunluğa eriştikten sonra belki ittifakı oluşturan partiler bir ortak metin çıkarabilirlerse, Türkiye’nin önüne çok güzel bir metin konulmuş olacak.

“HDP ÇALIŞMA GÖNDERİRSE MEMNUN OLURUM”

Bütün siyasi partiler bizim için değerlidir. Hangi siyasi parti yapar gönderirse, teşekkür ederiz. AK Parti de yapar gönderirse teşekkür ederiz. HDP yapıyor mu çalışma bilmiyorum ama yapıp gönderirse, memnun olurum.
Millet İttifakı’nın ismi parlamenter sistem olabilir mi, böyle genişleyebilir mi?
Ben ittifakın sözcüsü değilim. Bir araya gelir karar veririz. Güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili yaklaşımını, önümüzdeki günlerde her partinin başkanı görüşünü kamuoyuyla paylaşacak. Sayın Akşener, bildiğim kadarıyla ilk grup toplantısında anlatacak. Bizim çalışmamız sürüyor. Güçlendirilmiş parlamenter sistem konusunda hemen oturalım, açıklayalım diye bir şey yok. Olgunlaşması lazım. Belli bir olgunluğa ulaştıktan ve genel başkanlar “Evet” dedikten sonra genel başkanlar bunu kamuoyuyla paylaşabilirler. Önemli olan niyet. Bu gidişin, gidiş olmadığını, felaket zincirine yol açtığını görmemiz lazım. Eskiye dönelim değil. Darbe hukukundan arınmış, askeri ve sivil, birinci sınıf demokrasinin uygulandığı bir ülke olmak zorunda Türkiye. Herkes düşüncesini söyleyecek, siyaset harcadıklarının her kuruşunu vatandaşa verecek. Türkiye Varlık Fonu denetim raporu gelecek, pandemi nedeniyle gelmemiş. Pes. Her gün gazeteler basılıyor. Sanki stadyumda hazırlıyorlar raporu. Aklın alacağı bir şey mi? Yalan söyleyecekseniz bari, akla uygun söyleyin. Covid oldu deyin denetim kurulu. Toplumun bile gülümseyerek söylediği yalanlardan siyasetin kaçınması lazım.
Demokrat Parti’nin ittifaktan ayrıldığı iddialarına ne diyorsunuz?
Hiç endişeniz olmasın, herhangi bir sorun yok. Belki Erdoğan’ı beslemek için yapıyorlar bu haberleri ama hepsi asparagas. Sayın Genel Başkan’la 3-4 gün önce birlikte yemekteydik.

FİKRİ SAĞLAR İLE İLGİLİ DİSİPLİN ÇALIŞMASI OLACAK MI?

İlker Başbuğ’un açıklamaları, sizin erken seçim çağrılarınıza bağlandı, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Fikri Sağlar’la ilgili disiplin işlemi olacak mı?
Erdoğan’ın CHP’yi hedefe koyup eleştirmesini anlıyorum. Çünkü söyleyecek bir şeyi yok. Gündem yaratamıyor, birisini düşmanlaştırması lazım, onun için de CHP’yi eleştirecek. BU acizliğini, yönetemediğini, sorunların altında kaldığını gösteriyor. İstediği kadar saldırsın. Çünkü kendisinden sonra CHP’nin geleceğini görüyor. Korkuyor Erdoğan. CHP’den korkuyor. Çünkü CHP iktidara geldiğinde devletin nasıl yönetileceğini sadece 83 milyon değil, bütün dünya görecek. İsrafla, yolsuzlukla nasıl mücadele edilir. Bunları görecek. İstediği kadar eleştirebilir. Gece de muhtemelen rüyasında en çok beni görüyordur. Sayın Sağlar’ın açıklamaları bizim partimize zarar vermez. Son 10 yılda en büyük değişimi yaşayan parti CHP’dir. Erdoğan, bunu sindiremiyor. CHP, sokaktaki vatandaşın partisidir. Erdoğan’ın dokunamadığı bütün kesimlere CHP dokunuyor. Taşeron işçilerin sorununu biz çözdük. Asgari ücreti belediye olarak onlardan fazla veriyoruz. CHP’li belediyeler, Erdoğan’ın dışarıdan aldığı borcun faizinden daha düşük faizle borç alıyor. Erdoğan, bunların dillendirilmesini istemiyor. CHP artık 2021 yılının en güven veren partisidir. Söylediği her söz, eleştirileri doğrudur. Çözüm konusundaki görüşü yüzde 100 doğrudur. Erdoğan, apartman görevlilerinin, orman köylülerinin durumunu bilemez. Biz biliriz. Onlar devleti arpalığa çevirdiler. Milyonlar işsiz var, Erdoğan’a yakın olan ise 5 maaş alıyor. Nasıl 5 maaş alıyorsun? Tabi, bunları dillendiren partiyi suçlayacak. Aşı tartışması, aşı gelirse oluruz. Karşı çıkmak doğru değil. Kararı doktorlar verir.

“DARBE DÖNEMİNDEYİZ HER ŞEY YAPILABİLİR”

HDP konusunda Bahçeli kapatılsın çağrısı yaptı, ama iktidardan ses gelmedi. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu AK Parti ile MHP arasındaki bir sorun. Oturup konuşsunlar. Bizim görüşümüz, anayasa açık, siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurudur. Parti kapatılır mı, kapatılabilir. Darbe dönemindeyiz, her şey yapılabilir. Ama doğru değil, demokratik standartları geriye götürür, var olan demokrasi kırıntısını da götürür. Her türlü eleştiriyi yapın ama kapatma yoluna giderseniz bu doğru değil.

“İNCE İLE İLGİLİ BİLGİM YOK”

Muharrem İnce ayrı parti kuracağını söylüyordu, partinizden istifası genel merkeze ulaştı mı?
Hayır, bilmiyorum, Genel Merkez’den kim ayrıldı ya da üyelikten kim ayrıldı, ayrılmadı. Onu genelde şöyle yapıyoruz. Her hafta MYK’de kaç kişi üye oldu, kaç kişi ayrıldı, onun rakamları gelir. Onun dışında partimiz gayet iyi yani, herhangi bir sorunumuz yok.