24 Eylül 2020, Perşembe

Selahattin Demirtaş: AKP içinden asla umut çıkmaz

Eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, AİHM’den olumlu bir sonuç beklediğini ifade etti. AKP içerisindeki çatışmayla ilgili değerlendirmede de bulunan Demirtaş, “AKP’deki muhalifler, ileri demokrasinin adresi olmayacaklar” dedi

Edirne Cezaevi’nde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 18 Eylül’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) görülecek duruşma öncesinde Birgün Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. AİHM’den hak ihlaline yönelik karar çıkmasını beklediklerini ifade eden Demirtaş, “Bizim hukuki argümanlarımız son derece güçlü, delilli, belgelidir. AİHM şaşırtıcı bir kararla kendi içtihatlarından sapmazsa AKP hükümeti aleyhine ihlal kararları çıkacağına inanıyorum” dedi.

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın AKP içerisinde yaşanan “kavga”dan Kazdağları ile gündeme gelen çevre katliamlarına kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

AİHM’de 18 Eylül tarihinde görülecek duruşma öncesinde özgürlüğünüzü talep eden bir sosyal medya kampanyası başlatıldı. Dünya listelerine ilk beşe giren bu kampanyada dört bir yandan birçok insanın desteğini aldınız. Bu kampanya hakkında neler söylemek istersiniz?

Türkiye’de binlerce siyasi tutsağın hukuk dışı bir şekilde cezaevlerinde tutulduğunu sadece Türkiye toplumu değil, dünya kamuoyu da yakından biliyor. Otoriter AKP rejimi, başını deve kuşu gibi kuma gömerek hakikatlerden kaçmaya çalışsa da herkes Türkiye’deki faşizan yönetim anlayışının yarattığı zulümlerin farkındadır. Bu nedenle, benim adımı sembolleştirilen, bütün siyasi tutsakların özgürlüğünü isteyen kampanyalar, demokrasi mücadelesinin bir parçası olarak ele alınmalıdır. Demokrasi ve özgürlük mücadelesi gelişmeden siyasi tutsakların özgür olması da mümkün değildir. Bizim özgürlüğümüz ve kaderimiz, halkın özgürlüğüyle doğrudan bağlıdır.
Siyasi tutsaklara özgürlük kampanyasına destek veren herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Bulundukları her yerde faşizmin geriletilmesi ve demokratik bir Türkiye için mücadelelerini yükseltmeye davet ediyorum.

KARARI TANIMAK ZORUNDALAR

Yaklaşan AİHM duruşmasını değerlendirir misiniz? Ne gibi bir karar çıkmasını bekliyorsunuz? İç hukuk ve iktidar bu karara “saygı” duyar mı?

Bir defa şunu açıkça belirtmemiz gerekir ki dünyada politik etkilerden ve baskılardan bağımsız çalışabilen hiçbir mahkeme yoktur. AİHM’in de özellikle son birkaç yıldır Avrupa’daki siyasi ve ekonomik gelişmelerden etkilenen kararlar verdiğini veya karar vermeyi geciktirdiğini görebiliyoruz. Avrupalı kurumların, mülteciler konusunda Türkiye ile iyi geçinebilmek için AB değerlerinden uzak, ilkesiz tutumlar içine girdiğini gözlemleyebiliyoruz. Her ne kadar AİHM bunlardan en az etkilenen kurum olsa da, hiç etkilenmediğini söylememek doğru olmaz.
AİHM’nin alt dairesi, 20 Kasım 2018 tarihinde tahliyeme karar vermiş olmasına rağmen, AKP rejiminin açık ve baskı tehditleri nedeniyle, mahkeme bu kararı uygulamadı. Biz de hükümet de AHİM’e itiraz edince, Büyük Daire duruşma yapmaya karar verdi. Bizim hukuki argümanlarımız son derece güçlü, delilli, belgelidir. AİHM şaşırtıcı bir kararla kendi içtihatlarından sapmazsa AKP hükümeti aleyhine ihlal kararları çıkacağına inanıyorum. Böylesi bir karar, hem Türkiye’de yargıya ve parlamentoya yol gösterici olacak hem de Avrupa’da giderek büyüyen otoriterleşme tehdidine verilmiş önemli bir cevap olacaktır.

Türkiye’de mahkemelerin AİHM ve AYM kararlarını tanımama gibi bir yetkileri yoktur. AKP iktidarının ise hesabına gelmeyen hiçbir yargı kararına saygı göstermediğini ve göstermeyeceğini geçmişteki pratiklerinden biliyoruz. Ancak bizim de hukuki ve siyasi mücadelemiz her koşulda devam edecektir. Yine AİHM’nin benimle ilgili vereceği karar, tutuklu yüzlerce siyasetçi için emsal olacaktır.

HDP, önceki hafta Merkezi Örgütlenme Konferansını düzenledi. Kongre sürecine kadar çeşitli buluşmalar gerçekleştirilecek. Geride kalan konferansı ve buradaki katkıları ne şekilde yorumlarsınız?

HDP, kendini kesintisiz bir şekilde özeleştiriye açık tutan bir partidir. Sadece seçim süreçlerinde değil, her dönemde parti örgütü ve halkla ilişkiler mutlaka masaya yatırılır. 2020’nin başlarında yapılması düşünülen HDP Büyük Kongresi öncesinde, örgütlenme sorunları başta olmak üzere yaşanan tüm sorunlar açık yüreklilikle, cesaretle tartışılmış ve önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Halkın, siyasetin öznesi haline gelebilmesi, siyasete doğrudan katılım mekanizmaları, parti içi demokrasi, yerel yönetimlerde hizmet odaklı demokratik hamleler, kadınların ve gençlerin siyasete daha aktif katılmaları, yeni anayasa ve demokrasi ittifaklarıyla birlikte savaşa karşı barış mücadelesinin yükseltilmesi konularında ciddi kararlaşmalara gidilmiştir. Tüm parti kadrolarımızın, ama özellikle HDP’yi emeğiyle, alınteriyle, canı ile var etmiş halkımızın bu kararlara mutlaka sahip çıkması ve uygulamaları takip etmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemde HDP’nin barış ve çözüm odaklı politikasını büyüteceğine inanıyorum. Geleceğin “Demokratik Cumhuriyeti” HDP’siz inşa edilemez. Eminim ki HDP de buna hazır olacaktır.

CHP KRİTİK KONUMDA

AKP içerisindeki muhalif oluşum, sıcak siyasetin ilk gündem maddeleri arasında yer alıyor. Babacan yayımladığı son bildiride, “ileri demokrasi” vurgusu yaptı. AKP kurucusunun bu değerlendirmelerini nasıl yorumluyorsunuz? AKP içerisinden çıkan oluşumların ileri demokrasi vaadi ne derece tutarlıdır?

AKP’den ayrılarak parti kuracaklarını söyleyen kesimlerin nasıl bir program ve kadroyla yola çıkacaklarını bilmiyoruz. Bunların AKP tabanını etkileme gücünün olup olamayacağı da belli değil. Ancak ileri demokrasinin adresi olmayacaklarını şimdiden söyleyebiliriz. Merkezinde sol hareketlerin olduğu bir demokrasi bloku dışında hiçbir alternatif ne gerçekçi olabilir ne de umut.
Ancak yine de merkez sağda, otoriter faşizan AKP-MHP blokunun içinden liberal bir sağ çizginin çıkması, faşizmi geriletmek açısından önemli olabilir. HDP her halükârda demokrasi ve barış çizgisinde ısrarcı olacaktır. Burada kritik konumda olan CHP’dir. CHP, demokrasi bloğuna yüzeysel ve pragmatik yaklaşmaktan vazgeçerek açık, şeffaf ve ilkeli bir demokrasi blokunun parçası olmalıdır. Bunu geciktirir veya tedirgin yaklaşmaya devam ederse bundan faşizm kazançlı çıkacaktır.

Suriye’de barış koridoru ve güvenli bölge tartışmaları sürüyor. “Fırat’ın doğusuna operasyon” da iktidar tarafından dillendiriliyor. Bu söylemi neye bağlıyorsunuz? Öte yandan Suriye’ye yeni bir müdahale ne gibi sonuçlar doğurur?

Türkiye’nin Suriye politikası ilk gün de yanlıştı şimdi de yanlış. Siz bir dış politikayı, sadece birilerinin kaybetmesi üzerine, yani Kürtler ve Esad’ın kaybetmesi üzerine kurarsanız zaten baştan kaybetmişsiniz demektir. Türkiye’nin Suriye politikası birilerine kaybettirmek değil, Türkiye’ye kazandırmak olmalıydı. Bunun da en akıllıca yolu, Kürtler ve Esad dahil, Suriye’deki bütün kesimlerle diyalog kurabilme kapasitesini canlı tutmak olmalıydı.

Ama ırkçı, mezhepçi ve yayılmacı dış politika anlayışı, Türkiye’yi Suriye’de cihatçıları desteklemeye kadar götürdü. Suriyeli Kürtler işbirliği için gözünü Türkiye’ye dikmişken AKP iktidarı cihatçılarla işbirliği yapmayı tercih etti. Bu da, Kürtleri adım adım ABD ve Rusya’ya doğru itmiş oldu.

Bugün imkânsız gibi görünen ama en gerçekçi, en mantıklı ve kazandırıcı olan şey Suriyeli Kürtler ile Türkiye’nin doğrudan görüşmesi ve işbirliğine gitmesidir. Savaş ve işgal girişimleri Türkiye’yi çok daha büyük tehditlere açık hale getirir. Savaş ısrarından vazgeçip Suriyeli Kürtlerle diyalog ve işbirliği ortamı geliştirilmelidir. Umarım CHP’nin yapacağı Suriye Konferansı’nda da Kürtler görmezden gelinmez. PYD’nin davet edilmemesini anlayabiliyorum ancak Kürtler bir şekilde kendilerini o konferansta açıklayabilmelidir.

TÜRKİYE’NİN DOĞASI İNSAFSIZCA SATILIYOR

Kazdağları ile birlikte, doğa katliamına yol açan projeler kamuoyunun gündeminde daha çok yer almaya başladı. Siz bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

AKP iktidarı, kapitalizmin ve neoliberalizmin 20-30 yıl önceki en vahşi halini kendi ülkesinde uyguluyor. Almanya, Fransa, İngiltere, Kanada, Japonya gibi ülkeler dahil, çok sayıda kapitalist devlet, kendi ülkelerindeki doğa katliamlarını en aza indirecek tedbirleri alarak risklerin tamamını 3’üncü dünya ülkelerine havale etti.

Siz bugün Kanada’da bu kadar acımasızca ağaç kesip böylesine tehlikeli bir şekilde altın arayamazsınız. Ama Kanadalılar bunu Türkiye’de rahatlıkla yapabilirler. Bugün artık Türkiye’nin bütün doğal güzellikleri utanmazca, insafsızca sermayeye peşkeş çekilmektedir. İşin daha hazin ve vahim tarafı ise AKP iktidarının bu yolla yabancı sermayeyi ülkeye çekmiş olmayı başarı hikayesi gibi sunmasıdır. Neoliberalizmin kesintisiz büyüme ve aşırı tüketime dayalı işleyişi, doğanın tüm kaynaklarını da sermayenin hizmetine sunmaktan çekinmez. Mevcut ekonomik kriz derinleştikçe, AKP iktidarı daha ağır ekolojik felaketlere yol açacak peşkeşleri sürdürecektir.
Oysa onurlu bir yaşam için, yeteri kadar gelir için, işsizliğin önlenmesi için kapitalizme mecbur değiliz.

Kaynak: Birgün

Son Haberler

GÜN SONU | 23 Eylül 2020 – Günün öne çıkan haberleri

dokuz8HABER olarak 23 Eylül’de öne çıkan gelişmeleri sizler için derledik. Koronavirüs tedbirlerini yok sayarak oğluna 1500 kişilik düğün düzenleyen AKP Milletvekili Cemil Yaman’a 6360 TL...

Kaymakamlığın ceza kestiği AKP’li vekilin düğününe kaymakam da katılmış

Koronavirüs tedbirlerini yok sayarak oğluna 1500 kişilik düğün düzenleyen AKP Milletvekili Cemil Yaman’a 6360 TL para cezası verilmişti. Düğüne Kocaeli Valisi Serdar Yavuz’un yanı...

“Türkiye ABD’li ilaç şirketlerine borcunu ödemiyor, şirketler satışı durdurabilir”

ABD Türkiye Büyükelçisi David Satterfield, bir yıl önce AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın söz vermesine rağmen...

“Erdoğan’ın avukatlarından talimat alan savcı ve hakimler var”

CHP Genel Başkanı Halk TV'de Şirin Payzın'ın sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu, "Erdoğan'ın avukatlarından talimat alan savcı ve hakimler var" ifadelerine yer verdi. CHP Genel Başkanı Halk...

Çok Okunanlar

Yarkadaş Düzen’in TFF’den de para aldığını söyledi: İstifa bekliyoruz

Habertürk'te Fatih Altaylı canlı yayında TRT spikeri Ersin Düzen'in aylık 400 bin lira maaş aldığını iddia etti. Bu iddialara...

Sofi Ömer’e özgü halay tarzı sınırları aştı

Kendine özgü halay çekme tarzıyla fenomen olan Sofi Ömer, birçok ülkede taklit edildi. Sosyal medya kullanıcıları ise, "Meğer Sofi...

Eğitim-Sen koronavirüs tespit edilen 76 okulun ismini açıkladı

Yurt genelinde 76 eğitim kurumunda koronavirüs vakası belirlendiğini açıklayan Eğitim-Sen, kurumların isimlerini paylaşarak, "MEB hızla soruna müdahale etmeli ve...

“Müge Anlı, Aleyna Çakır ve Gülay Uygun’un dosyalarını kapattı” iddiası

Aleyna Çakır dosyasını işleyen ve bu süreçte Gülay Uygun'un şüpheli ölümüyle hedef gösterilen Müge Anlı, bugünkü programında Çakır ve...

Moody’s’den Türkiye için sert devalüasyon uyarısı

Türkiye'de artan ekonomik kriz ve TL'nin dolar ile euro karşısında hızla değer kaybetmesi üzerine Moody's uyarılarda bulundu. Moody’s ekonomide yaşananlara...

Ali Altınbaş ve Sofu Altınbaş gözaltına alındı

Altınbaş Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Ali Altınbaş ile Altınbaş Vakfı Başkanı Sofu Altınbaş, İstanbul Mali Polisi'nin yaptığı operasyonla gözaltına...

Keçi yansımasıyla kavga etti, otomobile 3 bin liralık zarar verdi

İstanbul Çekmeköy'de bir keçi park halindeki otomobilin kaportasından gördüğü kendi yansımasına defalarca boynuzlarıyla vurdu. Çekmeköy'de Mücahit Arıcı'ya ait 12 keçiden...

Spor medyasında ortalık karıştı: Fatih Altaylı ve Ercan Taner birbirlerinin numaralarını paylaştı

Habertürk Yazarı Fatih Altaylı canlı yayında TRT Spor spikeri Ersin Düzen'in TRT ve TFF'den toplam 500 bin lira aldığını...

Rıdvan Dilmen NTV canlı yayınında “FETÖ’cü” diyerek isimler açıkladı

Spor Yorumcusu Rıdvan Dilmen NTV canlı yayınında "FETÖ'cü" diyerek bazı isimleri ve sosyal medya paylaşımlarını açıkladı. Ünlü futbol yorumcusu Rıdvan...

“Müge Anlı, iktidarın fay hatlarına dokundu”

Gazeteci Barış Terkoğlu, Cumhuriyet gazetesinde bugün yayımlanan yazısında Müge Anlı'nın programında araştırılan Aleyna Çakır'ın şüpheli ölümüne dair, "Öyle görünüyor...

Gözden Kaçmasın