dokuz8GÜNDEN KALAN programına konuk olan Selahattin Demirtaş’ın avukatı Ramazan Demir, AİHM’in Selahattin Demirtaş ile ilgili kararını değerlendirdi. Demir, Cumhurbaşkanı’nın yargıya talimat verdiğini söyleyerek ‘’Türkiye bu kararı eninde sonunda uygulamak zorunda. Cumhurbaşkanı’nın ‘Bizi bağlamaz’ gibi sözlerinin bir anlamı yok’’ dedi.

dokuz8GÜNDEN KALAN programında HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatı Ramazan Demir, Gazeteci Bekir Güneş’in sorularını yanıtladı.
‘’AİHM’in dün vermiş olduğu Büyük Daire Kararı her açıdan çok tarihi ve güçlü bir karardı’’ diyen Demir, ‘’Bu vurguyu biz hep yapacağız çünkü çok sık karşılaştığımız bir karar yapısı değildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ilk defa bir seçilmiş hakkında asılsız ve siyasi saiklerle tutuklanması ile ilgili karar verdi’’ değerlendirmesinde bulundu.

Demir, sözlerine şöyle devam etti:

‘’DEMİRTAŞ, İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE SEÇME SEÇİLME HAKKINDAN MAHRUM BIRAKILDI’’

Bu açıdan çok önemliydi. AİHM verdiği kararda şu konuların önemine vurgu yaptı;
-Selahattin Demirtaş’ın siyasi beyanlarının cezalandırılarak tutuklanması ve bundan dolayı ifade özgürlüğünden ve seçme seçilme hakkından mahrum bırakılmış olması
-Referandum sürecinde milletvekilli olarak tutuklanması ve bu tutukluluk halinin onu, seçme seçilme hakkından alıkoyması
-Tutukluluğunun gerekçesiz olarak devam ettirilmesi
-Tutukluluğunun siyasi ve hatta cumhurbaşkanının müdahaleleriyle devam ettirilmesi
Bu sebeplerden dolayı AİHM Büyük Daire, 5. madde ile bağlantılı 18. maddenin iptaline karar verdi.

‘’AİHM TÜRKİYE’NİN BAŞKA BİR DAVADAN TUTUKLULUK HAMLESİNİ ÖNDEN ÇÜRÜTTÜ’’

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bunu söylerken 5. madde ile bağlantılı özgürlük ve güvenlik hakkı ile bağlantılı 18. madde ihlali verdikten sonra Selahattin Demirtaş’ın derhal tahliyesine karar verdi. Bu çok önemli bir şey ve mahkemelerin çok sık yaptığı bir şey değil. Mahkeme bunu yaparken Selahattin Demirtaş’ın ilk tutukluluğundan ve dokunulmazlıkların kaldırılması sürecinden başlatıyor. Bugüne kadar hem sunulan gerekçeler hem ilk gerekçeleri değerlendirip hepsini tek tek çürütüp en nihayetinde bu dokunulmazlıkların kaldırılması usulünün de Anayasa’ya aykırı olduğunu vurgulamış. Bu gerekçelerin siyasi lider olarak Selahattin Demirtaş’ın ne tutuklanmasının ne de tutukluluğunun devam ettirilmesi için yeterli olamayacağına yönelik ihlal kararı vermiş. Bu yüzden delillerini çürüttüğününüz bir tutuk halinin devam etmemesi gerekiyor. Selahattin Demirtaş’ın ikinci tutukluluğu ile alakalı olarak mahkeme bunu da görüp Türkiye’nin bu hamlesini de önden çürüterek, ikinci tutukluluğun ilkinin devamı ve ilkinin delilleriyle sürdürüldüğüne karar vererek tahliye kararı verdi.

‘’CUMHURBAŞKANI’NIN YANILTILDIĞINI DÜŞÜNÜYORUZ’’

Biz cumhurbaşkanının çok ciddi bir şekilde yanıltıldığını düşünüyoruz. Hukuk kurmaylarının bunu söyleye bilmesi için çok ciddi bir şekilde hukuk cahili olması lazım. Biz iç hukuk yollarını tüketmiş olsaydık bunu zaten AİHM söylerdi ve bizi geri gönderirdi. Bizim ihlal kararı aldığımız konu ile ilgili Anayasa Mahkemesi de karar verdikten sonra oraya gittik. O yüzden Cumhurbaşkanı’nı kim yanıltıyor ve manipüle ediyor bilmiyorum. Kararı açıp okusalar AİHM 100-150 sayfalık iç hukuk yollarının tüketilmesi ile ilgili gerekçe yazmış. Nereden bunu uyduruyorlar Biz de anlam veremiyoruz. Biz bütün yolları tükettik. Duruşmada kendi avukatları da bu konuda bir şey söylemediler. Böyle bir itirazları olmadı. Şimdi nereden akıllarına geldi de bunu uyduruyorlar gerçekten biz de bilmiyoruz.
‘’Kararın yayınlanmasının üzerinden tam 24 saat geçti. O saat itibariyle Demirtaş’ın derhal tahliye edilmesi gerekiyordu’’ diyen Demir, sözlerinde ‘’Çünkü mahkemenin kararı herhangi bir yoruma, herhangi bir esnetilmeye mahal vermeyecek açıklıkta ve netliktedir’’ vurgusu yaptı ve şöyle devam etti:

‘’TÜRKİYE’NİN BU KARARI UYGULAMAMA GİBİ BİR ŞANSI YOK’’

Derhal tahliye edilmesi gerekiyordu. Bu tabii ki yapılmadı. Normal bir hukuk devletinde derhal tahliye kararı verilmemiş olsaydı bile bu kadar sert ve ağır ihlallerle zaten Demirtaş’ın kendiliğinden serbest bırakılması gerekiyor. Ancak AİHM, Türkiye’yi tanıdığı ve bildiği için kendisini doğrudan insiyatif almak zorunda hissetti. Bunu eninde sonunda uygulamak zorunda Türkiye. Bu ‘Bizi bağlamaz’ gibi sözlerin bir anlamı yok. Türkiye’nin bu sertlikte bir Büyük Daire kararını uygulamama gibi bir şansı yok. Sayın Buldan’ın açıkladığı gibi il ve ilçe teşkilatlarının hazırlık yapıyor olması haklarıdır. İnsanların bu karardan beklentiye girmesi kadar doğal bir şey olamaz. Çünkü insanlar mahkemeye güveniyor. Cumhurbaşkanı güvenmiyor olabilir ve Kendisi bu arada AİHM’den saygı görmeyi bekliyor. AİHM’in öyle bir mecburiyeti yok. Sen AİHM’e saygılı olacağına anayasada 90’da söylemişsin.

Bu senin yükümlülüğün. Sen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bir mahkemesinin yargı sistemini tanıdıysan o saygıyı sen göstereceksin. Normal olan budur ama bizim ülkemizde Cumhurbaşkanı saygı bekliyor. Dolayısıyla bunlar ciddi garabetler yani komik bile değil artık. Fakat içi boş söylemler bunlar, Cumhurbaşkanı istediğini söylesin. Bu arada bu karar Cumhurbaşkanı’na değil mahkemelere verilmiştir. Bu kararı uygulamayacağız demek doğrudan yargının kendisine talimattır. Bu karar bu yüzden çıktı. Bu kararın içeriğinde Cumhurbaşkanı’nın bu müdahaleleri var. Nasıl müdahale ettiğini o yargısal süreçleri nasıl yönlendirdiğini ilişkin tespitler var. Cumhurbaşkanı’nın bugünkü açıklaması da başka bir ihlalin konusu olacak. Bunların hepsi kaydediliyor ve bunlar tarihi şeyler.

‘’TAHLİYE KARARINI SAVCILIĞA GÖNDERDİK’’

Biz şimdi tahliye kararımızı da savcılığa gönderdik. Çünkü soruşturma hala devam ediyor. Karar açık sizin tutukluluk gerekçesi yaptığınız gerekçe artık yok. AİHM bunu çürüttü. Savcılık bu kararı hemen veya 10 gün sonra da inceleyebilir fakat AİHM kararı olduğu için bekletme veya geciktirme gibi bir lüksleri yok. Her geciken dakika ve saat için Türkiye’nin sözleşmenin 46. maddesi bağlamında yükümlülüğü doğuyor. Bu yüzden savcılığın derhal karar vermesi gerekiyor. Fakat önceki karardan bildiğimiz gibi keyfekeder hareket ediyorlar. Türkiye’nin bu pratiğinden dolayı hemen sonuç beklemiyoruz birkaç günü bulabilir.

‘’BU KONU ARTIK AİHM’DEN ÇIKTI’’

Bu konu artık AİHM’den çıktı. Artık bu kararın uygulanmasını denetleyecek olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’dir. AİHM kararlarının uygulanması ve infazından sorumludur. Bu karar Komite’nin önüne girecek ve Komite uygulanıp uygulanmadığını denetleyecek. Bu denetleme süreciyle birlikte Türkiye ile ilgili yaptırımlar başlayabilir. Tahliye edilmezse aşama aşama başka seçenekler devreye girebilir. Sözleşmenin 46/4. maddesi uyarınca Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden atılmasına kadar varacak yaptırımlar olabilir.

‘’TÜRKİYE’YE YAPILACAK EN AĞIR YAPTIRIM KONSEY’DEN ATMAKTIR’’

Türkiye’nin Konsey’de belli organlarda oy kullanma hakkı elinden alınabilir. En ağır yaptırım Konsey’den atılmaktadır. Çünkü siz Konsey’in aldığı kararı tanımıyorsunuz. Dolayısıyla o Konsey’de bulunmayı hak etmiyorsunuz. Ama ben Türkiye’nin eninde sonunda bu kararı uygulayacağını düşünüyorum. Çünkü uygulamamasının hukukun üstünlüğü görüntüsü açısından ve dolayısıyla kendi ekonomisi ve piyasası açısından da ciddi sonuçları olacak. Avrupa’dan tepkiler gelmeye başladı ve bu artarak gelmeye devam edecek.